Sadr Bloğu’nu Irak parlamentosuna geri döndürme çabaları sürüyor

Iraklı hukuk uzmanları, anayasal olarak Sadr Bloğu’nu Meclis’e dönüşünün ‘kolay’ olduğunu söylüyor

Sadr yandaşlarının 4 Ağustos’ta Temsilciler Meclisi’ne baskınlarından bir fotoğraf (AP)
Sadr yandaşlarının 4 Ağustos’ta Temsilciler Meclisi’ne baskınlarından bir fotoğraf (AP)
TT

Sadr Bloğu’nu Irak parlamentosuna geri döndürme çabaları sürüyor

Sadr yandaşlarının 4 Ağustos’ta Temsilciler Meclisi’ne baskınlarından bir fotoğraf (AP)
Sadr yandaşlarının 4 Ağustos’ta Temsilciler Meclisi’ne baskınlarından bir fotoğraf (AP)

Irak’ta Sadr Hareketi’ne yakın isimlerin ve haber platformlarının ‘bir sonraki hükümeti kurma’ ve ‘geçen Temmuz ayında 73 milletvekilinin meclisten ayrılma ısrarı’ konusundaki tavırları sürüyor. Bu duruma rağmen hareketin siyasi bünyesine yakın kaynaklar ve nüfuz sahibi isimler, hareketin yeniden meclise dönme ihtimalini ve milletvekillerinin istifa etmekte isteksiz olduklarını öne sürdü.
Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada bazı Sadr yanlılarının, ‘daha önce Sadr destekçilerinin meclise geri dönüşünü geçersiz kılan Federal Mahkeme kararıyla’ geri dönüşe hazırlık olarak yasal tavsiye almak için ortaya koydukları çaba ve hamlelere değindi. Mahkemenin söz konusu kararı, dava açanların Sadr yanlıları dışındaki taraflardan ve (meclisten ayrılmaları dolayısıyla) zarar görmeyen taraflardan oluşmasından kaynaklanıyor. Kaynaklar, Sadr milletvekillerinden birinin veya bir grubun Federal Mahkeme’ye başvurması halinde davayı kazanmanın mantıklı göründüğünü belirtti.
Sadr hareketine yakın kaynaklara göre parlamentoya geri dönme fikri, ‘geri dönüş prosedürlerini Federal Mahkeme kapısından pratik olarak başlamak için’ hareketin lideri Mukteda es-Sadr’ın kesin onayını bekleyen siyasi elitler arasında gündemde. Kaynaklar, parlamentoya geri dönmeyi düşünen yeni Sadr hareketinin, halk hareketi içerisindeki ‘gizli memnuniyetsizlik’ de dahil olmak üzere, hareket içerisindeki birçok düşünce tarafından dayatıldığını da vurguladı. Öyle ki halk hareketi, istifanın (Şii) Koordinasyon Çerçevesi içindeki muhaliflerine ‘altın tepside’ güç verdiğine ve muhalifleri parlamentodaki azınlık durumundan çoğunluğa dönüştürdüğüne inanıyor. Öte yandan geri çekilmenin ardından Sadr yanlılarının özellikle parlamento binasının basılması ve toplantıların aksatılmasına yönelik olarak ısrar sonuçsuz kaldı. Aksine Ağustos ayı sonunda güvenlik güçleriyle Yeşil Bölge’de çıkan çatışmalarda, 20’ye yakın kişinin hayatını kaybetmesi üzerine Sadr yanlıları, ağır bir bedel ödedi.
Ayrıca Sadr Hareketi’nin meclisten ayrılması, birçok politikacı ve yerel gözlemcinin gözünde de başarılı bir hareket değil. Zira reform hedeflerine ulaşamadı ve hareket için siyasi uzlaşı ve kota alanını terk etmedi. Aksine Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin dizginleri ele geçirmesinden sonra durumun derinleşmesine katkıda bulundu. Aynı şekilde iktidardaki herkesin katılımına dayalı olarak Kürt ve Sünni taraflar arasında siyasi bir anlaşma yapıldı. Anlaşma, son meclis oturumunun düzenlenmesi, Muhammed el-Halbusi’nin başkanlığının yenilenmesi ve iki başkan yardımcılığı görevinin paylaşılması ile ortaya koyuldu.
