SCAI, yapay zeka laboratuvarını finanse etmek için Suudi Arabistan’da yeni bir şirket kurulduğunu açıkladı

Suudi Veliaht Prensi'nin himayesinde dün Riyad'da düzenlenen 2. Uluslararası Yapay Zeka Zirvesi (SPA)
Suudi Veliaht Prensi'nin himayesinde dün Riyad'da düzenlenen 2. Uluslararası Yapay Zeka Zirvesi (SPA)
TT

SCAI, yapay zeka laboratuvarını finanse etmek için Suudi Arabistan’da yeni bir şirket kurulduğunu açıkladı

Suudi Veliaht Prensi'nin himayesinde dün Riyad'da düzenlenen 2. Uluslararası Yapay Zeka Zirvesi (SPA)
Suudi Veliaht Prensi'nin himayesinde dün Riyad'da düzenlenen 2. Uluslararası Yapay Zeka Zirvesi (SPA)

Başkent Riyad, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zeka Kurumu (SDAIA) Yönetim Kurulu Başkanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın himayesinde 2. Uluslararası Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor. Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’na (PIF) ait Suudi Arabistan Yapay Zeka Şirketi (SCAI), geliştirilmiş yapay zeka laboratuvarını finanse etmek ve yetenekli Suudiler için iş imkanları sağlamak amacıyla ülkede yeni bir şirketin kurulduğunu açıkladı.
Suudi Arabistan’ın milli petrol şirketi Saudi Aramco, yapay zeka sektöründe çözümler geliştirmek amacıyla ‘Aramco Global AI Corridor’ (Aramco Küresel Yapay Zeka Koridoru) adlı yeni bir proje başlattı.

Hayati alanlar
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Mühendis Abdullah Sevaha, Suudi yönetiminin fırsatları değerlendirerek bu yönde dijital toplumlar, akıllı şehirler ve dijital ekonomiler inşa etmek için yapay zekaya ve yapay zekanın insanlığa hizmet etmedeki rolüne odaklandığını vurguladı.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın desteğinin ülkedeki girişimciler ve şirketler üzerindeki etkilerine değinen Sevaha, sağlık, enerji ve dijital ekonomi sektörlerinde yapay zeka çözümlerinin benimsendiğini söyledi. Ülkede yürütülen bazı öncü deneyimlere de değinen Sevaha, Aramco’nun sondaj ve keşif alanında yapay zeka çalışmaları geliştirerek çevresel sürdürülebilirliği sağlayan çözümlerde enerji şirketleri listesinde lider konuma geldiğini vurguladı.
Konuşmasında ‘The Line’ projesinin önemine de değinen bakan, “Bu, gelecek 150 yılda akıllı şehirlerin nasıl planlanacağı ve Suudi Arabistan’ın yapay zekaya uyum sağlamayı nasıl başardığı konusunda, Veliaht Prens’ten insanlığa bir hediyedir” dedi.

Dijital uçurum
SDAIA Başkanı Dr. Abdullah bin Şerif el-Gamdi ise başta yapay zeka ile ilgili olanlar olmak üzere, teknolojinin dikkat çekici bir şekilde geliştiğine ve hayatımızın her yönünün ayrılmaz bir parçası haline geldiğine dikkati çekerek şunları söyledi;
“Hastalık kontrol altına alınmadan önce çiçek hastalığının ilk aşısını bulmak için 200 yıl harcandı. Yapay zeka teknolojileri sayesinde yeni tip koronavirüsün ilk varyantının yayılmasından bu yana bu süre birkaç aya indirildi.”
Yapay zekaya yönelik ilk atılımların umut verici olduğuna değinen Gamdi, “Günümüzün yapay zeka araçlarıyla desteklenen dikey tarım, geleneksel tarımın en az 400 katı fazla üretim kapasitesine sahip. Emisyonların yüzde 40 oranında azaltılmasına yardımcı olunacağı, bazı kanser türlerinin insanlardan daha iyi tahmin edilebileceği kanıtlandı” ifadelerini kullandı.
Teknolojik gelişmeler ışığında ülkeler arasındaki dijital uçuruma karşı uyarıda bulunan Gamdi, yapay zeka araştırmacılarının yalnızca yüzde 12’sinin kadın olduğuna işaret eden yakın zamanlı bir çalışmaya değindi. Aynı zamanda “Yapay zeka etiğine ilişkin tavsiyeleri içeren ve 193 ülke tarafından onaylanan UNESCO anlaşmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Tüm ulusların yapay zekanın güvenilirliğini artırmak için bu tavsiyeleri yerleştirme sorumluluğunu taşıdığına inanıyoruz” vurgusunda bulundu.
Gamdi, yapay zekanın birlikte geliştirilmesine dahil olma ve bazı ülkelerin geride kalmamalarını sağlamak için en iyi uygulamaların, deneyimlerin, kaynakların ve zorlukların paylaşılması çağrısında bulundu. Ayrıca söz konusu zirvede küresel ortaklarla çığır açacak birçok girişimin duyurulmasını dört gözle beklediklerini söyledi.

