Fransa’dan Batı Afrika'da terörle mücadeleyi sürdürme vurgusu

Fransa-Mali ilişkilerinin seyri kötüleşmeye devam ederken Bamako hükümeti Paris yönetimini BMGK’ya şikâyet etti.

Barkhane’nin Mali’de kullandığı üslerden birini boşaltmasının ardından Mali ordusu ulusal bayrağını gönder çekti. (AFP)
Barkhane’nin Mali’de kullandığı üslerden birini boşaltmasının ardından Mali ordusu ulusal bayrağını gönder çekti. (AFP)
TT

Fransa’dan Batı Afrika'da terörle mücadeleyi sürdürme vurgusu

Barkhane’nin Mali’de kullandığı üslerden birini boşaltmasının ardından Mali ordusu ulusal bayrağını gönder çekti. (AFP)
Barkhane’nin Mali’de kullandığı üslerden birini boşaltmasının ardından Mali ordusu ulusal bayrağını gönder çekti. (AFP)

Fransa'nın başta Sahel ve Gine Körfezi'ne komşu olan ülkeler olmak üzere Batı Afrika'daki sıkıntıları son bulmuş değil. Fransa, Barkhane Operasyonu kapsamında Mali'de terör örgütleriyle mücadele amacıyla dokuz yıl kesintisiz asker bulundurduktan sonra geçtiğimiz günlerde ülkeden tamamen ayrılmak zorunda kaldı.
Şu an Fransa 5 bin 500’den fazla askerini Nijer ve Burkina Faso’ya konuşlandırmış durumda, Mali ile birlikte her iki ülke de eski Fransız sömürgeleri arasında. Fransa bu üç ülkede başta Mağrip El Kaidesi ile DEAŞ olmak üzere ‘radikal cihatçı gruplara’ karşı taktiksel başarılar elde etti ve bu örgütlerin lider kadrolarının önemli bir kısmını tasfiye etti. Fransa’nın Mali’den ayrılmasının oluşturacağı boşluğun Mağrip El Kaidesi ile DEAŞ tarafından suistimal edileceğine kesin gözüyle bakılıyor. Fransız askeri kaynakları bu iki örgütün şimdiden ülkenin orta ve kuzey bölgelerindeki faaliyetlerini arttırmaya başladığını ifade ediyor.  
Mali’de Ağustos 2020 ve Mayıs 2021'de gerçekleşen iki askeri darbenin ardından iktidarı elinde tutan cunta yönetimi, geri çekilen Fransız güçlerinin yerine Rus Wagner paralı askerlerine güveniyor. Ancak Mali Ulusal Ordusu’nu destekleyen Wagner Grubu’nun ‘cihatçıların yayılmasını engellemekte’ başarılı olup olmayacağı bilinmiyor. Mali’de yaklaşık bin Wagner askerinin olduğu tahmin ediliyor. Geçen hafta çıkan çatışmalarda dört Rus askerinin yaşamını yitirdiği bildirildi. Mali ordusu bu ayın başından bu yana ülkenin orta bölümlerinde yer alan Tessalit ili yakınlarında terör örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonlarda 46 askerini kaybetti. Fransız kaynakları Barkhane güçleri ülkeden ayrılmadan önce bu bölgenin güvenli olduğunu savunarak bu olayların yaşanmasının, teröristlerin yayılma hızını gösterdiğini bildirdi. Eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, terör örgütlerinin başkent Bamako’yu ele geçirmesinin önüne geçmek için ilk Fransız askeri birliğini Mali’ye 2013’ün başında göndermişti.
Şimdilerde Paris artık ülkede askeri olmadığı için Mali'de herhangi bir çatışmaya müdahale edemez halde. Ayrıca Mali hükümeti, Paris müdahale etmeye karar verse dahi buna izin vermeyeceğini açıkça ifade etti. Mali’deki cunta yönetimi, Rusya ile ilişkilerini sadece Wagner aracılığıyla değil, devletler düzeyinde de güçlendirmeye çalışıyor. Mali'deki geçiş sürecinin lideri Cumhurbaşkanı Yarbay Assimi Goita bu ayın başında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bamako, insansız hava araçları da dahil olmak üzere çeşitli Rus silahlarını elde etmek istiyor. Gözlemciler Mali yönetiminin Paris’e gittikçe daha mesafeli olduğu, buna karşın Moskova’yla yakınlaştığı görüşünde. Fransa ile Mali arasındaki uçurum her geçen gün büyüyor. 
