Şam ve Beyrut sınır çizgisine ilişkin ‘kafa karışıklığını’ kontrol altına almaya çalışıyor

Deniz anlaşmazlığının alanı 750 km’nin üzerinde.

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan’daki görevinin sona ermesi münasebetiyle Suriye’nin Beyrut Büyükelçisi Ali’ye Ulusal Sedir Nişanı takdim etti. (Dalati ve Nahra)
Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan’daki görevinin sona ermesi münasebetiyle Suriye’nin Beyrut Büyükelçisi Ali’ye Ulusal Sedir Nişanı takdim etti. (Dalati ve Nahra)
TT

Şam ve Beyrut sınır çizgisine ilişkin ‘kafa karışıklığını’ kontrol altına almaya çalışıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan’daki görevinin sona ermesi münasebetiyle Suriye’nin Beyrut Büyükelçisi Ali’ye Ulusal Sedir Nişanı takdim etti. (Dalati ve Nahra)
Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan’daki görevinin sona ermesi münasebetiyle Suriye’nin Beyrut Büyükelçisi Ali’ye Ulusal Sedir Nişanı takdim etti. (Dalati ve Nahra)

Lübnan ve Suriye, Lübnanlı bir heyetin Suriye ile deniz sınırı çizilmesini görüşmek üzere Şam’a yapacağı ziyaretin tarihinin ertelendiğinin açıklanmasının ardından ortaya çıkan kafa karışıklığını kontrol altına almaya çalışıyor. Bölge, yaklaşık elli yıldır Lübnan ile askıda kalmış sınır dosyalarına eklenen yeni bir anlaşmazlık başlığı olarak ön plana çıkıyor. Ayrıca İsrail ile sınır üçgeninde Lübnan’ın güneydoğusundaki Şeba Çiftlikleri ve Kafr Şuba Tepeleri’ne yönelik çatışmanın yanı sıra iç içe girmiş coğrafi noktalardaki 20’den fazla kara sınırı da tartışmalara neden oluyor.
Lübnan, bugün resmi bir heyetin Suriye’yi ziyaret edeceğini duyurmuştu. Lübnanlı bir diplomatik kaynağın geçen pazartesi günü yaptığı açıklamaya göre Suriye hükümeti, Lübnan Dışişleri Bakanlığı’na Şam’ın özür dilediğini ve önceden bağlantıların var olduğunu belirten bir mektup gönderdi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bu durum, Lübnan heyeti için tarih belirleme konusunda kafa karışıklığına neden oldu. Suriye’nin Beyrut Büyükelçisi Ali Abdulkerim Ali, 25 Ekim’de Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile bir araya gelmesinin ardından ziyaretin iptal edilmediğini ancak tarihinin daha sonra kararlaştırılacağını bildirdi. Daha önce çarşamba günü olarak belirlenen tarihte Suriye’deki programın dolu olduğunu dile getirdi. Karışıklıkların önemsiz olduğunu vurgulayan Abdulkerim Ali, “İki ülke arasında bir kardeşlik ve işbirliği anlaşması var. Suriye, her zaman kolay olması için askıda olan konularda bile bu kardeşliğe her zaman bağlı” dedi. Avn da Büyükelçi’ye Beyrut’taki diplomatik görevlerinin sona ermesi münasebetiyle kıdemli subay rütbesi ile Sedir Ulusal Nişanı’nı takdim etti.
Diğer yandan Lübnan Parlamentosu üyeleri, Şam’ın bir sınırın çizilmesini istemediğini bildirdi. Güçlü Cumhuriyet bloğu üyesi milletvekili Fadi Kerem şu açıklamada bulundu:
“Suriye rejimi, 2014’te Birleşmiş Milletler’e (BM) Lübnan’ın 2011’de kuzey deniz sınırlarının çizmesine itiraz etti. Lübnan’ın talebine cevaben Şeba Çiftlikleri’nin Lübnan’ın olduğunu teyit edecek bir belge göndermiyor. Sınırları çizmeyi reddediyor. Lübnan’ın egemenliğini tanımıyor. Kaçakçılığı durdurmuyor ve yerinden edilmişleri geri almıyor.” 
2011 yılında Lübnan münhasır ekonomik bölgesini tanımlayan ve bu bölgenin sınırlarının üç taraftan (güney, batı ve kuzey) coğrafi noktalarının koordinat listelerini içeren bir kararname yayınlandığında kuzeyde bir sınır çatışmasının belirtileri ortaya çıktı.
