Kalbinizin ve beyninizin sağlığı için seyahat edin

Tatiller kalp hastalığı riskini azaltıp demans (bunama) hastalarına yardımcı oluyor

Kalbinizin ve beyninizin sağlığı için seyahat edin
TT

Kalbinizin ve beyninizin sağlığı için seyahat edin

Kalbinizin ve beyninizin sağlığı için seyahat edin

Seyahat terapisi, belirli koşulları tedavi etmek için ve bazı kronik rahatsızlıkları olan kişilerin sağlığını iyileştirmek için günümüzde yaygın olarak kullanılan tıbbi terim haline geldi.
Avustralya ve Çin'den araştırmacıların yaptığı ve Progress in Tourism Management dergisinin önümüzdeki Ekim sayısında yayınlanacak olan "Demans tedavisinin seyahat ve psikolojik açıdan pozitiflikle ilişkisi" başlıklı bir araştırma ilginç veriler içeriyor.
Araştırmacılar, makalenin giriş kısmında şu bilgilere yer veriyorlar:
Seyahat ve bunama arasındaki olası ilişkiyi tıbbi açıdan inceleyen hiçbir araştırma yapılmamıştır. Turizmin toplumda giderek daha önemli hale geldiği göz önüne alındığında, çok disiplinli bir ekip, demanslı bireyler için turizmin potansiyel faydaları hakkında fikir veriyor. Farmakolojik olmayan müdahalelere ek olarak turizm demans hastalarını iyileştirmenin olası bir yolu olarak sunulmaktadır.”

Seyahat terapisi
Seyahat terapisi, artık yaygın olarak kullanılan bir tıbbi terim haline geldi. bu yeni terim belirli hastalıkları tedavi etmek için sağlık hizmetleri sunan yerlere seyahatin yanı sıra, bazı kronik rahatsızlıkları olan kişilerin sağlık durumlarını iyileştirmede turizm amaçlı seyahatin fizibilitesini içeriyor. Kovid-19 pandemisinin ortaya çıkmasından uzun zaman önce, seyahat her zaman birçok sağlık yönü ile ilişkilendirilegelmiştir. Bu ilişki, dünyanın bazı bölgelerine seyahat ederken belirli aşıları yaptırmakla sınırlı olmadığı gibi, seyahat öncesi, seyahat sırasında ve sonrasında bir güvenlik ve keyif aracı olarak dikkat edilmesi gereken sağlık hususlarının bir listesi de değil. Daha ziyade, genellikle dahiliye veya aile ve toplum tıbbı kitaplarında ana bölümlerden biri olarak sunulan tıp dalının bir yönü olan ‘Seyahat Tıbbı’ kapsamında.
Yakın tarihli bir çalışmada, araştırmacılar seyahat terapisinin demans hastalarının yaşadıkları günlük komplikasyonlarını ve yansımalarını hafifletmeye terapötik katkı sağladığını ve toplumun ruh sağlığını iyileştirmenin yararlı bir yolu olduğunu öne sürüyorlar.
Araştırmacılar, bunamanın birçok insanın düşünme, hatırlama ve çalışma yeteneğini etkilediğini söylüyor.
Çoğu demans vakası için tedavi seçeneği olmadığından, destekleyici bakım genellikle demanslı kişilerin mümkün olduğunca uzun süre daha yüksek yaşam kalitesine sahip olmalarına yardımcı olmalarının bir yolu. Araştırmacılar, bu yeni çalışmalarının turizmin veya seyahat terapisinin zihinsel sağlık için faydalı olabileceğini ve beyin sağlığını olumlu yönde etkileyebilecek birçok bileşeni olabileceğini gösterdiğini söylediler. Demanslı insanlar için seyahat etmenin, özellikle ruh sağlığı ve rahatlama açısından önemli yararları olabileceğini öne sürdüler.

