Mısır’da ‘Mansure Kız” olarak bilinen olayla ile ilgili soruşturma başlatıldı

Öldürülen üniversite öğrencisi Naira Eşref.
Öldürülen üniversite öğrencisi Naira Eşref.
TT

Mısır’da ‘Mansure Kız” olarak bilinen olayla ile ilgili soruşturma başlatıldı

Öldürülen üniversite öğrencisi Naira Eşref.
Öldürülen üniversite öğrencisi Naira Eşref.

Birkaç hafta önce Mısır’ın Mansure kentindeki üniversitenin önünde öldürülen Naira Eşref’in davası yeniden ülke gündeminin üst sırasına yerleşti. Olay, yerel ve Arap kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Eşref’in ölümünün ardından hastane yatağındaki video görüntülerinin sızdırılmasının ardından Mısır Sağlık Bakanlığı'ndan bir yetkili, olayla ilgili acil soruşturma açılması talimatı verdi.
Şeref’in aile avukatı Halid Abdurrahman dün akşam YouTube canlı yayında, yasal işlem başlatmak ve yayınlanan videonun nasıl sızdırıldığını araştırmak için Mansure’deki Kamu Savcılığı’na başvuruda bulunduğunu söyledi.
Abdurrahman, videonun Mansure İhtisas Hastanesi’ndeki sağlık personellerinden bir hemşire tarafından çekildiğini belirterek, hastane müdürünün savcılıktan izin almadan çekim yaptığı için şikayette bulunduğunu ve videonun sızdırılmasının ardından hastane müdürünün istifasını sunmasını talep ettiğini bildirdi.
Avukat, yayınlanan videoyu izledikten sonra kızın ailesinin yıkıldığına ve annesinin bunu gördükten sonra hastaneye yatırıldığına dikkat çekerek dolaşan videoda Naira'nın arkadan vurularak öldürüldüğünü gösterdiğine ve vücudunda omur çıkığı olduğuna atıfta bulundu.
Dekahliye Valiliği Sağlık Müsteşarı Şerif Mekin, videoyu çeken kişinin kimliğinin bulunması ve sağlık personelinden olup olmadığının tespit edilmesi, kendisi hakkında gerekli tedbirlerin alınması için olayla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu. Mekin, öğrencinin ambulansla İhtisas Hastanesi’ne, ardından Mansure Uluslararası Hastanesi morguna götürüldüğü ve kendisine çok sayıda genç erkek ve kızın eşlik ettiği, hepsinin fotoğraf ve video çektiği belirtildi.
Mısır medyasında yer alan habere göre Mansure İhtitas Hastanesi Müdürü Muhammed Halef, bu sabah bir soruşturma açılacağını ve güvenlik görevlilerinin olayın gerçeğini açıklığa kavuşturmak için vatandaşların filme çekmesini engellerken düzenlediği eski notun gözden geçirileceğini doğruladı.
20 Haziran’da üniversite öğrencisi Naira Eşref, Mansoure Üniversitesi’nin kapısının önünde vahşice öldürüldü. Katil Muhammed Adel, Eşref’i kendisine yaptığı evlenme teklifi reddetmesiyle cinayeti işerken, Mısırlılar ve Eşref’in ailesi olay anına ait görüntüler karşısında üzüntüye boğuldu. Olayın gerçekleşti anın video görüntüleri Mısır’da öfke yarattı. Mansure Ceza Mahkemesi 6 Temmuz’da, ‘Mansure Kız’ olayı olarak bilinen Eşref’in öldürmesinde zanlıya idam cezası verdi.



Mladenov ile Hamas arasındaki görüş ayrılıkları... Bu durum Gazze anlaşmasını nasıl etkileyecek?

(foto altı) Deyr el-Balah’taki el-Aksa Şehitleri Hastanesi’nde bir yakınlarının vefatının yasını tutan Filistinliler (AFP)
(foto altı) Deyr el-Balah’taki el-Aksa Şehitleri Hastanesi’nde bir yakınlarının vefatının yasını tutan Filistinliler (AFP)
TT

Mladenov ile Hamas arasındaki görüş ayrılıkları... Bu durum Gazze anlaşmasını nasıl etkileyecek?