Lübnan, tek taraflı olarak 6 numaralı sınır noktasını belirleyerek, 2010 yılında BM’ye gönderdi. 2011 yılında 7 numaralı  noktayı tespit ederek düzeltti. Ardından bunlar, 23 numaralı güney deniz noktasının belirlenmesiyle birlikte BM’ye bildirildi. Lübnan’ın tek taraflı ve geçici olarak kuzey münhasır ekonomik bölgesinin sınırlarını çizmesinden sonra Suriye, Lübnan’a ait münhasır ekonomik bölgenin bir kısmının mülkiyeti üzerinde hak iddia ederek aynı hamleleri yapmaya devam etti. Şam, 2014 yılında BM’ye bir protesto mektubu gönderdi ve Lübnan’ın kuzeydeki münhasır ekonomik bölgesini tek taraflı sınırlamasına itiraz etti.
Konuyu yakından takip eden Lübnanlı kaynaklara göre Lübnan ile Suriye arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığı 750 km’den fazla bir alanda yaşanıyor. Kaynaklar tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Lübnan’ın kuzeyinde Lübnanlılar sınır çizgisini tamamlarken, Suriyeliler sahilden batıya yatay olarak uzanan bir ilk sınır çizgisi çizdiler. Lübnan’ın itiraz ettiği şey de bu. Bu durum, anlaşmazlığın denizde yaklaşık bin kilometrekareye ulaşmasını sağladı.”
Suriye Petrol Bakanlığı ve Rus ‘Capital’ şirketinin ‘Suriye devletinin Rus şirketine Suriye’nin Akdeniz’de Tartus vilayeti kıyılarındaki Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde, 1 numaralı blokta petrol arama ve geliştirme konusunda münhasır hak tanıdığı’ bir sözleşme imzaladığında sorun 2021’de daha da kötüleşti. Blok, Suriye- Lübnan deniz sınırına kadar 2 bin 250 kilometrekarelik bir alana sahip. 1 numaralı Suriye bloğu, 1 ve 2 numaralı Lübnan blokları ile çakışırken, bunun sonucunda da net bir sınır anlaşmazlığı ortaya çıkıyor.
1970’lerde kara sınırlarının çizilmesi için ortak komiteler aracılığıyla yapılan girişimlere rağmen Suriye ile sınırın çizilmesi konusu çözülmemiş bir tarihi sorun olarak kaldı. Söz konusu dönemde deniz sınırlarının çizilmesi için hiçbir girişimde bulunulmadı.
1975 - 1990 yılları arasındaki Lübnan savaşı döneminde tüm çabalar durdurulurken, savaştan sonra sınırların çizilmesi için resmi bir ortak komite oluşturulmadı. Lübnan ile Suriye arasındaki kara sınırının belirlenmesi meselesi ilk kez Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin iki ülke arasındaki 357 kilometrelik ortak sınırı belirlemek için 2006 baharında parlamentoda düzenlediği diyalog masasında gündeme getirildi. Dönemin Başbakanı Saad Hariri’nin 2010 yılında Şam’ı ziyaret etmesinin ardından sınırın çizilmesi için görevlendirilen ortak bir komite kurulmasına rağmen, mesele askıya alındı.
Lübnan, söz konusu dönemde Bakan Jean Oghassabian’ın gözetiminde bir siyasi güvenlik komitesi kurmak için girişimde bulundu. Hava sahası ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere belgeler ve haritalar sağlandı. Bunlar, iki ülke arasındaki sınırların kapsamlı bir araştırmasını içeriyordu. Ancak Şam, Lübnan Sınırların Çizilmesi Komitesi’ne ayak uyduramadı. Nihayetinde Lübnanlı yetkililer, Suriyeli yetkililerin Ürdün sınırını çizmekle meşgul olduklarını bildirdi.
Söz konusu tıkanıklık noktalarının yanı sıra İsrail işgali altındaki Şeba Çiftlikleri ve Kafr Şuba Tepeleri siyasi ve coğrafi bir ikilemi temsil ediyor. Sınır belirleme girişimlerine eşlik eden Lübnanlı yetkililer, Şam’ın Lübnan’ın 2010 yılında Lübnan’ın çiftliklerinin tespit edilmesi için harita ve belgeler sağlama talebine yanıt vermediğini belirtiyor.



