Didier Drogba’ya selam olsun!

“Tehlike büyüdüğünde kurtuluş olanağı da büyür”

Futbolcu Didier Drogba, Fildişi Sahili halkının iç savaşı sonlandırmasını istedi. (AFP)
Futbolcu Didier Drogba, Fildişi Sahili halkının iç savaşı sonlandırmasını istedi. (AFP)
TT

Didier Drogba’ya selam olsun!

Futbolcu Didier Drogba, Fildişi Sahili halkının iç savaşı sonlandırmasını istedi. (AFP)
Futbolcu Didier Drogba, Fildişi Sahili halkının iç savaşı sonlandırmasını istedi. (AFP)

Ahmed el-Fituri   
Bu sıcak yazın çoğunu uzun bir aradan sonra doğduğum şehir Bingazi'de geçirdim. Zamanımın önemli bir kısmı televizyon karşısında geçiyordu ve haber bültenleri de yangınlarla doluydu. Trablus sokaklarında havan topları patlıyor, Avrupa’da ormanlar adeta savaşın ateşi yayılmışçasına yangınlarla kavruluyordu. Asya’da, Irak’ta ve Kuveyt’te havalar hiç olmadığı kadar ısınmış, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi’nin Tayvan adasını ziyareti harareti daha da yükseltmişti. Çin eşi görülmemiş askeri tatbikatlar düzenleyince, Tayvan da olası bir saldırıyı püskürtmeyi simüle eden askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.  
Bu bunaltıcı yaz, yüksek hararetli haber bültenleriyle uyumluluk arz ediyor. Bu haberlerden biri de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres'in panik içinde dünyanın uçurumun eşiğinde olduğu konusundaki uyarısıdır. Dehşetengiz bir nükleer savaşın başlaması bir tuşa dokunulmasına bakar. Dünyadaki mevcut ortam buna uygun görünüyor. Panik içinde olan sadece Guterres değil, küresel bir gıda kıtlığı konusunda uyaranlar da var. Bazılarına göre Avrupa Kıtası bir ‘üçüncü dünya savaşı’ senaryosu yazıyor ve yönetmen olarak Putin adeta bir Hitchcock filminin son dokunuşlarını yapıyor. Pelosi’nin boşluğa bir adım atmasının ardından, yönetmen dahil kimse filmin nasıl biteceğini bilemiyor.  
Bu sıcak yaz, daha önce hiç olmadığı kadar şiddetli savaş senaryolarını akla düşürüyor. Ukrayna'da olanlar, korkunç bir filmin ön senaryosundan başka bir şey değil ve bir çıkış yolu görünmüyor. Ukraynalılar ve Ruslar, Ukrayna’daki nükleer santralin hedef alınmasıyla ilgili birbirini suçluyor. Guterres’in uyardığı gibi; her an kontrol kaybedilebilir ve bir kaza süsüyle felaket yaşanabilir.  
Doğrusu bu yaz hiç olmadığı kadar dehşete kapıldım ve kendi kendime şunu dedim; savaş bu kadar basit bir şekilde mümkünse barış da mümkün değil midir? Bunun üzerine ‘insanlık hafızasında’ (internet) bir gezintiye çıktım. Bir baktım ülkelerinin dünya kupasına katılma hakkını elde etmesini kutlayan takım arkadaşlarıyla çevrili Fildişi Sahilli Didier Yves Drogba, bu fırsatı değerlendiriyor ve samimi bir konuşma yapıyor. Drogba konuşmasında şunları söylüyor:
“Fildişi Sahili’nden bayanlar ve baylar; ülkenin kuzeyinden, güneyinden, merkezinden ve batısından herkese sesleniyorum. Bugün ülke olarak bir arada olup ortak bir amaç uğruna çalışabileceğimizi gösterdik. Kutlamaların bütün ülkeyi birleştireceğine söz vermiştik. Bugün dizlerimizin üstünde size yalvarıyoruz.”
Ardından Drogba ile birlikte tüm takım arkadaşları da diz çökerek üç kere “Affedin” dediler. Drogba şunları söyledi:
“Bu kadar çok zenginliğe sahip bir ülke savaşmamalı. Yalvarıyoruz, silahlarınızı bırakın ve demokratik seçimleri yapın. Her şey çok daha iyi olacak. Lütfen, sevinmek istiyoruz. Ateş etmeyi bırakın...” 
Didier Drogba'nın 2006 Dünya Kupası'na katılmaya hak kazandıktan sonra Fildişi Sahili vatandaşlarını savaşı durdurmaya çağıran konuşmasının etkisi, sadece bir anlık değildi, Drogba en iyi bildiği şey, yani futbol ile ‘iç savaşı durdurmak’ için ciddi bir çaba sarf etti. Bu konuşmanın ardından Fildişi Sahili’nde halen iç savaşın zaman zaman yansımaları olmuyor değildi ama bu forvet oyuncusu, ihtilafı sonlandırmak için, Afrika Kupası çerçevesinde Fildişi Sahili ve Madagaskar arasında yapılacak maçın, ülkenin güneyi yerine isyancılarla özleştirilen kuzey tarafında oynanmasını önerdi.
Bu görüntüler gönlüme bir serinlik ve ferahlık verdi. Savaşlar nasıl ki küçük ve bazen görünmez bir kıvılcım tarafından başlayabilirse, yaz sıcaklarında da barış meltemleri esebilir. Bir futbolcu olan Didier Drogba ne ilk ne de son barış elçisi olacaktır. Barışın tesis edilmesi için herkesin elinden geleni yapması gerekir.

