Küresel piyasalarda gözler yoğun veri gündemine çevrildi

Küresel pay piyasaları, resesyon ve enflasyon endişeleriyle karışık bir seyir izlerken, gelecek hafta gözler dünya genelinde başta imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri olmak üzere yoğun veri gündemine çevrildi.

AA
AA
TT

Küresel piyasalarda gözler yoğun veri gündemine çevrildi

AA
AA

Dünya genelinde resesyon ve enflasyon endişeleri varlık fiyatları üzerinde etkili olmaya devam ederken, gelecek hafta takip edilecek yoğun makroekonomik veri takviminin belirsizlikleri azaltması bekleniyor.
Hafta boyunca ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin açıklamaları piyasaların yönü üzerinde etkili olurken, büyük çoğunluğun aralık toplantısında 50 baz puan faiz artırımına olumlu bakmakla beraber temkinli duruşunu da sürdürdüğü görüldü.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller yaptığı açıklamada Fed'in faiz artırımlarında hala çok uzun bir yolu olduğuna dikkati çekerek, "Faiz oranları, enflasyonda bir dizi iyileşme verisi görene kadar yükselmeye devam edecek. Gelecek bir iki toplantıda faiz artırımlarının sonlanması gibi bir durum yok." ifadelerini kullandı.
Fed Başkan Yardımcısı Lael Brainard da Fed'in enflasyonla mücadelede hala önemli bir yolu olduğunu kaydederken, bankanın yakında faiz artış hızını yavaşlatabileceğini söyledi. Buna karşın, Brainard, faiz artışındaki yavaşlamanın ne zaman yapılacağına ilişkin bir ipucu vermedi.
St. Louis Fed Başkanı James Bullard ise Fed'in yaptığı sıkılaştırmanın henüz enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu belirterek, şahin politikalara devam etmenin önemini vurguladı.
Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari de faiz artırımlarının sona ermesi için en azından enflasyondaki yükselişin durduğuna ikna olması gerektiğini söyledi.
Ülkede açıklanan makroekonomik verilerle hafta içinde resesyon endişesi artarken, gelecek dönem resesyon sinyali olarak kabul edilen ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi ile 3 aylık hazine bonosu getirisi arasındaki fark bir ara eksi 50 baz puan ile Ağustos 2019'dan bu yana en geniş pozisyona ulaştı.
Buna karşın iş gücü piyasasındaki ve perakende satışlardaki güçlü seyir de soru işaretlerini artırdı. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in gelecek ay faizleri 50 baz puan artıracağı beklentileri yüzde 76'ya geriledi.
Resesyon riski emtia fiyatlarında baskıya sebep olurken, Brent petrolün varil fiyatı haftalık yüzde 7,9 düşüşle 87,6 dolara, bakırın libresi yüzde 2,7 azalışla 33,69 dolara indi.
Hafta içinde Polonya'ya düşen bir füzenin Rusya'ya ait olduğu ve savaşın genişleyebileceği endişesi piyasalarda dalgalanmalar meydana getirse de füzenin Ukrayna hava savunma sistemlerine ait olduğunun anlaşılması risk algısını yatıştırdı.

New York borsası kararsız bir hafta geçirdi
ABD'de pay piyasaları bu hafta sınırlı satış ağırlıklı bir seyir izlerken, gelecek hafta gözler başta Fed'in çarşamba günkü toplantı tutanakları olmak üzere yoğun veri gündemine çevrildi.
Analistler, Fed'in toplantı tutanaklarında gelecek dönem para politikasına ilişkin olası ipuçlarının piyasaların yönü üzerinde etkili olabileceğini bildirdi.
ABD'de açıklanan makroekonomik verilere göre, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), ekimde aylık yüzde 0,2 ve yıllık yüzde 8 artarak beklentilerin altında kaldı.
Ülkede geçen hafta açıklanan makroekonomik verilerin belirsizliği artırmasıyla, gelecek haftaki verilerin önemi daha da arttı.
ABD'de konut başlangıçları aylık yüzde 4,2 azalışla beklentilerin altında kalırken, inşaat izinleri de yüzde 2,4 azaldı. Perakende satışlar ise aylık yüzde 1,3 artışla beklentileri geride bıraktı.
Ülkede yaklaşan yılbaşı dönemi öncesinde artan harcamaların Fed'i bir süre daha şahin kalmaya zorlayabileceği belirtiliyor.
ABD'de 8 Kasım'da düzenlenen ara seçimlerde Demokratlar Senato'da çoğunluğu garantilerken, Temsilciler Meclisi'nde ise Cumhuriyetçiler avantajlı konumda bulunuyor.
New York borsasında S&P 500 endeksi haftalık yüzde 0,69, Nasdaq endeksi yüzde 1,57 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,01 değer kaybetti.
21 Kasım ile başlayan haftanın veri takviminde, pazartesi Chicago ulusal aktivite endeksi, salı Richmond Fed sanayi endeksi, çarşamba dayanıklı mal siparişleri, imalat sanayi ve hizmet sektörü PMI, Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi ve yeni konut satışları takip edilecek. ABD'de piyasalar perşembe ve cuma günü tatil nedeniyle kapalı olacak.