Taiz’de Husilerin sivillere yönelik saldırıları ağır can kayıplarına yol açtı

Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
TT

Taiz’de Husilerin sivillere yönelik saldırıları ağır can kayıplarına yol açtı

Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)

Yemen’in Taiz vilayeti, Husilerin devam eden askerî saldırısıyla karşı karşıya. Yerleşim bölgeleri ve köylere yönelik bombardıman sürerken, sivillerin hareket özgürlüğü ve temel ihtiyaç maddelerine erişimi üzerindeki kısıtlamalar da ağırlaşıyor. İnsan hakları raporları, yüzlerce sivilin öldüğünü veya yaralandığını, yüzlerce kişinin kaçırıldığını ve yüzlerce ev ile aracın zarar gördüğünü ortaya koyuyor.

Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, Husilerin vilayetteki sivillere ve sivil varlıklara yönelik gerçekleştirdiğini belirttiği bin 891 suç ve ihlali, 1 Eylül’den 22 Ekim’e kadar olan dönemi kapsayan “Taiz... Kanlı İşgal ve Sistematik Öldürme” başlıklı raporunda belgeledi.

Bu bilanço, ağın 24 saat içinde 21 yeni suç ve ihlali daha kayda geçirdiği ve yerleşim bölgelerine yaklaşık 213 mühimmat atıldığını bildirdiği bir zamanda açıklandı.

Husilerin Taiz’e düzenlediği roket saldırısının ardından evlerinin enkazı arasında yürüyen kent sakinleri (AP)
Husilerin Taiz’e düzenlediği roket saldırısının ardından evlerinin enkazı arasında yürüyen kent sakinleri (AP)

52 günlük dönemi kapsayan rapora göre ihlaller sonucunda 7’si bebek olmak üzere 38 çocuk, 27’si kadın olmak üzere 212 sivil hayatını kaybetti. Yaralanan 319 sivilin 29’unu çocuklar, 46’sını ise kadınlar oluşturdu.

Raporda ayrıca 23 kişinin sahada infaz edildiği, beş toplu katliam yaşandığı ve 314 kişinin kaçırılma ya da zorla kaybedilme vakasına konu olduğu belirtildi. Kaçırılanlar arasında, aileleri üzerinde baskı kurmak amacıyla rehin tutulan 14 çocuk da bulunuyor. Öte yandan, hükümet güçleriyle bağlantılı olduğundan şüphelenilen kişileri aramak amacıyla 516 eve baskın düzenlendiği kaydedildi.

Geniş çaplı hasar

İnsan hakları kuruluşunun açıkladığı veriler, sivil mülklere verilen zararın boyutunu da gözler önüne seriyor. Bombardımanlarda 356 evin zarar gördüğü, bunlardan 98’inin tamamen yıkıldığı ve üç evin daha patlayıcılarla havaya uçurulduğu belirtildi. Ayrıca 131 sivil araç hasar gördü, vatandaşlara ait 36 araç ve ulaşım aracı yağmalandı.

Ağın belgelediği son olaylarda 2 çocuk hayatını kaybetti, aralarında iki kadının da bulunduğu üç sivil yaralandı. Dört kişi kaçırılarak bilinmeyen yerlere götürüldü. Üç eve baskın düzenlenip yağmalanırken yedi ev zarar gördü; bunlardan ikisi tamamen yıkıldı.

Hayatını kaybeden çocuklardan Ammar Yasir eş-Şureyhi’nin ağın aktardığına göre Husiler tarafından Sabr bölgesindeki Akme köyünde bulunan evinden kaçırıldığı, daha sonra ise öldürülmüş hâlde bulunduğu belirtildi.

Taiz kentinde cuma namazının ardından Husiler aleyhine slogan atan kent sakinleri (Reuters)
Taiz kentinde cuma namazının ardından Husiler aleyhine slogan atan kent sakinleri (Reuters)

Rapora göre bombardıman ve keskin nişancı saldırıları Kahlan ve Şakab köylerine, Eski Havalimanı Mahallesi’ne, Dıbab, Mihal ve Necd Kasim bölgelerine kadar uzandı.

