Irak’ta Halbusi’nin istifası dikkatleri yeni siyasi ittifaktan uzaklaştırdı

Hekim, istifadan geri adım atma çağrısı yaptı.

Ammar el-Hekim. (Arşiv)
Ammar el-Hekim. (Arşiv)
TT

Irak’ta Halbusi’nin istifası dikkatleri yeni siyasi ittifaktan uzaklaştırdı

Ammar el-Hekim. (Arşiv)
Ammar el-Hekim. (Arşiv)

Irak’ta Hikmet Akımı Başkanı ve Koordinasyon Çerçevesi liderlerinden Ammar el-Hekim, Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’ye istifasını geri çekme çağrısı yaparken Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr ise yeni ‘Devlet Yönetimi’ ittifakına katılma çağrılarını görmezden geldi. Söz konusu ittifak, henüz resmi olarak ilan edilmedi.
27 Eylül’de El-Rafidain Diyalog Forumu’na katılan Hekim, şu açıklamayı yaptı:
“Halbusi’nin oturumdan önce istifasını geri çekmesini umuyoruz. Bu tür bir konunun gündeme gelmemesini umut ediyoruz. Temsilciler Meclisi Başkanı herkes için bir saygı ve takdir kaynağıdır.”
Halbusi ise istifasını aylarca erteledikten sonra geçen pazar günü bu yönde açıklama yaptı. İstifası, 29 Eylül’deki ilk oturumunda Temsilciler Meclisi gündeminin ilk sıralarında yer alıyor. Gündemin ikinci önemli konusu ise meclis başkanının birinci yardımcısının seçilmesi. Halbusi, Bağdat’ta siyasi foruma katılımı sırasında yaptığı açıklamada istifasının sebebinin ‘ulusal çoğunluk hükümeti kurulması çağrısında bulunan bir siyasi ittifakın parçası olması’ olduğunu dile getirdi. Yetkili, Sadr ve Mesud Barzani ile oluşturulan ‘Vatanı Kurtarma’ ittifakına atıfta bulundu. Söz konusu ittifak, rızaya dayalı bir hükümet çağrısında bulunan bir oluşum. Koordinasyon Çerçevesi bünyesindeki birçok siyasi parti, Halbusi’nin istifasının ‘büyük çoğunlukla yeniden seçilerek Koordinasyon Çerçevesi güçlerini utandırma amaçlı siyasi bir manevra’ olduğunu dile getirdi.
Hekim, Sadr Hareketi’nin Koordinasyon Çerçevesi’nin adayı Muhammed Şiya es-Sudani’nin yeni hükümetin başbakanlığı görevine gelmesini reddetmesinin, yalnızca medya açıklamalarıyla sınırlı olduğunu söylerken bu konuda resmi bir duruşun olmadığını vurguladı. Ammar el-Hekim, Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ı da ‘kardeş ve dost’ olarak nitelendirdi. Ayrıca Sadr ile bir anlaşmaya varmaya ve onu bu yeni ittifaka katılmaya davet etmeye hazır olduğunu ifade etti.
Koordinasyon Çerçevesi güçleri, mevcut Başbakan Mustafa el-Kazımi’yi yenileme olasılığına ilişkin sert bir tutum sergiliyor. Ancak Ammar el-Hekim, “Kazımi’nin önemli bölgesel ve uluslararası ilişkiler kurduğuna ve Irak’ı bu sistemin inşasında hayati bir role geri döndürdüğüne şüphe yok. Bu durum, iyi bilinen bir şey ve Irak sokaklarını sakinleştirmeyi başardı” ifadeleriyle Mustafa el-Kazımi’ye de övgüde bulundu.
Halbusi’nin istifasına ilişkin Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan, isminin açıklanmamasını isteyen Sünni bir siyasetçi şunları söyledi:
“Halbusi’nin meclis başkanlığından istifasını sunması, son derece akıllıca bir adımdır. Koordinasyon Çerçevesi güçleri, Sadr ile ittifakı ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani ile Şii evini parçalama katkısı nedeniyle parlamento oturumlarının yeniden başlamasının ardından onu görevden almaya hazırlanıyorlardı. Şiiler, söz konusu hareketliliği ‘meclis çoğunluğunu kaybetmek’ olarak görüyordu ve buna izin veremezlerdi. Koordinasyon Çerçevesi güçleri, Halbusi’nin batı vilayetlerindeki muhaliflerini kendisine karşı ayaklanmaya teşvik etmek ve belki de parlamento başkanlığına bir alternatif belirlemek için çalıştı. Ancak Halbusi’nin bu ittifakı kurduktan sonra yaptığı şey, yalnızca görevden çekilme planı değil, dün kendisini görevden almak isteyenleri bugün yenilenmeye mecbur bırakmış olmasıdır. Çünkü istifayı kabul etmek, resmi olarak ilan edilmeden önce ittifakın çökmesi anlamına gelir.”
Koordinasyon Çerçevesi içerisinden bir lider de yeni ittifakı duyurma planlarının, meclis başkanının ani adımından sonra tökezlediğini söyledi. Müzakerelerin hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmasını istemeyen lider, Şarku’l Avsat’a şu yaptığı açıklamada “Halbusi’nin adımından sonra Koordinasyon Çerçevesi, tekrar başa döndü. Çerçevedeki liderlerin hükümeti kurmadan önce Sadr ile anlaşmaya varma arzusu vardı” dedi. Koordinasyon Çerçevesi’nin Halbusi’nin adımını görüşmek üzere düzenlediği toplantıya katılan bir diğer lider de “Şii partilerin liderleri, manevraların karmaşıklığı ve yeni bir tıkanıklık aşamasının gelmesi karşısında hüsrana uğradılar” ifadelerini kullandı.
Irak Üniversitesi’nde Medya Profesörü Dr. Fadıl el-Badrani, Şarku’l Avsat’a şu değerlendirmeyi yaptı:
“Halbusi’nin istifa etme adımının akıllıca ve cesurca olduğu açık. Kritik adım, defalarca Halbusi’yi güven oyunu geri çekmekle tehdit eden Koordinasyon Çerçevesi’ne karşı atıldı. Parlamentodaki siyasi güçlerin çoğuyla ittifak ilan etmede ileri bir adıma ulaşan Koordinasyon Çerçevesi, aynı zamanda hem şaşkınlığa hem de şoka neden olan şekilde parlamento başkanının varlığına şiddetle ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla Koordinasyon Çerçevesi, istifanın reddini destekleyecektir. Bunu yenilemekten başka çare yok. Koordinasyon Çerçevesi, anlaşmazlığının sınırlamalarından ve engellerinden kaçınmak için esnek bir siyasi oyuncu olmaya çalışacak.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.