İranlı casuslar ‘CIA’nın kayıtsızlığından’ ve iletişim sistemlerinden şikayetçi

İranlı casuslar ‘CIA’nın kayıtsızlığından’ ve iletişim sistemlerinden şikayetçi
TT

İranlı casuslar ‘CIA’nın kayıtsızlığından’ ve iletişim sistemlerinden şikayetçi

İranlı casuslar ‘CIA’nın kayıtsızlığından’ ve iletişim sistemlerinden şikayetçi

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) gizli iletişim sistemi, İran istihbaratının Washington için çalışan İranlı ajanlarını tespit edip tutuklamasına dolaylı yoldan yardımcı oluyor.
Reuters’ın haberine göre, 2010 yılının sonlarında Tahran'daki Humeyni Uluslararası Havalimanı'ndan ayrılmadan önce tutuklanan ve 10 yıl hapis yatan casus Gulamrıza Hüseyni, tutuklandığını anladığı sırada sonradan infazına yol açabilecek devlet sırlarıyla dolu bir hafıza kartını cebinden çıkararak yuttu.
CIA’nın çalışanlarına yaptığı muameleye dair bir yıl süren soruşturmadan anlaşıldığına göre Hüseyni, CIA'nin ihanetinden çok kayıtsızlığının kurbanıydı.
Reuters’ın İranlı altı eski CIA muhbiriyle yaptığı röportajlardan yaptığı çıkarımlara göre İran'da istihbarat toplamaya yönelik yoğun çabalar yürüten CIA, ABD'ye yardım etmek için hayatlarını tehlikeye atanları riske sokarak bazı hususlarda dikkatsiz davranıyor.
Söz konusu altı İranlı, CIA’nın yıllar sonra dahi kendilerine veya ailelerine herhangi bir destekte bulunmadığını bildirdi. CIA Karşı İstihbârat Eski Şefi James Olson, bu durumlardan haberdar olmadığını ancak CIA tarafından herhangi bir gereksiz kaynak tavizinin hem profesyonel hem de etik bir başarısızlığa işaret ettiğini belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Şayet dikkatsizsek ve sızıntıya uğradıysak, insanlar güvenip bizimle bilgi paylaşmanın bedelini ödediyse ve cezalandırıldıysa ahlaken başarısız olduk demektir.”
İlgili haberlere ve üç eski ABD ulusal güvenlik görevlisinin ifade ettiğine göre söz konusu ajanlar, İran'ın 2009'da başlayan saldırgan bir karşı istihbarat tasfiyesi kapsamında mahkum edildi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Tahran, devlet medyasında çıkan haberlerde, köstebek avının nihayetinde onlarca CIA muhbirini yakaladığını iddia etti.
İki bağımsız siber güvenlik uzmanı tarafından yapılan bir analize göre Hüseyni’nin kullandığı ve şu an bulunmayan bir iletişim sistemi, çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren en az 20 İranlı casusu ve belki de başka yüzlerce muhbiri ifşa etmiş olabilir. 2013 yılına kadar çalışan bu mesajlaşma platformu, casusların CIA ile bağlantı kurmak için yöneldiği ilkel haber ve hobi internet sitelerinde gizli halde bulunuyordu. Reuters, böyle bir platformun varlığını dört eski ABD yetkilisi ile doğruladı.
Reuters'in görüştüğü dört eski istihbarat yetkilisi, CIA’nın İran hakkında casusluk söz konusu olduğunda kaynaklarla daha büyük riskler almaya hevesli olduğunu öne sürdü. Zira Washington, İran’ın nükleer hedeflerini engellemeye uzun zamandır öncelik veriyor. CIA, İran'ı en zor hedeflerinden biri olarak görüyor. İranlı öğrenciler 1979'da Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’ni bastığından bu yana ABD'nin ülkede diplomatik varlığı bulunmuyor. Bu sebeple CIA görevlileri, İran haricinden veya online bağlantılar aracılığıyla ajanlara başvurmak zorunda kalıyor. ABD’nin İran’daki zayıf yerel varlığı, İran'ı kasıp kavuran protestolar kaydedilirken ABD istihbaratını dezavantajlı durumda bırakıyor.
Söz konusu altı İranlı, beş ila 10 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Hüseyni de dahil olmak üzere dördü serbest bırakılmalarının ardından tekrar tutuklanma riskine rağmen İran'da kalırken ikisi ise başka ülkelere irtica etti. Ülkenin devlet medyası bu vakalardan bazılarını ifşa ederek CIA’yı vasıfsız veya yetersiz olarak nitelendirdi.
