Rukban Kampı sakinleri, ‘bulundukları büyük hapishaneden’ serbest bırakılmalarını talep ediyorlar

Palmira ve el-Badiye Aşiretleri Meclisi, Rukban Kampı’ndaki şartları protesto eden çocukları gösteren fotoğrafı paylaştı.
Palmira ve el-Badiye Aşiretleri Meclisi, Rukban Kampı’ndaki şartları protesto eden çocukları gösteren fotoğrafı paylaştı.
TT

Rukban Kampı sakinleri, ‘bulundukları büyük hapishaneden’ serbest bırakılmalarını talep ediyorlar

Palmira ve el-Badiye Aşiretleri Meclisi, Rukban Kampı’ndaki şartları protesto eden çocukları gösteren fotoğrafı paylaştı.
Palmira ve el-Badiye Aşiretleri Meclisi, Rukban Kampı’ndaki şartları protesto eden çocukları gösteren fotoğrafı paylaştı.

Suriye ve Ürdün sınırında yer alan et-Tanf bölgesindeki Rukban Kampı sakinleri geçtiğimiz pazartesi günü insanca bir hayat talebiyle bir protesto gösterisi düzenlediler. Kamp sakinleri, yaşamak için Suriye’nin kuzey bölgelerine taşınmayı talep ettiler.
Protestocular “Bizi bu büyük hapishaneden çıkarın… Burası Cehennem”, “Suriye'nin kuzeyine gitmek istiyoruz” ve “Bizi siyasi hesaplarınızın dışında tutun” yazılı pankartlar taşıdılar. Şarku’l Avsat’a konuşan bir Rukban Kampı sakini şunları söyledi:
“Burada kalan aileler, insani yardımlardan ve geçim kaynaklarından tamamen yoksunlar. Et-Tanf Askeri Üssü tarafından bu korunan bu güvenli bölgede kalmakla Suriye rejimi tarafından kontrol edilen bölgelere gitmek arasında seçim yapmalarını gerektiren hiçbir şey yok.”
Rukban Kampı sakinleri, Humus ve Palmira'da (Tedmur) ortaya çıktığında DEAŞ’a karşı mücadele ve muhalif gruplar ile Suriye rejimi güçleri arasındaki çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilmişlerdi.
Rukban Kampı’nda 3 bin 500 kişi kalıyor. Binlerce kişi, her geçen gün daha da şiddetlenen sorunlarla mücadele ediyor. Son olarak kamp sakinlerine sağlanan su miktarının azalmasıyla içme suyu kıtlığı baş gösterdi.
Kötüleşen hayat şartlarının ve artan sıcaklıkların gölgesinde kampta kalan yerinden edilen kişiler, birkaç gün önce Tedmurlu altı aylık bir bebeğin ateşlendiğini ancak kamp içinde sağlık personelinin ve ilaçların olmaması nedeniyle kurtarılamayarak öldüğünü açıkladı.
Kampta doktor bulunmadığını, saha sağlığı tecrübesi kazanmış gönüllülerin sayısının ise sadece birkaç kişi olduğunu belirten kamp sakinleri, Devrimci Komando Ordusu'na bağlı sağlık ekiplerinin ve sağlık hizmeti veren Palmira ve el-Badiye Aşiretleri Meclisi’nin zaman zaman kampı ziyaret ettiğini ancak onların da gerekli tıbbi ekipmana ve ilaçlara sahip olmadıklarını ifade ettiler. Tıbbi ekipman eksikliği ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle kampta çok sayıda ölümün gerçekleştiğini bildirdiler.
Kampta sağlıkla aksaklıklara gıda sorunları da eşlik ediyor. Kampa, insani gıda yardım yapılmıyor. Suriye’nin diğer bölgelerindeki akrabalarının yardımlarıyla hayatlarını idame ettiren kamp sakinleri, diğer bölgelerden kampa gelen tüccarlardan gerekli gıda ürünlerini ve ilaçları satın alıyorlar.
Kamptaki çocuklar arasında okur-yazarlık oranı da oldukça düşük. Hiçbir eğitim merkezi ya da eğitim faaliyetinin olmadığı kampta kalanlar için bu acı gerçeği kabullenmekten ya da Suriye rejiminin kontrolündeki bölgelere gitmekten başka seçenek yok.