Peki, nasıl? 
Alman şair Friedrich Hölderlin, “Tehlike büyüdüğünde kurtuluş olanağı da büyür” diye bir söz söylemiş. Bu sözden hareketle, tehlikenin artması ve savaşın hız kazanmasının barışa işaret ettiğini söyleyebiliriz. Örneğin bu kavurucu yaz mevsiminde, haberlerde Odessa’dan tahıl yüklü gemilerin hareket ettiğine dair bilgiler de yer aldı. Enerji fiyatlarının düşeceğine dair emareler var. Tüm bunlar kurtuluşun mümkün olduğuna işaret ediyor. 

*Bu yazı Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Dünya Sağlık Örgütü: Ebola vaka sayısı resmi rakamın en az iki katı

Doğu Kongo'daki Bunia kentinde bulunan Rwampara Ebola Tedavi Merkezi'nde, kişisel koruyucu ekipman giyen bir sağlık çalışanı temizlik ve dezenfeksiyon çalışmalarına başlıyor. (AFP)
Doğu Kongo'daki Bunia kentinde bulunan Rwampara Ebola Tedavi Merkezi'nde, kişisel koruyucu ekipman giyen bir sağlık çalışanı temizlik ve dezenfeksiyon çalışmalarına başlıyor. (AFP)
TT

Dünya Sağlık Örgütü: Ebola vaka sayısı resmi rakamın en az iki katı

Doğu Kongo'daki Bunia kentinde bulunan Rwampara Ebola Tedavi Merkezi'nde, kişisel koruyucu ekipman giyen bir sağlık çalışanı temizlik ve dezenfeksiyon çalışmalarına başlıyor. (AFP)
Doğu Kongo'daki Bunia kentinde bulunan Rwampara Ebola Tedavi Merkezi'nde, kişisel koruyucu ekipman giyen bir sağlık çalışanı temizlik ve dezenfeksiyon çalışmalarına başlıyor. (AFP)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Acil Durumlar Programı Başkanı Dr. Chikwe Ihekweazu, bugün yaptığı açıklamada, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki gerçek Ebola vaka sayısının resmî rakamların en az iki, muhtemel olarak ise dört katı olduğunu söyledi.

