ABD Donanması Beşinci Filo Komutanı Koramiral Brad Cooper’dan Şarku’l Avsat’a özel açıklamalar: Suudi Arabistan’ın Birleşik Görev Gücü CTF 150’deki liderliğine övgüde bulundu

ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı Komutanı Koramiral Brad Cooper (ABD Donanması)
ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı Komutanı Koramiral Brad Cooper (ABD Donanması)
TT

ABD Donanması Beşinci Filo Komutanı Koramiral Brad Cooper’dan Şarku’l Avsat’a özel açıklamalar: Suudi Arabistan’ın Birleşik Görev Gücü CTF 150’deki liderliğine övgüde bulundu

ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı Komutanı Koramiral Brad Cooper (ABD Donanması)
ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı Komutanı Koramiral Brad Cooper (ABD Donanması)

ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı Komutanı ve Beşinci Filo Komutanı Koramiral Brad Cooper, bölgedeki tüm müttefiklerle çeşitli görüşmelerin yapıldığını bildirerek, dünyanın ilk insansız deniz aracı (İnsansız Yüzey Araçları) filosunu kurmak için önemli ilerleme kaydedildiğini açıkladı.
Cooper Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamalarda, bölgedeki deniz güvenliğini artırmak için ortaklık, teknoloji ve inovasyon üzerinde çalışıldığını söyledi.
2023 yazına kadar 100 deniz aracını içerecek yeni insansız deniz aracı filosunun, sadece bir yıl önce tanıtılan bir teknolojiye dayandığını söyleyen Cooper, “Deniz seviyesinin üstü ve altındaki tehditlerin izlenmesinin doğruluğunu artırarak, Körfez sularının güvenliğini benzeri görülmemiş bir şekilde artırmaya katkıda bulunacak” dedi.
ABD’nin Ortadoğu’nun güvenliğine olan bağlılığını vurgulayan Cooper, Ağustos ayına kadar 50 ortak askeri tatbikatın düzenlendiğine dikkati çekti ve geçen yıla göre belirgin bir artış kaydedildiğini ifade etti.


Kızıldeniz’de bir deniz tatbikatı kapsamında konuşlandırılan insansız deniz aracı gemisi, 21 Nisan 2022 (ABD Donanması)

Suudi Arabistan’ın Birleşik Görev Gücü CTF 150’deki liderliğine övgüde bulunan Cooper, bu adımı ikili ilişkiler, caydırıcılık ve deniz güvenliği çalışmalarına ortak bağlılığın pekiştirilmesi olarak değerlendirdi.

İnsansız deniz aracı filosu
Koramiral, yaklaşık otuz dakikalık açıklaması sırasında bıkmadan usanmadan ‘ortaklık ve inovasyon’ kelimelerini tekrarladı.
Bahreyn’de 5. Filo’ya ev sahipliği yapan askeri üste yaptığı açıklamada, “Görevimiz iki ana sütuna dayanıyor. Bunlar bölgesel ortaklıkların güçlendirilmesi, inovasyon ve teknolojinin hızlandırılması” dedi.
Bunların sadece vaatler değil, eylemle desteklenen gerçekler olduğuna vurgu yapan Koramiral açıklamasına şöyle devam etti;
“İnsansız deniz araçları inovasyon açısından dünyada türünün ilk örneği olacak. 20 yıldır insansız hava araçları (İHA), 10 yıldır da insansız su altı araçları kullanılıyor. İnsansız yüzey araçları ise yaklaşık bir yıl önce başladı. Bu araçlar, radarlar, olağandışı hareketleri veya şüpheli faaliyetleri tespit etmelerini sağlayan yapay zeka ve her saniye bir resim çekebilen 360 derecelik kameralarla donatılmıştır. Bu araçlar uydu aracılığıyla ülkelerin komuta merkezlerine veri göndererek onları uyarmakta ve uygun kararı vermelerini sağlamaktadır.”
İnsansız deniz araçlarını da ikiye ayıran Cooper, “Birincisi, arka arkaya 200 gün boyunca deniz seviyesinin üzerinde kalma yeteneğiyle, diğeri ise yaklaşık 100 deniz miline ulaşan yüksek hızlı tepki ile karakterize ediliyor” diye ekledi.