Bölgede 2019 yılından bu yana Ürdün'den gelen yardımların kesilmiş olmasının ve Rukban'daki insani felaketle ilgili toplumun ve insani yardım kuruluşlarının sessizliği arasında Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tıbbi noktasının kapatılmasının yanı sıra yağmur sularının oluşturduğu göletlerin balık yetiştiriciliği ya da kişisel kullanım için kullanılmaya başlanması nedeniyle kamp sakinleri içme suyu temininde de ciddi bir kriz yaşıyor.
Et-Tanf Askeri Üssü’nde konuşlu DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) güçlerinden bir heyet geçtiğimiz pazar günü, mevcut durumu yerinde incelemek üzere kampa 14 kilometre uzaklıkta bulunan ve su kuyusunun olduğu Dekaka bölgesine gitti.
Palmira ve el-Badiye Aşiretleri Meclisi Başkanı Mahir el-Ali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, DMUK heyetinin durumu değerlendirmek için su kuyularından birini ziyaret ettiğini belirerek, heyetin, içme suyu sorununun ağırlaşması ve kamp sakinlerinin çözüm talep etmesi üzerine bölgeyi ziyaret ettiğini aktardı.
Edinilen bilgilere göre DMUK, ‘Şehit Ahmed el-Abdu Güçleri’ adlı gruba mazot temin ederek, kamp sakinlerinin su depolarını doldurmak için pompaların çalıştırmasını istedikleri kuyudan su çıkarılmasına yardım edebilir.
Palmira ve el-Badiye Aşiretleri Meclisi Başkanı Ali, hayat şartlarının kötüleşmesinin birçok ailenin kampı ve 55. Bölgeyi terk edip Palmira ve el-Badiye’de (çöl) Suriye rejiminin kontrolündeki bölgelere gitmesine neden olduğunu açıkladı. Ali, kampta yerinden edilenlere insani yardımın kesilmesinin, yaşamaları için ihtiyaç duydukları temel ürünlere ve hatta içme suyuna ulaşmalarının güçleşmesinin, insanları kamptan ayrılmaya zorlamak için uygulanan sistematik bir politika olduğunu söyledi.
Rukban Kampı’nda 2018 yılına kadar 70 bin kişinin kaldığını söyleyen Ali, bugün ise zorlu hayat şartları nedeniyle kamp nüfusunun yaklaşık 3 bin 500 kişiye gerilediğini aktardı.
Devrimci Komando Ordusu tarafından geçtiğimiz perşembe ve cuma günü Twitter hesabından yapılan açıklamalarda, yerinden edilmiş kişilere dağıtmak amacıyla Rukban Kampı’na 12 su tankı gönderdiğini duyurdu. Devrimci Komando Ordusu, kamptaki hastalara yardım etmek için Rukban kampında açtığı kliniğinin resimlerini de yayınladı. Ancak kamp sakinlerinin ihtiyaçları şu an mevcut olandan çok daha fazlasını gerektiriyor.
Rukban Kampı 2014 yılında kuruldu. Suriye-Ürdün-Irak sınır üçgeninde, Suriye toprakları içinde DMUK’un kullandığı et-Tanf Askeri Üssü çevresindeki 55 kilometrelik güvenli bölge içinde yer alan kampın sakinlerinin çoğu, tutuklanma ya da ihlalle karşılaşma korkusuyla Suriye rejiminin bölgelerine geri dönmeyi reddederek hayat kalitesinin düşük olmasına rağmen kampta kalmayı tercih ediyorlar.
Birçoğu halen Suriye’nin kuzeyindeki, Şam rejiminin kontrol edemediği bölgelere gönderilmelerini ya da kampta yaşamaları için gerekenlerin asgari düzeyde sağlanması için güvence verilmesini talep ediyorlar. Buna rağmen kampın bazı sakinleri, kamptaki zorlu koşullar nedeniyle Suriye rejiminin kontrolündeki bölgelere dönmek zorunda kaldılar.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.