Sabr el-Mevadim ilçesine bağlı Kahlan köyünde havan mermilerinin iki eve isabet ettiği, evlerin eşyalarının zarar gördüğü ve bazı hayvanların telef olduğu bildirildi. Hedef alınan ailelerden birinin üyeleri arasında yaralanan olmadığı kaydedildi.

Sivilleri hedef alan kapsamlı saldırılar

Saldırıların sonuçları can kayıpları ve maddi yıkımla sınırlı kalmadı. Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, raporun kapsadığı dönemde Husilerin yaklaşık 9 bin 876 mühimmat kullandığını, 3 Eylül’den bu yana vilayet üzerindeki kuşatmayı sıkılaştırdığını ve yasa dışı 26 kontrol noktası ile kontrol bariyeri kurduğunu bildirdi.

Raporda ayrıca Heyce el-Abd yolu üzerindeki bir geçidin patlatıldığı ve Taiz’i Lahic vilayeti üzerinden Aden’e bağlayan ana yolun kesildiği ifade edildi.

Husiler gıda, ilaç, yakıt, oksijen tüpleri ve içme suyunun bölgeye girişini engellemekle suçlandı. Yardım konvoyları ve ticari sevkiyatların yanı sıra kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların ve çocuk aşılarının ulaştırılmasının da aksatıldığı belirtildi.

İnsan hakları ağı, hastanelerin, kanser tedavi merkezlerinin ve diyaliz ünitelerinin jeneratörlerini çalıştırmak için gereken yakıtın engellenmesinin hastaların hayatını tehlikeye attığı uyarısında bulundu. Şarku’l Avsat’ın Ağ’dan aktardığına göre saldırılar ve kuşatma nedeniyle vilayette yaklaşık 280 bin kişi yerinden edildi.

Taiz’de Husilerin saldırısına uğrayan bir ambulans (AFP)
Taiz’de Husilerin saldırısına uğrayan bir ambulans (AFP)

Raporda ayrıca biri özel, dördü devlet okulu olmak üzere beş okulun operasyon merkezine, silah deposuna ve hapishaneye dönüştürüldüğü öne sürüldü. Üç ambulansın, üç sağlık tesisi ve hastanenin saldırılarda hedef alındığı, beş sağlık çalışanının hayatını kaybettiği kaydedildi.

Ağ, başka bir başlık altında Husilerin Maafir ilçesine bağlı Samika bölgesinde, toplumun en dezavantajlı kesimlerinden gençleri kültürel ve askerî eğitim programlarına katılmaları için teşvik ettiğini ve ardından vilayetin güneyindeki cephelere göndermeyi amaçladığını bildirdi. Kuruluş, özellikle çocukların silahlı gruplara katılmaya zorlanması ve en savunmasız kesimlerin istismar edilmesi konusunda uyarıda bulundu.

Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, Taiz’in afet bölgesi ilan edilmesini, bombardımanın durdurulmasını, kuşatmanın kaldırılmasını, yolların açılmasını ve insani yardımların ulaştırılmasının güvence altına alınmasını istedi.

Yemen Kadınları Güçlendirme Vakfı ise kadınların, çocukların ve sağlık çalışanlarının korunması, bağımsız soruşturmalar yürütülmesi ve ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesi çağrısında bulundu.


Etiyopya’daki Megech Barajı, Mısır’a akan Nil sularını etkiliyor mu?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
TT

Etiyopya’daki Megech Barajı, Mısır’a akan Nil sularını etkiliyor mu?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Etiyopya hükümeti tarafından dün yapılan açıklamada, kalkınma amacıyla inşa edilen yeni bir barajın açılışı duyuruldu. Söz konusu açılış, Kahire ile Addis Ababa arasında Rönesans Barajı konusundaki derin görüş ayrılıklarının ve yeni baraj yapımlarına yönelik itirazların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Megech adıyla bilinen barajın ‘su akışlarını etkilemediği’ yönündeki değerlendirme Kahire tarafından 2013 yılında dile getirilmişti.

