İran’da öfke büyürken, Hamaney polis ve Besic güçlerini savundu

İranlılar Pazar gecesi Şerif Teknoloji Üniversitesi önünde toplandılar (Twitter)
İranlılar Pazar gecesi Şerif Teknoloji Üniversitesi önünde toplandılar (Twitter)
TT

İran’da öfke büyürken, Hamaney polis ve Besic güçlerini savundu

İranlılar Pazar gecesi Şerif Teknoloji Üniversitesi önünde toplandılar (Twitter)
İranlılar Pazar gecesi Şerif Teknoloji Üniversitesi önünde toplandılar (Twitter)

İran’da Mahsa Amini’nin gözaltında ölümüyle başlayan protesto dalgasında çok sayıda kişinin ölmesi ve binlerce kişinin gözaltına alınmasının ardından, ülkenin dini lideri Ali Hamaney sessizliğini bozarak polisin ve Besic güçlerinin performansını savundu.
Hamaney, Amini’nin ölümünden sonra ülke genelinde başlayan protestolardan ABD ve İsrail’i sorumlu tuttu.
Güvenlik güçlerinin Şerif Teknoloji Üniversitesi’ni basarak öğrencilere yaşattığı zor bir gecenin ardından, üniversite öğrencileri dün protestoların üçüncü haftasında başkent Tahran ve birçok İran vilayetinde bulunan üniversitelerde toplanmaya devam etti.
Protestolar, ölü sayısının yüksek olmasına ve güvenlik güçlerinin göz yaşartıcı gaz ve coplarla ve hatta bazen gerçek mermi kullanarak, giderek artan şiddetli baskısına rağmen henüz azalmadı.
İnsan hakları grupları, polis ve gönüllü Besic güçleri de dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin, binlerce kişinin gözaltına alındığı, yüzlerce kişinin yaralandığı ve ölü sayısının 130’dan fazla olduğu tahmin edilen protestoları bastırmaya çalıştığını söylüyor.

Üniversitelerde gözaltılar
Yetkililer, sosyal medyadaki paylaşımlar ve videolara göre Şerif Teknoloji Üniversitesi’nde çok sayıda öğrenciyi gözaltına aldı ve birçok öğrenci yaralandı.
Şerif Teknoloji Üniversitesi, İran güçlerinin şiddetli müdahalesinin ardından öğrencilerin yaşadığı anlara dair kısa bir açıklama yayınladı.
Güvenlik güçlerinin gözaltına alınacak olanları taşımak için minibüsler kullandığı belirtilen açıklamada, bunun sivil kıyafetli öğrenciler ve polisler arasındaki ilk ciddi çatışma olduğu ifade edildi.

 İsfahan Endüstri Üniversitesi öğrencileri dün protesto düzenledi (Twitter)
Şerif Teknoloji Üniversitesi’nin sosyal medyadaki görüntüleri diğer İran üniversitelerinde öfkeyi artırırken, Meşhed Firdevsi Üniversitesi öğrencileri üniversitenin avlusunun ortasında dururken, bazı Besic üyeleri de onları zorla dağıtmaya çalıştı.
Tebriz’de ise, güvenlik güçleri protestoculara karşı misket tüfeği ve fişek kullandı.
Tahran Üniversitesi yakınlarındaki Tarbiat Modares Üniversitesi’ndeki onlarca öğrenci, başta üniversite öğrencileri olmak üzere gözaltındakilerin serbest bırakılmasını talep eden sloganlar attı.
Tahran’ın merkezindeki Şeriati Caddesi’nde başörtülerini çıkaran çok sayıda kadın ve onlara destek olan erkek, İran parlamentosuna kısa bir mesafede ‘Diktatöre Ölüm’ sloganı attı.
Liseler de üniversitelerin protestolarına katıldı.
Twitter’da yapılan paylaşımlara göre, lise öğrencileri ‘kadınlara özgürlük’ sloganı attı.
Kerec şehrinde Eğitim Departmanı Müdürünün başörtülerini çıkaran lise öğrencileri tarafından okuldan atıldığı bir video görüldü.
Evin Cezaevi’nin kadınlar bölümünde oturma eylemi düzenlendiğine ilişkin açıklama yapıldı.
Gözaltındakiler tarafından yapılan açıklamada, göstericilerin öldürülmesini, şiddeti, kitlesel gözaltı kampanyasını ve protestoculara yapılan işkenceyi kınadıkları ifade edildi.

