Sudan ordusu, kendisini eleştirenleri ‘büyükelçiliklerin ajanı’ olmakla suçladı

Ordu, eğer taraflar bir hükümet kurmayı kabul etmezlerse beklenen sıfır saatinin gelebileceği sinyali verdi

Burhan, Fransa'nın Hartum Büyükelçisi Raja Rabia’yı kabul etti (SUNA)
Burhan, Fransa'nın Hartum Büyükelçisi Raja Rabia’yı kabul etti (SUNA)
TT

Sudan ordusu, kendisini eleştirenleri ‘büyükelçiliklerin ajanı’ olmakla suçladı

Burhan, Fransa'nın Hartum Büyükelçisi Raja Rabia’yı kabul etti (SUNA)
Burhan, Fransa'nın Hartum Büyükelçisi Raja Rabia’yı kabul etti (SUNA)

Sudan ordusu, resmi gazetesi ‘Silahlı Kuvvetler'in genel yayın yönetmeni aracılığıyla, ülkeyi halkın söz sahibi olduğu seçimlere taşıyacak bir geçiş dönemi için bir hükümet kurulmasını bekleyen vatandaşların bu özlemlerini ve taleplerini karşılayan kararlar alacağını duyurdu. Gazetenin genel yayın yönetmeni tarafından kaleme alınan makalede, kararların içeriğinden bahsedilmezken, sıfır saatinden ‘kaçınılmaz bir zaman dilimi olarak’ bahsedildi. Makalede ayrıca, muhalefetin başka maceralara atılmaması ve ordunun siyasete müdahale edebileceği uyarısı yapıldı.
Sudan ordusu komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, geçtiğimiz Ekim ayında eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki sivil hükümeti feshederek olağanüstü hal ilan etmiş, siyasi liderler ve yöneticiler tutuklanmıştı. Ardından serbest bırakıldılar.  Ancak sivil muhalefet ve halk hareketi Orgeneral Burhan’ın kararlarına itiraz ederek yetkililerin karşı karşıya kaldığı ve 118 göstericinin öldürülmesine, binlerce kişinin yaralanmasına ve yüzlerce kişinin tutuklanmasına yol açan halk protestolarıyla kararlara karşı direniş başlattılar.
Silahlı Kuvvetler Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Albay İbrahim el-Huri makalesinde, “Eğer siyasi güçlerin yaklaşımı orduyu aşağılayan, vatandaşın endişelerini göz ardı eden ve kamuoyunu ülkenin sabiteleri ve zenginliklerine karşı kışkırtan fitneleri körükleyen bir tutum olursa sıfır saati kaçınılmaz olarak gelir” ifadelerini kullandı.
Sudan ordusunun görüşlerini ifade ettiği günlük bir gazete olan Silahlı Kuvvetler gazetesi, genel yayın yönetmeni Albay Huri ve orta rütbeli subaylar tarafından yönetiliyor. Albay Huri aynı zamanda silahlı kuvvetlerin görüşünü ifade eden günlük makaleleri de kaleme alıyor.
Albay Huri, gazetenin baş yazısında, tarafların akıllarını başlarına almaları, birlik olmaları ve bu yönde ilerlemeleri tavsiye edilirken bunların Sudan yönetiminin geleceğine yönelik somut ve pratik adımlar olduğu, savaşı önleyip barışı getirdiği vurgulandı.
Ordular için ‘sıfır saati’, düşmanlara önceden planlanmış saldırılar başlattıkları gizli bir andır. Ancak Sudan ordusu için bu an, harekette geçtiği an anlamına geliyor. Ordu, harekete geçtiğinde de  ‘postal sesleri’ duyulur. Sudan, sivil hükümetlerin devrilmesiyle sonuçlanan birçok sıfır saatine tanık oldu.
Fakat ülke şu an ordu tarafından yönetildiği için Silahlı Kuvvetler gazetesi baş editörünün sıfır saati ifadesiyle neyi ima ettiği tam olarak bilmiyor. Albay Huri’nin imzasını taşıyan ve sivil güçlerin sıfır saatinin gelmesinden kaçınmaları için birlik olmaları ve bir hükümet kurmaları şart koşulan yazıda, “Siyasi güçler sorumluluğun büyüklüğüne ve mevcut durumun kırılganlığına ayak uyduramazlarsa, ordu bu başarısızlığın üstünü yeniden yapılandırma ile örter. Bu durumda ordu, halkıyla birlikte devrimin ve değişimin ana ortağı olarak, üzerinde mutabık kalınan asgari bir ulusal program üzerinde uzlaşı ile birleşemeyen tarafları beklemeyecektir” denildi.
