Mısır’da muhaliflerin ülkeye geri dönüşüne yönelik girişim ve ulusal diyaloğun genişletilmesi talebi gündemde

Mısır Ulusal Diyalog oturumlarından bir kare (Facebook)
Mısır Ulusal Diyalog oturumlarından bir kare (Facebook)
TT

Mısır’da muhaliflerin ülkeye geri dönüşüne yönelik girişim ve ulusal diyaloğun genişletilmesi talebi gündemde

Mısır Ulusal Diyalog oturumlarından bir kare (Facebook)
Mısır Ulusal Diyalog oturumlarından bir kare (Facebook)

Mısır’da, Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi tarafından aylar önce çağrısı yapılan ulusal diyalog süreci ile ilgili siyasi katılımın kapsamının genişletilmesine yönelik yeni yaklaşımlar ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra diyalog kapısının terör örgütü mensubu olanlar dışında yurt dışında bulunan muhalifler için de açılması planlanıyor.
Ulusal Diyalog Mütevelli Heyeti, siyasi partilere diyalog oturumlarının seyrine ilişkin kamuoyundan öneriler almak suretiyle toplumun katılımını genişletme çağrısında bulundu.
Ulusal İnsan Hakları Konseyi üyesi Muhammed Enver es-Sadat, başkanlığını yürüttüğü Reform ve Kalkınma Partisi aracılığıyla yurt dışında bulunan Mısırlı muhaliflerin dönüşü için bir girişim olduğunu duyurdu. Es-Sadat, konuyla ilgili en önemli şartın başvuracakların şiddet ve terör olayları sebebiyle hüküm giymemiş olmalarıdır.
Milli Diyalog Mütevelli Heyeti, Cumartesi akşamı alt komitelerin çalışma usullerinin düzenlenmesi ile raportör ve raportör yardımcılarının görevlerinin belirlenmesi konusunda mutabakata varmak için Milli Eğitim Akademisi genel merkezinde toplandı. Söz konusu toplantı, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Ulusal Diyalog girişimini başlatmasından bu yana devam eden hazırlık oturumlarının tamamlanması ve ülkeye fayda sağlayacak sonuçlara ulaşılması için asıl oturumların başlamasına hazırlık olması amacı taşıyor.
Geçtiğimiz Nisan ayında Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, siyasi diyalogu yönetmek için tüm siyasi parti ve gençlik akımlarıyla koordineli olarak mevcut aşamada ulusal eylemin önceliklerini ele almak için bir davette bulundu. Söz konusu davet, hapsedilen veya ceza alan bir dizi eylemcinin serbest bırakıldığının açıklanması sonrasında Cumhurbaşkanlığı Af Komitesinin yeniden kurulmasıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti.
Ulusal Diyalog Mütevelli Heyeti, aktif siyasi ve sivil kurumları, çeşitli şehirlerde, Heyet tarafından onaylanan belirli komitelerin uzmanlıkları çerçevesinde, resmi veya kamuoyu diyalogları yürütmeye çağırdığını açıkladı. Bunula, çeşitli kesimlerden vatandaşların önerilerinin alınması, kurulan diyaloglar neticesinde elde edilen sonuçların Ulusal Diyalog Mütevelli Heyeti'ne bildirilmesi ve bu suretle toplumunun tüm kesimlerine eşit erişim sağlanması amaçlanıyor.
Ulusal İnsan Hakları Konseyi üyesi Muhammed Enver es-Sadat, ‘Güvenli Dönüş’ adını verdiği bir girişimi duyurdu. Es-Sadat, yapığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bazı Mısırlılar, siyasi faaliyette bulunma, sivil siyasi örgütlere üye olma, medya, basın organlarında çalışma, insan hakları örgütlerinde faaliyet gösterme ve benzeri nedenlerden dolayı tutuklanma veya gözaltına alınma endişesiyle farklı ülkelere gittiler. Bu durum onlar için bir gerilim oluşturarak geri dönmekten korkmalarına neden oldu. Bu da Mısır devletinin yurtdışındaki imajına zarar verdi. Uygulama, yurt dışında ikamet eden ve şiddet ve terör suçlarından hüküm giymemiş olmak ve herhangi bir terör örgütüne mensup olmamak koşuluyla, ayrıca kişinin herhangi bir siyasi veya sivil sosyal faaliyete geri dönmesi durumunda ülke anayasasını ve mevzuatı ihlal etmeme şartıyla geri dönmek isteyen her Mısırlıyı kapsıyor.”
Es-Sadat, söz konusu girişimin, ulusal diyalog çağrısı bağlamında çeşitli devlet kurumları tarafından memnuniyetle karşılandığını belirtti. Mısırlı insan hakları savunucusu Muhammed Enver es-Sadat, bildirimin yayınlandığı son tarihten (Cumartesi) itibaren en fazla iki hafta içinde telefon numarası ve e-posta da dâhil olmak üzere geri dönüş taleplerinin kaydedilmesi için iletişim ve bilgi mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini ifade etti.
Mısırlı siyasi aktivist Vail Ganim, yaklaşık bir hafta önce, Amerika Birleşik Devletleri'nde uzun bir süre kaldıktan sonra Kahire'ye döndüğünü duyurdu. Ganim, Facebook hesabı üzerinden, Kahire Uluslararası Havalimanı'nda kendisine ait check-in kartının fotoğrafını paylaşarak yayınladığı mesajda, “Mısır'a ailemi ziyaret etmek için geldim. Ailem, arkadaşlarım ve sevdiklerim arasında olmaktan mutluyum” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı Af Komitesi üyesi Avukat Tarık el-Avadi, daha fazla Mısırlı muhalifin ülkeye geri döndüğünü duyurdu. Avadi, yayınladığı mesajda, “Sağ salim döndüğün için Allah’a şükürler olsun sevgili Vail. Çok yakında daha fazla Mısırlının dönüşünü bekleyin... Mısır, herkesi barındırabilecek bir vatan” ifadelerini kullandı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.