Küresel piyasalarda gözler Fed'e çevrildi

Küresel pay piyasaları, açıklanan 3. çeyrek bilançoları ve enflasyon endişeleri arasında Asya borsaları hariç alış ağırlıklı bir seyir izlerken, gelecek hafta gözler merkez bankalarının faiz kararları başta olmak üzere yoğun veri gündemine çevrildi.

AA
AA
TT

Küresel piyasalarda gözler Fed'e çevrildi

AA
AA

ABD'de makroekonomik verilerde görülen yavaşlama, enflasyonda yükseliş eğiliminde sona gelindiğine ilişkin belirtiler ve beklentilerin üzerinde gerçekleşen şirket karlılıkları yatırımcıların risk iştahını artırdı.
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) söz konusu veriler sonrası para politikası adımlarında aralık toplantısı itibarıyla yavaşlamaya gideceğine yönelik beklentiler güçlenirken, para piyasalarındaki fiyatlamalarda gelecek haftaki toplantıda ise 75 baz puan faiz artırımına kesin gözüyle bakılıyor.
Fed'in aralık toplantısına ilişkin beklentiler, yüzde 51 ihtimalle 50 baz puan, yüzde 41 ihtimalle ise 75 baz puanlık faiz artırımı şeklinde fiyatlanıyor.
Fed'in karar metnindeki ayrıntılar ve Fed Başkanı Jerome Powell'ın toplantı sonrası yapacağı açıklamaların piyasaların yönü üzerinde belirleyici olması bekleniyor.
ABD'de söz konusu haber akışıyla tahvil faizlerindeki 12 haftalık yükseliş son bulurken, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi ile 3 aylık hazine bonosunun getirisi arasındaki fark Şubat 2020'den bu yana ilk kez sıfırın altına indi. Bu durum Fed'in çalışmalarında gelecek dönem için resesyon sinyali olarak kabul ediliyor.
Brent petrolün varil fiyatı bu hafta yüzde 2,6 değer kazanarak 94 dolara çıkarken, altının ons fiyatı haftayı yüzde 0,8 azalışla 1.645 dolardan tamamladı.

ABD'de bilanço sezonunda beklentiler karşılanıyor
ABD'de pay piyasaları bu hafta hem beklentilerden iyi gelen şirket karlılıkları, hem de Fed'in ultra şahin para politikasında sona yaklaşıldığına ilişkin beklentilerle alış ağırlıklı bir seyir izlerken, gelecek hafta Fed'in çarşamba günkü kararlarının yanı sıra devam eden şirket bilançolarındaki sonuçlar ile birlikte yoğun makroekonomik verilerin piyasaların yönü üzerinde etkili olması bekleniyor.
Hafta içinde açıklanan finansal sonuçlara göre ABD'nin önde gelen teknoloji şirketlerinden Apple ve Amazon'un geliri 3. çeyrekte artarken, Intel'in geliri ise azalış kaydetti. Google'ın ana kuruluşu Alphabet ve Microsoft gibi önemli şirketlerin karlılıkları da beklentilerin altında kaldı.
Amazon raporunda, enflasyon nedeniyle kişilerin harcanabilir gelirlerinin azaldığı belirtilerek, bu durumun şirketin operasyonlarını olumsuz etkilediği aktarıldı.
Ülkede açıklanan makroekonomik verilere göre, Gayrisafi Yurt içi Hasıla (GSYH) üçüncü çeyrekte yüzde 2,6 arttı. Beklenenden fazla toparlanma gösteren ABD ekonomisinin, yüzde 2,4 büyümesi öngörülüyordu.
İmalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), ekimde aylık bazda 2,1 puan azalışla 49,9'a inerek 28 ayın en düşük seviyesine geriledi ve Haziran 2020'den bu yana sektörde ilk kez daralma olduğuna işaret etti.
Ülkede hizmet sektörü PMI da ekimde geçen aya göre 2,7 puan azalarak 46,6'ya indi ve hizmet sektöründeki daralmanın sürdüğünü gösterdi.
S&P Case-Shiller Ulusal Konut Fiyat Endeksi, ağustosta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artarak konut fiyatlarındaki artışın önceki aylara kıyasla yavaşlamaya devam ettiğini gösterdi.
Ülkenin 20 kentindeki konut fiyatlarına ilişkin endeks de ağustosta aylık bazda mevsim etkilerinden arındırılmış olarak yüzde 1,3 azalarak Mart 2009'dan bu yana en hızlı düşüşü kaydetti.
ABD'de Conference Board Tüketici Güven Endeksi ise enflasyon endişelerinin etkisiyle ekimde aylık 5,3 puan azalışla 102,5'e gerileyerek 3 ayın en düşüğüne indi.
Ülkede 30 yıl vadeli mortgage (konut kredisi) için ortalama faiz oranı ise yüzde 7,16 ile 2001'den bu yana en yüksek seviyeye ulaşırken, yeni konut satışları artan mortgage faiz oranları ve yüksek seyreden konut fiyatlarının etkisiyle eylülde aylık bazda yüzde 10,9 azalışla 603 bine geriledi.
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyon göstergesi olarak dikkate aldığı kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi ise eylülde ağustosta olduğu gibi aylık yüzde 0,3 ve yıllık yüzde 6,2 arttı.
Gıda ve enerji kalemlerinin hesaplama dışı tutulduğu çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi de eylülde beklentiler dahilinde aylık yüzde 0,5 artarken, yıllık yüzde 5,1 ile piyasa beklentilerinin altında yükseliş kaydetti.
Bu gelişmelerle New York borsasında S&P 500 endeksi haftalık yüzde 3,95, Nasdaq endeksi yüzde 2,24 ve Dow Jones endeksi yüzde 5,72 yükseldi.
31 Ekim ile başlayan haftanın veri takviminde, pazartesi Dallas Fed imalat aktivite endeksi, salı ISM imalat sanayi PMI ve inşaat harcamaları, çarşamba ADP özel sektör istihdam raporu, perşembe dış ticaret dengesi, fabrika siparişleri ve dayanıklı mal siparişleri, cuma ise tarım dışı istihdam ve işsizlik oranı takip edilecek.