 Hamaney dün askeri mezuniyet törenine katıldı (Reuters)
Protestolar yoğunlaşırken, rejimde son sözü söyleyen Hamaney, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümünü ilk kez yorumlayarak, olayın kendisini üzdüğünü söyledi.
Tahran’daki İmam Hasan Mücteba Subay ve Polis Eğitim Üniversitesi’nde düzenlenen silahlı kuvvetler öğrencilerinin ortak mezuniyet törenine katılan Hamaney şöyle konuştu:
“Bu isyanlar ve güvenlik sorunu meydana getirme ABD ve Siyonist (İsrail) rejiminin bir projesidir. Onlardan maaş alan ve yurt dışındaki bazı İranlı hainler onlara yardım ettiler.”
Hamaney, protestocuların kendisine yönelik sert sloganlarına değinmeden, güvenlik güçlerinin protestolar sırasında ‘haksızlıkla’ karşılaştığını söyledi.
Ülkenin dini lideri, “Silahlı kuvvetler aleyhindeki girişimler ülke güvenliğine yapılmış demektir. Polis karakollarına ve Besic karargahına saldıranlar veya İran Ordusu veya Devrim Muhafızları Ordusu’na sözlü saldırıda bulunanlar ülkenin güvenliğine saldırmışlardır” şeklinde konuştu.
Amini’nin ölümü olmasaydı ülkeyi istikrarsızlaştıracak başka bir ‘mazeret’ bulunacağını söyleyen Hamaney, başörtüsünün asıl mesele olmadığını savundu ve şöyle devam etti:
“Başörtüsü tam olmayanların birçoğu İslam Cumhuriyeti’nin ciddi destekçileri arasında yer alıyor ve çeşitli etkinliklere katılıyor. Mesele, İslami İran’ın bağımsızlığı, dayanıklılığı, güçlendirilmesi ve gücü ile ilgili etkinliklere.”

Protestocuları sorumlu tuttu
Önde gelen sporcular ve sanatçıların protestoları destekleyen yorumlarına değinen Hameney, yüksek sesle konuşanların İran’ın spor ve sanat camiasının sadece bir azınlığını temsil ettiğini söyledi.
Protestoların suç olup olmamasının yargının sorumluluğunda olduğunu vurgulayan Hamaney, “İslam Cumhuriyeti’ni sabote etmek için huzursuzluğu ateşleyenler, ağır yargılamaları ve cezaları hak ediyor” dedi.
Hamaney, sivillerin ölümü ve internetin kesilmesiyle ilgili protestolar hakkında yorum yapmadı.
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ise, eylemleri, sözleri veya sosyal ağlardaki hesaplarıyla protesto hareketini yoğunlaştırma tehdidinde bulunanları uyardı.
Güvenlik ve askeri güçler ile Besic güçlerine saldıran ve öldürenlerden hesap soracağına söz veren Gulam Hüseyin, yargı sisteminin ‘isyancıların’ davalarını acilen takip edeceğini söyledi.
Avukat Mustafa Nili, güvenlik güçlerinin Şiraz’daki Baro binasına baskın düzenlediğini ve sendika merkezi önünde oturma eylemi düzenleyen avukatları göz yaşartıcı gaz kullanarak dağıttığını ve çok sayıda avukatı gözaltına aldığını bildirdi.
İran Müzik Evi, yetkilileri, gözaltına alınmadan önce protestocuların tweetlerinden şarkı yapan ve bu şarkısı 40 milyon kişi tarafından görülen şarkıcı Charvin Hajipour’u serbest bırakmaya çağırdı.
400’den fazla yazar, çevirmen ve şair, vatandaşları sivil itaatsizlik ve greve çağıran bir bildiri yayınladı.
Açıklamada, yetkililerin protestoculara karşı uyguladığı şiddet eleştirilirken, “Yeni yetişen ruhlar, ülkenin sokaklarında bu vahşice ve en şiddetli yöntemlerle katlediliyor. Gerçek mühimmatla parçalanmış cesetler, sokak asfaltının her parçasından ve morg buzdolaplarının demirinden akan gerçek bir kan nehri” ifadeleri kullanıldı.
Öğretmenler Sendikası Koordinasyon Komitesi, protestocularla dayanışma göstermek için öğretmenlere ve okul öğrencilerine Salı günü okullara gitmekten kaçınmaları çağrısını ikinci kez yineledi.

