Uluslararası toplum Irak’taki siyasi krize müdahale eder mi?

Gözlemcilere göre, siyasi aktörler arasındaki çekişmelerin sürmesi halinde ufukta silahlı çatışmanın patlak vermesini önleyecek bir çözüm görülmüyor.

Irak’ta düzenlenen önceki protestolar (AP-Arşiv)
Irak’ta düzenlenen önceki protestolar (AP-Arşiv)
TT

Uluslararası toplum Irak’taki siyasi krize müdahale eder mi?

Irak’ta düzenlenen önceki protestolar (AP-Arşiv)
Irak’ta düzenlenen önceki protestolar (AP-Arşiv)

Muayyid et-Turfi
Irak’ta Ekim 2021 seçimlerinden bu yana Şii taraflar arasında süren mevcut krize yönelik uluslararası bir müdahalenin olması uzak bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Ancak uluslararası müdahale seçeneği, devam etmesi halinde silahlı çatışmanın patlak vermesine neden olacak bu krizden çıkış için tek yol olabilir.

Uluslararası müdahale
Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi, ülkeyi krizden çıkarmak için Anayasa’ya başvurma çağrısında bulunduğunda muhtemelen mevcut krizin ülkedeki barış ve güvenlik atmosferi için oluşturduğu tehlikeyi hissetmişti. Halbusi bu krizin, uluslararası toplumun Irak’taki siyasi süreci ve devlet yapılanmasını tanımamasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Halbusi, Irak’ta Yüksek Yargı Konseyi, Meclis ve hükümet gibi anayasal kurumların atıl hale gelmesi sebebiyle ülkenin bugün geldiği noktada maalesef siyaseten geriye gittiğini belirtti.

İnsani gerekçeler
Irak Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Gazi Faysal, Irak’ta güvenlik ve istikrarın bulunmaması dikkate alındığında, uluslararası toplumun insani gerekçeleri öne sürerek ülkeye müdahale etme ihtimalinin olduğunu dile getirdi. Faysal, “Bu türden bir müdahale halktan destek alır. İran’ın müttefikleri tarafından ise reddedilir. Siyasi süreçteki aktörler arasında iktidarı tekeline almak ve etki merkezlerini ele geçirmek için yaşanan ciddi bölünmeler, anayasal boşluk ve çeşitli kurumlarda yaygınlaşan mali yolsuzluklar sürüyor. Bu anayasal boşluk, güvenlik ve istikrarın olmadığı, yoksulluk çemberinin genişlediği, hizmetlerin sunulmasında acizlik yaşandığı ve silahlı milislerin yayıldığı bir ortamda gerçekleşiyor. Dolayısıyla Irak’a yönelik bir uluslararası müdahale olabilir” ifadelerini kullandı.

Tehlikeli ihlaller
Faysal, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) Irak’la ilgili raporlarının “yerinden edilen bir milyon vatandaşın şehirlerine ve köylerine dönememesi, Curf es-Sahra’da olduğu gibi zorunlu demografik değişikliklerin yapılması ve Curf es-Sahra sakinlerinin geri dönmesine izin verilmemesinin yanı sıra ciddi insan hakları ve demokrasi ihlalleri olduğunu” doğruladığını söyledi. Faysal “Birleşmiş Milletler Irak Temsilcisi Plasschaert’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sunduğu rapor, siyasi elitleri suçlayan ve Irak halkının çektiği acıyı ortaya koyan bir bilgi tabanı sağladı. Bu durum Güvenlik Konseyi’nin Irak'ı korumak için insani gerekçelerle müdahale etmesini gerektiriyor” dedi.