Avrupa'da gözler İngiltere Merkez Bankası'na çevrildi
Avrupa'da borsalar New York borsasına paralel alış ağırlıklı bir seyir izlerken, gelecek hafta gözler perşembe günkü İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararı ile Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde'ın konuşmaları başta olmak üzere yoğun veri gündemine çevrildi.
BoE'nin gelecek hafta politika 75 baz puan faiz artıracağına yönelik beklentiler güçlü kalmayı sürdürürken, 50 baz puanlık faiz artışı ihtimali de masada kalmaya devam ediyor.
ECB hafta içinde üç temel politika faizini 75 baz puan artırarak, 2009’dan bu yana en yüksek seviyesine çıkardı. Banka'dan yapılan açıklamada, bu artışla beraber önemli oranda parasal sıkılaşmaya gidildiği kaydedilerek, Kurul'un kararlarını enflasyon ve ekonomideki gidişata göre toplantıdan toplantıya almaya devam edeceği belirtildi.
TLTRO III operasyonlarında da küçülmeye gidileceği ve buradaki faiz oranlarının 23 Kasım'da değişeceği kaydedilen açıklamada, enflasyonun bir süre bu seviyelerde kalmasının beklendiği ifade edildi.
ECB Başkanı Christine Lagarde, toplantı sonrası yaptığı açıklamada bankanın faiz artışlarına devam edeceğini ancak faiz artışının büyüklüğünün toplantıdan toplantıya belirleneceğini söyledi.
Lagarde, basın mensuplarının ısrarcı sorularına karşın gelecek toplantıdaki faiz artışının büyüklüğüne ilişkin ipucu vermezken, Avrupa basınında çıkan haberlerde, üç üyenin 50 baz puan yönünde oy kullandığı belirtildi.
İngiltere'de Liz Truss'ın istifasının ardından iktidardaki Muhafazakar Parti içerisinde başlayan liderlik yarışını kazanan Hint asıllı Rishi Sunak, ülkenin etnik azınlıktan gelen ilk başbakanı oldu.
Bölgede açıklanan makroekonomik verilere göre, Almanya ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde çeyreklik yüzde 0,3 ve yıllık yüzde 1,1 büyüyerek beklentileri geride bıraktı.
Almanya'da eylülde yüzde 10 olan yıllık enflasyon, enerji ve gıda fiyatlarındaki son yükselişle ekimde yüzde 10,4'e çıkarak 1951'den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.
Bölge genelinde imalat sanayi ve hizmet sektörü PMI verileri 50'nin altında kalarak daralmaya işaret etti.
Bu hafta İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 1,12, Almanya'da DAX endeksi yüzde 4,03, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 3,94 ve İtalya'da MIB 30 endeksi yüzde 4,46 yükseldi.
Gelecek hafta pazartesi Avro Bölgesi'nde büyüme ve TÜFE, çarşamba Almanya'da işsizlik, Avro Bölgesi'nde perşembe işsizlik ve cuma Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verileri takip edilecek.