‘Orduyu ‘karanlık odalarda eleştirenlerin’ ve ‘büyükelçiliklerin ajanlarının’ ile ona komplo kuranlar ifşa edilmekle tehdit edildiği yazıda, şu ifadeler yer aldı:
“Bu insanlar, büyükelçilik ajanlarıyla karanlık oda toplantılarında orduyu eleştirmenin ve ona karşı komplo kurmanın, göz kamaştırıcı kanıtlarla bilindiğini ve güvenlik servislerinin buna karşı net bir planı olduğunu bilmiyorlar.”
Orgeneral Burhan’ın geçtiğimiz Ekim ayında aldığı kararların, ‘komploları’ durdurduğu belirtilen makalede, Ekim ayında alınan düzeltici kararlarla komplolara ordu tarafından müdahale edildiği vurgulandı.
Söz konusu makaleyle ilgili Şarku’l Avsat’a değerlendirmede bulunan eski Kabine İşleri Bakanı ve Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun liderlerinden Halid Ömer Yusuf, makalenin Sudan ordusunun resmi tutumunu ifade etmiyor olmasını umduğunu söyledi.
Orduyu, askeri bir kurumda olmaması gereken ülkeyi partizan siyasi çatışmaya sürükleyen bir tutum sergilenmesine karşı uyaran Yusuf, “Sudan ordusu, Sudan halkınındır. Ancak onu görev ve amaçlarından farklı bir şekilde kullanan darbecilerin maceralarından ciddi şekilde etkilenmiştir” ifadelerini kullandı.
Siyasi ve sivil güçlerin çağrısını, ülkenin sivil demokrasiye dönüş yoluna girmeye iten ulusal bir inşa projesi olarak nitelendiren Yusuf, sivil demokrasiye dönüşün, ordunun partizan siyasi savaştan uzak ve tam bir birlik, profesyonellik ve milliyetçilik içinde olacağı ideal bir ortam sağlayacağını söyledi.
Orgeneral Burhan, geçtiğimiz Temmuz ayında, sivil güçler arasında bir uzlaşıya varılmasıyla ordunun siyasi süreçten çekileceği ve Silahlı Kuvvetler Yüksek Kurulu'na gideceği sözü vermişti. Ancak bu açıklama, muhalefet koalisyonu tarafından itirazla karşılandı. Muhalefet koalisyonuna göre Silahlı Kuvvetler Yüksek Kurulu'na gidilmesi yetkilerin taşınması için basit bir hileden ibaret. Orgeneral Burhan’ın açıklaması, ordu ile siviller arasında arabuluculuk yapmak için ABD ve Suudi Arabistan tarafında ortak bir girişimin duyulması sonrasında yapılırken muhalif kanat, bunun kışlasından çıkan ordu için bir sekreterlikten başka bir şey olmayan zayıf bir hükümetin kurulması anlamına geldiğini vurguladı.
Muhalefet koalisyonunun başını çeken ÖDBG, Sudan ordusundan yeniden yapılanmasını, Hızlı Destek Güçleri’ni bu yapılandırmaya dahil etmesini, hükümetle barış anlaşması imzalayan silahlı hareketlerle güvenlik düzenlemelerini uygulamasını, siyasetten uzak durmasını, ordu içindeki Müslüman Kardeşler (İhvan) yapılanmasını ortadan kaldırmasını, ülkeyi savunmak ve anayasayı, demokrasiyi ve sivil yönetimi korumak için savaş doktrinini geliştirmesini talep etti. Ancak bu talepler, ordu komutanları tarafından reddedilirken Albay Huri’nin makalesinde orduya ve onun rolüne yapılan bir saygısızlık olarak nitelendirildi.
Orgeneral Burhan, ‘reform’ olduklarını iddia ettiği Ekim ayındaki kararları alırken, bir ay içinde hükümetin kurulacağını açıklamıştı. Ancak hükümet kurulamadı ve ülke yaklaşık bir yıldır hükümetsiz yoluna devam ediyor. Burhan’ın geçtiğimiz Kasım ayında Abdullah Hamduk'u yeniden başbakanlığa getirme kararı da Ekim kararlarıyla ilgili krizi çözmeye yetmedi. Hamduk'un başbakanlığa dönüşü için sivil müttefiklerinden destek alamaması nedeniyle istifasını sunmasının ardından kriz daha da kötüleşti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.