Turizm etkisi
Araştırmacılar son çalışmalarında turizmi “bir yılı geçmeyen bir süre boyunca bireyin günlük çevresinin dışında kalan yerleri ziyaret etmesi” olarak tanımlayarak turizm deneyiminin dört ana bileşeni olduğunu belirttiler. Bunlar:
-Duygular ve ruh hali üzerindeki etkisi (duygusal deneyim)
-Düşünceler ve anılar üzerindeki etkisi (bilişsel Deneyim)
-Değişen davranışlar üzerindeki etkisi (konatif deneyim)
-Duyular üzerindeki etkisi (duyusal deneyim)
Çalışmanın yazarları, turizmin, birden fazla psikolojik etkiye sahip bu çeşitli bileşenler aracılığıyla demans hastalarının refahı ve yaşam kalitesi üzerinde potansiyel olarak olumlu bir etkiye sahip olabileceği sonucuna varıyorlar. Araştırmacılar, demans hastalarının turizmden ve seyahatten yararlanmalarının bir yolu olarak, bir kişinin seyahatte neler yapabileceği ve seyahat sırasındaki olumlu deneyimleri gibi ‘olumlu psikolojik’ duruma olan ihtiyacına odaklandı. Aile üyeleriyle grup seyahati ve egzersiz gibi sosyal etkileşimleri artıran veya duyuları harekete geçiren plajlar, arkeolojik alanlar ve festival mekanları gibi yerlere seyahat gibi hastalara yardımcı olabilecek turizm bileşenlerini uygulamak için çeşitli yollar önerdiler.
Araştırmanın baş yazarı Dr. John Wayne şunları söyledi: "Tüm turistik deneyimler, beyin işlevini uyaran beklenti ve planlama öğeleri sunar. Egzersiz genellikle turist deneyimlerinin önemli bir bileşeni ve genellikle bunama müdahale planlarına dahil edilir. Demans hastaları için plaj ziyareti gibi turistik deneyimler, tıbbi olmayan demans müdahaleleri olarak duyusal uyarım, ruh hali geliştirici, egzersiz ve müzik terapisi sağlar. Grup halinde seyahati psikolojik destek sağlayabilir. Müzik, bunama hastalarına yönelik müzik terapi programlarıyla uyumlu hale getirilebilir.”

Akıl sağlığının kuvvetlendirilmesi
Psikofarmakoloji ve Madde Bağımlılığı bülteninin Temmuz 2017 sayısında, Dr. Andrea Robinson, ‘Yaz Tatili Yapmak İçin Dört Neden’ başlıklı makalesinde seyahatin zihinsel sağlık açısından yararlarından bahsettiği yazısında tatili psikolojik
“Kişisel yaşamdan psikolojik tatmin. Tatil yapmak birçok fiziksel ve zihinsel sağlık yararına yol açabilir. Bu faydaların bazılarının işe döndükten sonra aylarca devam ettiği kanıtlanmıştır. Kanada'da yapılan bir araştırma, daha fazla izin kullanmanın genel sağlık ve yaşam memnuniyeti ile olumlu bir şekilde ilişkili olduğunu buldu. Tatiller zaman baskısını azaltır ve zihinsel sağlığı iyileştirir. Bunların tümü, kişisel yaşamdan psikolojik doyumun artmasına katkıda bulunur. Daha da cesaret verici olan şey, tatildeyken edindiğimiz deneyimlerin uzun vadeli etkilerinin olmasıdır, çünkü geçmiş deneyimleri olumlu bir ışık altında hatırlamak şu anki mutluluk durumunuzu etkileyebilir.”
İkinci nedene gelince Dr. Robinson şunları söyledi: “Fiziksel durumdaki iyileşmeler. Tatile çıkmanın en zorlayıcı nedenlerinden biri, fiziksel sağlığımızı iyileştirebilmesidir. Framingham Kalp Çalışması (kalp sağlığı üzerine uzun süreli bir ABD tıbbi çalışması), tatillerin aslında kalp hastalığı riskini azalttığını buldu. Çalışma, denekleri dokuz yıllık bir süre boyunca takip etti ve sık tatiller ile daha uzun, daha sağlıklı bir yaşam arasında pozitif bir ilişki buldu. Birkaç yıl tatil yapmayan erkeklerin kalp krizi geçirme olasılığı %30 daha fazla. Bu yaz kaçmak için bir nedene mi ihtiyacınız var? İşte neden: Çalışma,sadece bir yıllık tatilin atlanmasının kalp hastalığı riskini artırabileceğini buldu.”
Akıl sağlığı yararlarını üçüncü neden grubunda şu şekilde "Tatiller, depresyon ve kaygıyı azaltarak zihinsel sağlığımızı da iyileştirebilir. 800'den fazla avukatla yapılan Kanada merkezli bir araştırma, tatillerin depresyonu ve iş stresini azalttığını buldu. Kısa bir tatil bile stresi azaltabilir. Japonya’daki bir araştırma, üç günlük kısa  boş zaman gezisinin algılanan stres seviyelerini ve stres hormonu kortizol seviyelerini düşürdüğünü buldu.”
“Araştırmalar, yıllık izin kullanmanın sizi daha üretken hale getirebileceğini gösteriyor” dedi. “Boston Consulting Group tarafından yapılan bir araştırma, izin alması istenen çalışanların, işte daha fazla zaman harcayanlardan önemli ölçüde daha üretken olduğunu buldu. Daha üretken olduğunuzda daha mutlusunuz ve daha mutlu olduğunuzda daha iyi bir işçisiniz.”