Mali en son, ‘terörist grupları silahlandırmak ve onlara istihbarat sağlamakla’ suçladığı Fransa'yı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) şikayet etti. Mali Dışişleri Bakanı Abdoulaye Diop, BMGK'ye yazdığı 15 Ağustos tarihli mektupta, Fransa'yı ülkedeki ‘cihatçı’ silahlı gruplara istihbarat sağlamak ve silah desteği sunmakla suçladı. Mali hava sahasının Fransa tarafından casusluk ve teröristlere mühimmat desteği verme amacıyla defalarca ihlal edildiğini belirten Diop, ülkesinin egemenliğinin ihlal edilmesi nedeniyle BMGK’nın acil bir toplantı düzenlemesini talep etti. Dışişleri Bakanı ayrıca Fransa'nın teröristlere istihbarat ve silah yardımı yaptığına ilişkin ellerindeki somut delilleri de BMGK'ya sunabileceklerini kaydederek Mali’nin kendini savunma hakkını saklı tuttuğunu vurguladı.  
Fransa'nın Mali'deki başarısızlıktan dersler çıkaracağına şüphe yok. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bu yazın başında, Genelkurmay Başkanlığı’ndan Sahel bölgesinde terörle mücadelenin aktif bir şekilde sürdürülmesi için yeni bir plan yapmalarını talep etti. Bu bağlamda Fransız askeri birlikleri başta Nijer olmak üzere Gine Körfezi ve Çad Gölü kıyısındaki ülkelere yeniden konuşlanıyor. Fransa’nın Gana, Fildişi Sahili, Senegal, Burkina Faso ve Cibuti’deki askeri üslerini de güçlendirme yoluna gittiği biliniyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron geçtiğimiz ay Afrika gezisi kapsamında Kamerun, Benin ve Gine Bissau'yu ziyaret etti. Macron bu ziyaretlerinde, ülkesinin ‘terörle mücadelesini’ karlılıkla sürdüreceğini ve müttefiklerine destek vermeye devam edeceğini vurguladı. Fransa Mali’de yaşananların tekrar etmesinden çekindiği için bölgedeki ortaklarının özel şartlarını daha fazla dikkate alıyor ve müttefiklerinin taleplerine yanıt vermeye çalışıyor.  
Nijer, Niamey'deki Fransız hava üssüne onay verdi. Fransa bu üstte Mali sınırındaki operasyonlar için 250 asker bulunduruyor. Çad’ın N'Djamena şehrindeki Fransız askeri üssü de genişletildi. Fransızlar Burkina Faso'daki Ouagadougou'da da özel bir askeri birlik konuşlandırmayı umuyor. Fildişi Sahili'ndeki Fransız kuvvetleri, Abidjan'ın isteği üzerine ülkenin kuzeyinde gözetleme faaliyetleri yürütecek. Benin ve Togo'ya gelince; Elysee'ye göre bu ülkeler, kendilerine ‘hava desteği ve istihbarat sağlanmasının yanı sıra teçhizat ve mühimmat desteği sunulmasını’ talep ediyor. Gine ise Mali ile olan sınırını güvence altına almak için halen askeri alandaki ihtiyaçlarını araştırıyor.
Bölgedeki güvenlik zorluklarını anlamak için Batı Afrika haritasına hızlı bir göz gezdirmek yeterli. Gine Körfezi üzerinde yer alan, Gine, Fildişi Sahili, Gana, Benin ve Nijerya kuzeyde Mali, Burkina Faso ve Nijer’e olan sınırlarda ciddi terör saldırılarına maruz kalıyor. Terör saldırılarının büyük çoğunluğu Gine Körfezi ülkelerinin kuzey sınırlarında yoğunlaşıyor. Bu ülkeler arasında Benin en fazla terör saldırısına maruz kalan ülke olarak dikkat çekiyor. Sadece geçen yıl Benin’e 20 terör saldırısı düzenlendi. Benin lideri, Cumhurbaşkanı Macron’dan ülkesine insansız hava aracı ve silah desteği sağlamasını istedi. Fransa, sömürgecilik dönemlerini hatırlatmayacak bir şekilde bu ülkelerin ordularına destek vermek istiyor. Bu nedenle, Barkhane Operasyonu’nda olduğu gibi büyük güçler konuşlandırmak yerine ulusal ordularla birlikte hareket eden ve arka planda terörle mücadeleyi sürdüren aktif ve küçük birlikleri tercih ediyor. Afrika’da bir ‘stratejik rekabet’ söz konusu ve Paris bu yarışı kaybetmek istemiyor. Fransa, Afrika’da sadece Rusya’yı değil, Çin, İsrail ve Türkiye’yi de kendisine rakip olarak görüyor. ABD ile Fransa’nın da bazı Afrika ülkelerinde rekabet içinde olduğu da biliniyor. 



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.