İran: Rejim yetkilileri protestoları destekleyen sanatçıları ve sporcuları tehdit etti

İran Yargı Erki Başkanı, Tahran’daki üniversitelerdeki protestolarda çok sayıda kişinin gözaltına alındığını belirtti.

Dün Tahran Üniversitesi'nde gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısıyla yürüyüş yapan öğrenciler (Reuters)
Dün Tahran Üniversitesi'nde gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısıyla yürüyüş yapan öğrenciler (Reuters)
TT

İran: Rejim yetkilileri protestoları destekleyen sanatçıları ve sporcuları tehdit etti

Dün Tahran Üniversitesi'nde gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısıyla yürüyüş yapan öğrenciler (Reuters)
Dün Tahran Üniversitesi'nde gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısıyla yürüyüş yapan öğrenciler (Reuters)

İran’daki protestolara polisin müdahalelerine yönelik uluslararası taraflardan gelen kınamalar artarken protesto gösterileri de genişliyor. Yetkililer, Mahsa Amini'nin (22) polis tarafından darp edilerek gözaltına alınması sonrası ölümünü protesto eden gösterileri bastırmak için zamanla yarışırken, uluslararası toplumdan çok sayıda kınama açıklaması geliyor.
Tahran ve Tebriz’deki üniversitelerden çok sayıda öğrenci, Öğretmen Sendikaları Koordinasyon Konseyi’nin çağrısına ve üniversitelerdeki öğretim görevlilerinin tutuklu öğrencilerle dayanışma için çalışmalarını durdurma çağrılarına yanıt olarak üniversitelerinin avlularında yürüyüş düzenlediler. Tahran Üniversitesi’ne birkaç metre mesafede bulunan ve İran’ın üst düzey makamlardaki yetkililerinin de mezun olduğu bir üniversite olan Terbiye Mudarres Üniversitesi'nden öğrenciler, iktidara atıfla ‘Varlığın rüzgarda!’ sloganını attılar. Şerif Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan profesörlerden biri Twitter'dan yaptığı paylaşımda “Tüm öğrenciler serbest bırakılmadıkça, hiçbir derse katılmayacağız” yazdı.
Tahran’daki İran Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden bazı öğrenciler, üniversite yetkililerinin güvenlik servisleriyle iş birliği yaptıklarını ve baskı yapmaya başladıklarını yazdılar. Protestocular, pazar akşamı, İsyan Karşıtı Özel Güçler birimlerinin yanı sıra Besic güçlerinin konuşlandırılmasına karşı çıkarak başkent Tahran'ın çeşitli mahallelerinin sokaklarında gösterilerini sürdürdüler. İran rejiminin lideri Ali Hamaney'e atıfla ‘diktatöre ölüm’ sloganları atan göstericiler, Hamaney’in yerine geçmesi muhtemel olduğu bildirilen oğlu Mücteba Hamaney’i kınayan sloganlar da attılar.