Amerikan Kalp Derneği: Sağlıklı Seyahat Adımları
Amerikan Kalp Derneği, Sağlıklı Seyahat  başlıklı eğitim bülteninde aşağıdaki adımları önermektedir:
1- Daha fazla hareket edin: Seyahat ederken nasıl aktif kalacağınıza ilişkin adımlar şunlar:
- Yolculuğa doğrudan havaalanında başlayın: Yürüyen bantları kullanmayın ve ekstra adım atın. Bu küçük gibi gözükebilir. Ancak sağlıklı alışkanlıkların baştan kaybolmasına izin vermemek önemlidir.
- Hemen hemen tüm oteller, özellikle lüks tatil köyleri, spor tesislerine sahiptir. Egzersiz yapmak, günün geri kalanında da kan akışına yardımcı olacak ve stresi azaltacaktır.
- Yürürken keşfetmekten daha iyi bir yol yoktur. Uzun bir yürüyüşe çıkın veya sabahları kalori yakarken koşun. Ayrıca bu jet lag ile başa çıkmanıza yardımcı olabilir.
- Yeni aktiviteler denemek için yerel kültürü ve gelenekleri bir bahane olarak kullanın. Salsa ve dans dersi alın ya da okyanus evden kilometrelerce uzaktaysa sörf yapmayı deneyin.
2- Akıllıca Yiyin: Yolda atıştırmak ve yöresel yemeklerin tadını çıkarmak çok fazla sodyum ve ekstra kalori ekleyebilir. İşte damak zevkinizin dengeyi bozmadığından emin olmak için bazı ipuçları:
-İlk olarak, özellikle yolda veya havaalanında fast food yerken, tükettiğiniz miktarı azaltın. Bilmediğiniz yiyecekleri ölçmek de zor olabilir, bu nedenle vücudunuza neyin girdiğinin farkında olun.
-Yolda tüketmek için fındık, elma dilimleri ve kereviz çubukları gibi sağlıklı atıştırmalıklar yapın. Hedefinize ulaştığınızda, süpermarkete gidin ve en sevdiğiniz sağlıklı yiyecekleri alın. Her zaman dışarıda yemeyin.
-Kendinizi restoranlarda bulmanız olasıdır. Hamburger ve patates kızartması yerine tavuk veya balık gibi sağlıklı yiyecekleri seçin ve gazlı içecekler gibi şekerli içeceklerde aşırıya kaçmayın.
3- Forma girin: Seyahat ederken sadece beden değil, zihin de ilgiye ihtiyaç duyar. Evden uzakta olduğunuzda zihinsel sağlığa odaklanma fırsatını yakalayın.
-Havaalanları stresli yerlerdir. Ancak uçuşunuzdan önce dinlenmek için beş dakika uzanabileceğiniz sakin bir yer bulun.
-Otelinizdeki spadan yararlanın ve masaj yaptırın. Masaj, kendinizi sakinleştirmenin ve rahatlamanın harika bir yolu.
-Meditasyon için bir tatil döneminden daha iyi ne olabilir? Zamanınız ve sessiz bir otel odanız var. Meditasyonun sağlığa faydaları kanıtlanmıştır. Bu nedenle günlük hayatın dikkat dağıtıcılarından uzaktayken meditasyon yapın.
-Şükredin. Okyanusun üzerinden gün batımını izleyin ya da dışarıdaki dağ vadisindeki ağaçların arasından ıslık çalan rüzgarı dinleyin.
-Ya da yeni ve farklı bir yerde olmanın keyfini çıkarın. Anı yaşayın. Bir daha asla ziyaret etmeyeceğiniz bir yerde olabilirsiniz. Evden uzaktaki yaşamı deneyimleme fırsatı için şükredin.
4- Bir sonraki seyahatiniz için önceden plan yapın. Bir sonraki seyahatinizin sağlıklı olduğundan emin olmak için bir plan yapın.
-Otel ve yakındaki bazı sağlıklı restoranlar hakkında daha fazla bilgi edinmek için erkenden araştırma yapın.
-Alışveriş listenize spor elbilseleri ve ayakkabı yazın.
-Yoldayken kullanacağınız yukarıdaki belirli ipuçlarını yazın.
-Evden dışarı çıkmayı iyi alışkanlıklardan uzaklaşmaya çevirmeyin. Bu sayede nerede olursanız olun sağlıklı olabilirsiniz