Küresel koridor
Saudi Aramco CEO’su Amin Nasser, Aramco Global AI Corridor adlı stratejik projede şuanda ilk adımları attıklarını bildirdi. Bu iddialı projenin dört ana rol oynayacak unsurlar içerdiğini söyleyen Nasser, karmaşık yapay zeka çözümlerini geliştirmek ve ticarileştirmek, yapay zeka ile ilgili fikri mülkiyet sisteminin geliştirilmesine yönelik çabaların pekiştirilmesi, bu alandaki Suudi yeteneklerinin tespiti ve eğitilmesi, bazı Suudi girişimlere destek verilmesi gibi hedeflere değindi.

İnsanlığa hizmet
Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) Yapay Zeka Girişimi Direktörü Jürgen Schmidhuber, sektörün son 30 yıldır insanlığa hizmet ettiğini, başta medikal ve ekonomik alanlar olmak üzere birçok alanda niteliksel bir atılım gerçekleştirdiğini vurguladı.
Yapay zeka ve getirilerinin insan yaşamını iyileştirmeye, hayatı daha kolay hale getirmeye yardımcı olduğuna değinen Schmidhuber, bilhassa tıp alanındaki yeniliklere, tedavilerde ve ameliyatlarda harcanan zaman ve emeğin azaltıldığına dikkati çekti.
Yapay zekanın otomobil endüstrisinde de geniş çapta kullanıldığını hatırlatan Schmidhuber, şerit ve hız belirleme mekanizması, trafik kontrol mekanizması ve araç sürüşünün iyileştirilmesi projelerinin 2030 Vizyonu doğrultusunda NEOM ve diğer akıllı şehirlerde uygulanacağını bildirdi.
Son 10 yılda kaydedilen aşamaların ardından robotların artık kendi kendine öğrenme yetenekleri geliştirdiğine dikkati çeken Schmidhuber, günümüzde satranç gibi zihinsel efor ve yüksek konsantrasyon gerektiren zorlu oyunlarda yapay zeka teknolojisi kullanan şirketlere tanıklık ettiklerini belirtti. Aynı zamanda Facebook’taki çeviri özelliğinin haftada 30 milyar kez kullanıldığına değindi.

Kuantum hesap
Zirvede düzenlenen oturuma katılan IBM Başkan Yardımcısı Scott Crowder, “Kuantum bilişimi, bellek ve alan açısından geleneksel cihazlardan farklılıklarına rağmen modern teknolojilere öncülük edecek” dedi. Crowder, dünyanın karşı karşıya olduğu zorluklardan birinin, kuantum bilişimin işgücüne nasıl sağlanacağı konusu olduğunu söyleyerek, şu ifadelerle devam etti; 
“Kuantum bilişimi kullanmanın en uygun yöntemine ulaşmak, algoritma geliştiricilerin yapay zeka için yeni algoritmalar yazabilecekleri yazılımların sağlanmasına katkıda bulunacaktır.”
George Washington Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde Profesör olan Tarık el-Gazavi ise, “Bugün kullandığımız mühendislik, bizi geleneksel yöntemlerin daha fazla zaman ve emek harcadığı daha yeni teknolojilere ulaşmaya çağırıyor” diye konuştu. 

Araştırma geliştirme
Diğer yandan SDAIA ve yapay zeka alanında dünyada lider şirket SenseTime Group, 776 milyon riyal (206.54 milyon dolar) değerinde yatırım anlaşması imzalandığını duyurdu. Anlaşma Suudi Arabistan’ı bölgede yapay zeka teknolojisi alanında lider konuma yerleştirmek için gelişmiş bir yapay zeka laboratuvarını finanse etmek ve yetenekli Suudiler için iş imkanları sunmak amacı taşıyor. Aynı zamanda Suudi Arabistan’a ait fikri mülkiyet oluşturmak için gelişmiş bilgisayar vizyonunu yerelleştirmenin yanı sıra akıllı şehir, sağlık ve eğitim alanlarında çözümler geliştirmek isteniyor.
Yapay zeka laboratuvarı, yeni nesil veri bilimcilerinin teknoloji transferinden ve SenseTime’ın bu alandaki kapsamlı uzmanlığından faydalanmasına olanak tanıyan özel bir araştırma ve geliştirme merkezi olarak hizmet verecek.
SDAIA CEO’su Eymen Raşid, “Mevcut anlaşma, şirketin ulusal yetenekleri geliştirme ve inovasyona dayalı güçlü bir yapay zeka ekosistemi oluşturma yolculuğunda önemli bir stratejik adımı temsil ediyor” dedi.
Bu yeni ortak girişimin, şirketin Krallık'taki kapsamını artırma amacı için sağlam bir temel teşkil edeceğini belirten SenseTime Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Xu Li ise yapay zeka alanındaki uzmanlığı ortaklaşa ilerletmek için uzun vadeli bir ittifakı dört gözle beklediklerini dile getirdi.
Veliaht Prens’in 90 ülkeden 200’den fazla konuşmacının bir araya geldiği 2. Uluslararası Yapay Zeka Zirvesi’ne sponsorluk yapması, bu hayati sektörün Suudi Arabistan'da gelişme sağlaması konusunda Riyad yönetiminin arzusunu yansıtıyor. Aynı zamanda 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşma yönünde şimdiki ve gelecek nesillere hizmet edecek bilgi ekonomileri inşa etmede önde gelen küresel model olma hevesini yansıtıyor.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.