Etiyopya Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Başbakan Abiy Ahmed’in, ‘tarihi Gondar şehri ve çevresi için önemli bir kalkınma adımı’ olarak nitelendirilen Megech Sulama Barajı Projesi’nin resmi açılışını gerçekleştirdiği bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, 185 milyon metreküp depolama kapasitesine sahip barajın, 17 bin hektardan fazla tarım arazisine sulama imkanı sağlaması, on binlerce çiftçinin yararlanmasını ve Gondar ile çevre şehirlere güvenilir temiz içme suyu temin etmesi bekleniyor.

Abiy Ahmed, projenin kentsel tarımı geliştirerek yeni ekonomik fırsatlar yaratacağını ve gençler için istihdam olanağı sunacağını ifade etti.

Mısır makamlarından açılışa ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak dönemin Mısır Sulama Bakanı Muhammed Abdulmuttalib Aralık 2013’te yaptığı açıklamada, Mısır’ın teknik incelemelerine dayanarak Etiyopya’nın Tana Gölü’nün kuzeydoğusundaki Gondar şehri yakınlarında inşa ettiği Megech Barajı projesinin Nasır Gölü’ne ulaşan su akışını etkilemediğini ve barajın yalnızca içme suyu ile sulama amaçlı olduğunu belirtmişti.

Mısır Eski Sulama Bakanı Hüsam Megazi de dün yaptığı açıklamada, söz konusu barajın Mavi Nil havzasının ve Nil Nehri güzergahının dışında yer aldığını doğruladı. Megazi, Mısır’ın su kaynaklarının bu barajdan kesinlikle etkilenmediğini ve Mısır’ın su payı üzerinde herhangi bir yansımasının bulunmadığını vurguladı.

Megazi ayrıca, Mavi Nil üzerinde mevcut olan tek barajın Rönesans Barajı olduğunu ve bu barajın Mısır üzerinde kesin bir etkisi bulunduğunu kaydetti.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Kahire Üniversitesi Jeoloji ve Su Kaynakları Profesörü Abbas Şaraki, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu baraj, Amhara eyaletindeki Tana Gölü havzasında yer alan küçük barajlardan biri. Depolama kapasitesi milyarlarca değil, yaklaşık 185 milyon metreküp civarında. Bu durum onu, temel amacı yaklaşık 40 bin dönümlük arazinin sulanmasında kullanılmak üzere sınırlı miktarda su tutmak olan küçük bir baraj yapmakta” ifadelerini kullandı.

Etiyopya’nın baraj projelerini artırması ve bunun Kahire ile ilişkilere yansımalarına değinen Şaraki, “Projeler Mısır’ın su kaynaklarını etkilemediği ve tam bir koordinasyon içinde yürütüldüğü sürece Kahire bunlara karşı çıkmaz” değerlendirmesinde bulundu.

Şaraki, “Ancak Mısır’ın veya başka bir ülkenin kaynaklarına bir etkisi varsa, önceden istişare ve koordinasyon yapılması şart” diyerek, Kahire’nin daha önce defalarca dile getirildiği üzere kalkınmaya karşı olmadığını vurguladı.

Etiyopya’nın Megech Barajı adımı, Mısır ile Rönesans Barajı konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde atıldı. Kahire ile Addis Ababa arasında yaklaşık on yıl boyunca yürütülen müzakereler, 2023 yılında tekrar başlatılmadan önce 3 yıl süreyle askıya alınmış, ancak Etiyopya’nın bir anlaşmaya varmayı reddetmesi üzerine 2024 yılında yeniden dondurulmuştu.

Şarku’l Avsat’ın resmi haber ajansı MENA’dan aktardığına göre yetkili bir kaynağın demecine göre geçtiğimiz ağustos ayında Mısır, su konusunun ‘milli güvenlik ve kırmızı çizgi’ olduğunu yineleyerek, ‘Nil üzerinde yeni barajların inşasını reddettiğini’ bildirmişti. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de o dönemde Nil Nehri dosyası ve Rönesans Barajı krizindeki gelişmeler karşısında ‘meşru müdafaa hakkının’ kullanılabileceğini ifade etmişti.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Sulama Bakanı Hani Suveylem, geçtiğimiz günlerde Mısır Forumu kapsamındaki bir oturumda yaptığı açıklamada, Mısır devletini Etiyopya barajının risklerinden ve alınabilecek tek taraflı önlemlerin etkilerinden korumak amacıyla geçmiş dönemlerde Mısır tarafından çabalar sarf edildiğini belirterek; su arıtma tesislerinin kurulduğunu, kanal betonu kaplama projeleri ile Yeni Delta Projesi gibi çeşitli adımların hayata geçirildiğini ifade etti.