Beynin hafıza merkezinin yeni bir özelliği keşfedildi

Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
TT

Beynin hafıza merkezinin yeni bir özelliği keşfedildi

Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)

Beynin hafızadan sorumlu bölümü hipokampusun, anıları yeniden düzenleyerek gelecekteki sonuçları öngördüğü bulundu.

Hipokampus, fiziksel alan ve geçmiş deneyimlerin haritalarını oluşturarak kişinin, etrafındaki dünyayı anlamasını sağlıyor. 

Beyin aktivitesi kalıplarının değişmesiyle bu haritaların da zaman içinde değiştiği biliniyor. Ancak sözkonusu değişimin rasgele gerçekleştiği düşünülüyordu.

McGill ve Harvard üniversitelerinden bilim insanları, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde bu sürecin rasgele değil, sistematik bir şekilde geliştiğini saptadı.

Araştırmacılar, nöronları yalnızca kısa süre izleyebilen yöntemler yerine, aktif nöronların parlamasını sağlayan yeni görüntüleme tekniklerine başvurdu. 

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmada, bir görevi öğrenen ve ödül alan farelerin nöron aktivitesi izlendi.

Bilim insanları farelerin nöron aktivitesinin önceleri ödül verildiği sırada zirveye ulaştığını gözlemledi. Ancak daha sonra bu zirve gittikçe erken bir zamana kaydı ve nihayetinde, fare henüz ödülü almadan görülmeye başladı.

Bulgular, hipokampusun anıları depolamakla kalmadığını, aynı zamanda sonuçları aktif olarak tahmin ettiğini gösteriyor.

Makalenin kıdemli yazarı Mark Brandon bu durumun "şaşırtıcı" olduğunu ifade ediyor.

Daha önce Ivan Pavlov'un deneylerinde, beynin ödülleri öğrenme becerisi olduğu ve hayvanların, zil gibi bir ipucunu yiyecekle ilişkilendirebildiği saptanmıştı. 

Ancak yeni çalışma, Pavlov'un deneylerindeki basit ipucu-ödül ilişkisinin ötesine geçiyor ve hipokampusun, hafıza ve bağlamı kullanarak sonuçları tahmin ettiğini ortaya koyuyor.

Brandon, "Hipokampus genellikle beynin dünyaya ilişkin içsel modeli olarak tanımlanır" diyerek ekliyor: 

Burada bu modelin statik olmadığını görüyoruz; beyin tahminlerdeki hatalarından ders çıkararak bu modeli her gün güncelliyor. Sonuçlar beklendiği gibi gelmeye başladığında, hipokampustaki nöronlar bundan sonra ne olacağını öğreniyor ve daha erken tepki vermeye başlıyor.

Bulgular, Alzheimer gibi hastalıklardan muzdarip kişilere de yardım etme potansiyeli taşıyor.

