BBC Arapça’nın kapatılmasının ardından ‘Londra Burada’ anılıyor

BBC Arapça’nın kapatılmasının ardından ‘Londra Burada’ anılıyor
TT

BBC Arapça’nın kapatılmasının ardından ‘Londra Burada’ anılıyor

BBC Arapça’nın kapatılmasının ardından ‘Londra Burada’ anılıyor

BBC Radyo’nun Arapça servisinin kapatıldığına yönelik haberler sürerken BBC’nin Arapça platformu ‘Londra Burada’ insanların hatırlarında kolay kolay yok olmayacak gibi görünüyor. BBC’nin kararı perşembe akşamı açıklandığından bu yana söz konusu durum, Arap dünyasındaki sosyal medya forumları ve sitelerinde üzücü bir haber olarak ele alındı.
The Guardian gazetesi, Britanya Yayın Kuruluşu’nun (BBC) Arapça yayınını durdurma kararı aldığını duyurdu. BBC ayrıca küresel hizmette yüzlerce işin kaldırılmasının yanı sıra Arapça, Farsça, Çince ve Bengalce dahil olmak üzere toplam 10 dilde radyo yayını durdurma kararı aldı.
BBC yaptığı açıklamada, uluslararası hizmetlerde yıllık 28,5 milyon sterlin tasarruf etme çabası kapsamında, küresel olarak sunulan 382 işi durdurmayı planladığını belirtti. Açıklamada, yüksek enflasyonun ve maliyetlerin kurumun zor seçimlere yapmasına yol açtığına dikkat çekildi.
BBC, küresel hizmet planlarının ‘modern bir sistem ve dijital liderlik’ inşa etme stratejisini desteklediğini de sözlerine ekledi.
Yayıncıyla ilişkilerini anlatan önde gelen siteler tarafından “Güle güle BBC” hashtagi altında paylaşımlar yapıldı. Sosyal medya sitelerindeki önemli isimler ile Arap radyo servisi çalışanlarının paylaşımlarında da ‘şok’ durumu hakimdi. Zira Londra radyo istasyonunun 84 yıldır Arap dünyasındaki dinleyicilerin hitap etmesi, radyoyu nesillerin yoldaşı haline getirmişti.
BBC personeli, kapanış haberine üzüntü ve olana inanamama ile karışık paylaşımlarda bulunurken radyolarında katıldıkları etkinliklerden fotoğraflarını yayınladılar. Başta Hasan Karmi, Isa Sabbagh, Sami Haddad, Mediha el-Madfai, Huda el-Raşid, Cemil Azar, Mahmud el-Muslimi, Fuad Abdurrazık ve Ali Asad olak üzere birçok isim, Arap dünyasının önde gelen yayıncılarını içeren bir medya okulu olarak radyoya bağlılıklarına ilişkin yorumlarını paylaştılar.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre iletişim platformlarında “Söz üzerine söz”, “Soru ve yanıt arasında siyaset”, “Saatlik haber”, “Müzik Kutusu” ve “Kitap Dünyası” gibi, adeta ‘vicdanlarını oluşturan’ programla hakkında paylaşım yapıldı.
Sosyal medyada, takipçiler ve aktivistler haber hakkında paylaşımlarda bulundu. Bazıları, Arapça yayın yapan radyonun 80 yıldan fazla bir süredir birçok kuşağa eşlik etmesi ve Arap dünyasındaki varlığının bir medya dönüm noktası oluşturması nedeniyle bu kararı ‘trajik’ olarak değerlendirdi.
İnternette, #bbcarabic ve #BBC_Arapça_Radyo_Kapatma hashtag’i altında paylaşımların çoğu Twitter ve Facebook’ta gerçekleşti ve radyonun Facebook sayfasında kapatma kararını reddeden yorumlar görüldü.
Bir gazeteci, radyo istasyonunun kapatıldığı haberine ilişkin “Üzgünüm BBC” ifadeleri ile sonlandırdığı blog yazısında şunları söyledi:
“Sabahları, öğle saatleri ve aksamları dünyanın haberlerini bu radyo kanalından dinleyerek büyüdük. Radyonun genç gazetecilik tarzından ve dinleyicilere saygısından istifade ettik, onunla eğlendik ve teselli olduk. Arap dilimizi sevdik ve- yıllarca yayıncılığın ve radyoculuğun temellerini ilk elden öğrenerek kişisel olarak ilişki kurmaktan onur duyduğum- büyük devlerinin sesini duyduğumuzda bu radyo kanalına daha da bağlandık. Bu ‘üzücü, haksız ve yanlış’ bir karar. Geri alınmasını temenni ediyorum.”
Tunuslu bir gazeteci Facebook hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
 “Nesiller, gazeteciler ve dinleyiciler bu radyo ile büyüdü. Radyonun sesi, Arap bölgesinin tarihinden sesleri, haberleri ve önemli tarihi yansıttı. Bugün, 84 yıl sonra, İngiliz Yayın Kurumu -BBC- Arapça yayın yapan radyo bölümünü kapatmaya karar vererek, Arap kamuoyuna yönelik gazetecilik ve medya tarihinin önemli bir bölümünü kesti.”
Bir diğer gazeteci de Twitter’dan şu paylaşımda bulundu:
“BBC Radio ile üç büyük hayale sahip oldum. Yazar olmak, gazeteci olmak, BBC aracılığıyla gördüğüm dünyayı dolaşmak, tanımak ve kendi gözlerimle görmek. BBC sadece bir radyo istasyonu değil ve Big Ben’in ritimleri derinlerde çalmaya devam edecek.”
Kuveytli bir yazar da Twitter’dan şu meesjı paylaştı:
“BBC Radyo Arapça, 84 yıllık yayıncılığın ardından, İngilizce olmayan dil hizmetlerinin yarısını kapatma kararı alarak medyayı şok etti. Bu sadece medya ortamında ve zorlukları açısından büyük bir değişim değil, dünya genelinde büyük bir değişime tanık olunuyor. Güle güle BBC.”
BBC Arapça, BBC tarafından İngilizce dışında başka bir dilde yayına başlayan en eski medya hizmetiydi. 1938'deki lansmanından bu yana gelişimini sürdürmüştü. Kuruluşundan 1990’lara kadar “BBC’nin Arapça Bölümü’ olarak biliniyordu ve 1990’larda ayrı bir platform olarak ‘Londra Burada: BBC’ adını aldı.
Kahire Üniversitesi Kitle İletişim Fakültesi Radyo ve Televizyon Profesörü Dr. Neşva Akl’a göre, diğer birçok yönlendirilmiş hizmet kapsamında BBC Radio Arabic hizmetinin kapatılmasının ve yayın merkezlerinin Londra dışına taşınmasının en önemli nedeni ekonomik durumdu. Akl, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yönetim esnekliği ve geleneksel hizmetten dijital platformlara geçiş çerçevesinde, küresel olarak daha fazla sayıda insanı çekme ve aynı zamanda işletme giderlerini azaltmaya yönelik stratejik bir boyut bulunuyor. Bu adım, kitlelerin haber içeriği tüketimindeki gelişim ruhuna uygun olarak geliyor. Dev bir kurum olarak BBC değişime öncülük etti ve bu diğer hizmetler için global bir gösterge aynı zamanda içerik yayıncılığı alanında devrim niteliğinde stratejiler için bir başlangıç ​​noktası oldu. Ancak yine de maalesef, 84 yıl önce başlayan uzun bir yayıncılık hizmeti tarihinin sonu geldi ve köklü kurumun bir dizi çalışanını işten çıkarılmasına neden oldu.”
BBC tarafından yapılan açıklamaya göre BBC World Service, 2016 yılındaki genişlemesi kapsamında eklenen yeni diller de dahil olmak üzere şu an bulunduğu tüm dillerde ve ülkelerde faaliyet göstermeye devam edecek. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“BBC World Service, tehlike anlarında izleyicilere hizmet etmeye devam edecek ve Rusya, Ukrayna ve Afganistan gibi ülkelerdeki izleyicilerin uygun yayın ve dağıtım platformlarını kullanarak hayati haber hizmetlerine erişmelerini sağlayacak.”



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.