(foto altı) Deyr el-Balah’taki el-Aksa Şehitleri Hastanesi’nde bir yakınlarının vefatının yasını tutan Filistinliler (AFP)
(foto altı) Deyr el-Balah’taki el-Aksa Şehitleri Hastanesi’nde bir yakınlarının vefatının yasını tutan Filistinliler (AFP)

Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile Hamas arasındaki ilişkiler, tarafların karşılıklı suçlamalarda bulunduğu ve sorumluluğu birbirine yüklediği yeni bir gerilim sürecine girdi. Sürecin, aylardır ilerleme kaydedilemeyen ateşkes anlaşması nedeniyle daha da karmaşık hale geldiği belirtiliyor.

Taraflar arasındaki gerilim, Kahire’de yürütülen müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından daha da arttı. Son olarak Mladenov’un Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda ‘Hamas’ın anlaşmanın uygulanmasının önündeki engel olarak gösterilmesi’, hareketin sert tepkisine yol açtı. Uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, karşılıklı suçlamaların ateşkes anlaşmasının tam olarak uygulanmasını olumsuz etkileyeceğini ve mevcut tıkanıklığı derinleştireceğini ifade etti.

Mladenov’un BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda, Gazze Şeridi’nde ateşkesin süregelen ihlal ve zorluklara rağmen yedi ay boyunca korunduğu belirtildi. Raporda, ‘kapsamlı planın uygulanmasının önündeki temel engelin Hamas’ın silahsızlanmayı ve Gazze üzerindeki kontrolü bırakmayı reddetmesi olduğu’ kaydedildi.

Hamas ise dün yayımladığı açıklamada, Barış Kurulu’nun raporunda yer alan ifadeleri reddetti. Açıklamada, raporun ‘İsrail hükümetini Gazze’de ateşkese yönelik günlük ihlallerinden sorumlu tutmayan bir dizi yanlış bilgi içerdiği’ savunuldu. Hamas ayrıca, silahsızlanma konusunun gündeme getirilmesinin ‘meseleyi karmaşıklaştırmayı ve aşamaları açık şekilde belirlenmiş ateşkes anlaşmasını sekteye uğratmayı amaçladığını’ ileri sürdü. Hareket, Gazze yönetiminin ulusal komiteye devredilmesine hazır olduğunu daha önce birçok kez dile getirdiğini de vurguladı.

Yaklaşık bir hafta önce Kahire’de gerçekleştirilen ancak sonuçsuz kalan görüşmelerin ardından Hamas ile Mladenov arasındaki anlaşmazlıklar daha da belirgin hale geldi. Hamas Siyasi Büro Üyesi Basim Naim, Barış Kurulu’nun üst düzey yetkilisine yönelik sert eleştirilerde bulundu.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve İsrail meseleleri uzmanı akademisyen Ahmed Fuad Enver, Mladenov ile Hamas arasındaki görüş ayrılıklarının giderek derinleştiğini belirterek, bunun Gazze anlaşmasına olumsuz yansıyacağını söyledi. Enver, Barış Kurulu yetkilisinin ‘İsrail’in imajını düzeltmeye çalıştığını ve Gazze Şeridi’ne yönelik kapsamlı saldırılar için zemin hazırladığını’ öne sürdü. Hamas’ın, Kassam Tugayları komutanlarından İzzeddin el-Haddad’ın öldürülmesine karşılık vermediğini hatırlatan Enver, buna rağmen hareketin Mladenov’dan eleştiri dinlemek zorunda kaldığını belirtti. Enver, “Bu durum ne herhangi bir arabulucunun ne de anlaşma sürecinin başarılı olmasına yardımcı olur” değerlendirmesinde bulundu.

Enver ayrıca, İsrail’in günlük ihlallerini sürdürdüğü ve anlaşmaya bağlı kalacağına dair herhangi bir güvence bulunmadığı sürece Hamas’ın silahsızlandırılmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti. Mladenov’a tutumunu gözden geçirme çağrısında bulunan Enver, aksi halde müzakere süreci ile bölgesel istikrarın zarar görebileceğini söyledi. Enver, “Mladenov artık müzakereleri kolaylaştıran değil, sürece yük olan bir isim haline geldi” dedi.

tghyju
Han Yunus’taki yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)

Filistinli siyaset analisti Husam ed-Decni, Mladenov’un ‘yalnızca silah meselesine odaklanan ve çatışmanın özü olan işgal ile Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını göz ardı eden İsrail yaklaşımını benimsediğini’ söyledi. Decni, bu tutumun ‘anlaşmanın uygulanmasına yönelik gerçek bir ilerlemeyi engellediğini ve ateşkesin çökmesi ile askeri gerilimin yeniden tırmanması dahil tehlikeli senaryolara yol açabileceğini’ ifade etti.