Sokaklar savaş alanına döndü
Twitter üzerinden yapılan paylaşımlarda protestocuların başkentin batısındaki Settar Han ve Arya Şehir bölgelerinin kontrolünü ele geçirdiği bildirildi. Paylaşılan görüntülerde ise bölgenin göz yaşartıcı gaz ve elektrikli fünye kullanan güvenlik güçleri ile göstericiler arasında savaş alanına dönüştüğü görüldü. Protestocular, Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğrafının olduğu dev reklam panosunu ateşe verdi. Başkentin kuzey bölgelerinde de göstericiler sokağa indiler.
Paylaşılan video kayıtlarında tıpkı önceki gecelere benzer şekilde başkent Tahran'ın çeşitli bölgelerinde protestocuların üzerine ateş açan güvenlik güçlerinin gerçek mermi kullandıkları görüldü. Öte yandan eylemciler, göz yaşartıcı gazın etkilerini azaltmak amacıyla çöp konteynerlerini ateşe verdiler.
Videolardan birinde, birçok eylemcinin yeşil lazer kullandığı için polis karşıtı sloganlar attığı duyuldu. Eylemciler, geçtiğimiz günlerde protestocuların saflarında sivil giyimli kişilerin bulunduğu ve lazer kullanarak güvenlik güçlerini protestoculara yönlendirdikleri konusunda uyardılar.
Video kayıtlarına göre Dokuz gecedir devam eden gösterilerinde yeni bir gelişme olarak başta İsfahan, Yezd ve Şiraz olmak üzere ülkenin orta kesimlerindeki illerde de protestolar düzenlenmeye başlarken ülkenin güneybatısındaki Ahvaz’dan protesto gösterileri düzenlendiği haberleri bildirildi.
Twitter'da hem Farsça hem de İngilizce olarak Mahsa Amini etiketi kullanılarak 100 milyon tweet paylaşılırken Twitter'da İran ile ilgili rekor sayıda paylaşım oldu. Kadınlar protestolara liderlik etmede önemli bir rol oynamaya devam ederken bazıları başörtülerini sallıyor ve bazıları da yakıyor. Ancak protestolarda atılan sloganlarda artık ülkedeki çeşitli meselelerle ilgili talepler dile getiriliyor.
Sosyal medya üzerinden paylaşılan bir video kaydında Kazvin'de güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Cevad Haydari'nin kız kardeşinin, İran'daki kadın ayaklanmasının simgesi haline gelen saç kesimine benzer şekilde Haydari'nin mezarının başında saçlarını kestiği görüldü.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’den aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın Tesnim Haber Ajansı’ndan başkentin yaklaşık 150 kilometre güneyinde bulunan Kum şehrinin çeşitli bölgelerinde, aralarında kadınların da bulunduğu yaklaşık 20 göstericinin bulunduğu bir fotoğrafı yayınladı.

Pazar akşamı Tahran'daki bir gösteri sırasında başörtüsünü çıkaran İranlı bir kadın (Twitter)

Suçsuzların tutuklanması
İranlı yetkililerin ve insan hakları örgütlerinin açıkladığı rakamlara göre Kürdistan, Mazenderan ve Gilan illerinde bin 800'den fazla kişiyi tutukladı. Rejimi protesto eden gösterilerin düzenlendiği 31 ilin çoğunda gözaltına alınanlarla ilgili herhangi bir veri yayınlanmadı.
Yetkililere göre protestolar sırasında en az 41 kişi hayatını kaybetti, binden fazla kişi de gözaltına alındı. Fakat sosyal medya üzerinden paylaşılan görüntüler ve insan hakları örgütlerinin açıklamaları ölenlerin sayısının daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Uluslararası Af Örgütü (Amnesty), İranlı yetkilileri kayıplar, yaralılar ve tutuklular hakkında bilgilendirmeye çağırdı.
Avukat Said Dehkan, protestocularla dayanışma içinde olduklarını açıklayan dört avukat arkadaşının tutuklandığını duyurdu. Twitter'dan yaptığı açıklamada Dehkan, İran rejiminin ‘hiçbir zaman hukukun üstünlüğünü anlamadığını ve tamamen bir suç çetesine dönüşerek yasalara göre hareket ediyormuş gibi yapmaktan dahi uzaklaştığını’ vurguladı.

Rejim protestocuları tehdit etti
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsin Ejei, çok sayıda eylemcinin gözaltına alındığı bir tutuklama kampanyası başlatıldığını kabul ederek, “Kargaşa ve isyanlarda daha fazla masum insan tutuklanabilir. Masumların hatta kabahati az olanların serbest bırakılmaları için talimat verdik” dedi.
İran Yargı Erki'ne bağlı Mizan Haber Ajansı, Ejei'nin polis memurlarıyla yaptığı görüşmeye ait video görüntülerini yayınladı.  Videoda Ejei'nin, güvenlik güçlerinin uykusuzluktan ve yorgunluktan mustarip olduklarını söylediği duyuldu. Ardından Yargı Erki Başkanı, “Sadece dün gece değil, önceki gece de uyumadılar. Özel Kuvvetler üç gecedir uyumuyor” dedi.
Pazar akşamı yayınlanan bir video kaydında İran polis şefi General Hüseyin Aştari’nin Özel Kuvvetler üyelerine hitaben, “Doğru yolda olduğumuzdan zerre kadar şüpheniz olmasın. Eğer Kasım Süleymani olsaydı size aferin derdi” ifadelerini kullandığı duyuldu.