Cenevre'de gazetecilere konuşan ve kısa süre önce Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusunu ziyaret eden Ihekweazu, "Kullandığımız destek araçları ve modellemelere dayanarak, salgının gerçek büyüklüğünün tespit edebildiğimiz vaka sayısının en az iki ila dört katı olduğunu düşünüyoruz" dedi.

Ihekweazu, WHO'nün Kongo'daki Ebola salgınıyla mücadele için ihtiyaç duyulan finansmanın yarısından daha azını temin edebildiğini belirterek, bağışçılara salgının bu kritik aşamasında ülkeye verdikleri desteği sürdürmeleri çağrısında bulundu.

WHO, Bundibugyo türündeki Ebola salgınıyla mücadele için talep ettiği 115 milyon dolarlık bütçenin şu ana kadar yalnızca yaklaşık yüzde 40'ını sağlayabildi.

Şarku’l Avsat’ın resmi verilerden edindiği bilgiye göre ülkede en az bin 926 kişi Ebola'ya yakalanırken, 702 kişi yaşamını yitirdi. Hastalık için kesin etkili bir tedavi ya da onaylanmış aşı bulunmuyor.

Salgından en fazla etkilenen Ituri eyaletini ziyaret eden Ihekweazu, "Bu salgın, karşı karşıya olduğumuz zorluklarla orantılı kaynaklar gerektiriyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin bu yükü tek başına üstlenmesine izin veremeyiz" ifadelerini kullandı.

Müdahalenin kritik bir aşamaya ulaştığını belirten Ihekweazu, bu hafta iki yeni eyalette deha vakaların görülmesinin ardından hastaların tespit edilmesi ve izole edilmesine yönelik çalışmaların hızlandırılması gerektiğini söyledi.

Salgınla mücadelenin uzun soluklu olduğuna dikkat çeken Ihekweazu, "Bu bir maraton koşusuna benziyor. İlk ya da ikinci turdan sonra pes edemezsiniz. Yorulmuş ve tükenmiş hissetseniz bile çaba göstermeye devam etmeniz gerekir" dedi.

Ihekweazu, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki gerçek Ebola vaka sayısının resmî verilerin en az iki, muhtemelen ise dört katına ulaştığı yönündeki değerlendirmesini yineledi.


Rus Hava Kuvvetleri ve Mali ordusu, Anefis’in kontrolünü yeniden ele geçirdi

Mali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü
Mali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü
TT

Rus Hava Kuvvetleri ve Mali ordusu, Anefis’in kontrolünü yeniden ele geçirdi

Mali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü
Mali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü

Mali ordusu ile Rus güçleri, geçtiğimiz hafta boyunca, El Kaide bağlantılı Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin (CNIM) ile müttefik olan Azavad Kurtuluş Cephesi’ne karşı yürütülen şiddetli çatışmaların ardından dün ülkenin kuzeyindeki Anefis kasabasında yeniden kontrolü sağladı. Bu gelişme, isyancı güçler tarafından da doğrulandı.

 ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsüMali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü

Azavad Kurtuluş Cephesi bünyesindeki Tuareg isyancıları, geçtiğimiz hafta cumartesi günü Mali’nin kuzeyindeki birçok kente eş zamanlı ve koordineli saldırılar başlatmış, daha sonra operasyonlarını Anefis kasabasına yoğunlaştırmıştı. Stratejik öneme sahip bir askeri üsse ev sahipliği yapan kasaba, Kidal bölgesine açılan kapı olmasının yanı sıra, Mali’nin kuzeyi ile orta kesimleri arasındaki ikmal hattının önemli bir bağlantı noktası olarak öne çıkıyor.

Mali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü Mali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü

İsyancılar ilk etapta küçük kasabanın kontrolünü ele geçirse de askeri üs, Rus güçleri ile Mali ordusunun elinde kalmıştı. Yaklaşık bir hafta boyunca üsse kuşatma uygulayan isyancılar, perşembe akşamı bölgeye ulaşan askeri takviye birliklerinin kuşatmayı kırmasının ardından kasabanın kontrolünü yeniden Mali ordusu ve Rus güçlerine kaptırdı.

