Irak, İran ile sınır hattında kontrole başlıyor

Söz konu önlem, IKBY bölgesine operasyon düzenlenmemesi amacıyla alındı.

Erbil vilayetinde, açıklanmayan bir üsteki Peşmerge unsurlarının aralık ayı başlarında servis edilen fotoğrafı. (AFP)
Erbil vilayetinde, açıklanmayan bir üsteki Peşmerge unsurlarının aralık ayı başlarında servis edilen fotoğrafı. (AFP)
TT

Irak, İran ile sınır hattında kontrole başlıyor

Erbil vilayetinde, açıklanmayan bir üsteki Peşmerge unsurlarının aralık ayı başlarında servis edilen fotoğrafı. (AFP)
Erbil vilayetinde, açıklanmayan bir üsteki Peşmerge unsurlarının aralık ayı başlarında servis edilen fotoğrafı. (AFP)

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, İran’a yaptığı ziyaretten birkaç gün sonra askeri liderlere sınır muhafızları güçleri tarafından İran ve Türkiye ile sıfır hattını kontrol etme talimatı verdi. Iraklı resmi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a şu açıklamada bulundu:
“Sudani’nin İranlı yetkililerle görüştüğü en önemli konulardan biri sınır güvenliği. Kürdistan bölgesi ile İran arasındaki ortak sınırların ve İran muhalefet karargahının güvenliği ile ilgili olan bu konu çerçevesindeki en önemli nokta, tamamen federal hükümetin gözetimi altına alınmış olmasıdır.”
 Bu çerçevede Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Sözcüsü Tümgeneral Yahya Resul, iki ülkenin silahlı kuvvetleri ile Ankara ve Tahran karşıtı Kürt partileri arasındaki ihlalleri, saldırıları ve karşılıklı çatışmaları sona erdirmek amacıyla sınır muhafızlarına Türkiye ve İran ile sıfır hattını kontrol etme talimatı verdiğini duyurdu. Tümgeneral Resul, 4 Aralık’ta Irak’ın başkenti Bağdat’ta düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi.
“Silahlı Kuvvetler Başkomutanı (Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani), sınırların Sınır Muhafızları Komutanlığı tarafından kontrol edilmesi gerekliliğine vurgu yaptı. Hem İran hem de Türkiye ile olan sıfır hattının kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Derhal Sınır Muhafızları’nın takviye ve mühimmat ihtiyaçlarının karşılanması talimatını verdi.”
Tümgeneral, Başbakan’ın sınırların iyi şekilde korunmasını sağlamak için kapasitenin silah, teçhizat ve ek kuvvetlerle güçlendirilmesini emrettiğini dile getirdi. Irak topraklarının herhangi bir komşu ülkeye saldırmak için kullanılmasına izin verilmemesi amacıyla tüm sınırın garanti altına alınmasını emrettiğini söyleyen Yahya Resul, “Komşu ülkelerle iyi ilişkilerimiz var. Bunları Irak’ın ve tüm komşu ülkelerin çıkarları doğrultusunda geliştirmeye çalışıyoruz” dedi.
Tümgeneral Resul ayrıca, Irak’ın egemenliğini vurgulamanın ve ona saygı duymanın önemli olduğunu vurgularken, “Sudani, Hava Savunma Komutanlığı’nın önceliğinin Irak hava sahasına girilmesini önlemek olduğunu söyledi” ifadesini kullandı.
İran rejimi muhaliflerinin Irak topraklarında kampları olduğu gerekçesiyle Irak’ın Kürdistan bölgesi tarafında İran ile arasındaki sınır hattını koruyup koruyamayacağı ve Tahran’ın Irak topraklarına yönelik bombardımanını önleyip önleyemeyeceği konusunda ise Akreditasyon Çalışmaları Merkezi Müdürü ve stratejik uzman emekli Tümgeneral İmad Allav, Şarku’l Avsat’a şu değerlendirmede bulundu:
“Sıfır hattı, Irak ile İran arasında veya iki ülke arasındaki ortak sınır komiteleri arasında üzerinde uzlaşı sağlanan ve coğrafi olarak belirlenmiş sınır çizgisidir. Bu çizgi, sınır karakollarının yakınında yer almaktadır. Sınır muhafızları, İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerdir. Bunlar esas olarak uluslararası yasalara uygun polis güçleridir. Bu güçlerin görevi, Irak ve İran arasındaki uluslararası anlaşmaları ve ikili anlaşmaları ihlal eden herhangi bir eylem konusunda uyarıda bulunmaktır. Irak- İran sınır bölgesi, aslında arazi olarak dağlık ve engebeli bir alandır. Bu durum herhangi bir gedik veya ihlalin önlenmesine yönelik her türlü girişimin önünde engel teşkil etmektedir. Sınır kontrolü için gerekli olan, sınır muhafızlarının konuşlandırılması ve açıklığıdır. Ancak bu bölge, 2003 yılından beri sınır karakollarının eksikliğinden mustariptir. Bu durum ise, kaçakçılar ve komşu ülkeler arasında güvenlik ve istikrarı tehdit edebilecek herhangi bir grup tarafından yapılan ihlallerin takibini sağlamak için daha fazla bu askeri karakollardan inşa etmeyi gerektirmektedir.”
Tümgeneral İmad Allav açıklamasının devamında sınır muhafız kuvvetlerine deste verilmesinin önemini burguladı:
“Bu güçlerin varlığı ve Irak bayrağının dalgalandırılması, Türkiye ve İran gibi komşu ülkelerin Irak sınırları içindek operasyonları karşısında önemli bir husustur. Bu meselenin kabul edilemez hale gelmesinin ardından Kürdistan bölgesel liderliği, Sınır Muhafızları da dahil federal güçlerin sıfır hattında bulunmasına izin vermek için Bağdat’a gelmek zorunda kaldı. Sınır, Irak topraklarına doğru ve 5 km İran topraklarına doğru derinliği olan sıfır hattı ve sınır alanı olarak ikiye ayrılmıştır. Sınır muhafız kuvvetlerine destek ve yardım sağlamak için bu alanların kara kuvvetleri tarafından açılması gerekmektedir. Çünkü sınır muhafız kuvvetleri hafif ve orta menzilli atış gücüne sahiptir. Görevleri de uyarı yapmaktır. Derinlerde varlığı bulunan kuvvetler ise bu kuvvetleri destekleyen kuvvetlerdir. Konu halen zor. Sınırların güvenliğini sağlamaya yardımcı olabilecek tüm mekanizmaları devreye sokmak için zamana ihtiyacı var. Ancak başlangıç, ​​olumlu ve genel olarak federal hükümet ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi arasında iletişim üzerine inşa edilebilir.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.