Kefr Kasım katliamına dair sırlar 66 yılın ardından ortaya çıkıyor

Kefr Kasım katliamına dair sırlar 66 yılın ardından ortaya çıkıyor
TT

Kefr Kasım katliamına dair sırlar 66 yılın ardından ortaya çıkıyor

Kefr Kasım katliamına dair sırlar 66 yılın ardından ortaya çıkıyor

İsrail’de dün açılmasına izin verilen gizli dosyalardaki protokollere göre, 1956'da Kefr Kasım kentindeki katliamı gerçekleştiren İsrail ordusunun askeri tümen komutanı, ‘can kayıplarının istendiğine’ yönelik emirler olduğunu itiraf etti.
Kayıtlara göre katliamın üzerinden birkaç ay geçtikten sonra yapılan bir mahkeme oturumunda yargıçlardan biri, subay Chaim Levy’ye “Can kayıplarının olması mı tercih ediliyor yoksa can kayıpları olabilir şeklinde mi düşünülüyor?” sorusunu yöneltti. Levy ise “İkisi de değil. Komutan Issachar Shadmi açıkça ölümlerin kaydedilmesinin arzulandığını söyledi” cevabını verdi. Savunma avukatı Asher Yitzhak’ın “Yine de öldürmemeniz gerektiğini belirtti. Bu doğru mu?” sorusunu Levy, “Ben bir fark görmüyorum” diyerek yanıtladı.  
Kefer Kasım katliamının İsrail, Fransa ve İngiltere’nin Ekim 1956’da Mısır’a saldırdığı Süveyş Krizi savaşının ilk gününde meydana geldiği biliniyor. Söz konusu dönemde hükümet, Nekbe’nin ardından geri kalan Filistinlilerin (1948 Filistinlileri) yaşadığı İsrail'deki tüm Arap kasabalarında askeri yönetim uygulamıştı. Askeri yetkililer, savaş sırasında güvenlik riskine karşılık 29 Ekim'de sokağa çıkma yasağı getirmişti.
Ürdün Krallığı'nın egemenliğine giren Batı Şeria sınırındaki Kefr Kasım köyünde çiftçiler köyden birkaç kilometre uzakta tarlalarını sürdükleri sırada sokağa çıkma yasağı getirilmişti. Ancak çiftçilerin bu yasaktan haberleri yoktu. Köye ulaştıklarında İsrail güçleri erkek, kadın veya çocuk ayrımı gözetmeksizin ateş açmış, aralarında hamile bir kadının da bulunduğu 8 kadın ve yaşları 8 ila 17 arasında değişen 18 çocuk da dahil olmak üzere 49 kişiyi katletmişti. Binbaşı Shmuel Malinki komutasındaki sınır koruma kuvvetlerine 11 kişilik bir birlik atandı. Birliğin çalışmaları, sınırda konuşlu ordu taburunun komutanı Issachar Shadmi tarafından denetlendi. Emir netti: İhlal edenlerin tutuklanmadığı, üzerlerine ateş açıldığı bir sokağa çıkma yasağı…
David Ben-Gurion liderliğindeki İsrail hükümeti konuyu örtbas etmeye çalışsa da katliam haberleri sızmaya başladı. Knesset’te Mapam Partisi’nin Arap üyesi Yusuf Hamis olaydan üç hafta sonra Knesset’te Komunist Parti üyeleri Tevfik Tubi ve Meir Vilner’a katliamın ayrıntılarından bahsetti. İkili bölgedeki kuşatmayı kırmak için zaman kaybetmeden Kefr Kasım’a yöneldi ancak askerler tarafından saldırıya uğradılar. Bölgeye başka yollardan sızmayı başaran iki isim, askeri sansür nedeniyle detayları kamuoyuna kişiler üzerinden aktardı. Arap vatandaşları ve ulusal liderleri, Mapam Partisi gibi komünist sol ve radikal Siyonist solcu güçlerin bir bölümü ile birlikte soruşturma talep etti. Bunun üzerine hükümet bir soruşturma komisyonu kurmak zorunda kaldı. Heyet, sınır muhafız birliği komutanı ile astlarından 10 askerin askeri mahkemeye sevkine karar verdi.
Duruşma yaklaşık iki yıl boyunca kapalı kapılar ardında gerçekleşti. 16 Ekim 1958'de sanıklar aleyhinde cezaların verilmesi üzerine 43 Arap’ın öldürülmesine dahil olan Binbaşı Shmuel Malinki 17 yıl, Gabriel Dahan ve Shalom Ofer ise 15'er yıl hapis cezasına çarptırıldı. Diğer askerlere ise 22 Arap’ı öldürme suçundan 8 yıl hapis cezası verildi. Daha sonrasında temyiz mahkemesinin cezaları hafifletmesi üzerine Malinki’nin cezası 14, Dahan’ınki 10, Ofer’ınki ise 9 yıla düştü.
Ardından genelkurmay başkanının gelmesi üzerine Malinki’nin cezası 10, Ofer’ınki 8, diğer katillerinki ise 4’e düşürüldü. Sonrasında cumhurbaşkanı, Malinki, Dahan ve Ofer’ın cezalarını 5’er yıla indirdi. Tutukluları Serbest Bırakma Komitesi ise hükümlülerin her birinin görev süresinin üçte bir oranında azaltılmasına karar verdi. Böylece tutuklular 1960'ın başlarında serbest kaldılar.
Issachar Shadmi ise 1959'un başlarında tek başına yargılandı. Kınama cezasının yanı sıra sembolik olarak ‘bir kuruş’ para cezasına çarptırıldı.
Söz konusu zamandan bu yana protokollere tam bir karartma uygulayan İsrail hükümeti, ‘devletin güvenliğini etkileyecek bilgiler içerdiği’ iddiasıyla bu protokolleri içeren dosyaların açılmasını yasakladı. Akvot Araştırmaları Enstitüsü'nden Yahudi tarihçi Adam Raz’ın başvurusu ardından İsrail Askeri Temyiz Mahkemesi mayıs ayı sonlarında iki ay içerisinde mahkemeden gizli protokollerin aktarılmasını kabul etti. Cuma günü bu protokoller açıldı. 7 Mayıs 1957'deki duruşmaya dair kayıtlarda, İsrail hükümetinin üçgen bölgesi sakinlerini Ürdün'e yerleştirmeyi amaçlayan Mole Planı adlı gizli bir plan geliştirdiği ortaya çıktı. Shadmi, mahkemede bu plan ile Kefr Kasım katliamı arasında bir bağlantı olduğunu itiraf etti. Diğer sanıklar da bu ilişkinin varlığını doğruladı. Shadmi açıklamasında, “Çok sayıda kişinin öldürülmesinin vatandaşlar arasında paniğe neden olacağı ve kitleler halinde buradan ayrılacakları açık” dedi. Bazı subaylar, katliamdan bir gün önce Ürdün'ü işgal etme olasılığı hakkında konuştuklarını, bu nedenle teyakkuz halinde olduklarını, ayrıca İsrail kuvvetlerinin Kefr Kasım çevresinde konuşlandırılmasının, nüfusu Ürdün'e kaydırmak amacıyla gerçekleştirildiğini itiraf etti. Mahkemedeki ifadesinde tabur komutanı Malinki’nin kendisine açıkça birtakım can kayıpları arzuladığını söylediğini aktaran subay Levy, “Belirli bir amaç için çalıştığımızdan dolayı atmosfer böyleydi. Tüm insani duygulara rağmen savaş savaştır. Mole planı kapsamında İsrail Araplarının düşman vatandaşlara dönüşebileceği tehlikesinden bahsediliyordu” ifadelerini kullandı.
Shadmi, mahkeme huzurunda kendisine Kefer Kasım’da evlerine dönen vatandaşlar aleyhinde aldığı askeri emir sorulduğundaki ifadesinde, aldığı emir hakkında ‘Yaradan affetsin’ dedi.



