İran, Avrupa’nın enerji krizini nükleer anlaşma için kullanmak istiyor

Hamaney'in yakın çevresi, nükleer müzakerelerin sonuca varabileceğine ihtimal vermiyor

2019 yılının Kasım ayında çekilen Natanz Nükleer Tesisi’ndeki santrifüj örnekleri (Arşiv - Reuters)
2019 yılının Kasım ayında çekilen Natanz Nükleer Tesisi’ndeki santrifüj örnekleri (Arşiv - Reuters)
TT

İran, Avrupa’nın enerji krizini nükleer anlaşma için kullanmak istiyor

2019 yılının Kasım ayında çekilen Natanz Nükleer Tesisi’ndeki santrifüj örnekleri (Arşiv - Reuters)
2019 yılının Kasım ayında çekilen Natanz Nükleer Tesisi’ndeki santrifüj örnekleri (Arşiv - Reuters)

İran’ın katı muhafazakar çizgideki Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi hükümetini destekleyen çevreler, 2015 yılında dünya güçleri ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırma müzakerelerinin gidişatına yönelik eleştirilerini artırdılar. Söz konusu çevreler, Tahran'ın “düşmanı” Washington'dan anlaşmayı sona erdirmek için daha güçlü garantiler talep etmesinin ardından, son taleplerinin yerine getirileceğinden şüphe ettiklerini belirttiler. İranlı bir milletvekili dün, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasına yönelik metin taslağının ‘İran'ın kırmızı çizgilerini dikkate almadığını’ söyledi.
Nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan müzakerelerin tarafları, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell tarafından 8 Ağustos'ta önerilen nihai anlaşma taslağına İran'ın verdiği ikinci yanıtı inceliyorlar. Borrell’in sözcülerinden biri Cuma günü yaptığı açıklamada, “Her zaman yaptığımız gibi, tüm katılımcılarla nasıl ilerleyeceğimizi tartışacağız” ifadelerini kullandı. Washington ise Tahran’ın ikinci yanıtının ‘yapıcı olmadığını’ söyledi.
Borrell, nükleer anlaşmayı canlandırma amacıyla yapılan müzakerelerin koordinatörlüğünü yapıyor. Geçtiğimiz mart ayında, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasına yaklaşılmış gibi görünüyordu. Ancak Tahran ve Washington arasında yapılan dolaylı müzakereler, başta İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) İran'daki gizli üç nükleer tesiste bulunan uranyum izlerine ilişkin soruşturmalarını kapatması yönündeki ısrarı olmak üzere çeşitli sorunlar nedeniyle çöktü.
ABD, Tahran'ın bir yılı aşkın bir süredir uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirme sürecini sürdürdüğü bir dönemde İran'ın nükleer faaliyetlerinin olası nükleer silah programlarından arındırılmış olduğunu teyit etmek için, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasını, UAEA tarafından Nükleer Silahların Yayılmasının Önlemesi Antlaşması'ndaki  (NPT) yetkileri kapsamında yürütülen soruşturmaların kapatılmasıyla ilişkilendirmeyi reddediyor.
Batılı bir diplomat Cuma günü yaptığı açıklamada, İran'ın AB’nin önerisine verdiği son yanıtta konuyu yeniden açtığını, yapıcı olarak nitelendirdiği bir yanıt olduğunu, ancak ABD'nin buna katılmadığını söyledi. İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, UAEA ile anlaşmazlıklara üstü kapalı bir göndermeyle ‘İran nükleer dosyasının şu an uluslararası çevrelerde bir suikast, cinayet ve suç çetesinin saldırısı altında olduğunu’ söyledi. İslami, “Bu çete, 20 yılı aşkın bir süredir İran'a karşı her türlü suçlamayı yaptı. Bu yalanlar, iftiralar ve yalanlarla dolu uydurma belgeler, kibirli küresel güçlerin İran halkına karşı haksız bir yasak getirmesine neden oldu” şeklinde konuştu.
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan geçtiğimiz hafta, ülkesinin anlaşmayı yeniden canlandırmak için Washington'dan daha güçlü garantiler istediğini söyledi. Ancak daha fazla detay vermekten kaçındı. Aynı doğrultuda, İran nükleer müzakere ekibinin danışmanı Muhammed Marandi dün Twitter’dan yaptığı paylaşımda İran’ın ‘anlaşma metnindeki belirsizlikleri ve ya boşlukları kabul etmeyeceğini’ yazdı. Marandi, “Kış yaklaşıyor ve AB boğucu bir enerji kriziyle karşı karşıya” dedi.