İnsansız deniz aracı MAST-13

Cooper, bölge ülkelerinin bu yeni teknolojiye ne ölçüde ilgi gösterdiği konusunda ise, “Bölgedeki tüm ortaklarımızla farklı seviyelerde görüşmeler yapıyoruz. Ortaklarımızla yakın işbirliği içinde çalışarak önemli ilerlemeler kaydettik” diyerek, herkesin ilgilendiğini ima etti.
Bu araçların bölgedeki yoğun nakliye trafiğinin yarattığı zorluğu çözdüğünü söyleyen Cooper, “Normalde bir ülke, mevcut sensörleri kullanarak kıyılarından 30 kilometreye kadar etkili bir şekilde keşif yapabilir. Bugün insansız deniz araçları sayesinde görüş mesafesi 60 veya 90 kilometreye kadar çıkıyor” diye konuştu.


Şubat ayında düzenlenen Ortadoğu’daki en büyük deniz tatbikatlarından bir kesit (ABD Donanması)

Cooper, bu alanda bölge ülkeleri arasındaki işbirliğinin önemine dikkat çekerek, “Birkaç ülke bu çabaları koordine ederse, keşif mesafesi artırılabilir” ifadelerini kullandı.

Bölgesel ortaklıkların güçlendirilmesi
Cooper, inovasyon ve teknolojiye ek olarak, bölgenin güvenliğini artırmak için bölgesel ve uluslararası ortaklıkların önemine vurgu yaparak, “Ağustos ayına kadar 50 ortak askeri tatbikat düzenlendi, geçen yıl bu sayı 33’dü” dedi.
Bu tatbikatlardan en öne çıkanı, Şubat ayında 60 ülkenin katıldığı Ortadoğu’daki en büyük ortak uluslararası deniz tatbikatı oldu.


16 Temmuz’da düzenlenen Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi (SPA)

ABD odak noktasını, Çin ve Rusya’nın yaratılmasına yardımcı olduğu küresel düzene yönelik tehditlere çevirirken, çoğu kişi Washington’ın Ortadoğu’ya olan bağlılığının azaldığını düşünüyor.
Cooper, Temmuz ayında düzenlenen Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi sırasında, ABD Başkanı Joe Biden’ın bölgenin güvenlik ve istikrarına bağlılıklarını teyit ettiğini hatırlatarak, bu iddiayı reddetti.
Koramiral, ABD ve Ortadoğu’daki müttefikleri arasında denizcilik alanındaki ortaklıklara değinerek şöyle devam etti;
“İki büyük ortaklığımız var. Bunlardan ilki, 20 yıl önce kurulan Birleşik Deniz Kuvvetleri’dir (CMF). Dünyanın en büyük denizcilik ortaklığıdır ve dört müşterek görev kuvvetini içerir. Bunlar ise, ticaretin serbest akışını sağlamaya yardımcı olmak için Umman Körfezi ve Arap Denizi’nde devriye gezen CTF 150, özellikle Aden Körfezi ve Somali Havzası’na odaklanarak bölgesel düzeyde korsanlıkla mücadele eden CTF 151, çabalarını Basra Körfezi’ndeki deniz güvenliğine odaklayan CTF 152 ve 17 Nisan’da kurulan, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde deniz güvenliğine odaklanan CTF 153’dür. Ortaklıklardan ikincisi ise, Ortadoğu bölgesinde uluslararası sularda seyreden ticari gemiler için deniz seyrüsefer özgürlüğüne yönelik artan tehditlere yanıt olarak, 2019 yılında kurulan Uluslararası Deniz Seyrüsefer Özgürlüğünün Korunması İttifakı’dır ve bu esas olarak caydırıcılık ve güvenceye odaklanır.”
Cooper, her iki kuruluşta yer alan ülke sayısının arttığını belirterek, “Sadece son iki hafta içinde, farklı ülkelerin bu denizcilik ortaklıklarında liderlik rolleri üstlendiğini gördük” dedi.


Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamad Al Halife 31 Ocak’ta ABD Deniz Destek Birimi karargahını ziyareti sırasında (ABD Donanması)

Cooper, “Yaklaşık 29 ülkeden yüzlerce ortağımız her gün üssümüzde bizi ziyaret ediyor ve ortak operasyonlarımızı mümkün kılıyor” diyerek, Bahreyn’in bu büyük ve çok taraflı ortaklıkları mümkün kılmakta oynadığı önemli rolü de övdü.

Kaçakçılıkla mücadele
Kaçakçılıkla mücadele amacıyla filo tarafından başlatılan ödül programına dönüşler olduğunu söyleyen Cooper, “Bu girişimi başlatmadan önce ayda bir veya iki bilgi alıyorduk. Oysa şimdiye kadar gözle görülür bir artışla 250’ye yakın bilgi aldık” dedi.
Cooper, istihbarat hassasiyeti nedeniyle bu bilgilerin niteliği konusunda çekinceleri olsa da, bir kısmının soruşturulduğunu bildirerek, daha doğru bilgiler sayesinde gelecekte kaçak gönderilerin ele geçirme sayılarının artacağı yönündeki iyimserliğini dile getirdi.


16 Mayıs 2022’de Umman Körfezi’nde uluslararası sularda uyuşturucu kaçakçılığı yapan bir balıkçı gemisini durdurma operasyonu (ABD Donanması)

Koramiral, “Programı duyururken taahhüt ettiğimiz gibi, bu bilgiler kaçakçıların ele geçirilmesine yol açarsa, yüz bin dolara kadar verilecek” dedi.
Cooper, uyuşturucu ve silah kaçakçılığıyla mücadele çabalarının çok olumlu sonuçlar verdiğini vurgulayarak, “Geçtiğimiz 18 ayda, 700 milyon dolarlık piyasa değeri olan uyuşturucuları ele geçirmeyi başardık. ABD ve müttefikleri, 2021’de yaklaşık 9.000 silaha el koydu. Bu, 2020’de ele geçirilenlerden üç kat daha fazla” diye ekledi.
Uyuşturucu sevkiyatlarının genellikle, Birleşik Görev Gücü CTF 150’nin çabalarının odaklandığı Arap Denizi ve Umman Körfezi’nde durdurulduğunu da vurguladı.

HMS Montrose tarafından ele geçirilen silahların (İngiltere Kraliyet Donanması)

Mevcut belgelere göre, el konulan silahların çoğunun İran’dan kaçakçılık için kullanılan koridorlarda ele geçirildiğini söyleyen Cooper, bu yıl ele geçirilen sevkiyatların karadan havaya füzeler ve seyir füzelerinin parçalarını içerdiğine dikkat çekti.
İngiltere Kraliyet Donanması, Temmuz ayında ABD’nin desteğiyle Umman Körfezi’nde gelişmiş silah bileşenlerine el koyduğunu duyurdu.
Donanma tarafından yapılan açıklamada, “HMS Montrose gemisi, rutin deniz güvenliği operasyonlarındayken, İran’ın güneyindeki uluslararası sularda kaçakçılar tarafından işletilen sürat teknelerindeki İran silahlarına el koydu. Ele geçirilen silahlar arasında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2216 sayılı kararına aykırı olarak, karadan havaya füzeler ve kara saldırı amaçlı seyir füzeleri için motorlar yer aldı” denildi.
Ele geçirilenler arasında seyir füzesi ve karadan havaya füzeler için roket motoru olduğu bilgisi verilen açıklamada, “Bin kilometre menzile sahip seyir füzesi, Husiler tarafından Suudi Arabistan’daki hedefleri vurmak için düzenli olarak kullanılıyor ve aynı zamanda 17 Ocak 2022’de Abu Dabi’ye saldırmak için kullanılan ve üç sivili öldüren silah türüydü” ifadeleri kullanıldı.