Katz: İran Devrim Muhafızları istihbarat şefini öldürdük

Devrim Muhafızları istihbarat servisinin Başkanı Tuğgeneral Mecid Hademi (Arşiv- ISNA)
Devrim Muhafızları istihbarat servisinin Başkanı Tuğgeneral Mecid Hademi (Arşiv- ISNA)
TT

Katz: İran Devrim Muhafızları istihbarat şefini öldürdük

Devrim Muhafızları istihbarat servisinin Başkanı Tuğgeneral Mecid Hademi (Arşiv- ISNA)
Devrim Muhafızları istihbarat servisinin Başkanı Tuğgeneral Mecid Hademi (Arşiv- ISNA)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bugün İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu istihbarat şefinin öldürüldüğünü duyurarak, İranlı liderleri "tek tek" takip edeceklerini belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre Katz, "Devrim Muhafızları sivillere ateş açıyor, biz ise terörist liderleri ortadan kaldırıyoruz" dedi.

Katz, "İran liderleri sürekli olarak hedef alındıklarını hissediyorlar ve biz de onları tek tek takip etmeye devam edeceğiz" ifadesini kullandı.

İsrail'in İran'ın çelik ve petrokimya endüstrilerine "önemli ölçüde zarar verdiğini" iddia etti.

Şöyle devam etti: "İran'ın ulusal altyapısını yok etmeye devam edeceğiz ve terörist rejimi çöküş noktasına kadar zayıflatmak, terörizmi yayma ve İsrail Devleti'ne ateş açma kabiliyetini baltalamak için çalışacağız."