Sorunun Mladenov’un şahsından değil, yürüttüğü görevin niteliğinden kaynaklandığını savunan Decni, mevcut görevin, kim üstlenirse üstlensin Gazze’nin silahsızlandırılması ve bölge için halkın beklentileriyle örtüşmeyen yeni bir düzen kurulmasını hedeflediğini dile getirdi.

Bu gelişmeler, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin dün Londra’da Birleşik Krallık Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell ile gerçekleştirdiği görüşmede, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan ulusal komitenin görevine sahada başlamasının ve uluslararası istikrar gücünün hızla konuşlandırılmasının önemine dikkat çektiği bir dönemde geldi.

Enver, Mısır’ın, teknokratlardan oluşacak komitenin Gazze’ye giriş yapması ve istikrar güçlerinin konuşlandırılmasıyla anlaşma sürecinin ilerletilmesi gerektiği yönündeki vurgusunu sürdürdüğünü belirtti. Enver, bunun mevcut süreçte anlaşmayı tehdit eden siyasi manevraların aşılmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.

Decni ise üç farklı senaryo öngördüğünü ifade etti. İlk senaryoda arabulucuların tüm tarafların kabul edebileceği yeni bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini belirten Decni, Mısır’ın komitenin göreve başlaması ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması yoluyla çözüm için bir kapı açmaya çalıştığını söyledi. Ancak bunun için öncelikle İsrail’in askeri tırmanışı durdurması, insani yardımların girişine izin vermesi ve olumlu bir atmosfer oluşturulması gerektiğini kaydetti. İkinci senaryonun mevcut durumun devam etmesi olduğunu belirten Decni, üçüncü senaryonun ise ‘yeniden kitlesel yıkım, zorunlu göç ve ölümlerin yaşanması’ olacağını söyledi. Decni’ye göre İsrail, özellikle İran’la savaş ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi nedeniyle ikinci senaryoyu tercih ediyor.


Mezardaki tanık, Irak’taki İsrail üssü gizeminin bir yönünü anlatıyor

Irak ordusu birlikleri, 17 Mayıs 2026’da en-Nuheyb çölünde gerçekleştirdikleri tarama operasyonu sırasında (AP)
Irak ordusu birlikleri, 17 Mayıs 2026’da en-Nuheyb çölünde gerçekleştirdikleri tarama operasyonu sırasında (AP)
TT

Mezardaki tanık, Irak’taki İsrail üssü gizeminin bir yönünü anlatıyor

Irak ordusu birlikleri, 17 Mayıs 2026’da en-Nuheyb çölünde gerçekleştirdikleri tarama operasyonu sırasında (AP)
Irak ordusu birlikleri, 17 Mayıs 2026’da en-Nuheyb çölünde gerçekleştirdikleri tarama operasyonu sırasında (AP)

Irak güçleri, son günlerde ülkenin çöl bölgelerinde tarama operasyonları yürüttü. Operasyonların, ABD ile İsrail’in bir tarafta, İran’ın ise diğer tarafta yer aldığı savaş sırasında konuşlandığı öne sürülen İsrail unsurlarını hedef aldığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre güvenlik güçleri, Necef ile Kerbela arasında Irak’ın güneybatısında bulunan en-Nuheyb çölü yakınındaki İsrail üssünün yerini tesadüfen ortaya çıkardığı söylenen bir çobana ait olabileceği değerlendirilen bir mezar taşına ulaştı. Buna rağmen Iraklı yetkililer, ‘olayı söylenti olarak değerlendirdiklerini’ ifade etti.

28 Şubat’ta başlayan savaşın ilk günlerinde, Irak’ın güneybatısındaki Necef Çölü’nde yabancı güçlerin bulunduğuna ilişkin haberler yayılmıştı.

Geçtiğimiz hafta Wall Street Journal’ınn, İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a karşı başlattığı savaşı desteklemek amacıyla geçen mart ayında Kerbela ile Necef vilayetleri arasındaki Irak çölünde gizli bir askeri üs kurduğunu ortaya koymasının ardından, Irak makamlarının egemenliği sağlama ve yabancı ihlallerini engelleme kapasitesine ilişkin tartışmalar yeniden gündeme geldi. Farklı siyasi eğilimlerden yorumcular, söz konusu gelişmenin ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti.