Muhafazakar çizgideki İranlı milletvekili Ali Hazaryan ise ‘gecikmeyi’ eleştirdi ve nükleer anlaşma taslağının içeriği hakkında ‘genellemeler’ yayınladı. Hazaryan’ın anlaşma taslağıyla ilgili açıklamasına göre İran'ın nükleer anlaşmaya, yaptırımların kaldırıldığının doğrulanmasından önce uyacak ve Tahran nükleer taahhütlerini yeniden uygulayana kadar tüm yaptırımlar kaldırılmayacak.
Hazaryan, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, İran’ın rejim lideri “Rehber” Ali Hamaney’in yol gösterici uyarıları ve ‘Yaptırımların Kaldırılması İçin Stratejik Adım Yasası’ çerçevesinde, nükleer yaptırımlar kaldırılmadan nükleer faaliyetleri azaltmaya yönelik adımların atılmaması gerektiğini vurguladı. Bunun hem riskli bir adım hem de Hamaney’in tavsiyelerine uygun bir politika olduğunu söyledi. İranlı milletvekili, nükleer anlaşmanın, anlaşmadan bir daha tek taraflı bir çekilme olmayacağı ya da bir daha nükleer anlaşmaya otomatik geri dönüşü sağlayan ‘Snapback’ mekanizmasının etkinleştirilmemesiyle karşı karşıya kalınmayacağı konusunda ABD’nin vereceğini garantileri içermediğine dikkati çekti.
İranlı milletvekili, başka bir tweette İran'ın nükleer anlaşmanın onaylanmasından ve İran’ın taahhütlerine geri dönmesinden 60 gün sonra 50 milyon varile kadar petrol ihraç edebileceğini açıkladı.  ABD'nin İran'ın petrol kaynaklarını dolar ve euro dışında bir para biriminde satışına karşı olduğuna işaret eden Hazaryan’a göre İran’ın petrol sevkiyatlarının yapıldığı yer hakkında ABD'ye bilgi vermesi gerekiyor.
İran’ın nükleer anlaşmadan çekilmemesini talep ettiği garantilerle ilgili olarak ise Hazaryan, anlaşma metninde İran'a yaptırımların yeniden uygulanması halinde, İran'la sözleşmesi olan yabancı şirketlerin Tahran'ın nükleer anlaşmaya uymaya devam etmesi şartıyla iki buçuk yıl daha İran topraklarında faaliyetlerini sürdürme imkanına sahip olacaklarını kaydetti. Hazaryan, İran'ın yaptırımların kaldırıldığının doğrulanması talebiyle ilgili olarak ise “ABD doğrulama sürecini üstlenecek ve bununla ilgili bir açıklama yapacak” dedi.
Hazaryan'a göre yaptırımların kaldırılması, yaptırımlar listesindeki bin 600 kişi ve kuruluşu kapsamıyor ve UAEA'nın İran’daki gizli tesislerde bulunan uranyum izleriyle ilgili soruşturmasının kapatılmasını öngörmüyor.
Öte yandan Rehber Hamaney'in sağcı Keyhan gazetesindeki temsilcisi ve gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, İran’ın nükleer programının, ABD ve Avrupa’ya 20 yıllık bir ‘meydan okuma’ olduğunu vurguladı. Şeriatmedari, ‘ABD ve Avrupa ülkelerinin gerçekte İran'ın nükleer silah elde etmesinden endişe duymadıklarını, ancak bu durumu İran’a karşı yaptırım uygulamak için bahane olarak kullandıklarını’ söyledi.
Yaptırımların müzakereler yoluyla kaldırılması girişimini ‘su üzerine yazılan bir yazı’ olarak değerlendiren Şeriatmedari, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın İran'ın yarı resmi haber ajansı Fars’a verdiği röportajda, “Bu müzakereler hiçbir yere varmaz. Hükümet taviz vermeyecek, çünkü bu müzakereler ülke çıkarlarını garanti altına alan bir noktaya varmayacak” ifadelerini kullandı. Şeriatmedari, UAEA’yı ‘nükleer programın ilerlemesini durdurmak, nükleer faaliyetler bahanesiyle askeri merkezlerde kapsamlı teftişler yapmak ve ABD, İsrail ve bazı Avrupa ülkelerine İran’ın askeri bilgileri sızdırmakla’ suçladı.
İran’ın izleyebileceği tek yolun, NPT’den çekilmesi olduğunu düşünen Şeriatmedari, Pakistan, Hindistan ve Kuzey Kore'nin nükleer silahlara sahip olduğuna ve NPT’ye taraf olmadıklarına işaret ederek “Biz nükleer silah üretme peşinde değiliz, ancak UAEA tarafından daha fazla baskıya maruz kalıyoruz” dedi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.