 

Suudi Arabistan’ın Birleşik Görev Gücü CTF 150’deki liderliği
Suudi Arabistan Kraliyet Donanması, Temmuz ayında Birleşik Görev Gücü CTF 150’nin komutasını üçüncü kez devraldı.
Suudi Arabistan Kraliyet Donanması Komutanı Tuğamiral Abdullah Mutayri, Bahreyn’deki ABD Deniz Üssü’nde düzenlenen özel bir törenle, gücün komutasını Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Vakar Muhammed’den aldı.


Suudi Arabistan Kraliyet Donanması Komutanı Tuğamiral Abdullah Mutayri (sağda) CTF 150’nin komutasını aldıktan sonra (ABD Donanması)

Bu adımı Washington ve Riyad arasındaki ortaklık gücünün doğal bir yansıması olarak nitelendiren Cooper, “Suudi Arabistan Kraliyet Donanması ile çok yakın bir çalışma ilişkimiz var. Tuğamiral Mutayri’nin deniz güvenliği ve (kaçakçılık girişimlerinin) engellenmesi alanındaki çabalarımızı güçlendirmemize yardımcı olacağı konusunda iyimserim” dedi.
Cooper, Suudi Arabistan’ın CTF 150 liderliğinin caydırıcılık çabalarının güçlendirilmesine ve tehditler karşısında bölge ülkelerinin güvenliğine katkıda bulunduğunu vurgulayarak şu ifadelerle devam etti;
“Bu, hem ikili ilişkimizin, hem de genel olarak caydırıcılık ve deniz güvenliğine olan ortak bağlılığımızın somut bir yansımasıdır. İki ülke arasındaki denizcilik işbirliği, özellikle ortak tatbikatlar, operasyonel ve istihbarat seviyelerindeki unsurların değişimi ve deniz devriyelerinin koordinasyonu olmak üzere çeşitli yönleri içeriyor.”
İran ile yapılan nükleer görüşmeler
İran ve destek verdiği milislerin faaliyetleri, Ortadoğu’nun güvenlik ve istikrarı için en önemli tehdidi oluşturuyor.
ABD ve Avrupalı ​​müttefikleri, İran ile ‘geliştirilmiş’ bir nükleer anlaşmayı yeniden başlatmaya çalışırken, bölgedeki birçok kişi zayıf bir anlaşmanın sonuçları konusunda uyarıyor.
Cooper konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı;
“Diplomatik kanallar aracılığıyla ele alınan nükleer anlaşma görüşmelerin ayrıntıları hakkında doğrudan konuşmayacağım. Ancak genel olarak, herhangi bir istikrarsızlaştırıcı faaliyetten endişe duyuyoruz. Kuvvetlerimiz, İran’dan bölgedeki vekillerine kadar, balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçlarının kaçakçılık girişimlerine özel dikkat veriyor.”

İsrail’in rolü
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), geçtiğimiz yıl İsrail’i Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı’nın (EUCOM) yetki alanından çıkarıp, Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yetki alanına dahil ettiğini açıkladı.
Bu adım, Tel Aviv’in ABD eski Başkanı Donald Trump yönetiminin İbrahim Anlaşmaları sonucunda bölgedeki bazı ülkelerle ilişkilerini normalleştirmesinden aylar sonra atıldı.
Cooper, “Bu adım İsrail ile yakın çalışmamıza izin verdi. İsrail donanması sofistike ve yüksek yeteneklere sahip. Onlarla işbirliği yaparak kolektif yeteneklerimiz daha iyi olacak ve bölge daha güvenli hale gelecek” dedi.


ABD destroyeri USS Cole, Mart ayındaki Intrinsic Defender tatbikatlarının başlamasından önce İsrail’in Eilat limanında (ABD Donanması)

Bu ortaklığın sonuçlarının ortaya çıkmaya başladığına dikkat çeken Cooper, “Geçen Kasım ayında ABD, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’i içeren çok taraflı bir tatbikat gerçekleştirdik. O zamandan beri, Intrinsic Defender de dahil olmak üzere bir dizi tatbikat yaptık. Ayrıca yakın zamanda Kızıldeniz’de Noble Rose adı altında başka bir tatbikat daha gerçekleştirdik” ifadeleri ile özel açıklamasını noktaladı.



Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve Sisi, bölgede gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz (Şarku’l Avsat)
TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve Sisi, bölgede gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi,  bugün (Perşembe) bölgedeki son gelişmeleri, gerilimin düşürülmesine yönelik yürütülen çabaları ve bölgede güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesi konularını ele aldı.

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde iki ülke arasındaki iş birliğinin çeşitli alanlarda desteklenmesi ve güçlendirilmesine yönelik çabalarda değerlendirildi.


Suudi Arabistan'dan İran'a sert tepki: Sidr tankerine ve bölge ülkelerine yapılan saldırıları kınadı

Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)
Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)
TT

Suudi Arabistan'dan İran'a sert tepki: Sidr tankerine ve bölge ülkelerine yapılan saldırıları kınadı

Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)
Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)

Suudi Arabistan, bugün İran tarafından Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında Suudi Arabistan'a ait Sidr tankerinin hedef alınmasını ve saldırıda mürettebatın hayatını kaybetmesini kınadı. Riyad, gerilimin durdurulması ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği ile emniyetine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran'ın Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik saldırılarının da kınandığı belirtildi. Açıklamada, Riyad'ın söz konusu üç ülkeyle tam dayanışma içinde olduğu ve ülkelerin güvenlik ve egemenliklerini her türlü tehdide karşı korumak amacıyla attıkları adımları desteklediği ifade edildi.

Suudi Arabistan, gerilimin düşürülmesi, uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği ile küresel enerji arzının emniyetinin yanı sıra iyi komşuluk ilkelerine, devletlerin egemenliğine, Birleşmiş Milletler Şartı'na ve uluslararası hukuk ile teamüllere saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Riyad ayrıca tüm taraflara gerilimi yatıştırma, tırmanışı durdurma ve uluslararası hukuka uyma çağrısı yaparak müzakerelere ve barışçıl çözüm yollarına dönülmesini istedi.

Körfez ve Arap ülkelerinden kınamalar

Öte yandan Körfez ve Arap ülkelerinden, bugün erken saatlerde İran tarafından Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarına yönelik kınamalar art arda geldi. Açıklamalarda gerilimin durdurulması ve diplomasiye dönülmesi çağrıları öne çıktı.

Kuveyt, İran'ın ülke genelindeki bazı noktaları, aralarında bir konut kompleksinin de bulunduğu bölgeleri füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alan saldırılarını şiddetle kınadı ve saldırıları egemenliğinin açık bir ihlali, güvenlik ve istikrarına yönelik bir tehdit olarak nitelendirdi.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, saldırıların devam etmesinin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın ağır şekilde ihlal edilmesi anlamına geldiğini belirtti. Bakanlık ayrıca saldırıların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararına aykırı olduğunu ve bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden, gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik çabaları baltalayan tehlikeli bir tırmanış oluşturduğunu kaydetti.

Kuveyt, egemenliğini korumak, güvenliğini ve çıkarlarını güvence altına almak, ülkesindeki vatandaşlar ile yabancıların güvenliğini sağlamak amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm tedbirleri alma hakkını bir kez daha teyit etti.

Katar da İran'ın Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt topraklarına yönelik saldırılarının yeniden başlamasını “en güçlü ifadelerle” kınadı. Doha, saldırıları üç ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün açık bir ihlali, uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler Şartı ve iyi komşuluk ilkelerine aykırı bir eylem olarak değerlendirdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırıların ve bunların yol açacağı sonuçların tüm hukuki sorumluluğunu İran'a yükledi. Bakanlık, hedef alınan ülkelerle tam dayanışma içinde olduklarını ve bu ülkelerin egemenlik ve güvenliklerini korumak amacıyla attıkları meşru adımları desteklediklerini bildirdi.