Ünlülere tehdit
Protestocularla dayanışma içinde olduklarını açıklayan ünlü isimleri açıkça tehdit eden Yargı Erki Başkanı, “Bu rejimin desteğiyle ünlenip düşmanların safında yer alanlar, ülkeye ve millete verilen maddi ve manevi kayıpların bedelini ödeyeceklerini bilsinler” dedi. Ejei, daha da ileri giderek, “Halkın ve güvenlik birimlerinin yardımıyla kimlikleri belirlenecek ve yaptıklarının cezasını çekecekler” şeklinde konuştu.
DMO'ya bağlı Tesnim Haber Ajansı, İran'ın tutuklanması için Interpol aracılığıyla kırmızı bülten çıkardığı eski bir İranlı futbolcu olan Ali Kerimi'nin kırmızı bülten için dağıtılan fotoğrafını yayınlamasından sonra Kayhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari de ünlüleri eleştirerek, “Ülkenin uğradığı zararlar, yıllarca İran’daki radyo ve televizyon kanallarını kullanarak ünlü olan, fakat şimdi tam tersi davranan sanatçılar ve bu ülke sayesinde milyarlar kazanan ve evi milyarlarca dolar olan sporculardan tazmin edilmeli” ifadelerini kullandı. Ülkesinin en popüler sporcuları arasında yer alan Kerimi, protestoların genişletilmesi ve protestoculara birlik çağrısı yaptığı tweetleri nedeniyle İranlı yetkilileri kızdırmıştı. Katı muhafazakar çizgideki eski milletvekili Hamid Rasayi, Kerimi'nin mal varlığına el konulması çağrısında bulundu.
Kerimi, İran’daki protestoların bastırılmasını kınayan ve eşi benzeri görülmemiş tutumlar sergileyen İran'daki onlarca ünlü isimden biri. Bu tutumlar, İranlı ünlülerin yurtdışındaki sanat ve siyaset alanlarındaki uluslararası ünlü şahsiyetlerin tutumlarıyla örtüştü.
Eski İran milli takım oyuncusu Kerim Bakıri, Kerimi  hakkında arama emri çıkarılmasına itiraz ederek “Ali Kerimi vatan haini değil, şerefli bir vatanseverdir” dedi. Bakıri ‘Beyaz Saray'ı bir Hüseyniye'ye (Şiilerin bazı dini ritüellerini gerçekleştirdikleri özel mekanlar) dönüştürmek isteyen dalkavuk adama’ hitap eden, “Bu gülünç söylem toplumun tüm kesimlerini rencide ediyor. Her geçen gün daha da kabalaşıyor. Hepimiz sizin gibileri göndermek için sokağa çıktık” yazdı.
İktidar karşıtı protestoların ve yürüyüşlerin düzenlenmesi İranlı yetkililerin 2009 yılında Yeşil Hareket’in ardından başlayan protestolarda olduğu gibi güvenlik güçlerinin müdahalelerini ve operasyonlarını genişletmek için kullandığı bir yöntem olarak biliniyor.
Reuters’a göre Mahsa Amini'nin ölümünü protesto eden gösteriler, hükümet için büyük bir zorluk oluştursa da, analistler, ülke liderleri için gösterileri öncelikli bir tehdit görmüyorlar. Çünkü güvenlik güçleri daha önce de protestoları bastırmayı başarmıştı.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.