Ablukayı kırmak

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Malili bir askeri kaynak yaptığı açıklamada, “Mali ordusu ile ortaklarımız olan Afrika Kolordusu güçlerinin kuşatmayı yararak Anefis’e ulaştığını ve bölgede konuşlu birliklerimize takviye sağladığını doğrulayabilirim” dedi.

Anefis’in yaklaşık 240 kilometre güneyindeki Gao kentinden onlarca askeri araçtan oluşan bir konvoyun hava desteği eşliğinde yola çıktığı, Azavad Kurtuluş Cephesi ile El Kaide bağlantılı CNIM örgütünün güzergâh boyunca düzenlediği saldırılara rağmen kasabaya ulaşmayı başardığı belirtildi.

Nijer sınırı yakınlarında devriye gezen Mali askerleri (Arşiv – Reuters)Nijer sınırı yakınlarında devriye gezen Mali askerleri (Arşiv – Reuters)

Azavad Kurtuluş Cephesi Sözcüsü Muhammed el-Mevlud Ramazan da AFP’ye yaptığı açıklamada, “Belirli bir strateji doğrultusunda ve siviller arasında can kaybı yaşanmaması için Anefis’ten çekilme kararı aldık” ifadesini kullandı. Mali ordusundan bir albayın öldürüldüğünü öne süren Ramazan, “Karşı taraf Mali dışından takviye getirdi. Karşımızdaki güçlerin yüzde 95’ini Ruslar oluşturuyordu. Geriye kalan yüzde 5 ise kuzeydeki milisler ile Mali ordusundan oluşuyordu” dedi.

Mali’nin başkenti Bamako’da bir yol (AFP)Mali’nin başkenti Bamako’da bir yol (AFP)

Çatışma devam ediyor

Ramazan dün Facebook hesabından yaptığı açıklamada, “Düşmana karşı bir hafta boyunca aralıksız süren çatışmalarda savaşçılarımız direnme ve inisiyatifi elinde tutma kabiliyetini ortaya koydu. Rus güçleri, Mali ordusu ve milislere hem personel hem de askeri teçhizat açısından ağır kayıplar verdirdik ve sahadaki inisiyatifi korumayı başardık” ifadelerini kullandı.

Ramazan sözlerini şöyle sürdürdü: “Askeri hedefimiz Anefis’in kontrolünü ele geçirmekti ve bu hedef operasyonların bu aşamasında gerçekleşmedi. Ancak hedefe ulaşılamamış olması sahada elde edilen kazanımları ortadan kaldırmıyor. Düşman ağır bir bedel ödemek zorunda kaldı; insan gücü ve lojistik kapasitesi önemli ölçüde yıpratıldı.”

 Ağustos 2020’de Mali’nin başkenti Bamako’da devriye gezen Mali askerleri(AP)Ağustos 2020’de Mali’nin başkenti Bamako’da devriye gezen Mali askerleri (AP)

Ramazan, açıklamasını, “Savaş henüz sona ermedi. Şu ana kadar yaşananlar operasyon sürecinin yalnızca bir aşamasını oluşturuyor. Nihai değerlendirme tek bir çatışmanın sonucuna göre değil, savaşın genel sonucuna göre yapılacaktır” ifadeleriyle tamamladı.

Belirleyici savaş

Sahadan gelen bilgilere göre, Anefis kasabasına askeri takviye birliklerinin ulaşmasının ardından perşembe akşamı belirleyici bir çatışma yaşandı. Rus yapımı Suhoy savaş uçakları ile insansız hava araçlarının (İHA) da kullanıldığı çatışmaların 10 saatten fazla sürdüğü belirtildi.

Kaynaklar, Mali ordusuna bağlı yerel Tuareg milislerinin de belirleyici çatışmada önemli rol oynadığını belirtti. Söz konusu güçlere, Mali ordusunda görev yapan Tuareg kökenli General Hacı A. Ag Gamo’nun komuta ettiği, Gamo’nun çöl savaşları ile isyancı gruplar, El Kaide ve DEAŞ’a karşı yürütülen operasyonlardaki tecrübesiyle tanındığı ifade edildi.