Alzheimer hastaları genellikle sadece geçmişi hatırlamakta değil, deneyimlerden ders çıkarma ve karar vermekte de zorluk çekiyor.

Hipokampusun anıları tahminlere dönüştürdüğünü gösteren bu çalışma, Alzheimer'ın erken evrelerinde öğrenme ve karar verme süreçlerinin neden etkilendiğini anlama yolunda yeni bir çerçeve sunuyor. 

Bilim insanları bu becerinin nasıl bozulduğunu anlamanın yeni tedavilere kapı aralayabileceğini düşünüyor.

Independent Türkçe, McGill Üniversitesi, Quantum Zeitgeist, Nature


Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
TT

Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)

Protez uzuvlar alanı, robotik, yapay zekâ ve hassas sensör teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerin etkisiyle son yıllarda dikkat çekici bir atılım yaşıyor. Buna karşın, en önemli zorluklardan biri, kullanıcının kavradığı nesnenin niteliğine uygun kavrama gücünün ayarlanması olmaya devam ediyor. Bir yumurtayı tutmak son derece hassas bir dokunuş gerektirirken, bir su şişesini açmak daha fazla güç ve daha ince bir kontrol gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ABD Hastalık ve Kontrol Önleme Merkezleri’den (CDC) aktardığı verilere göre ülkede her yıl yaklaşık 50 bin ampütasyon vakası kaydediliyor. Bu durum, el kaybının bireylerin günlük yaşam görevlerini doğal biçimde yerine getirme kapasitesi üzerinde ciddi bir etki yarattığını gösteriyor.

Daha duyarlı akıllı sistemler

Bu alandaki en yeni yenilikler, insan elinin doğal hissini taklit edebilen, daha akıllı ve daha duyarlı protez uzuvların geliştirilmesine odaklanıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılara daha yüksek düzeyde bağımsızlık sağlarken, günlük faaliyetleri daha kolay ve güvenle yerine getirmelerine yardımcı oluyor; kullanım sırasında konfor ve güvenliği de artırıyor.

fvdfv
Utah Üniversitesi’nde geliştirilen, insan düşüncesini taklit eden akıllı protez uzuv. (Utah Üniversitesi)

Bu kapsamda, Çin’de Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, makine öğrenimi, bilgisayarla görme ve gelişmiş sensörlere dayanan yenilikçi bir protez sistem geliştirdi. Sistem, her nesne için uygun kavrama gücünü gerçek zamanlı olarak belirlemeyi amaçlıyor. Çalışmanın sonuçları, 20 Ocak 2026 tarihli Nanotechnology and Precision Engineering dergisinde yayımlandı.

Araştırma, kalemler, şişeler, bardaklar, toplar ve anahtarlar gibi günlük hayatta yaygın kullanılan nesnelerin yanı sıra yumurta gibi hassas objeler de dâhil olmak üzere, nesnelerin yüzde 90’ından fazlasıyla etkileşim için gerekli kavrama gücünün ölçülmesine odaklandı. Amaç, kullanıcının her seferinde kavrama gücünü manuel olarak ayarlamasına gerek kalmadan çevresiyle doğal biçimde etkileşim kurabilmesini sağlamak.

Sistem; avuç içine yakın bir noktaya yerleştirilmiş küçük bir kamera, parmak uçlarındaki basınç sensörleri ve kullanıcının ön kolundaki kasların elektriksel aktivitesini ölçen bir elektromiyografi (EMG) cihazından oluşuyor. Bu sayede nesneyi kavrama niyeti belirleniyor ve kavrama gücü otomatik olarak ayarlanıyor.

Çalışmanın başyazarı, Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Hua Li, sistemin bilgisayarla görme ile kasların elektriksel sinyallerini birleştirerek nesnelerin akıllı biçimde tanınmasını ve kavrama gücünün uyarlanabilir şekilde kontrol edilmesini sağladığını belirtti. Dr. Li, bunun protez kullanıcılarının yaşamında somut bir fark yaratabileceğini söyledi.

