Biden-Macron zirvesi… Bir Avrupa-ABD ticaret savaşı mı çıkacak yoksa Paris ve Washington, anlaşmazlıkları aşmayı başarabilecek mi?

Macron’un ziyaretine hazırlık olarak 29 Kasım’da Washington’da Fransa ve ABD bayrakları göndere çekildi (AFP)
Macron’un ziyaretine hazırlık olarak 29 Kasım’da Washington’da Fransa ve ABD bayrakları göndere çekildi (AFP)
TT

Biden-Macron zirvesi… Bir Avrupa-ABD ticaret savaşı mı çıkacak yoksa Paris ve Washington, anlaşmazlıkları aşmayı başarabilecek mi?

Macron’un ziyaretine hazırlık olarak 29 Kasım’da Washington’da Fransa ve ABD bayrakları göndere çekildi (AFP)
Macron’un ziyaretine hazırlık olarak 29 Kasım’da Washington’da Fransa ve ABD bayrakları göndere çekildi (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Perşembe günü Washington’da ABD Başkanı Joe Biden ile önemli bir dizi konuyu görüşecek.   
Bu ziyaret, ABD- Fransa ilişkilerine gölge düşüren gerginlik izlerinin çoğunu ortadan kaldırdığı gibi, Avrupalıları ilgilendiren tartışmalı konulara ilişkin daha net bir vizyonun da önünü açıyor.
Cumhurbaşkanı Macron, 29 Kasım akşamı başkent Washington’a ulaştı. Bugünkü programı, iki ülke arasındaki uzay alanında işbirliğini ve imzalanan ‘Artemis’ anlaşmalarının uygulanmasını geliştirmek amacıyla ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris ile NASA genel merkezine bir ziyaret gerçekleştirmek de dahil, birçok toplantıyla dolu. Macron, Biden yönetimi yetkilileriyle nükleer enerji alanında görüşecek ve bu akşam Virginia’daki Arlington Ulusal Mezarlığı’nı ziyaret ederek, ardından Biden ile özel bir akşam yemeğinde yer alacak. Daha sonra ise yarın askeri müzik eşliğinde top atışları ve askeri geçit töreni ile resmi karşılama töreni gerçekleştirilecek.
İki lider, ikili görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenleyecek. Ardından Macron, Biden ve eşinin kendisi ve eşi için vereceği yemek öncesinde Dışişleri Bakanlığı’nı ve Kongre’yi ziyaret edecek. Burada ise Grammy Ödüllü şarkıcı Jon Batiste tarafından karşılanacak. Cuma günü ise Macron, Amerikan okullarındaki Fransızca programlarını genişletme planlarını açıklayacağı New Orleans’a gidecek.
ABD’li ve Fransız yetkililer, liderlerin yarın Beyaz Saray’da ‘Rusya- Ukrayna savaşı, Ukrayna kuvvetlerinin Rus kuvvetlerini geri püskürtmeye çalıştığı bir dönemde Kiev’e ekonomik ve askeri desteğin nasıl sağlanacağı, savaşın Avrupa üzerindeki etkileri ve enflasyon korkuları, yüksek fiyatlar, enerji ithalatı ve Atlantik’in iki yakası arasındaki ticaret konuları da dahil’ görüşecekleri uzun bir gündemleri olduğunu belirtti. Görüşmeler sırasında Çin’in Pasifik ve Hint okyanuslarındaki artan etkisine, Çin’in askeri emellerine, İran’la nükleer mesele konusunda dondurulmuş müzakerelere ve Fransa’nın Afrika’nın Sahel bölgesindeki güvenlik ve istikrar konusundaki endişelerine de değinilecek.

Ukrayna
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Direktörü John Kirby, geçtiğimiz Pazartesi akşamı gazetecilere yaptığı açıklamada, “Hint ve Pasifik okyanuslarında yaşanan gerginlikler ve Çin’in pozisyonu da dahil Ukrayna, görüşmelerde ön sıralarda yer alacaktır. Bunların hepsi, Fransa’yı ilgilendiren konular. Bu nedenle Başkan Biden, Fransa’nın devlet ziyaretlerini başlatmak için en uygun ülke olduğunu düşünüyor” dedi. Kirby, “Ziyaret, ABD ile en eski müttefiki arasındaki uzun süreli yakın ilişkiler tarihine ışık tutarken, Biden’ın ittifaklar kurmaya yönelik dış politika yaklaşımındaki kilit bir unsura da dikkati çekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kirby, savaşın Avrupa ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerine de değinirken, “Washington, Rusya’nın petrol fiyatlarını sınırlamaya ve Ukrayna’ya savaş bitene kadar savaş alanında başarılı olması ve tam, egemen ve özgür bir devlet olması için ihtiyaç duyduğu araçları ve yetenekleri sağlamaya çalışıyor” dedi. ABD’li yetkili, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ‘yiyecek ve korkuyu bir silah olarak kullanmakla’ suçlarken, “Şimdi de soğuk havayı bir silah olarak kullanıyor. Ayrıca Ukrayna halkına diz çöktürmek için altyapıyı hedef alıyor” dedi.
Analistler, Kongre’deki Cumhuriyetçilerin ABD’nin Ukrayna’ya yaptığı yardımın sıkı kontrol ve denetime tabi tutulması yönündeki açıklamalarıyla Biden ve Macron’un, ABD- Avrupa Birliği’ni (AB) korumak için çalışmak zorunda kalacağını söyledi. ABD yönetiminin, Cumhuriyetçi milletvekillerinin gelecek yıl Ukrayna’ya daha fazla yardım sağlanması konusundaki tavrına dair endişelerinin arttığına da dikkat çekildi.
Macron, Ukrayna’daki çatışmanın şiddetlenmesini durdurmanın ve ‘Biden’ın Macron’un Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmeleri çağrılarını görmezden gelmesinin ardından’ Çin’i Rusya ile arabuluculuk rolü oynamaya zorlamanın yollarını arıyor. Biden, kararı sadece Ukrayna liderliğine bırakarak, “Ukrayna olmadan Ukrayna olmaz. Görüşmelere Ukrayna liderliği karar verir. Bu durum, bu uzun savaşla ilgili bir belirsizlik halini yansıtıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupalılar, Ukrayna’daki savaştan en çok yararlanan ülkenin, daha fazla silah ve daha yüksek fiyatlarla gaz satan ABD olduğu kanaatinde.