Suveylem o dönemde, “Nil Havzası sadece Etiyopya’dan ibaret değil; çözümler mevcut ancak tüm tarafların bu yönde gerekli niyeti göstermesi gerekmektedir” vurgusunda bulundu.

Etiyopya’nın barajlara ilişkin devam eden adımları karşısında Mısır’ın su haklarını korumasını güvence altına alacak seçeneklere ilişkin değerlendirmede bulunan Megazi, Mısır’ın bağlayıcı bir anlaşmanın gerekliliğini vurgulayarak görüşünü ortaya koyduğunu, bu hususun uluslararası platformlarda gündeme getirildiğini ve Mısır’ın bunu her fırsatta dile getirmekten çekinmediğini belirtti. Megazi, Mısır’ın diplomasi yolunu defalarca izlediğini ve Mavi Nil üzerinde başka bir barajın inşasına izin vermeyeceğini net bir şekilde ilan ettiğini vurguladı.

Şaraki ise yeni barajın doğrudan Mavi Nil yatağı üzerinde yer almadığını, Mavi Nil Havzası’na bağlı küçük kollardan biri olan küçük bir nehir üzerinde inşa edildiğini kaydetti. Şaraki, doğrudan Mavi Nil üzerinde yer alan ve Mısır’ın karşı çıktığı, henüz yapımına başlanmamış planlanan diğer üç barajın aksine, bu barajın depolama kapasitesinin küçüklüğü ve havzadaki küçük barajlardan biri olması sebebiyle Mısır’ın su payı üzerindeki etkisinin neredeyse yok denecek kadar az ve çok zayıf olduğunu vurguladı.


İsrail el Halil’de onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorluyor

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
TT

İsrail el Halil’de onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorluyor

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)

İsrail güçleri bugün şafak vakti, işgal altındaki Batı Şeria’nın güneyinde yer alan el Halil kentindeki Celde ve Deyr Baha bölgelerinde onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorladı.

Filistin haber ajansı WAFA’nın yerel kaynaklara dayandırdığı habere göre, “İşgal ordusuna bağlı çok sayıda asker iki bölgeye baskın düzenleyerek çevrelerini kuşattı ve onlarca vatandaşı evlerini boşaltmaya zorladı.” Haberde, İsrail güçlerinin geniş çaplı bir gözaltı operasyonu gerçekleştirdiği de belirtildi.

Ajans, el Halil vilayetinde önceki günden bu yana geniş çaplı bir saldırının sürdüğünü, İsrail güçlerinin kente, köylere, kasabalara ve mülteci kamplarına ulaşan bütün girişleri kapattığını bildirdi.

El Halil Valisi Halid Dudin ile el Halil Belediye Başkanı Yusuf el-Caberi, söz konusu bölgelerden yerinden edilenlere ve kasaba girişlerinde mahsur kalan vatandaşlara yardım sağlamak amacıyla vilayet genelinde acil durum planı açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiğı bilgiye göre İsrail güçleri dün de el Halil kentinin batısındaki Feraş el-Heva bölgesinde üç daireden oluşan bir konut binasını yıktı. Bölgeyi ve kentin çevre yoluna bağlanan tek güzergâhı oluşturan ana girişini kapatan İsrail güçleri, vatandaşların ve araçlarının bölgeye girişini ve çıkışını engelledi. Ayrıca el Halil kentine ulaşan tüm giriş ve yolları kapattı.

İsrail ordusu ve iç istihbarat servisi Şin Bet, iki askerin hayatını kaybettiği saldırının ardından işgal altındaki Batı Şeria’nın el Halil bölgesinde terörle mücadele operasyonu başlattıklarını açıkladı.

İsrail ordusu dün el Halil yakınlarında düzenlenen silahlı saldırıda 2 İsrail askerinin öldüğünü, 3 askerin yaralandığını duyurdu. Ordu ayrıca saldırıyı gerçekleştiren ve el Halil kentinden oldukları belirtilen 2 Filistinlinin öldürüldüğünü bildirdi.