Aynı kaynaklara göre, çatışmaların şiddeti ve hava kuvvetlerinin belirleyici müdahalesi nedeniyle, Tuareg isyancıları savaş alanından kademeli olarak çekilme kararı aldı. İsyancıların, Mali’nin en kuzeyindeki Kidal bölgesindeki üslerine yöneldiği, stratejik öneme sahip Kidal kentinin halen isyancıların kontrolünde bulunduğu kaydedildi.

Rusya’ya bağlı Afrika Kolordusu ise X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, El Kaide bağlantılı CNIM lideri İyad Ag Ghali’nin perşembe günü Anefis çevresinde yaşanan çatışmalarda yaralandığını öne sürdü. Ancak bu bilgi, bağımsız kaynaklar tarafından henüz doğrulanmadı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani ile yaptığı görüşmede (Rusya Dışişleri Bakanlığı)Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani ile yaptığı görüşmede (Rusya Dışişleri Bakanlığı)

Savaş devam ediyor

Mali ordusu, Anefis’te dün yaşanan çatışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, Rus güçleriyle koordinasyon içinde 15 hava saldırısı düzenlediklerini, 12 savaş aracını imha ettiklerini ve yaklaşık 100 teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi. Açıklamada, ortak operasyonların ‘tüm çatışma sahalarında kararlılık ve azimle sürdürüldüğü’ vurgulandı.

Ordu, perşembeyi cumaya bağlayan gece Gao kentinden yola çıkan büyük bir lojistik konvoyun Anefis’e ulaştığını belirterek, “Hava ve kara unsurlarının yürüttüğü operasyonlar sayesinde, güzergâh ve kasabaya giriş hattı güvence altına alındı. Bu süreçte silahlı terörist grupların düzenlediği çok sayıda çatışma ve pusu girişimine rağmen ilerleme sağlandı” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, isyancıların ‘kamikaze İHA’ kullandığı öne sürüldü.

Mali ordusu, belirleyici çatışmadan iki gün önce silahlı kuvvetlerin Anefis’te teröristlerin kontrolündeki stratejik noktaları temizlediğini, böylece askeri birliklerin ilerleyişi ve bölgeye konuşlanması için gerekli şartların yeniden oluşturulduğunu kaydetti.

 Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Niamey’de Sahel ülkeleri dışişleri bakanlarıyla yaptığı toplantıda (Rusya Dışişleri Bakanlığı)Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Niamey’de Sahel ülkeleri dışişleri bakanlarıyla yaptığı toplantıda (Rusya Dışişleri Bakanlığı)

Lavrov, operasyonel kapasitelerin güçlendirileceğini vurguladı

Rusya ile Afrika Sahel Devletleri Konfederasyonu bu hafta Fransa ve Ukrayna’yı, son haftalarda Mali ve Nijer’e yönelik terör saldırıları düzenleyen gruplarla iş birliği yapmakla suçladı. Suçlamalar arasında, ocak ayında DEAŞ’ın üstlendiği Nijer’in başkenti Niamey’deki havalimanına yönelik saldırı ile nisan ayı sonunda El Kaide’nin üstlendiği Mali’deki saldırı da yer aldı.

Söz konusu suçlamalar, çarşamba günü Rusya ile Sahel Devletleri Konfederasyonu dışişleri bakanlarının ikinci istişare toplantısının ardından yayımlanan ortak bildiride yer aldı. Nijer’in başkenti Niamey’de düzenlenen toplantıya Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Sahel ülkelerinin dışişleri bakanları katıldı.

Lavrov, “Terörle mücadele, bugün yaptığımız görüşmelerin öncelikli gündem maddelerinden biri oldu. Bu alanda da kalkınmamızı engelleyen unsurların sürekli izlenmesine yönelik mekanizmalar kurulabilir. Özellikle finansman ağlarının tespit edilmesi ve dağıtılması büyük önem taşıyor. Terörizm hem Sahel Devletleri Konfederasyonu hem de Rusya açısından acil ve doğrudan etkileri olan bir sorundur” dedi.

