ABD’nin İsrail Büyükelçisi Nides denge diplomasisi yapıyor

Washington, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere Batı Şeria'da yerleşimlerin artmasına karşı çıkıyor

ABD’nin Kudüs Büyükelçisi Nides geçen Ağustos ayında Başbakan Lapid ve Kongre Üyesi Ted Deitch ile (Twitter hesabı)
ABD’nin Kudüs Büyükelçisi Nides geçen Ağustos ayında Başbakan Lapid ve Kongre Üyesi Ted Deitch ile (Twitter hesabı)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Nides denge diplomasisi yapıyor

ABD’nin Kudüs Büyükelçisi Nides geçen Ağustos ayında Başbakan Lapid ve Kongre Üyesi Ted Deitch ile (Twitter hesabı)
ABD’nin Kudüs Büyükelçisi Nides geçen Ağustos ayında Başbakan Lapid ve Kongre Üyesi Ted Deitch ile (Twitter hesabı)

ABD'nin Kudüs (İsrail) Büyükelçisi Thomas Nides, yerleşimlerin genişlemesini önlemek için İsrail hükümetiyle iş birliği yaptıklarını açıkladı. Başkan Joe Biden'ın göreve gelmesinden bu yana ülkesinin İsrail'deki büyükelçiliğinin işlerinden sorumlu olan Nides, ABD yönetiminin tutumunun yerleşimlerin genişletilmesine ve büyümesine karşı olduğunu söyledi ve “bu tutumunu İsrail hükümetine birkaç kez açıkça ifade ettiğini” vurguladı.
Büyükelçi, işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistinli sivil toplum örgütlerinin projelerinin finansman desteği için 6,5 milyon dolar yardım sağlayan ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı toplantısının ardından bir basın toplantısı düzenledi. Nides, basın toplantısında yaptığı konuşmada, ülkesinin Doğu Kudüs de dahil olmak üzere yayılmacı yerleşim politikalarına karşı çıktığını söyledi.
Büyükelçi, ABD'nin Filistinlileri 500 milyon dolar ile yeniden finanse edeceğini, ancak bunu doğrudan Filistin Yönetimine teslim etmeyeceğini, bunun yerine Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nın (UNRWA) bütçesini destekleyeceğini açıkladı.
Başkan Joe Biden yönetiminin geçen yılın başlarında göreve başlamasından bu yana işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşime karşı olduğu biliniyor. Eski Başkan Donald Trump'ın da büyükelçiliği Tel Aviv'den Kudüs'e taşımak istemesine rağmen Doğu Kudüs'ün işgal altında olduğunu kabul ettiği biliniyor. Hatta Büyükelçi Nides, Batı Şeria’daki herhangi bir yerleşim yerine asla ayak basmayacağını bizzat açıkladı.
Nides, Başbakan Yair Lapid'in geçen hafta Birleşmiş Milletler'de yaptığı ve ihtilafa iki devletli çözümle verdiği desteği açıkladığı konuşmasına övgüde bulundu. Yair Lapid, temmuz ayında Kudüs'te ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı görüşmede de benzer sözler söylediğini kaydetti. Ancak Jerusalem Post'a göre, Lapid'e Filistin Yönetimi Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüşmeyi reddetmesi sorulduğunda sessizliğini koruması dikkati çekti. Nides, “Gerçekleşebilecek her türlü diyaloğu teşvik ediyoruz ve bunun daha fazla müzakereye yol açacağını umuyoruz. Ayrıca Lapid'in iki devletli çözüm için devam eden çabalarını destekliyoruz” dedi.
ABD büyükelçisi, Başkan Biden'ın geçen Temmuz'da İsrail ve Filistin topraklarına yaptığı ziyaretin arifesinde Washington Post'ta bir makale yazdı. Büyükelçi makalesinde, ABD'nin Filistinlilerle ilişkileri yeniden inşa ettiğini ve kongre ile birlikte yaklaşık 500 milyon dolarlık fonu Filistin’e teslim edeceğini belirtti. Büyükelçi ayrıca ABD yönetiminin Donald Trump tarafından kapatılan Kudüs'teki bir konsolosluğu yeniden açma sözü verdiğini ve İsrail yerleşimlerinin genişlemesine şiddetle karşı çıktığını ve bunun iki devletli çözüm umutlarına derinden zarar verdiğini düşündüğünü söyledi.
Nides'in Kudüs'teki görüşmesinde, geçmişte "Cısr en Nebi" olarak bilinen "Maber el Kerame" geçidinin önümüzdeki aydan itibaren 24 saat boyunca her iki yönden de yolculara açılacağını açıklaması dikkat çekiyor. Biden bu ayın başında geçidi açma sözü vermesine rağmen İsrailliler biraz zaman kaybetti. Nides, "Geçidin 24 Ekim'den itibaren deneme süresi boyunca 24 saat açık olacağı konusunda bilgilendirildim" dedi.
Başka bir konudaki bir kamuoyu yoklamasının sonuçları, İsrail'i destekleyen daha genç Amerikalıların, İsrail'i "kendisinden korumak" için boykot etmeyi ve cezalandırmayı ve Filistin halkına karşı saldırgan politikasını durdurmaya zorlamayı desteklediğini ortaya koydu.
İsrail Dışişleri Bakanlığı, uzman bir Amerikan şirketi tarafından ABD'li üniversite öğrencileri arasında yürütülen bir kamuoyu yoklamasının sonuçlarını Çarşamba günü yayınladı ve Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar Hareketi’nin (BDS) faaliyetleri hakkında bilgilendirilen üniversite öğrencilerinin yüzde 56'sının, BDS hareketinin İsrail'i boykot etme, İsrail'den yatırım çekme ve İsrail'e yaptırım uygulama kararını desteklediğini belirtti. Sonuçlar ayrıca öğrencilerin yüzde 48'inin İsrail'i ABD için bir “hazine” olarak gördüğünü, yani önemli bir kısmının İsrail'i sevdiğini ve aynı zamanda İsrail'in Filistinlilere karşı uygulamalarına şiddetle karşı çıktıkları için boykot edilmesini desteklediğini ortaya koydu.
İsrail Dışişleri Bakanlığı, Bakan Yardımcısı Idan Roll'ün ifadesiyle, İsrail'i destekleyen gençlerin yüzdesinin artmaya başladığını ve gençlerin yaşlandıkça İsrail'e karşı daha sempatik hale geldiğini, bakanlığının ise bunu olumlu bir durum olarak değerlendirdiğini söyledi. Onun sözlerine göre, gençler İsrail'i "yüksek teknoloji ve değerlere sahip bir demokrasi" ülkesi olarak görüyor.
Şarku’l Avsat’ın İsrail yerel kaynaklarından derlediği habere göre Bakan yardımcısı, siyasi meselelerle ilgilenen öğrencilerin yüzde 58'inin ankette İsrail'i desteklediklerini doğruladığını açıkladı. Bakanlık, sonuçları İsrail Değişim Hükümeti’nin geçen yılki faaliyetlerinden ve İsrail Başbakanı Yair Lapid'in izlediği dış politikadan kaynaklanan bir başarı olarak değerlendirdi. Roll, "Görevi üstlendikten sonra, öğrencilerin İsrail ile ilgili fikirlerinin değişmesi adına Dışişleri Bakanlığı için önemli bir arena olan üniversitelere odaklandım. Ziyaretlerim sırasında, düşmanlarımız tarafından yayılması sağlanan yanlış haber dalgaları karşısında öğrencilerin İsrail hakkında ödev yazmaya olan susuzluğunu gözlemledim" diyerek sözlerini noktaladı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.