Libyalılar, Dibeybe ile Başağa arasında yürütülen Türk arabuluculuğunun sonuçlarını bekliyor

Ankara, çabaları birleştirmeye ve seçimleri desteklemeye çalışıyor.

Dibeybe, 2 Eylül’de İstanbul’da görüşmeler gerçekleştirdi. (Birlik Hükümeti)
Dibeybe, 2 Eylül’de İstanbul’da görüşmeler gerçekleştirdi. (Birlik Hükümeti)
TT

Libyalılar, Dibeybe ile Başağa arasında yürütülen Türk arabuluculuğunun sonuçlarını bekliyor

Dibeybe, 2 Eylül’de İstanbul’da görüşmeler gerçekleştirdi. (Birlik Hükümeti)
Dibeybe, 2 Eylül’de İstanbul’da görüşmeler gerçekleştirdi. (Birlik Hükümeti)

Libyalılar, başkent Trablus’ta iktidar mücadelesi veren iki hükümetin başkanları olan Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid Dibeybe ve İstikrar Hükümeti Başkanı Fethi Başağa arasındaki Türk arabuluculuğunun sonuçlarını bekliyor. Başağa tarafından Türkiye’de üst düzey yetkililerle yaptığı görüşmelerin içeriğine ilişkin açıklama yapılmazken, Dibeybe hükümetinin medya ofisi ise geçen perşembe akşamı İstanbul’da gerçekleşen görüşme sırasında Türk yetkililerle Libya’daki seçimleri desteklemek için uluslararası ve yerel çabaların birleştirilmesi meselesinin gündeme geldiğini belirtti.
Dibeybe, Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan ile İstanbul’da bir araya geldi.
Diğer taraftan Türkiye, Ankara’nın Dibeybe ve Başağa arasında düzenlemeye çalıştığı iddia edilen görüşmeye dair açıklama yapmadı. Yerel medya organlarına göre Dibeybe, Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir eşliğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek.
Yapılan değerlendirmeler Dibeybe ve Başağa’nın, askeri gerilimi durdurmak ve başkent Trablus’ta yeni bir çatışma yaşanmamasını sağlamak için aralarında arabuluculuk yapma girişiminde bulunan resmi bir davete cevaben Türkiye’ye geldikleri yönünde. Trablus geçen hafta, Başağa’ya bağlı milislerin geçen mart ayında Temsilciler Meclisi’nin güvenini kazanmasından bu yana üçüncü kez şehre girmekte başarısız olması sonrasında kanlı çatışmalara tanık oldu.
Daha önce Başağa’nın Malta ziyaretinin ardından Erdoğan’ın davetlisi olarak Ankara’ya geldiğine dair haberler yayınlanmıştı. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başağa ve Dibeybe ile görüşeceği ve Libya’daki krizi sona erdirmek için aralarında bir toplantıya sponsor olacağı da belirtilmişti.
Haberlerde ayrıca Libya’daki Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri’nin Ankara’da Türkiye savunma ve dışişleri bakanlarıyla ve MİT Başkanı’yla yaptığı görüşmelerin ardından Kahire’ye döndüğü de aktarıldı. Bunun yanı sıra Meclis Başkanı Akile Salih’in de söz konusu Türk yetkililerle görüşme yapma olasılığı mevcut. Salih’in, geçen ay Türkiye’ye ziyareti sırasında görüşme yapma çabaları boşa çıkmıştı. Çavuşoğlu, Libya’daki son gelişmeleri ve seçim sürecini destekleme yollarını görüşmek üzere geçen çarşamba günü Ankara’da geçici Birlik Hükümeti Başbakan Yardımcısı ve Sağlık Bakanı Ramazan Ebu Cennah ile bir araya geldi. Çavuşoğlu, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Libya’daki son gelişmeleri ve seçim sürecini ele almak ve değerlendirmek için Ebu Libya’daki ile bir araya geldiğini duyurdu.
Dibeybe, Trablus’ta Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler ile Tobruk’ta Temsilciler Meclisi’nin görevlendirdiği Fethi Başağa hükümetine bağlı güçler arasında günlerce süren kanlı çatışmaların ardından geçen cumartesi günü İstanbul’u ziyaret etti. Patlak veren çatışmalarda yarısından fazlası sivil 32 kişi öldü, onlarca kişi de yaralandı. Başağa’ya bağlı oluşumlar, yakın bölgelerden Trablus’a doğru hareket etmelerinin ardından geri dönmüşlerdi.
Türkiye’ye bağlı savaş uçakları, Libya Ulusal Ordusu Yüksek Komutanı Halife Hafter’in 2019’da Trablus’a yönelik girişimine verdiği yanıt gibi Trablus’a yönelik son saldırının engellenmesi hususunda belirleyici bir rol oynadı.
Türkiye’nin Libya’nın batısında kara, deniz ve hava üsleri ile binlerce askeri ve paralı askeri bulunuyor. Türkiye, Erdoğan’ın 27 Kasım 2019’da İstanbul’da Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) eski Başbakanı Fayiz es-Serrac ile imzaladığı askeri ve güvenlik iş birliği mutabakat muhtırasına göre, Trablus hükümetine bağlı Libya güçlerini de eğitiyor.
Dibeybe son çatışmaların ardından “Darbelerin modası geçti ve onlar aracılığıyla yönetimi kontrol etmek için bir yol yok” diyerek, Libyalıların seçimlere gitmekten başka çareleri olmadığını vurguladı. Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi’ne kargaşayı durdurma ve seçimler için anayasal bir temel sağlama çağrısı yapan Dibeybe, Trablus’a yönelik ‘saldırganlığın’ içeriden ve dışarıdan planlandığına dikkat çekti. Abdulhamid Dibeybe ayrıca iktidarı yalnızca seçilmiş bir hükümete devredeceğini söylerken, yeni bir geçiş aşamasına girmeyi veya mevcut yasama organlarını (Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi) genişletmeyi de reddettiğini vurguladı.
Gözlemciler, Türkiye’nin bu aşamada müttefiki olan Dibeybe ve Başağa’yı barıştırmak, askeri gerilimi ve medya kışkırtmalarını durdurmak için harekete geçmek ve doğu ile batı arasında iletişim kanalları kurmak istediği görüşünde.
Erdoğan geçen Ağustos ayında Libya’daki siyasi gelişmeleri ve Türkiye ile ilişkileri görüşmek üzere Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdullah el-Lafi’yi Ankara’da ağırladı. Tüm tarafları Libya topraklarının birliğini korumak için çalışmaya, tek bir güçlü hükümet aracılığıyla gerekli ve üzerinde anlaşmaya varılan yasalar aracılığıyla seçim sürecinin yürütülmesini hızlandırmaya çağırdı.
Lafi’ye göre ülkede askeri bir çözüm uzak görünürken sivil ve demokratik bir devletin inşasını engelleyen her türlü gerilimin de durdurulması gerek.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.