Asya'da sular durulmuyor
Asya borsalarında bu hafta karışık bir seyir izlenirken, Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) para politikası duruşunu değiştirmedi.
Banka, politika faizini yüzde eksi 0,1'de bırakırken, 2022-2024 mali yıllarına ilişkin enflasyon beklentilerini yukarı yönlü revize etti.
Söz konusu kararı oy birliğiyle alan BoJ, sınırsız miktarda devlet tahvili ve yıllık 12 trilyon yen borsa yatırım fonları (ETF) ile yıllık 180 milyar yen Japon gayrimenkul yatırım fonları (J-REIT) alımına devam edeceğini bildirdi.
Yendeki zayıflamaya ilişkin endişelerin arttığı ve enflasyonun Banka'nın hedeflerinin üzerine çıktığı bir dönemde ultra gevşek para politikasının sürdürülmesine gerekçe olarak, "küresel ekonomideki yavaşlama eğilimi ve enflasyondaki yükselişin geçici faktörlerden kaynaklanması" gösterildi.
Hafta içinde Çin'de ekonomik gidişata yönelik artan endişelerle dolar/yuan paritesi uluslararası piyasada 7,37'yle rekor kırdı.
Çin'de ülkeyi gelecek 5 yılda yönetecek Komünist Parti (ÇKP), 20. Ulusal Kongresi'nin ardından yönetim organlarını belirlerken, büyümenin aksayabileceği ve bölgede tansiyonun artabileceğine yönelik endişeler yuanı dolar karşısında tarihi düşük seviyeye taşıdı.
Analistler, Çin'de bugün açıklanan verilere göre ülkenin üçüncü çeyrekte yüzde 3,9 büyüyerek beklentileri geride bırakmasına karşın, verinin alt kalemleri ve özellikle perakende satışların tahminlerin altında kalmasının ekonomiye ilişkin soru işaretlerini artırdığını ifade etti.
Ülkede tüketimin özellikle üçüncü çeyreğin son ayında önemli derecede azaldığını, işsizliğin yükseldiğini ve ihracatın yavaşladığına dikkati çeken analistler, Çin ekonomisi için gelecek dönemin zorlu geçebileceğini bildirdi.
Çin'in yeni kadrolarının Hong Kong üzerindeki baskıyı artırabileceğine yönelik endişeler Hong Kong borsasında sert satışlarla kendini gösterirken, Hang Seng endeksi 2009'dan bu yana en düşük seviyeye geriledi.
Bölgede açıklanan diğer makroekonomik verilere göre, Çin ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yıllık ve çeyreklik yüzde 3,9 büyüyerek beklentileri geride bıraktı. Ülkede sanayi üretimi de eylülde yüzde 6,3 artarak öngörüleri aşarken, perakende satışlar aynı dönemde yüzde 2,5 artsa da tahminlerin altında kaldı.
Japonya'da imalat sanayi ve hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) sırasıyla 50,7 ve 53 seviyelerinde gerçekleşti.
Güney Kore ekonomisi 3. çeyrekte yıllık bazda yüzde 3,1 ile beklentilerin üzerinde büyüdü.
Söz konusu gelişmelerle haftalık bazda Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,80 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 2,49 yükselirken, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 4,05 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 8,32 geriledi.
31 Ekim ile başlayan haftanın veri takviminde pazartesi Çin'de imalat sanayi ve hizmet sektörü PMI ile çarşamba Japonya'da BoJ'un toplantı tutanakları edilecek. Japonya'da piyasalar perşembe günü tatil nedeniyle kapalı olacak.

Yurt içinde gözler enflasyon verilerine çevrildi
Yurt içinde bu hafta Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksinde kar satışları öne çıkarken, gelecek hafta gözler perşembe günü açıklanacak enflasyon verilerine çevrildi.
Hafta içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, yılın son Enflasyon Raporu'nu açıkladı.
Kavcıoğlu, 2022 yıl sonu enflasyon tahminini 4,8 puanlık güncellemeyle yüzde 60,4'ten yüzde 65,2'ye yükselttiklerini belirterek, "Enflasyon tahmin aralığımızın orta noktaları 2022 yılı sonunda yüzde 65,2, 2023 yıl sonunda yüzde 22,3 ve 2024 yıl sonunda ise yüzde 8,8 seviyelerine tekabül etmektedir." dedi.
BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 1,41 kazançla 3.878,98 puandan tamamlarken, gördüğü en yüksek seviyeyi 4.015,62 puana taşıdı.
Dolar/TL haftayı bir önceki haftalık kapanışın yüzde 0,1 altında 18,5770'ten tamamladı.
Analistler, BIST 100 endeksinde teknik açıdan 3.950 ve 4.000 seviyelerinin direnç, 3.850 ve 3.800 puanın destek olarak takip edileceğini kaydetti.
Gelecek hafta yurt içinde salı imalat sanayi PMI, perşembe yurt içi ÜFE, ve cuma reel efektif döviz kuru verileri takip edilecek.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times