Diplomatik müdahale
Faysal, ABD Başkanı Joe Biden’ın yılbaşında “Güvenlik ve istikrar olmaması ve milislerin Irak halkının güvenli ve istikrarlı hayat hakkını ihlal etmeye devam etmesi nedeniyle Irak’ın olağanüstü hal kanunu kapsamında kalmaya devam etmesini” öngören kararı imzaladığına işaret ederek, bu kararın Irak halkının kurtarılması için uluslararası topluma diplomatik ve askeri müdahalede bulunmasına izin verdiğini savundu. Faysal, “Irak’ta ümitsizlikten kurtulmak için uluslararası müdahalenin halkın desteğini kazanması muhtemeldir. Ancak İran müttefikleri bu müdahaleyle yüzleşecek ve belki de Tahran müttefiklerini korumak için müdahale edecek. Sadr ilkesel olarak her türlü askeri müdahaleye karşı durur” diye konuştu.
Kulwatha Araştırmalar Merkezi Başkanı Basil Hüseyin, “Bazı Iraklı vatandaşlar ülkedeki siyasi krizin uluslararası toplumun gündemine taşınmadan çözülemeyeceği görüşünde. Bu krizi şu anda uluslararası toplumun gündemine taşımaya yönelik bir girişimin olacağını sanmıyorum” dedi.
Hüseyin konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Uluslararası toplum Irak meselesinden yoruldu ve Irak’ın siyaset sahnesine derinden dalması beklenemez. Irak krizinin 19 yıldır devam etmesi ve yeni krizlerin ortaya çıkması, ülkenin uluslararası toplumun öncelikler listesinde aşağı sıralara gerilemesine yol açtı. Irak meselesinin yakın gelecekte uluslararası toplumun gündemine taşınması yolunda bir girişimin başlatılacağını ya da bununla ilgili bir ima, işaret veya açıklamanın olacağını sanmıyorum. Irak meselesi ancak anlaşmazlıkların çatışmaya dönmesi halinde uluslararası toplumun gündemine gelir. O zaman bu konu hakkında konuşulabilir. BM’nin bu meseleyi gündeme getirme konusundaki girişimleri sınırlı. BM krizin detaylarına girmekten kaçınıyor ve sadece rakipler arasında köprü olmaya çalışıyor. Uluslararası müdahaleyi talep edenler Irak’taki siyasi parti ve grupların uluslararası müdahale olmadan siyasi krize çözüm bulamayacağı görüşünde. Bu krizin uluslararası toplumun gündemine taşınması bir taraftan tüm tarafları memnun edecek bir çözüme ulaşılmasına diğer taraftan ise çekişmenin tarafları arasında güvensizlik olduğu için uluslararası güvenceye ihtiyaç duyan anlaşmaların yapılmasına yardımcı olur.”
Hukuk uzmanı Ali et-Temimi, “Federal Mahkeme tarafından Meclis’in feshedilmesi yoluyla siyasi krize son verilmezse uluslararası müdahale olur. BM Güvenlik Konseyi BM Sözleşmesi’nin 24, 34 ve 39’uncu maddeleri uyarınca Irak’a karşı karar alabilir. Çünkü yaşananlar uluslararası barış ve güvenliğe tehdit oluşturuyor” dedi.
Temimi, “Kazımi hükümeti, Irak’ı yürürlükte olan 7. Bölüm kapsamına dahil eden BM Güvenlik Konseyi Kararları doğrultusunda ABD ve Irak arasındaki Stratejik Anlaşma’nın 27’nci maddesi uyarınca koalisyon güçlerinden yardım talep edebilir. Meclis, kendini feshetmek için olağanüstü toplanmalı. Bunun için 110 milletvekili Meclis’i feshetme talebinde bulunmalı ve 165 milletvekili bu talebe ‘evet’ oyu vermeli.  Ayrıca Meclis içtüzüğünün 21’inci maddesine göre olağanüstü oturum Irak’ın her yerinde düzenlenebilir” diye konuştu.



Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.


Irak hava sahasında askeri kısıtlama kaldırıldı ve sivil uçuşlar yeniden başladı

Bağdat Uluslararası Havalimanı, (Arşiv – Reuters)
Bağdat Uluslararası Havalimanı, (Arşiv – Reuters)
TT

Irak hava sahasında askeri kısıtlama kaldırıldı ve sivil uçuşlar yeniden başladı

Bağdat Uluslararası Havalimanı, (Arşiv – Reuters)
Bağdat Uluslararası Havalimanı, (Arşiv – Reuters)

Irak, on yıl süren kısıtlamanın ardından dün askeri operasyon bölgesi olarak belirlenen bölgelerin sivil hava trafiğine açıldığını duyurdu.

Musul vilayetinin en kuzeyinden Anbar çölünün güneyine kadar uzanan bu bölgeler, ağırlıklı olarak Irak hava kuvvetlerinin yanı sıra DEAŞ’a karşı mücadele eden uluslararası koalisyon (DMUK) güçlerinin hava operasyonları için kullanılıyordu. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Irak, söz konusu bölgeleri 2016 yılının sonlarından itibaren sivil uçuşlara kapatmıştı.

Irak Ulaştırma Bakanlığı, Hava Operasyonları Merkezi bünyesindeki Hava Sahası Yönetim Ekibi’nin, Irak Havacılık Bilgi Yayını’nda askeri hava sahası olarak gösterilen bölgelerin artık askeri operasyonlarda kullanılmadığını teknik olarak doğruladığını açıkladı.


Sudan ordusu, Mavi Nil eyaletindeki saldırıyı püskürttü

Sudan Ordusu’nun Gedaref’teki askerî geçit töreninden (AFP)
Sudan Ordusu’nun Gedaref’teki askerî geçit töreninden (AFP)
TT

Sudan ordusu, Mavi Nil eyaletindeki saldırıyı püskürttü

Sudan Ordusu’nun Gedaref’teki askerî geçit töreninden (AFP)
Sudan Ordusu’nun Gedaref’teki askerî geçit töreninden (AFP)

Mavi Nil bölgesindeki yerel makamlar, Sudan ordusunun Etiyopya sınırına yakın Kurmuk ilçesine bağlı Kili bölgesine Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) düzenlediği saldırıyı püskürttüğünü açıkladı. Ülkenin doğusundaki Kurmuk yönetimi, saldırıyı düzenleyen gücün Etiyopya topraklarından harekete geçtiğini belirtirken, Sudan ordusu Kili’nin güneyinde önleyici bir operasyon gerçekleştirdiğini duyurdu. Ordu, operasyon sırasında HDK mensuplarının öldürüldüğünü ve 9 savaş aracının imha edildiğini bildirdi.

Öte yandan Sudan ordusu, HDK ile yaşanan çatışmaların ardından Kuzey Kurdufan eyaletinde 11 bölgenin kontrolünü yeniden ele geçirdiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre geri alınan bölgeler arasında Kajmar, Şarşar, Kalyat ve Evlad Hazma ile Mezrub çevresindeki bazı bölgelerin bulunuyor.