Londra, Hartum ile ilişkileri yeniden başlatmak için ‘sivil hükümeti’ şart koştu

Ordunun siyasi anlaşmaya engel olmamasını bekliyor

13 Eylül’de Sudan’da sivil yönetim çağrısında bulunan protestolardan bir kare (AP)
13 Eylül’de Sudan’da sivil yönetim çağrısında bulunan protestolardan bir kare (AP)
TT

Londra, Hartum ile ilişkileri yeniden başlatmak için ‘sivil hükümeti’ şart koştu

13 Eylül’de Sudan’da sivil yönetim çağrısında bulunan protestolardan bir kare (AP)
13 Eylül’de Sudan’da sivil yönetim çağrısında bulunan protestolardan bir kare (AP)

İki İngiliz yetkili Sudan krizinin tarafları arasında büyük anlaşmazlıkların olduğunu açıklarken, ülkedeki siyasi krizin çözümünde ilerleme kaydetmek için diyaloğun tüm tarafları içermesi gerektiğini vurguladı. İngiltere’nin, askeri tarafın siyasi anlaşmaya engel olmamasının beklediği de belirtildi.
İki yetkili, İngiltere-Sudan ilişkilerin yeniden başlaması için Sudan’da sivillerin liderlik ettiği bir geçiş hükümetinin kurulmasını şart koştu. İngiltere’nin Sudan ve Güney Sudan Özel Elçisi Robert Fairweather “Bunun kolay olmadığını biliyoruz, ancak güven inşa etmek ve çözüm açısından ilerleme kaydetmek için tarafların birbirlerini dinlemeleri ve görüşmeleri önemli” ifadelerini kullandı.
Fairweather Hartum’daki İngiltere Büyükelçiliği’nin internet sitesinde yayınlanan bir basın açıklamasında, Sudanlı taraflar arasında büyük anlaşmazlıklar olsa da, “Bazı olumlu açıklamalar aldık ancak en önemli şey eylemler” ifadelerine yer verdi.
İki yetkili, ülkelerinin Sudan krizinin tarafları arasında sivil bir geçiş hükümetinin kurulmasına dayalı siyasi bir atılımın yolunu açan bir anlaşmaya varılmasına yönelik diyaloga verdiği desteği yineledi.
Dün sona eren Sudan ziyareti sırasında Fairweather, Sudan Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, sivil muhalefet koalisyonu olan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) ve ordunun iktidarı ele geçirme kararlarına sadık olan Ulusal Uzlaşı Güçleri ile bir araya geldi.
Sudan halkının talep ettiği sivil yönetime geçişi sağlamak için tüm tarafların esneklik göstermesinin ve bazı tavizler vermelerinin önemini vurgulayan Fairweather, İngiltere’nin askeri tarafın devam eden siyasi sürece engel olmamasını beklediğini de vurguladı. İngiltere Özel Elçisi, “Diyalog tüm taraflar arasında olmalı. Bunun kolay olmadığını biliyoruz zira büyük anlaşmazlıklar var. Çözümde ilerleme sağlamak ve kendi aralarında güven inşa etmek için bir araya gelip birbirlerini dinlemeleri önemli” ifadelerini de sözlerine ekledi.
İngiltere’nin Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Sarah Montgomery ile birlikte Sudan’a gelen Fairweather, üç günlük ziyaretini tamamladı.
Şarku’l Avsat’ın kaynaklarından aldığı bilgilere göre, İngiliz yetkililer, Birleşmiş Milletler (BM), Afrika Birliği (AfB) ve Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi’nden (IGAD) oluşan üçlü mekanizma ile görüştü. Görüşmede, bazı konularda sivil ve askeri güçler arasındaki görüş farklılıklar ile iki taraf arasındaki boşluğu doldurmaya yönelik arabuluculukta ulaşılan bulgular ele alındı.
Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, İngiltere Özel Elçisi’ne, ulusal anlaşmanın sağlanması, siyasi katılım tabanının genişletilmesi ve askeri bileşenin oluşumun siyasi süreçten çekilmeye yönelik tutumunun gölgesinde, sivil yönetime geçiş yoluna geri dönülmesinin gerekliliğine yönelik güvence verdi.
Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan, Sudanlıların üzerinde anlaşmaya vardıkları kararları duyurmaya yönelik bir platform olarak üçlü mekanizmaya olan güvenini dile getirdi.
Burhan, İngiltere ve uluslararası toplum taraflarına siyasi bir anlaşmaya varmaya teşvik etme ve tüm taraflarla aynı şekilde işbirliği yapma çağrısında bulundu.
Görüşme sırasında İngiltere Özel Elçisi ise, tüm Sudanlı taraflara, ülkedeki geçiş sürecini yönetecek bir sivil hükümetin kurulmasını sağlayacak bir anlaşmaya bir an önce varılması için çağrıda bulundu.
Hartum’daki İngiltere Büyükelçiliği tarafından yayınlanan bir basın açıklamasına göre, söz konusu ziyaret İngiltere’nin Sudan’da siyasi bir atılımı ve kapsamlı bir sivil geçiş hükümeti için bir çerçeve oluşturulmasını sağlayacak bir anlaşmaya varılması konusunda verdiği desteği teyit etmek üzere geldi.
Diğer yandan İngiltere, Suudi Arabistan, ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) içeren dörtlü mekanizmaya katılıyor. Mekanizma, Sudan ordusunun 25 Ekim’de iktidarı kontrol altına almasının geride bıraktığı krizi konusunda siyasi bir çözüme ulaşmak için ordu ve sivil güçler arasındaki pozisyonları yakınlaştırmayı amaçlıyor.
BM’ye bağlı Sudan’daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) Başkanı Volker Peretz, siyasi diyaloğa yönelik kaçınılmaz ihtiyacı vurgularken, sivil yönetime geçiş yolunun, geçiş dönemindeki görevler, çeşitli aktörler arasında rol ve sorumlulukların dağılımı ve askeri liderlerin herhangi bir rol üstlenmemesi üzerinde net bir anlaşma gerektirdiğini belirtti.
Peretz üçlü mekanizmanın, uluslararası toplumdaki ortaklarıyla, çoğunluk tarafından kabul edilebilir bir siyasi anlaşmaya varmak ve Sudanlılar arasında mümkün olan en geniş çaptaki mutabakatı sağlamak için çabalarını sürdüreceğini söyledi. Ayrıca mekanizmanın, askeri teşkilat ile mümkün olan en geniş sivil taraf arasında nihai bir anlaşmaya varılması için arabuluculuk veya kolaylaştırıcı taraf rolünü oynamaya tamamen hazır olduğunu da belirtti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.