Avrupa'da enflasyon güçlü kalmaya devam ediyor
Avrupa borsalarında geçen hafta alış ağırlıklı bir seyir izlenirken, gelecek hafta gözler çarşamba günü bölge genelinde açıklanacak imalat sanayi ve hizmet sektörü PMI verileri ile cuma günü Almanya'daki büyüme verisi başta olmak üzere yoğun veri gündemine çevrildi.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) üyeleri hafta boyunca yaptıkları sözle yönlendirmelerde ultra şahin duruşlarını korudu.
ECB Başkanı Christine Lagarde, ECB’nin yüksek enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarını artırmaya devam edeceğini ve hatta ekonomik büyümenin kısıtlanması gerekebileceğini söyledi.
ECB Başkan Yardımcısı Luis de Guindos de bankanın talebi azaltma üzerine yoğunlaşması gerektiğini belirtirken, para politikası adımlarının likidite sıkıntıları doğurabileceğini ve bankaların bu konuda teyakkuzda olması gerektiğini bildirdi.
Fransa Merkez Bankası Başkanı Francois Villeroy de Galhau ise ABD'de enflasyonun tepe yapıyor olmasının olumlu olduğunu belirterek, Avro Bölgesi'nde çekirdek enflasyonun yavaşlama sinyali vermesiyle faiz artışlarına ara verilebileceğini söyledi.
Enflasyon Raporu'nu açıklayan İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey, faiz artış hızını daha da artırmaları gerekebileceğini söylerken, çekirdek enflasyonda ise tepe noktasına yaklaştıkları inancında olduğunu dile getirdi.
İş gücü piyasalarının sıkı kalmaya devam ettiği ancak talebin yavaşladığını aktaran Bailey, kış mevsiminin ardından enflasyonda yumuşama görebileceklerini kaydetti.
Bölgede açıklanan makroekonomik verilere göre, Avro Bölgesi ekonomisi, 3. çeyrekte rekor enflasyon ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle ivme kaybederek, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,2, 2021'nin aynı dönemine göre ise yüzde 2,1 büyüdü.
Avro Bölgesi'nde açıklanan nihai verilere göre, enflasyon enerji ve gıda fiyatlarındaki artışların etkisiyle ekimde yüzde 10,6'ya ulaşarak kayıtlardaki en yüksek seviyeye işaret etti.
İngiltere'de enflasyon, özellikle enerji ve gıda fiyatları öncülüğünde yükselişini sürdürerek ekimde yıllık yüzde 11,1 ile 41 yılın zirvesine çıktı.
Bu hafta İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,92, Almanya'da DAX endeksi yüzde 1,46, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 1,04 ve İtalya'da MIB 30 endeksi yüzde 0,90 yükseldi.
Gelecek hafta pazartesi Almanya'da Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), salı Avro Bölgesi'nde tüketici güven endeksi, perşembe Ifo iş ortamı güven endeksi takip edilecek.

Asya'da piyasalar yön bulmakta zorlandı
Asya borsalarında bu hafta karışık bir seyir izlenirken, gelecek hafta gözler Çin'den gelecek yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kaynaklı haberlere çevrildi.
Çin'de artan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarına karşın, salgınla mücadelede alınan kararların yumuşatılabileceğine yönelik haber akışı pay piyasaları üzerindeki baskıyı törpüledi.
Japonya'da açıklanan verilere göre, yıllık enflasyon yüzde 3,7 artışla beklentileri geride bırakırken, Mayıs 2014'ten bu yana en yüksek seviyede gerçekleşti.
Japonya ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 1,2 daralırken, eylülde sanayi üretimi yüzde 1,7 geriledi.
Bölgede teknoloji hisseleri diğer sektörlerden pozitif ayrışırken, bu durumda Alibaba'nın hisse geri alım programı açıklaması ve Tencent Holding'in Çin'in oyunlardaki regülasyonundan sonra aldığı ilk lisans etkili oldu.
Çin'de sanayi üretimi ekimde yüzde 5 artsa da beklentilerin altında kalırken, perakende satışlar artış tahminlerinin aksine yüzde 0,5 azaldı.
Söz konusu gelişmelerle haftalık bazda Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,29 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 1,57 değer kaybederken, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,32 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 3,85 yükseldi.
14 Kasım ile başlayan haftanın veri takviminde cuma Japonya'da TÜFE takip edilecek. Japonya'da piyasalar çarşamba günü tatil nedeniyle kapalı olacak.

Yurt içinde gözler TCMB'ye çevrildi
Yurt içinde bu hafta Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi yüzde 1,60 artışla 4.526,73 puana yükselerek haftalık kapanış rekoru kırarken, gördüğü en yüksek seviyeyi de 4.784,01 puana taşıdı.
Gelecek hafta gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikası kararlarına çevrilirken, bir önceki Para Politikası Kurulu (PPK) karar metninde faiz indirimlerine kasım ayında da devam edilebileceği sinyali verilmişti.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye'nin kredi notunu "B" ve not görünümünü "negatif" olarak korudu.
Dolar/TL haftayı bir önceki haftalık kapanışın 0,4 üzerinde 18,6198'den tamamladı.
Analistler, BIST 100 endeksinde teknik açıdan 4.500 ve 4.450 seviyelerinin destek konumuna gelebileceğini, 4.550 ve 4.580 puanın ise direnç olarak öne çıkabileceğini söyledi.
Gelecek hafta yurt içinde salı tüketici güven endeksi, perşembe reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanımı, cuma TCMB'nin Finansal İstikrar Raporu takip edilecek. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in de cuma günü kredi notu değerlendirme raporunu açıklaması bekleniyor.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times