Ticari anlaşmazlıklar
En büyük anlaşmazlıklar, enerji ve iklim girişimleri için geniş bir yardım paketi içeren ve Kongre tarafından geçtiğimiz Ağustos ayında kabul edilen ‘ABD Enflasyonu Düşürme Yasası’ konusunda Fransa ve Avrupa Birliği (AB) tarafından dile getirilen anlaşmazlıklardır. Yasa, ABD’de üretilen elektrikli araçları satın alan tüketiciler için vergi indirimleri sağlıyor. Bu durum ise Fransız ve Alman otomobil endüstrisini büyük ölçüde etkiliyor.
Macron, Biden’ı AB’deki müttefikleriyle daha esnek pozisyonlar almaya ve bir ticaret savaşından kaçınmaya ikna etmeye çalışıyor. Öyle ki Avrupalılar, ABD’nin Avrupalı ​​rakiplerine karşı ticari avantajlar elde etmek için Ukrayna’daki savaştan yararlandığını belirtti. Bu, Atlantik’in iki tarafı arasında bir ticaret savaşı korkusunu ve iki taraf arasında misilleme uygulama yarışını artırıyor.
Beyaz Saray yetkilisi, gazetecilere yaptığı açıklamada ABD yönetiminin bu yasayı savunacağını ve ABD’nin iklim değişikliğinin etkilerini sınırlamaya yönelik küresel çabalara yanıt verme çabalarını açıklayacağını söyledi. Söz konusu yetkiliye göre Biden ve ABD’li yetkililer, bu mevzuatın Fransız ve Avrupalı ​​şirketlere sağladığı imkanları açıklamaya da yönelecek.
Kirby ayrıca, Biden yönetiminin Fransa ve Avrupa’nın endişelerini anladığını ve bu konuyu tartışmaya ve çalışmanın bir yolunu bulmaya hazır olduklarını söylerken, ancak bunun sıfır toplamlı bir oyun olmadığını da belirtti.

ABD gazı
Öte yandan Macron, ABD’yi ‘Amerikan gazını Avrupa’ya yüksek fiyatlarla ihraç etmede saldırgan bir korumacı yaklaşım benimsemekle’ suçladı. Ayrıca AB, daha yüksek enerji fiyatlarından bahsederken Macron, dengesizliklerin daha da kötüleşeceği riskine karşı uyardı.
Görüşmelerin, ABD’nin Avrupa’ya ihraç edilen ABD gazı için daha ucuz fiyatlar teklif etme olasılığı, yeşil endüstriler için daha fazla ABD finansmanı olasılığı ve Avrupa’da yenilenebilir enerji projelerinin genişletilmesi konuları üzerinde odaklanması bekleniyor. Avrupalılar, ABD’nin ‘Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın ekonomik yansımalarının ve enerji fiyatlarındaki önemli artışın yükünü taşıyan’ Avrupa ülkeleriyle daha fazla dayanışma göstermesi gerektiğine inanıyor.
Macron, Biden’dan Avrupa’ya sıvılaştırılmış doğal gaz satan şirketlere fiyatlarını düşürmeleri için baskı yapmasını istiyor. Elysee, ABD Başkanı’nın fiyatları düşürmek amacıyla bu şirketlerle çalışmak için yeterli seçeneğe sahip olduğu kanaatinde.  Dolayısıyla Macron'un ziyareti sırasında 'ABD yönetiminin Fransa- Avrupa taleplerine yanıt verme arzusunun boyutu' ve 'ABD yönetiminin ticaret ve enerji alanlarında Avrupa'nın bu isteklerine yanıt vermemesi halinde doğacak etki' test edilmiş olacak.
Elysee, birçok AB ülkesinin bu korumacı yaklaşımı benimseme konusundaki isteksizliğine rağmen Avrupalı ​​üreticilere destek ve sübvansiyon sağlamak için AB’ye kendi yasalarını çıkarması için baskı yapmaya çalışıyor.

Normal ilişkilerin yenilenmesi
Geçen yıl Washington’un İngiltere ve Avustralya ile sağladığı AUKUS anlaşmanın alevlendirdiği şiddetli tartışmanın ardından analistler, Macron’un ziyaretini, çalkantılı eski Başkan Donald Trump yıllarıyla normal ilişkilere dönüş olarak nitelendiriyor. Avustralya’nın Fransa ile yaptığı multi-milyar dolarlık denizaltı anlaşmasından çekilmesine yol açan AUKUS ile Avustralya, ABD’den nükleer enerjili denizaltılar satın aldı. Ayrıca güvenlik anlaşması, o dönemde Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian tarafından ‘sırttan bıçaklama’ olarak nitelendirilmişti. Ancak Paris ve Washington ilişkileri düzeltmeyi başardı.
 



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.