Dr. Li, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sistemin gelişmiş bir algoritma aracılığıyla hedef nesneyi otomatik olarak analiz ettiğini; türünü, dokusunu ve boyutunu belirledikten sonra uygun kavrama gücünü seçtiğini ifade etti. Buna göre yumurta gibi hassas nesneler için hafif bir güç, su dolu bardaklar için ise orta düzeyde bir güç uygulanıyor. Bu yaklaşım, nesnelerin zarar görmesi ya da elden kayması ihtimalini azaltıyor.

Kullanıcının niyetini tespit etmek için EMG sinyallerinden yararlanan sistem, “görsel tanıma, güç eşleştirme ve hareketin uygulanması” aşamalarını, insan kas hafızasını taklit eden bir biçimde otomatik olarak tamamlıyor. Bu da sürekli manuel ayarlama ihtiyacını azaltıyor ve günlük görevlerin daha doğal bir şekilde yerine getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak kullanıcıların yaşam kalitesi artıyor.

Geleceğin tasarımlarına etkisi

Bu teknolojinin gelecekteki protez tasarımlarına etkisine değinen Dr. Li, sistemin daha gelişmiş yapay el tasarımları için yeni ufuklar açtığını söyledi. Bilgisayarla görme ve kas sinyallerine dayalı çift kontrol yaklaşımının, “aktif algılama ve otomatik uygulama” temelli akıllı bir mantık sunduğunu belirten Li, bunun protez eli pasif bir tepki aracından çıkarıp, nesneleri kavramada insan davranışına daha yakın bir seviyeye taşıdığını vurguladı.

sfdef
İtalyan Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, doğal el hareketini taklit eden yenilikçi protez el. (İtalyan Teknoloji Enstitüsü)

Sistemin diğer protezler veya robotik uygulamalar için uyarlanabilirliğine ilişkin olarak ise Dr. Li, temel teknolojinin uzvun yapısına bağımlı olmadığını kaydetti. Görsel tanıma modellerinde yapılacak basit uyarlamalar ve uygun güç eşiklerinin ayarlanmasıyla, sistemin bacak veya kol protezlerine, hatta robot kollarına da uygulanabileceğini söyledi. Bu durumun, rehabilitasyon cihazları ve robotik teknolojiler için etkili ve düşük maliyetli çözümler sunarak, farklı alanlarda geniş uygulama imkânları yaratacağını ifade etti.

Paralel araştırma girişimleri

Bu gelişmeler, doğal hareketin daha hassas biçimde taklit edilmesini hedefleyen küresel araştırma çabalarıyla da örtüşüyor. Aralık 2025’te ABD’de Utah Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zekâya dayalı ve basınç ile görsel sensörlerle donatılmış, “öz-düşünme” yeteneğine sahip akıllı bir protez el geliştirmeyi başardı. Sinir ağı kullanılarak farklı kavrama pozisyonlarıyla eğitilen bu el, her parmağın bağımsız ve kullanıcıyla eşzamanlı hareket etmesine olanak tanıyarak, günlük görevlerde gerekli zihinsel çabayı azalttı.

Ayrıca İtalya Teknoloji Enstitüsü ile Imperial College London’dan araştırmacılar, nöromüsküler uyum ve yumuşak robotik teknolojilere dayalı protez uzuvlar üzerinde çalışıyor. Haziran 2025’te ekip, iki hareket derecesine sahip yumuşak bir protez el tasarladı. Bu tasarım, çok parmaklı ve hassas kontrol gerektiren, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan karmaşık görevlerde umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Temmuz 2024’te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacılar, protez bir bacak için gelişmiş bir sinirsel arayüz geliştirdi. Elektronik uzvun insan sinir sistemiyle doğrudan etkileşimini sağlayan bu arayüz, cerrahi olarak bağlanan kaslar ve sinir sinyallerini algılayan elektrotlara dayanıyor. Bu sayede kullanıcılar, motor ve duyusal kontrolü yeniden kazanarak yürüme hızında, kas gücünde ve farklı ortamlara uyumda kayda değer iyileşmeler elde etti.

