Sadr, muhaliflerinin ve müttefiklerinin farklı tutumları karşısında sessiz kalmaya devam ediyor

Erbain ateşkesi sona ermek üzere

Neredeyse sona ermek üzere olan ‘Erbain ateşkesi’ rakipler arasındaki tutumları değiştirmedi. Fotoğraf: Erbain törenlerine katılanların güvenliğini sağlamaları için konuşlandırılan güvenlik güçleri (AFP)
Neredeyse sona ermek üzere olan ‘Erbain ateşkesi’ rakipler arasındaki tutumları değiştirmedi. Fotoğraf: Erbain törenlerine katılanların güvenliğini sağlamaları için konuşlandırılan güvenlik güçleri (AFP)
TT

Sadr, muhaliflerinin ve müttefiklerinin farklı tutumları karşısında sessiz kalmaya devam ediyor

Neredeyse sona ermek üzere olan ‘Erbain ateşkesi’ rakipler arasındaki tutumları değiştirmedi. Fotoğraf: Erbain törenlerine katılanların güvenliğini sağlamaları için konuşlandırılan güvenlik güçleri (AFP)
Neredeyse sona ermek üzere olan ‘Erbain ateşkesi’ rakipler arasındaki tutumları değiştirmedi. Fotoğraf: Erbain törenlerine katılanların güvenliğini sağlamaları için konuşlandırılan güvenlik güçleri (AFP)

Irak'taki çeşitli siyasi gruplar arasında tutum farklılıkları ve görüş ayrılıkları devam ederken yarın Kerbela'daki Erbain (Kırkıncı Gün) törenlerinin sona erecek. Şii rakipler (Sadr Hareketi ve Koordinasyon Çerçevesi) Kerbela’daki Erbain törenlerinden kaynaklanan ilan edilmemiş ateşkese bağlı kalmaya devam ederken hicri takvime göre Aşura Günü'nden 40 gün sonra düzenlenen Erbain törenleri sona yaklaştığı bir dönemde Şii rakipleri şaşırtan yeni olgu, Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr'ın eski müttefikleri Siyade (Egemenlik) İttifakı’nın ve Kürdistan Demokratik Partisi’nin tutumu oldu. Egemenlik İttifakı ve KDP, Sadr'ın aylar önce yaptığı gibi Meclisten çekilmelerini istemesinin ardından, tam yetkiye sahip bir hükümetin kurulması şartıyla erken seçim yapılmasından yana olduklarını açıkladılar.
Koordinasyon Çerçevesi grupları, Egemenlik İttifakı lideri Muhammed el-Halbusi ve KDP lideri Mesud Barzani’nin bu kararını, Meclis yeter sayısı oluşturularak seçimlerin düzenlenmesi ve yeni hükümetin kurulması konusundaki tutumlarına üstü kapalı bir destek olarak değerlendirdiler. Eski müttefiklerinin açıkladıkları yeni tutuma herhangi bir yorumda bulunmayan Sadr, aynı zamanda Koordinasyon Çerçevesi gruplarının yeni bir hükümetin kurulması için kendisiyle temasa geçilmesinin önemine ilişkin çağrılarını da görmezden geliyor. Öte yandan Koordinasyon Çerçevesi güçleri arasında, gerek başbakanlık adayı olan Muhammed Şiya es-Sudani'nin nihai konumu, gerek Kürtlerin kendi aralarında tartışmalı bir konu olan cumhurbaşkanlığı adayı meselesi olsun çeşitli konularda yaşadıkları anlaşmazlıklar ortaya çıkmaya başladı.
Çeşitli siyasi güçler arasında yapılan, ancak resmi olmayan müzakereleri yakından takip eden siyasi kaynaklara göre sona ermek üzere olan Erbain ateşkesi, çatışan tarafları birbirlerine karşı mevcut tutumlarından uzaklaştıramadığı gibi, içlerinde görüş ayrılıklarına yol açtı. Yaklaşık iki hafta önce Sadr'ın destekçileriyle Yeşil Bölge’de çatışan Koordinasyon Çerçevesi güçleri, Meclis’in feshedilmesi ya da mevcut Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin görevine devam ederek mevcut Cumhurbaşkanı Berham Salih ile birlikte erken seçimleri denetlemesi gibi konularda Sadr’a herhangi bir taviz vermek istemiyorlar. Ancak Erbain törenlerinin sona ermesinden sonra yaşanabilecek olan ve özellikle protesto gösterilerinin ve oturma eylemlerinin yeniden başlayıp Yeşil Bölge’deki kanlı çatışmalara dönüşmesi gibi olası senaryolara ilişkin korkular nedeniyle Koordinasyon Çerçevesi güçleri içinde görüş ayrılıkları belirlemeye başladı. Koordinasyon Çerçevesi güçlerinden Hikmet Hareketi lideri Ammar el-Hekim, Zafer Koalisyonu lideri Haydar el-İbadi ve Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri, Koordinasyon Çerçevesi’nin başbakanlık adayı ile ilgili tutumların gözden geçirilmesine yol açsa bile Sadr ile uzlaşma eğilimindeler.
Koordinasyon Çerçevesi güçleri arasında Cumhurbaşkanı Berham Salih'in görevine devam edip etmeyeceğiyle ilgili de görüş ayrılığı söz konusu.
Koordinasyon Çerçevesi ile Bafıl Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ittifakı devam ederken, Koordinasyon Çerçevesi grupları, KYB'nin cumhurbaşkanlığı adayı Berham Salih'e oy vermek zorunda kalabilirler. Ancak Nuri el-Maliki'nin Salih konusundaki sert tutumunun yanı sıra Koordinasyon Güçleri’nin Kürtlerin (KDP) ve Sünnilerin (Egemenlik İttifakı) milletvekillerinin üçte ikisinin oylarını gerektiren cumhurbaşkanının seçilmesine yönelik yeter sayının tamamlanmasına karşı üçte bir engeli ile müdahale edebileceğine dair korkuları, meselelerin yeniden alevlenmesine neden olabilir.
Koordinasyon Çerçevesi, cumhurbaşkanını seçmeden başbakan atama olasılığını engelleyen bu engeli aşmak için iki Kürt partisini (KDP ve KYB) cumhurbaşkanlığı krizine çözüm bulmaya ikna etmeye çalışıyor. KDP lideri Mesud Barzani, Sadr'ın Cumhurbaşkanı Salih'in görevinde kalması çağrısını Koordinasyon Çerçevesi ile yakınlaşmak için bir fırsat olarak gördü. Egemenlik İttifakı ile anlaşarak onu Sadr’dan uzaklaştırmayı da başardı. Koordinasyon Çerçevesi güçleri ise Sadr’a yönelik tutumlarında iki bölünmüş haldeler. Aynı bölünme Cumhurbaşkanı Berhem Salih ile Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin görevlerini sürdürmeleri meselesinde de söz konusu. Bu da çözüm şansının giderek zayıflamasıyla Salih ve Kazımi’nin görevde kalmaları meselesini daha karmaşık hale getiriyor ve herkes her an karşı karşıya gelebilir.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.