Birliklerin kimliği

AFP’nin Iraklı güvenlik yetkilileri ve görgü tanıklarına dayandırdığı habere göre, bir çoban bölgede askeri hareketlilik gördüğünü yetkililere bildirdi. Söz konusu kişinin, daha sonra bir helikopterin aracını hedef alması sonucu hayatını kaybettiği aktarıldı.

Irak makamları, Necef Çölü’nde ‘kimliği belirsiz’ yabancı güçlerin en fazla 48 saat boyunca bulunduğunu kabul ederken, bu güçlerin kimliğine ilişkin kesin bir açıklama yapmadı.

frbv
Necef’in güneybatısındaki en-Nuheyb çölünde arama yapan Irak ordusu birlikleri, 17 Mayıs 2026 (AP)

İki Iraklı güvenlik yetkilisi, İsrail güçlerinin Necef Çölü’nde gizli bir üs kurduğunu ve savaş sırasında bu üssü kullandığını doğruladı. Yetkililerden biri, “İsrail güçleri, Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin döneminde inşa edilen terk edilmiş bir hava pistinde üs oluşturdu” dedi.

Wall Street Journal, 9 Mayıs’ta yayımladığı haberinde, aralarında Amerikalı yetkililerin de bulunduğu kaynaklara dayanarak, “İsrail’in İran’a yönelik hava harekâtını desteklemek amacıyla Irak çölünde gizli bir askeri tesis kurduğunu” ileri sürdü.

Gazete, söz konusu tesiste özel kuvvetlerin konuşlandığını ve savaş başlamadan kısa süre önce ABD’nin bilgisi dahilinde İsrail Hava Kuvvetleri için lojistik merkez olarak kullanıldığını yazdı.

Bir diğer Iraklı güvenlik yetkilisi ise Bağdat yönetiminin, Necef Çölü’nde bulunan güçlerin ABD’ye ait olup olmadığını Washington’a sorduğunu, ancak Amerikalı yetkililerin “Bunlar bizim güçlerimiz değil” yanıtını verdiğini söyledi.

ABD’nin, halihazırda Irak’ın kuzeyindeki Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarında DEAŞ’la mücadele kapsamında asker bulundurduğu ve Irak toprakları içindeki herhangi bir askeri faaliyet konusunda Bağdat’ı bilgilendirmesinin gerektiği belirtildi.

Üçüncü bir Iraklı güvenlik yetkilisi ise bölgede bulunan yabancı güçlerin ‘Amerikan unsurları ile İsrailli teknik ekiplerden oluşmuş olabileceğini’ değerlendirdi. Yetkili ayrıca, söz konusu dönemde bölgede Chinook tipi helikopterlerin uçuş yaptığının tespit edildiğini ifade etti.

Çölde neler oldu?

Savaşın ilk haftasında Irak basınında yer alan haberlerde, Suudi Arabistan sınırına yakın geniş Necef Çölü’nde bir çobanın askeri hareketlilik tespit ettiği öne sürüldü.

AFP’ye konuşan Iraklı güvenlik kaynakları, söz konusu çobanın aracının bir helikopter tarafından hedef alınması sonucu yaşamını yitirdiğini bildirdi.

Çobanın, koyun satışı yapmak ve yakıt temin etmek amacıyla bölgede dolaştığı sırada, kendi ifadesine göre yabancı askeri güçlere ait olduğunu düşündüğü kişilerle karşılaştığı belirtildi.

AFP, çobana ait yanmış aracın hâlâ çölde bulunduğunu, aracın yanında ise bir koyuna ait iskeletin yer aldığını aktardı.

Çölde ayrıca çoban için dikildiği düşünülen sembolik bir mezar taşının bulunduğu, taşın üzerinde kişinin adı ile ölüm tarihi olarak ‘3 Mart’ ibaresinin yazıldığı ifade edildi.

hyj
17 Mayıs 2026’da Suriye sınırına yakın çöl bölgelerinde düzenlenen askeri operasyon sırasında Irak ordusu ve Halk Seferberlik Güçleri’ne ait araçlar (AFP)

Irak Ortak Operasyonlar Komutan Yardımcısı Kays el-Muhammedavi, 5 Mart’ta resmi Irak medyasına yaptığı açıklamada, Necef’te bir ‘indirme operasyonu’ gerçekleştirildiğini ve bu konuda DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na (DMUK) protesto notası verildiğini duyurdu.