Araştırmacılara göre, tüm bu gelişmeler, protez uzuvların geleceğinin; giderek daha akıllı, uyarlanabilir ve sinir sistemiyle bağlantılı sistemlere doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu sistemler, biyolojik uzuvların performansına her geçen gün daha fazla yaklaşarak, kullanıcılara hareketin sadeliğini ve günlük yaşamda özgüveni yeniden kazandırmayı hedefliyor.


"Sessiz katil"e karşı yeni umut: Mekanizma bozulunca tümörler küçüldü

(Unsplash)
(Unsplash)
TT

"Sessiz katil"e karşı yeni umut: Mekanizma bozulunca tümörler küçüldü

(Unsplash)
(Unsplash)

Harriette Boucher 

Bilim insanları, "sessiz katil" diye adlandırılan pankreas kanserinin bağışıklık sisteminden nasıl gizlendiğini ve bu süreci bozmanın tümörlerin küçülmesine nasıl yardımcı olabileceğini keşfetmiş olabilir.

Yakın zamanda yapılan çalışmada, Almanya'daki Würzburg Üniversitesi'nden araştırmacılar, kanser hücrelerinin büyümesine katkıda bulunan kanser geni MYC'nin, normalde bağışıklık sistemini harekete geçiren ve tümöre saldıran alarm sinyallerini bastırarak tümörleri kamufle ettiğini buldu.

Ancak araştırmacılar, hayvanlarda bu mekanizmayı bloke ederek tümörlerde çarpıcı bir küçülme tespit etti ve kanserin vücudun kendi savunmasına maruz kalabileceği yeni bir yol önerdi.

Çalışma, Cancer Grand Challenges KOODAC araştırma ekibinden Martin Eilers tarafından yönetildi. Eilers şunları söyledi:

Normal MYC'ye sahip pankreas tümörlerinin boyutu 28 günde 24 kat artarken, kusurlu MYC proteinine sahip tümörler aynı dönemde çöktü ve yüzde 94 oranında küçüldü. Ama bu durum yalnızca hayvanların bağışıklık sistemleri sağlam olduğunda görüldü.

Eilers, bulguların kanser tedavisi için umut verici yeni yollar açtığını çünkü gelecekteki ilaçların sağlıklı hücrelere zarar vermeden tümörleri vücudun bağışıklık sistemine karşı görünür ve savunmasız hale getirmek için kullanılabileceğini sözlerine ekledi.

Pankreas kanseri, Birleşik Krallık'ta her yıl yaklaşık 10 bin ölüme yol açarak en çok can alan 5. kanser türü. Tüm yaygın kanserler arasında en düşük sağkalım oranına sahip ve 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 7'nin altında.

Hastaların semptomları genellikle ancak hastalık tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu bir aşamaya ilerledikten sonra ortaya çıktığı için "sessiz katil" diye adlandırılıyor.

MYC kanserde önemli bir rol oynuyor ve önceki araştırmalara göre insanlarda  kanserlerin yüzde 70'ine kadarında aktive oluyor.

Cancer Grand Challenges KOODAC ekibi, çocukluk çağı solid tümörleriyle mücadele etmek üzere 2024'te finansman desteği aldı.

Ekip, tümör büyümesini sağlayan proteinleri hedef almak için yenilikçi yöntemler geliştiriyor ve çalışmanın bulguları, ekip tarafından çocuklarda MYC kaynaklı kanserler için potansiyel yeni tedaviler tasarlamak üzere kullanılacak.

Ekibin Direktörü Dr. David Scott şunları söyledi:

Cancer Grand Challenges, KOODAC gibi kanser hakkında bildiklerimizin sınırlarını zorlayan uluslararası ekipleri desteklemek için var.

Bunun gibi araştırmalar, tümörlerin bağışıklık sisteminden saklanmak için kullandıkları mekanizmaların ortaya çıkarılmasının, sadece yetişkin kanserleri için değil, KOODAC ekibinin odak noktası olan çocukluk çağı kanserleri için de nasıl yeni olanaklar yaratabileceğini gösteriyor.

Bu, uluslararası işbirliğinin ve farklı uzmanlıkların kanser araştırmalarındaki en zorlu zorluklardan bazılarının üstesinden gelmeye nasıl yardımcı olabileceğinin cesaret verici bir örneği.

 Independent Türkçe, independent.co.uk/news/health