CIA ile internet siteleri üzerinden 2007’de temas kurduğunu belirten Hüseyni, daha sonra ise CIA ajanlarıyla tanıştığını, kendilerine şirketinin Natanz sahasındaki elektrik akışını iyileştirmek çalıştığını, kendisinin de mühendis olarak bu süreçte yer aldığını anlattığını söyledi. Yapılan değerlendirmeler tesisteki enerji akışıyla ilgili özel bilgiler aktaran Hüseyni’nin verdiği bilgilerle Washington’ın İran’ın yürüttüğü nükleer süreç hakkında veriler sağlamış olabileceği yönünde. Hüseyni, o sırada bunun farkında olmadığını ancak Natanz'ın gerçekten de ABD makamlarının hedefi olduğunu vurguladı. Güvenlik analistleri, aynı yıl Washington ve İsrail'in tam da bu santrifüjleri sabote edecek ve Natanz'daki uranyum zenginleştirmesini yıllarca sekteye uğratacak bir virüs bulaştıracak bir siber silah başlattığı sonucuna vardı.
Hüseyni, ilişkilerinin derinleşmesiyle birlikte mühendislik terminolojisine hakim yetkililer ve teknik uzmanlarla bir araya gelmeye başladığını anlattı. Şirketinin, Tahran'ın kuzeyindeki dev bir alışveriş ve ticari bina projesinin elektrik ihtiyaçlarını değerlendirmek için İran Dini Lideri Ali Hamaney tarafından kontrol edilen büyük bir iş holdingi olan Setad’ın bir birimiyle sözleşme yaptığını belirten Hüseyni, Setad'ı temsil eden devlet elektrik şirketi Tavanir'i ülke çapında kalkınma için elektrik sağlamaya zorladığını kaydetti. Tavanir, projenin devasa taleplerini karşılamak için yeterli elektriğin olmadığını bildirdiğinde ise Hüseyni, şirketten ulusal şebekenin derinlemesine analiz yapmasını istedi. Böylece, elektriğin nükleer ve askeri tesislere nasıl aktığını ve ağın kritik noktalarının nasıl sabote edilebileceğini gösteren haritalara erişimi sağladı.
Dubai'deki bir otelde Ağustos 2008’de kıdemli bir CIA görevlisi ile tanıştığından bahseden Hüseyni, toplantıdaki başka bir CIA çalışanının kendisine sorumlulara ulaşması için kullanabileceği gizli bir iletişim sistemini sunduğunu belirtti. Nitekim Farsça paylaşım yapan ‘Iraniangoals.com’ adlı internet sitesinin arama çubuğuna bir şifre girdiğinde, CIA'den bilgi alıp gönderebildiği bir mesajlaşma penceresinin açıldığını aktardı. Hüseyni’nin bilmediği, dünyanın en güçlü istihbarat teşkilatı CIA’nın ona muhtemelen yakalanmasına yol açacak bir araç vermiş olduğuydu. 2018'de Yahoo News, hatalı bir internet tabanlı gizli iletişim sisteminin İran ve Çin'de düzinelerce CIA muhbirinin tutuklanmasına ve infazına yol açtığını bildirmişti.
Hüseyni’nin bahsettiği Iraniangoals.com internet sitesini halka açık bağlamdaki bir internet arşivinde bulduğunu aktaran Reuters, daha sonra ise iki bağımsız siber analist Toronto Üniversitesi’ndeki Citizen Lab araştırmacısı Bill Marczak ve Victory Medium araştırmacısı Zach Edwards’tan İran'ın Hüseyni ve diğer CIA ajanlarının maskesini düşürmek için CIA'ya ait teknolojideki zayıflıkları nasıl kullandığını araştırmasını istedi. Elektronik istihbarat operasyonlarını analiz etme deneyimine sahip, gizlilik ve siber güvenlik konusunda uzman olan Marczak ve Edwards, site içerisindeki gizli mesaj sistemine ‘mesaj’, ‘oluştur’ gibi basit kodlarla kolayca erişilebileceğini keşfetti. Böylece Iraniangoals.com sitesinin aslında karmaşık ve üst düzey bir casusluk sitesi olmadığını, CIA’nın kaynaklarının kullanması için oluşturduğu yüzlerce basit internet sitesinden yalnızca biri olduğu sonucuna vardılar. Güzellik, fitness ve eğlence gibi konulara özel gibi görünen bu basit internet sitelerinin içerisinde Star Wars hayran sayfası ve son dönem Amerikan talk show sunucusu Johnny Carson fan sayfasının olduğu ortaya çıktı.
İki eski CIA yetkilisi, Reuters'a verdiği röportajda, her internet sitesinin yalnızca bir casusa özel olduğunu, herhangi bir ajanın yakalanması durumunda tüm ağın ifşasını böylece engellediklerini aktardı. Ancak bağımsız analistler, CIA'nın bu sitelerin keşfini kolaylaştırdığını öne sürdü. Zira Marczak, tümü en az dokuz yıldır çevrimdışı olan ve arşivde kayıtlı bulunan aynı gizli mesajlaşma sistemini içeren 350'den fazla internet sitesinin izini sürdü.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.