Muhammedavi, ‘Necef Çölü’nde kişiler veya hareketlilik bulunduğuna’ ilişkin ihbarların ardından bölgeye bir birliğin gönderildiğini, ancak ekibin ‘havadan yoğun ateşe maruz kaldığını’ söyledi. Olayda bir güvenlik mensubunun hayatını kaybettiğini, iki kişinin de yaralandığını belirten Muhammedavi, daha sonra Terörle Mücadele Birimi’ne bağlı iki taburun bölgeye sevk edildiğini ancak yapılan taramalarda herhangi bir bulguya ulaşılamadığını ifade etti.

‘Konuşamayız’

Basında yer alan haberlere rağmen Irak makamları, söz konusu yabancı güçlerin kimliğine ilişkin şimdiye kadar resmi bir açıklama yapmadı. Iraklı bir güvenlik yetkilisi, “Irak güçleri kimliği belirsiz unsurlarla çatışmaya girmedi ve İsrail de Irak’ta bir indirme operasyonu gerçekleştirdiğini resmen açıklamadı” dedi. Yetkili ayrıca, “Konuşamayacağımız bazı konular var” ifadesini kullandı.

Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı, 11 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, Irak güçlerinin çöl bölgelerinde tarama operasyonları yürüttüğünü belirterek, ‘şu anda Irak topraklarında izinsiz herhangi bir güç ya da üs bulunmadığını’ vurguladı. Açıklamada ayrıca, ülkenin itibarına zarar verdiği belirtilen haberlere karşı uyarıda bulunuldu.

AFP’nin aktardığına göre, İsrail ordusu ise söz konusu iddialarla ilgili yorum talebine yanıt vermedi.

Iraklı güvenlik yetkilisi, ülkenin kuzeybatısındaki Ninova vilayetinde yer alan bir çöl bölgesinde İsrail güçlerinin bulunduğuna dair başka ihbarlar da aldıklarını söyledi. Yetkili, bölgeye inceleme yapılması amacıyla Irak güçlerinin sevk edildiğini ancak ‘konuyu şimdilik söylenti olarak değerlendirdiklerini’ ifade etti.


Hızlı Destek Kuvvetleri, Ebu Lulu'yu serbest bıraktıkları haberini yalanladı

El Faşir'de terör estiren "Ebu Lulu" lakaplı kişi, "Hızlı Destek Kuvvetleri" tarafından tutuklandı (AFP)
El Faşir'de terör estiren "Ebu Lulu" lakaplı kişi, "Hızlı Destek Kuvvetleri" tarafından tutuklandı (AFP)
TT

Hızlı Destek Kuvvetleri, Ebu Lulu'yu serbest bıraktıkları haberini yalanladı

El Faşir'de terör estiren "Ebu Lulu" lakaplı kişi, "Hızlı Destek Kuvvetleri" tarafından tutuklandı (AFP)
El Faşir'de terör estiren "Ebu Lulu" lakaplı kişi, "Hızlı Destek Kuvvetleri" tarafından tutuklandı (AFP)

Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), "Ebu Lulu" lakabıyla tanınan saha komutanı el-Fatih Abdullah İdris'in serbest bırakıldığı ve Kurdufan bölgesindeki çatışma meydanına geri döndüğü yönündeki iddiaları yalanladı. HDK'den yapılan açıklamada, "Bu iddialar tamamen asılsızdır ve kasıtlı yürütülen propaganda kampanyalarının bir parçasıdır" denildi.

Sahadaki durum: Onlarca ölü ve yaralı var

Saha kaynaklarından edinilen bilgilere göre, pazartesi günü Güney Kurdufan eyaletine bağlı el-Tekme bölgesinde Sudan ordusu ve destekçi güçleri ile HDK arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda onlarca kişi hayatını kaybetti ve yaralandı.

Bu gelişme, bölgedeki birkaç günlük nisbi sakinliğin sonrasında yaşandı. Bu süreçte ordunun el-Tekme'de kontrolü yeniden sağladığı ve eyaletin en büyük ikinci şehri olan Dilling'e giden yolu açtığı yönünde bilgiler paylaşıldı.

Ordu birliklerinin, şehri yeniden kuşatmayı hedefleyen HDK ve müttefiki "Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey"e (SPLM-N) yönelik operasyonlar düzenlediği belirtildi. El-Tekme ve Habila bölgelerine içeriden gerçekleştirilen bu askeri harekatın ardından ordunun, Dilling şehri üzerindeki kuşatmayı kırdığı, bölgeye insani ve askeri takviye ulaştırmayı başardığı yönünde haberler arttı.