Toplantının sonuç bildirisinde, Konfederasyon üyesi ülkeler ile Rusya arasındaki askeri ve askeri-teknik iş birliğinin güçlendirilmesinden memnuniyet duyulduğu belirtilirken, Rus tarafı da üye ülkelerin silahlı kuvvetleri ile Sahel Devletleri Konfederasyonu Ortak Gücü’nün operasyonel kapasitesinin geliştirilmesine desteğini sürdürme konusundaki kararlılığını yineledi.


Türkiye ve Batı ülkelerinden Somali'deki siyasi düğümü çözmek için arabuluculuk

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)
TT

Türkiye ve Batı ülkelerinden Somali'deki siyasi düğümü çözmek için arabuluculuk

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)

Uluslararası arabulucular, iki aydan kısa bir süre içinde ikinci kez Somali'deki siyasi taraflar arasında yeni bir arabuluculuk turu başlattı. Bu süreç, doğrudan seçimler ve cumhurbaşkanının görev süresini 2027'ye uzatan yeni anayasanın uygulanması konusundaki emsalsiz çatışma ve görüş ayrılıkları ortamında yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Afrika işleri uzmanına göre Türkiye'nin, Batılı ülke büyükelçileri ile Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletlerin (BM) arabuluculuğunu üstlendiği bu tur, Somali'deki siyasi düğümün çözülmesi için fırsatlar taşıyor. Uzman, biri başlıca anlaşmazlıklar etrafındaki uzlaşıyı yeniden tesis edecek kapsamlı bir siyasi anlaşmaya ulaşılması olmak üzere üç senaryo öngörüyor.

Haber sitesi Al-Somal Al-Jadid’in haberine göre başkent Mogadişu, seçimlerin nasıl yapılacağını, anayasanın tamamlanmasını ve gözden geçirilmesini ile ülkedeki siyasi geçiş döneminin nasıl yönetileceğini kapsayan bir gündemle Federal Hükümet ile muhalif ittifak Mustakbel (Gelecek) Konseyi arasındaki hassas siyasi görüşmelere ev sahipliği yaptı.

Somalili bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin dün de sürdüğünü ve federal hükümete muhalif Jubaland ile Puntland eyaletlerinin bugün müzakerelere katılmasının beklendiğini belirtti. Bu gelişme, çeşitli Batılı ülkelerin büyükelçileri ile AB ve BM temsilcilerinin hazır bulunacağı kapanış oturumuyla eş zamanlı gerçekleşecek.

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kelni, söz konusu görüşmeleri ‘geçtiğimiz bir buçuk yılda siyasi tabloyu kilitleyen anlaşmazlıklı dosyalar etrafındaki uzlaşıyı canlandırma girişimi’ olarak değerlendirdi. Görüşmelerin başta Eş-Şebab Hareketi’ne karşı sürdürülen savaş olmak üzere, anayasa değişiklikleri, seçim sisteminin şekli ve federal hükümet ile eyaletler arasındaki yetki dağılımına ilişkin iç siyasi çatışmalarla aynı anda yaşanan eş zamanlı zorluklarla gölgelendiğini de vurguladı.

Bu turda öne çıkan gelişme olarak Türkiye'nin bu düzeyde ilk kez arabuluculuk sürecine dahil olmasını ve diyalogda arabulucu ve garantör olarak yer almasını vurgulayan Kelni, bu gelişmenin ‘Ankara'nın yıllara yayılan askeri, ekonomik ve kalkınma alanındaki varlığının ardından Somali'deki rolünün genişlemesini yansıttığını ve Batılı ortakların Somalili taraflar arasında siyasi bir uzlaşıya ulaşma çabalarına verdiği desteği pekiştirdiğini’ belirtti.