Katar, bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden askeri faaliyetlerin ve saldırıların derhal ve tamamen durdurulması, gerilimin daha geniş bir alana yayılmaması, diyaloğa ve müzakerelere dönülmesi ve diplomatik çabalarla varılan mutabakatlara bağlı kalınması çağrısında bulundu.

Mısır'dan itidal çağrısı

Kahire ise  İran'ın Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını sert şekilde kınadı. Mısır, saldırıların üç ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu ve bölgenin güvenliği, istikrarı ve halkların güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı, Kahire'nin üç Arap ülkesiyle tam dayanışma içinde olduğunu ve bu ülkelerin güvenlik ve egemenliklerine yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini açıkladı. Bakanlık, yeniden başlayan çatışmaların devletlerin güvenliği ve uluslararası deniz taşımacılığının serbestisi açısından doğurabileceği sonuçlar konusunda daha önce defalarca uyarıda bulunulduğunu hatırlattı.

Mısır, askeri gerilimin derhal durdurulması, tarafların azami itidal göstermesi, uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilkelerine uyulması ve devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Kahire ayrıca diyalog ve diplomasi kanallarının önceliklendirilmesini istedi.

Arap İçişleri Bakanları Konseyi'nden kınama

Arap İçişleri Bakanları Konseyi Genel Sekreterliği de İran'ın Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt'e balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıları kınadı. Açıklamada, saldırıların uluslararası hukuk ile iyi komşuluk ilkelerinin açık bir ihlali olduğu ifade edildi.

Genel Sekreterlik, saldırıların İran'ın bölgenin güvenlik ve istikrarını bozma ve uluslararası güvenlik ile barışı tehdit etme yönündeki “süregelen düşmanca politikasının” devamı olduğunu kaydetti.

Açıklamada, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt'in yanı sıra tüm Arap ülkeleriyle tam dayanışma içinde olunduğu ve söz konusu ülkelerin güvenliklerini, egemenliklerini, toprak bütünlüklerini, vatandaşlarını ve ülkelerinde yaşayanları korumak amacıyla aldıkları tüm tedbirlerin desteklendiği bildirildi.


Suudi Arabistan ve Güney Kore deniz savunma iş birliğinin geliştirilmesini görüştü

Görüşmelerde iki ülke arasındaki deniz askeri iş birliğinin çeşitli yönleri ele alındı ​​(Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
Görüşmelerde iki ülke arasındaki deniz askeri iş birliğinin çeşitli yönleri ele alındı ​​(Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Güney Kore deniz savunma iş birliğinin geliştirilmesini görüştü

Görüşmelerde iki ülke arasındaki deniz askeri iş birliğinin çeşitli yönleri ele alındı ​​(Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
Görüşmelerde iki ülke arasındaki deniz askeri iş birliğinin çeşitli yönleri ele alındı ​​(Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)

Suudi Arabistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Muhammed el-Gureybi ile Güney Kore Deniz Harekâtları Komutanı Orgeneral Kim Kyung-ryul, dün deniz ulaşım hatlarının karşı karşıya olduğu tehdit ve zorlukları ele aldı. İki komutan, deniz taşımacılığının güvenliğinin ve emniyetinin sağlanması amacıyla ortak iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini vurguladı.

Korgeneral el-Gureybi’nin Riyad’da Orgeneral Kim Kyung-ryul ve beraberindeki heyeti kabulüyle gerçekleşen görüşmede, iki ülke arasındaki deniz savunma iş birliğinin mevcut durumu ve bu iş birliğinin geliştirilmesine yönelik yöntemler değerlendirildi.

Taraflar ayrıca, deniz güvenliğinin güçlendirilmesi ve deniz ulaşım koridorlarının korunmasında “Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı”nın önemine dikkat çekti. İki komutan, ittifakın karşılaşılan tehditlere karşı uluslararası çabaların koordinasyonu ve bütünleştirilmesindeki rolünün, seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması ve küresel ticaret akışının sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından önem taşıdığını belirtti.