Parlamentodan çekilmeden önce Sadr yanlılarının müttefiki olan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Merkez Karar Yürütme Kurulu Üyesi Hoşyar Zebari, son basın açıklamasında “Sadr Hareketi, meclisten çekilmekle bir hata yaptı. Öyle ki geri çekilmek yerine parlamentoyu feshetme fırsatı vardı. Parlamento Başkanı da Sadr hareketinin toplu istifalarını kabul etmek için aceleci davrandı” dedi.
Kaynaklar, Sadr yanlılarının geri dönüşünün, Koordinasyon Çerçevesi’ndeki muhalifleri de dahil olmak üzere, siyasi tarafların çoğu tarafından desteklenmesini bekliyor. Kaynaklar ayrıca, takipçilerinin Yeşil Bölge’ye saldırmak ve gerekirse parlamentonun ve hükümetin çalışmalarını aksatmak için geri dönüş ihtimali göz önüne alındığında Sadr yanlılarının parlamento dışında kalmalarının herhangi bir gelecek hükümet için gerçek bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Aynı şekilde son hafta ve aylarda İran’ın Sadrcılarla uzlaşma arzusundan bahsedenler de var.
Öte yandan istifa eden Sadr Hareketi milletvekillerine dair bilgi sahibi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, parlamentoya geri dönüşleriyle ilgili müzakerelerin haftalardır devam ettiğini, ancak bu yönde bir karar almanın zor olduğunu söyledi. Kaynak, Halbusi’ye güven oyu verilmesi oturumunun ardından yeni siyasi denklemin, siyasi blokların Sadrcı milletvekillerine kapıyı açmasını engellediğini’ kaydetti. Kaynak ayrıca, meclis başkanının alternatif milletvekillerinin oylarıyla ikinci kez başkan olması nedeniyle konuyu ‘bütün ve ayrıntılı olarak tartışmayı’ reddettiğini vurguladı. Milletvekillerinin geri dönüşü kararının, bu ay herhangi bir zamanda alınabileceğine dair haberler olduğuna dikkat çeken kaynak, “Hem yeni siyasi denklem hem de Sadr’ın, milletvekillerinin dönüşünü kabul etmeye istekli olmaması nedeniyle kararın hiçbir anlamı olmayacak” dedi.
Diğer taraftan anayasa uzmanı ve Dürüstlük Komisyonu’nun eski başkanı Yargıç Rahim el-Akili, istifa eden milletvekillerinin geri dönüşünün yasal bir çıkış değil, siyasi bir irade gerektirdiğini vurguladı. Akili, geri dönüş konusunda yaptığı açıklamada “Sadr Hareketi’nden 73 milletvekilinin Temsilciler Meclisi üyeliğinden istifasının, Temsilciler Meclisi başkanının onayıyla kabul veya iptal edilme prosedürlerini geçersiz kılmak için yasal bir çıkış yolu bulmaktan daha kolay bir şey yoktur” diyerek, bu prosedürlerin yasayı ihlal etme kusuruyla gölgelendiğini söyledi. Akili, “Temsilciler Meclisi üyelerinin değiştirilmesine dair yasanın 1’inci maddesinin 3’üncü fıkrası, milletvekilinin istifasının onaylanmasının, Temsilciler Meclisi üyelerinin salt çoğunluğunun oylamasına tabi olduğunu belirtir” dedi.
Akili’nin atıfta bulunduğu maddede, 2005 tarihli 9 sayılı kararın 1’inci fıkrasının, Temsilciler Meclisi üyesi ve başkanlık heyeti üyeleri için, Temsilciler Meclisi’nde üyelik süresinin sona ermesi şartıyla, istifaların meclis tarafından salt çoğunlukla sunulması ve kabul edilmesi halinde uygulandığı belirtiliyor. Sadr yanlısı milletvekillerinin istifası, yalnızca meclis başkanı Muhammed el-Halbusi tarafından kabul edildi. Bu çerçevede Akili, “Anayasa ve yasa, Temsilciler Meclisi Başkanının yetkileri arasında milletvekillerinin istifalarını kabul etme yetkisinden bahsetmiyor. Bu nedenle, bunu kabul etme yetkisi yoktur. Dolayısıyla da Sadr bloğunun milletvekillerinin istifasını kabul etmesi, yetkisizlik nedeniyle geçersizdir” dedi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.