Görüşmelerin yaklaşan seçimlerin geleceği, anayasa değişiklikleri etrafındaki anlaşmazlığın çözüme kavuşturulması ve federal hükümet, eyaletler ile muhalefet güçleri arasında daha fazla bölünmüşlüğü engelleyecek biçimde önümüzdeki siyasi aşamayı yönetmek için uzlaşıya dayalı bir çerçevenin belirlenmesi olmak üzere üç ana dosya üzerinde yoğunlaşması bekleniyor.

dfrgth
Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud, siyasi krizin ele alınmasına yönelik istişare oturumlarına katılmak üzere Mustakbel Konseyi yetkilileriyle bir araya geldiği önceki bir toplantıya katıldığı sırada (SONNA)

Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud geçtiğimiz mayıs ayında liderliğindeki Federal Hükümet ile muhalefet arasında üç gün süren diyalog turu, Batılı ve BM arabuluculuğuna rağmen herhangi bir anlaşmayla sonuçlanamadı.

Anlaşmazlıkların özünde muhalefet aşiret sistemine bağlılığını korurken doğrudan seçimlerin yapılmasını reddetmesi yatıyor. Bunun yanı sıra muhalefet, eyaletlerin yetkilerini kısıtlayan ve cumhurbaşkanlığını bu yıl yerine 15 Mayıs 2027'de sona erecek şekilde bir yıl uzatan anayasa maddelerine itiraz ederek anayasanın uygulanmasını reddediyor.

Somali muhalefeti Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'un meşruiyetini tanımadığını ilan ederek geçen Haziran'da haftalık protesto gösterileri çağrısında bulundu; bu gösterilerin bir kısmında hükümet ve muhalefet yanlıları arasında daha önce görülmemiş silahlı çatışmalar yaşandı.

Yeni diyalog turuna eşlik eden olumlu havaya karşın siyasi bir kırılım sağlanması, tarafların özellikle parlamentonun mart ayında anayasa değişikliklerini onaylamasının ardından muhalefet güçleri ve bazı bölgesel yönetimlerin geniş çaplı itirazlarıyla gündeme gelen tartışmalı konularda karşılıklı taviz verme kapasitesine bağlı olmayı sürdürüyor.

Bu kez Türkiye'nin arabuluculuğa dahil olmasının, Somalili farklı taraflarla kurduğu ilişkiler sayesinde müzakerelere ek bir ivme kazandırdığı değerlendiriliyor. Ancak Kelni, başarının siyasi güçlerin kutuplaşmayı sürdürmek yerine uzlaşı seçeneğini ön plana çıkarmaya ne ölçüde hazır olduğuna bağlı kalacağına dikkati çekti.

Kelni görüşmelerin üç ana senaryo doğurabileceğini öngörüyor. Birinci senaryoda seçimler ve anayasal süreçler etrafındaki uzlaşıyı yeniden tesis eden ve yaklaşık 18 aydır süren krizin sona ermesinin önünü açan kapsamlı bir siyasi anlaşmaya ulaşılıyor. İkinci senaryoda diyaloğu canlı tutmakla birlikte anlaşmazlığın kökenine inmeden en karmaşık meseleleri sonraki turlara erteleyen kısmi mutabakatlar gerçekleşiyor. Üçüncü senaryoda ise müzakereler tökezliyor ve siyasi bölünmüşlük sürüyor. Bu da terörle mücadele çabalarını olumsuz etkileyebilir ve devlet kurumlarının inşa sürecini geciktirebilir.

Kelni, değerlendirmesinin sonunda “Bu turun çıktıları, siyasi güçlerin görüş ayrılıklarını aşma ve ülkenin iç istikrar gereksinimleri ile güvenlik baskıları arasında denge kuran ulusal uzlaşıyı yeniden üretme kapasitesinin belirleyici bir sınavı olmaya devam edecek. Somali hızlanan siyasi ve güvenlik yükümlülükleriyle karşı karşıya” ifadelerini kullandı.