İranlı casuslar ‘CIA’nın kayıtsızlığından’ ve iletişim sistemlerinden şikayetçi

İranlı casuslar ‘CIA’nın kayıtsızlığından’ ve iletişim sistemlerinden şikayetçi
TT

İranlı casuslar ‘CIA’nın kayıtsızlığından’ ve iletişim sistemlerinden şikayetçi

İranlı casuslar ‘CIA’nın kayıtsızlığından’ ve iletişim sistemlerinden şikayetçi

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) gizli iletişim sistemi, İran istihbaratının Washington için çalışan İranlı ajanlarını tespit edip tutuklamasına dolaylı yoldan yardımcı oluyor.
Reuters’ın haberine göre, 2010 yılının sonlarında Tahran'daki Humeyni Uluslararası Havalimanı'ndan ayrılmadan önce tutuklanan ve 10 yıl hapis yatan casus Gulamrıza Hüseyni, tutuklandığını anladığı sırada sonradan infazına yol açabilecek devlet sırlarıyla dolu bir hafıza kartını cebinden çıkararak yuttu.
CIA’nın çalışanlarına yaptığı muameleye dair bir yıl süren soruşturmadan anlaşıldığına göre Hüseyni, CIA'nin ihanetinden çok kayıtsızlığının kurbanıydı.
Reuters’ın İranlı altı eski CIA muhbiriyle yaptığı röportajlardan yaptığı çıkarımlara göre İran'da istihbarat toplamaya yönelik yoğun çabalar yürüten CIA, ABD'ye yardım etmek için hayatlarını tehlikeye atanları riske sokarak bazı hususlarda dikkatsiz davranıyor.
Söz konusu altı İranlı, CIA’nın yıllar sonra dahi kendilerine veya ailelerine herhangi bir destekte bulunmadığını bildirdi. CIA Karşı İstihbârat Eski Şefi James Olson, bu durumlardan haberdar olmadığını ancak CIA tarafından herhangi bir gereksiz kaynak tavizinin hem profesyonel hem de etik bir başarısızlığa işaret ettiğini belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Şayet dikkatsizsek ve sızıntıya uğradıysak, insanlar güvenip bizimle bilgi paylaşmanın bedelini ödediyse ve cezalandırıldıysa ahlaken başarısız olduk demektir.”
İlgili haberlere ve üç eski ABD ulusal güvenlik görevlisinin ifade ettiğine göre söz konusu ajanlar, İran'ın 2009'da başlayan saldırgan bir karşı istihbarat tasfiyesi kapsamında mahkum edildi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Tahran, devlet medyasında çıkan haberlerde, köstebek avının nihayetinde onlarca CIA muhbirini yakaladığını iddia etti.
İki bağımsız siber güvenlik uzmanı tarafından yapılan bir analize göre Hüseyni’nin kullandığı ve şu an bulunmayan bir iletişim sistemi, çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren en az 20 İranlı casusu ve belki de başka yüzlerce muhbiri ifşa etmiş olabilir. 2013 yılına kadar çalışan bu mesajlaşma platformu, casusların CIA ile bağlantı kurmak için yöneldiği ilkel haber ve hobi internet sitelerinde gizli halde bulunuyordu. Reuters, böyle bir platformun varlığını dört eski ABD yetkilisi ile doğruladı.
Reuters'in görüştüğü dört eski istihbarat yetkilisi, CIA’nın İran hakkında casusluk söz konusu olduğunda kaynaklarla daha büyük riskler almaya hevesli olduğunu öne sürdü. Zira Washington, İran’ın nükleer hedeflerini engellemeye uzun zamandır öncelik veriyor. CIA, İran'ı en zor hedeflerinden biri olarak görüyor. İranlı öğrenciler 1979'da Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’ni bastığından bu yana ABD'nin ülkede diplomatik varlığı bulunmuyor. Bu sebeple CIA görevlileri, İran haricinden veya online bağlantılar aracılığıyla ajanlara başvurmak zorunda kalıyor. ABD’nin İran’daki zayıf yerel varlığı, İran'ı kasıp kavuran protestolar kaydedilirken ABD istihbaratını dezavantajlı durumda bırakıyor.
Söz konusu altı İranlı, beş ila 10 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Hüseyni de dahil olmak üzere dördü serbest bırakılmalarının ardından tekrar tutuklanma riskine rağmen İran'da kalırken ikisi ise başka ülkelere irtica etti. Ülkenin devlet medyası bu vakalardan bazılarını ifşa ederek CIA’yı vasıfsız veya yetersiz olarak nitelendirdi.