Uluslararası yaptırımlar
İngiltere Dışişleri Bakanlığı, protestoların bastırılması nedeniyle Pazartesi günü İran Maslahatgüzarı’nı çağırdı.
İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly, “İran’da güvenlik güçlerinin protestoculara uyguladığı şiddet gerçekten şok edici. Bugün İranlı yetkililere görüşümüzü açıkça belirttik. Huzursuzluk için dış aktörleri suçlamak yerine, eylemlerinin sorumluluğunu almaları ve halklarının endişelerini dinlemeleri gerekiyor. İranlı yetkililerin bariz insan hakları ihlallerinden hesap sormak için ortaklarımızla birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
Kanada, insan hakları ihlalleri nedeniyle Pazartesi günü İran’a yeni yaptırımlar uyguladı ve yaptırımlar arasında 25 kişi ve 9 İran kuruluşu yer aldı.
Almanya, Fransa, Danimarka, İspanya, İtalya ve Çekya, kadın haklarına yönelik protestoları bastırması nedeniyle İran’a karşı yeni Avrupa Birliği (AB) yaptırımları uygulanması için önerilerde bulundu.
Der Spiegel dergisi, önerilen yaptırımların, Mahsa Amini’nin gözaltında ölmesiyle başlayan ülke çapındaki protestoları bastırmak sorumlu olan 16 kişi, kuruluş ve kurumu hedef aldığını bildirdi.
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock dün yaptığı açıklamada, Tahran’ın protestoları bastırmasının ‘eğitim korkusu ve özgürlüğün gücünün bir ifadesi’ olduğunu söyledi ve yeni yaptırımlar vaat etti.
Baerbock Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Dış politika seçeneklerimizin sınırlı olmasına katlanmak zor. Ancak sesleri yükseltebilir, suçlamalarda bulunabilir ve yaptırımlar uygulayabiliriz. Bu bizim yaptığımız şey” diye yazdı.
Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre ise, ABD Başkanı Joe Biden ile Porto Riko’ya giderken uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Sözcü, “Güvenlik güçlerinin üniversite öğrencilerinin barışçıl protestolarına şiddet ve kitlesel tutuklamalarla yanıt verdiğine dair raporlar karşısında alarma geçtik ve dehşete düştük” diye konuştu.
Jean-Pierre, İran’daki üniversite öğrencilerinin haklı olarak öfkeli olduğunu ve hafta sonu yaşanan baskıların İran’daki gençleri ülkeyi terk etmeye ve başka yerlerde haysiyet ve fırsat aramaya iten türden olaylar olduğunu söyledi.
Sözcü, gerginliğe rağmen, ABD yönetiminin İran’da olup bitenleri nükleer anlaşmayı canlandırma müzakerelerinden ayırdığını açıkça belirterek şu ifadeleri kullandı:
“İran konusunda endişelerimiz var ancak nükleer anlaşma ile ilgili müzakerelerde ilerlemenin ABD’nin ulusal güvenlik çıkarına olduğuna inandığımız sürece yapacağız, bu yüzden İran’ın eylemlerindeki sorunlarla başa çıkmak için başka araçlar kullanmaya devam edeceğiz.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.