Rusya ile İsrail Yahudi Ajansı arasındaki kriz sürüyor

Moskova’da görev yapmış eski bir İsrail casusunun hikayesi Rusya ile İsrail arasında uluslararası krize yol açtı

İsrail Yahudi Ajansı’nın Moskova’daki şubesinin girişini gösteren bir resim (AFP)
İsrail Yahudi Ajansı’nın Moskova’daki şubesinin girişini gösteren bir resim (AFP)
TT

Rusya ile İsrail Yahudi Ajansı arasındaki kriz sürüyor

İsrail Yahudi Ajansı’nın Moskova’daki şubesinin girişini gösteren bir resim (AFP)
İsrail Yahudi Ajansı’nın Moskova’daki şubesinin girişini gösteren bir resim (AFP)

İsrail medyasında, bir İsrail vatandaşının Rusya’da casusluk yaptığını ve Rusya Yahudilerinin göçü üzerinde çalıştığına yönelik bir anlatının ortaya çıkarılması ile eş zamanlı olarak, Rusya’ya giden müzakere heyeti, Moskova’nın İsrail Yahudi Ajansı’nın faaliyetlerini yasaklama kararı konusunda bir anlaşmaya varamadan Tel Aviv’e geri döndü. İsrailli siyasi kaynaklar, görünüşe göre diyalog düzeyini en yüksek siyasi seviyelere çıkarma ihtiyacının söz konusu olduğunu söyledi.
Kaynaklar, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un ve Başbakan Yair Lapid’in Moskova’daki yetkililerle, ismi belirtilmeyen yabancı tarafların arabuluculuğunda birkaç kanal üzerinden ‘sessizce görüşmeler’ yaptığını bildirirken, dosyanın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile anlaşmaya çalışması için Herzog’a sunulması ihtimali olduğu da belirtildi.
Rus yetkililer, Yahudi Ajansı’nın Rus vatandaşlarının adreslerini ve bilgilerinin yurtdışında saklanmasını yasaklayan Rus yasalarını ihlal ettiğini, Rus Yahudilerinin İsrail’e toplu göç kampanyaları için çalıştığını ve bunun bilimsel ve profesyonel bir beyin göçüne neden olduğunu iddia ederek, söz konusu ajansın ve diğer İsrail kurumlarının Rusya’daki faaliyetlerini yasaklama kararı almıştı. İsrail ilk olarak kınama ve tehdit tonuyla karşılık verdi, ancak Rusya’nın yanıtı sert oldu. İsrail, sorunu çözmek için hemen Dışişleri Bakanlığı’ndan bir heyet gönderdi. Ruslar, heyet üyelerine giriş vizesi verme sürecini geciktirdi. Güçlü diplomatik çabaların ardından, geçen hafta çarşamba günü heyetin ülkeye girişini onaylamaya karar verdiler. Heyet İsrail Dışişleri Bakanlığı Başsavcı Yardımcısı Tamar Kaplan’ın yanı sıra Başsavcılık ve hükümet bakanlıklarının temsilcilerini içeriyordu.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, İsrail heyeti başkanı Kaplan’ı Moskova’da kabul etti ve Kaplan ile söz konusu konuyu ve iki ülkeyi ilgilendiren diğer konuları görüştü. Rusya Dışişleri Bakanlığının belirttiğine göre, ortak çıkarları ilgilendiren uluslararası ve Ortadoğu meseleleri de ele alındı. İsrail kaynakları, Bogdanov’un İsrail’in Rusya Büyükelçisi Alexander Ben Zvi ile konuyu görüşmek üzere bir araya geldiğini ayrıca İsrail heyetinin Rusya Adalet Bakanlığı personeli ile de görüşme yaptığını belirtti. Rusya bu toplantıyı resmi olarak açıklamamış olsa da, Ynet haber sitesi toplantının ‘iki ülkenin Yahudi Ajansı krizinden kaynaklanan gerilim düzeyini azaltma çabalarının bir parçası olarak’ düzenlendiğini bildirdi.
Daha önce, Moskova’da bir mahkeme, Rusya Adalet Bakanlığı’ndan Yahudi Ajansı’nın faaliyetlerinin yasaklanmasını talep eden bir mektup aldığını duyurmuştu. Durum böyle devam ederse ve 19 Ağustos’ta yapılması planlanan mahkeme dosyayı incelemeye başlarsa, Rusya'daki ajansın kapatılmasına karar verecek. Bu nedenle, herhangi bir anlaşma olmaksızın ve toplantı için başka bir tarih olmaksızın görüşmelerin sona erdiğinin ilan edilmesi, İsraillileri, sorunun siyasi düzeyde müdahaleye ihtiyaç duyduğuna inandırdı. Bununla birlikte, heyetin kabul edilmesinin, ilişkileri geliştirmek ve krize siyasi bir çözüm aramak niyetinde olduklarına yönelik olumlu bir başlangıç ​​olarak değerlendirdiler.
İsrailli bir kaynak, durumun çok hassas olduğunu ve konunun karmaşık olduğu için konunun kötüye gitmemesini sağlamak ve İsrail’in sadece Yahudi göçü düzeyinde değil, aynı zamanda Suriye’deki Ruslarla koordinasyonu sebebiyle, Rusya ile ilişkili çıkarlarını olumsuz etkilememek için son derece dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Ancak Ruslar, son zamanlarda İsrail’de yayınlananları takip ediyor. Söz konusu haberlerde, Sovyetler Birliği döneminde Moskova’da bir İsrail casusu tarafından yürütülen eski bir operasyondan bahsediliyor ve Yahudileri göç etmeye ikna etmek için İsrail'in gizli çalışma yöntemlerini Rusya’ya hatırlatıyordu.
İsrail medyasında Sharhila Sharon, 1983 ve 1989 yılları arasındaki casusluk faaliyetlerinin ayrıntılarını aktararak ortaya çıktı. Bu operasyonlar Rusları aldatmayı, yasalarını çiğnemeyi ve istihbarat adamlarını yanıltmayı başardığı gizli operasyonlardı. 74 yaşındaki Sharon, bu günlerde medyanın, Rusya’nın Yahudi Ajansı krizini çözmeyi erteleme kararının ardından hikayesine büyük ilgi göstermesinin kendisini korkuttuğunu söyledi. Hikayesini açıklamamış olmayı istediğini belirtti.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.