CIA ile internet siteleri üzerinden 2007’de temas kurduğunu belirten Hüseyni, daha sonra ise CIA ajanlarıyla tanıştığını, kendilerine şirketinin Natanz sahasındaki elektrik akışını iyileştirmek çalıştığını, kendisinin de mühendis olarak bu süreçte yer aldığını anlattığını söyledi. Yapılan değerlendirmeler tesisteki enerji akışıyla ilgili özel bilgiler aktaran Hüseyni’nin verdiği bilgilerle Washington’ın İran’ın yürüttüğü nükleer süreç hakkında veriler sağlamış olabileceği yönünde. Hüseyni, o sırada bunun farkında olmadığını ancak Natanz'ın gerçekten de ABD makamlarının hedefi olduğunu vurguladı. Güvenlik analistleri, aynı yıl Washington ve İsrail'in tam da bu santrifüjleri sabote edecek ve Natanz'daki uranyum zenginleştirmesini yıllarca sekteye uğratacak bir virüs bulaştıracak bir siber silah başlattığı sonucuna vardı.
Hüseyni, ilişkilerinin derinleşmesiyle birlikte mühendislik terminolojisine hakim yetkililer ve teknik uzmanlarla bir araya gelmeye başladığını anlattı. Şirketinin, Tahran'ın kuzeyindeki dev bir alışveriş ve ticari bina projesinin elektrik ihtiyaçlarını değerlendirmek için İran Dini Lideri Ali Hamaney tarafından kontrol edilen büyük bir iş holdingi olan Setad’ın bir birimiyle sözleşme yaptığını belirten Hüseyni, Setad'ı temsil eden devlet elektrik şirketi Tavanir'i ülke çapında kalkınma için elektrik sağlamaya zorladığını kaydetti. Tavanir, projenin devasa taleplerini karşılamak için yeterli elektriğin olmadığını bildirdiğinde ise Hüseyni, şirketten ulusal şebekenin derinlemesine analiz yapmasını istedi. Böylece, elektriğin nükleer ve askeri tesislere nasıl aktığını ve ağın kritik noktalarının nasıl sabote edilebileceğini gösteren haritalara erişimi sağladı.
Dubai'deki bir otelde Ağustos 2008’de kıdemli bir CIA görevlisi ile tanıştığından bahseden Hüseyni, toplantıdaki başka bir CIA çalışanının kendisine sorumlulara ulaşması için kullanabileceği gizli bir iletişim sistemini sunduğunu belirtti. Nitekim Farsça paylaşım yapan ‘Iraniangoals.com’ adlı internet sitesinin arama çubuğuna bir şifre girdiğinde, CIA'den bilgi alıp gönderebildiği bir mesajlaşma penceresinin açıldığını aktardı. Hüseyni’nin bilmediği, dünyanın en güçlü istihbarat teşkilatı CIA’nın ona muhtemelen yakalanmasına yol açacak bir araç vermiş olduğuydu. 2018'de Yahoo News, hatalı bir internet tabanlı gizli iletişim sisteminin İran ve Çin'de düzinelerce CIA muhbirinin tutuklanmasına ve infazına yol açtığını bildirmişti.
Hüseyni’nin bahsettiği Iraniangoals.com internet sitesini halka açık bağlamdaki bir internet arşivinde bulduğunu aktaran Reuters, daha sonra ise iki bağımsız siber analist Toronto Üniversitesi’ndeki Citizen Lab araştırmacısı Bill Marczak ve Victory Medium araştırmacısı Zach Edwards’tan İran'ın Hüseyni ve diğer CIA ajanlarının maskesini düşürmek için CIA'ya ait teknolojideki zayıflıkları nasıl kullandığını araştırmasını istedi. Elektronik istihbarat operasyonlarını analiz etme deneyimine sahip, gizlilik ve siber güvenlik konusunda uzman olan Marczak ve Edwards, site içerisindeki gizli mesaj sistemine ‘mesaj’, ‘oluştur’ gibi basit kodlarla kolayca erişilebileceğini keşfetti. Böylece Iraniangoals.com sitesinin aslında karmaşık ve üst düzey bir casusluk sitesi olmadığını, CIA’nın kaynaklarının kullanması için oluşturduğu yüzlerce basit internet sitesinden yalnızca biri olduğu sonucuna vardılar. Güzellik, fitness ve eğlence gibi konulara özel gibi görünen bu basit internet sitelerinin içerisinde Star Wars hayran sayfası ve son dönem Amerikan talk show sunucusu Johnny Carson fan sayfasının olduğu ortaya çıktı.
İki eski CIA yetkilisi, Reuters'a verdiği röportajda, her internet sitesinin yalnızca bir casusa özel olduğunu, herhangi bir ajanın yakalanması durumunda tüm ağın ifşasını böylece engellediklerini aktardı. Ancak bağımsız analistler, CIA'nın bu sitelerin keşfini kolaylaştırdığını öne sürdü. Zira Marczak, tümü en az dokuz yıldır çevrimdışı olan ve arşivde kayıtlı bulunan aynı gizli mesajlaşma sistemini içeren 350'den fazla internet sitesinin izini sürdü.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.