Tunuslu politikacılar yeni seçim yasasında ‘dışlanmaktan’ endişeli

Özgür Anayasa Partisi lideri Abir Musa. (EPA)
Özgür Anayasa Partisi lideri Abir Musa. (EPA)
TT

Tunuslu politikacılar yeni seçim yasasında ‘dışlanmaktan’ endişeli

Özgür Anayasa Partisi lideri Abir Musa. (EPA)
Özgür Anayasa Partisi lideri Abir Musa. (EPA)

Tunus siyaset sahnesi, Cumhurbaşkanı Kays Said'in üzerinde çalıştığı yeni seçim yasasını merakla bekliyor.
 Yeni yasada başta seçimlere katılım koşulları ve 17 Aralık'ta yapılması planlanan milletvekili seçimleri olmak üzere seçim merkezlerinde katılımcı partileri doğrudan etkileyecek yeni standartlar belirlenecek.
Cumhurbaşkanı Said, 25 Temmuz referandumundan çıkan yeni anayasa metnini imzalaması vesilesiyle yaptığı açıklamada yeni bir seçim yasası hazırlamaya devam ettiğini söyledi. Said anayasa hazırlık aşamaları boyunca siyasi partileri veya yasal kişileri bu sürece dahil etme olasılığından ise bahsetmedi.
Bu nedenle siyasetçiler, Cumhurbaşkanı Said’in düzeltici yaklaşımını destekleyenler veya muhalifleri olsun, yeni seçim yasasının birtakım sürprizler içereceğini göz ardı etmiyor. Muhalifler, ‘siyasi dışlanmaya’ maruz kalmaktan korktuklarını dile getiriyorlar.
Diğer yandan uluslararası arena ve partiler, yaklaşan seçim merkezlerine geniş bir siyasi ve toplumsal katılım için baskı yapıyor. Bu konu, ABD Kongresi heyetinin Cumhurbaşkanı Said ile ve Tunus sivil toplum temsilcileriyle yaptığı görüşmede de Washington yönetimi tarafından dile getirildi.
Tunus'a, ‘yaklaşan yasama seçimlerine mümkün olan en geniş katılımı kolaylaştıran ve katılımcı bir şekilde bir seçim kanunu kabul etmesi’ çağrısında bulunan ABD heyeti, Tunus halkının demokratik sisteme olan güvenini yeniden kazanması için bağımsız bir yargı ile aktif ve etkili bir parlamento kurmanın önemini vurguladı.
Bu bağlamda, son referanduma katılarak yeni anayasa taslağına karşı oy kullanan Afak Tunus Partisi Genel Başkan Yardımcısı Rim Mahcub, yeni seçim yasasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Mahcub açıklamasında "Seçim yasasının bireysel olacağına hiç şüphe yok. Çünkü Said bireysel yaklaşıma güvenmeyi ve kariyerine devam etmeyi sürdürecek" dedi.
Partisinin kendi deyimiyle ‘hukukun üstünlüğünü tesis etmeyen her yasaya karşı çıkacağını’ belirten Mahcub, “Tunus bugün Kays Said Cumhuriyeti altında yaşıyor ve yeni anayasa bir oldu-bitti haline geldi” ifadesini kullandı.
Diğer yandan Said'in eğilimlerini destekleyen Demokratik Akım Partisi Genel Başkanı Züheyr el-Hamdi, siyasi suikastlar, terör örgütlerine ve siyasi ve mali yolsuzluklara destek verilmesine karışan herkesin hesap vermesi ve yargılanması çağrısında bulundu.
 Seçim atmosferinin iyileştirilmesi ve denetim makamından başlayarak yaklaşan parlamento seçimlerine iyi hazırlanma ihtiyacının altını çizen Hamdi, Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu, kamuoyu yoklama merkezleri ve medya sektörü ile ilgili olarak, yeni seçim yasasının iki devrede bireylere yönelik oylama sistemini temel almasının önerildiğini kaydetti.
 Bu bağlamda, farklı ideolojik çizgilerden siyasi liderler, Cumhurbaşkanı Said'in mali ve idari yolsuzluk şüphesiyle yabancı partilerle iş yapmakla suçlanan partilerin ‘siyasi tecride’ maruz kalması seçeneğine gitmesini bekliyorlar.
 Sızan verilere göre seçim kanunu, mali veya idari yolsuzluk şüphesi veya yabancı taraflarla ilgili davalarda takip edilen kişilerin veya partinin adaylığını engelleyecek. Buna göre Nahda Hareketi, Tunus’un Kalbi Partisi ve Onur Koalisyonu dışlanabilir.
 Tunuslu siyasi analist Cemal el-Arfavi, Şarku'l-Avsat'a, Cumhurbaşkanı Said'in siyasi yöneliminin ve bir yıldan fazla bir süre önce istisnai önlemlere başvurmasından bu yana benimsediği seçeneklerin siyasi tercihlerini destekleyen kurallarla tutarlı olması için yeni seçim kanununda siyasi izolasyon ilkesini şüphesiz benimseyeceğini belirtti.
 Aynı bağlamda Said'in en önde gelen muhaliflerinden biri olan Özgür Anayasa Partisi lideri Abir Musa da yeni Tunus anayasasının yürürlüğe girmesinin ‘Kays Said'in Cumhurbaşkanı olarak meşruiyetini sona erdirdiği’ görüşünde. "
Musa önceki gün düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
“Said artık Tunus Cumhuriyeti'nin seçilmiş cumhurbaşkanı değil. Çünkü 2019'da seçildiğinde yaptığı anayasal yemin, yemini ettiği kurumların yok olmasının yanı sıra yeni anayasada öngörülen anayasal yemine de aykırı hale geldi. Cumhurbaşkanlığı makamı boş kalmalı ve Said cumhurbaşkanı vekili olmalı. Dolayısıyla erken cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmalı. Mevcuttaki veya daha sonra atanacak herhangi bir yönetim geçici bir hükümet olabilir.”



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.