İran füzesiyle hedef alınan bir binanın enkazından dört İsraillinin cesedi çıkarıldı

Tel Aviv'de bu sabah erken saatlerdeki roket saldırısında hasar gören kız okulu (Reuters)
Tel Aviv'de bu sabah erken saatlerdeki roket saldırısında hasar gören kız okulu (Reuters)
TT

İran füzesiyle hedef alınan bir binanın enkazından dört İsraillinin cesedi çıkarıldı

Tel Aviv'de bu sabah erken saatlerdeki roket saldırısında hasar gören kız okulu (Reuters)
Tel Aviv'de bu sabah erken saatlerdeki roket saldırısında hasar gören kız okulu (Reuters)

Hayfa'da dün meydana gelen bir olayda iki kişi hayatını kaybetti. İsrail ambulans servisi bugün yaptığı açıklamada, olayın dün gerçekleştiğini bildirdi.

Yerel medyaya göre, İsrail kurtarma ekipleri bugün, kuzeydeki Hayfa kentinde İran füzesiyle dün vurulduktan sonra çöken bir binanın enkazından 4 ceset çıkardı.

İsrail'in Channel 14 kanalı, kurtarma ekiplerinin bugün, uzun saatler süren kurtarma çalışmaları ve kayıp 2 kişinin daha cesetlerinin bulunmasının ardından, Hayfa'da İran füzesinin düştüğü yerde enkaz altında kalan iki kişinin cesedini çıkarmayı başardığını bildirdi.

İran'a ait yaklaşık 450 kilogram ağırlığındaki bir balistik füzenin dün şehirdeki beş katlı bir konut binasına doğrudan isabet ettiğini belirten yetkili, olayın kısmi çökmeye ve bölgede önemli hasara yol açtığını kaydetti. Olay yerindeki dört kişiyle iletişim kurulamadı.


İsrailli yetkili: Binlerce İran füzesi halen bizim için bir tehdit oluşturuyor

Maşur kentindeki petrokimya kompleksinde yangın çıkarken fotoğrafta Batı Şeria'daki bir İsrail yerleşiminde bir sığır çiftliğine düşen bir İran füzesinin kalıntıları görülüyor (EPA)
Maşur kentindeki petrokimya kompleksinde yangın çıkarken fotoğrafta Batı Şeria'daki bir İsrail yerleşiminde bir sığır çiftliğine düşen bir İran füzesinin kalıntıları görülüyor (EPA)
TT

İsrailli yetkili: Binlerce İran füzesi halen bizim için bir tehdit oluşturuyor

Maşur kentindeki petrokimya kompleksinde yangın çıkarken fotoğrafta Batı Şeria'daki bir İsrail yerleşiminde bir sığır çiftliğine düşen bir İran füzesinin kalıntıları görülüyor (EPA)
Maşur kentindeki petrokimya kompleksinde yangın çıkarken fotoğrafta Batı Şeria'daki bir İsrail yerleşiminde bir sığır çiftliğine düşen bir İran füzesinin kalıntıları görülüyor (EPA)

Bu hafta başlarında İsrail basını tarafından aktarılan askeri veriler, İran'ın halen İsrail topraklarına ulaşabilecek kapasitede bin adetten fazla füzeye sahip olduğuna ve Lübnan'daki Hizbullah'ın cephaneliğinde ise 10 bin adede varan kısa menzilli füze bulunduğuna işaret ediyor.

İsrail Hava Kuvvetleri'nden bir subay, Kanal 12'ye verdiği röportajda, İran'ın elinde kalan balistik füze sayısını açıkladı. Bu gelişme, Tahran'ın füze envanterine ilişkin tahminleri açıklamayı reddeden resmi tutumdan vazgeçildiğini ortaya koydu. İsrail Ordusu Radyosu, tahminlere göre Hizbullah'ın elinde 8 bin ila 10 bin arasında füze bulunduğunu bildirdi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre çatışmanın başlamasından 5 haftadan fazla zaman geçmesine rağmen İran ve müttefiki Hizbullah'ın mevcut saldırı sıklığı göz önüne alındığında, İsrail ve ABD'nin temel hedeflerine ulaştıklarını ısrarla belirtmelerine rağmen, çatışmanın birkaç ay daha sürme olasılığı olduğu tahmin ediliyor.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen subay, İran'ın ateşleme kapasitesine atıfla “Bu kapasiteyi sıfıra indirmek için çok büyük miktarda kaynak harcamak gerekir. Dürüst olmak gerekirse, size şunu söylemeliyim ki bu kapasite sıfıra inmeyecek” dedi.

Daha önce Bloomberg haber ajansına kimliklerinin gizli tutulması şartıyla konuşan İsrailli iki üst düzey yetkili, Savaştan önce İran'ın İsrail'e ulaşabilecek yaklaşık 2 bin adet orta menzilli balistik füzeye sahip olduğun düşünüldüğünü söyledi.

O tarihten bu yana İsrail ordusuna göre İsrail’e 500’den fazla füze fırlatıldı ve diğer füzeler yerde imha edildi.

İsrail, İran'a yönelik saldırılarının amacının, İran'ın füze ve nükleer kapasitesini ortadan kaldırmak olduğunu açıklamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz salı günü Amerikalılara hitaben yaptığı konuşmada, İran'a karşı savaşın, İran'ı askeri ve ekonomik olarak mahvettiğini ve nükleer programını ortadan kaldırdığını açıkladı.