Bağdat’ta bir aktiviste 3 yıl hapis cezası verilmesi öfkeye neden oldu

İmtidad Hareketi, konuyu yargıda takip edeceğini vurguladı.

Aktivist Haydar ez-Zeydi. (Facebook)
Aktivist Haydar ez-Zeydi. (Facebook)
TT

Bağdat’ta bir aktiviste 3 yıl hapis cezası verilmesi öfkeye neden oldu

Aktivist Haydar ez-Zeydi. (Facebook)
Aktivist Haydar ez-Zeydi. (Facebook)

Irak devlet kurumlarına hakaretten yargılanan aktivist Haydar ez-Zeydi’nin üç yıl hapis cezası alması kınama ve öfkeyle karşılandı. Zeydi’nin sosyal medyada daha önce yaptığı paylaşımlar, bazı din adamlarına ve Haşdi Şabi’ye yönelik sert eleştiriler içeriyordu. Güvenlik güçleri bu paylaşımlar nedeniyle kendisini tutukladı. Haşdi Şabi tarafından kendisine yöneltilen adli suçlama doğrultusunda yargı makamları, Zeydi hakkında kararı pazartesi günü verdi.
Kararı ‘keyfi bir karar’ olarak değerlendirenlerin çoğu, Irak vatandaşları eşitsizlik olduğu ve adaletin bulunmadığı görüşünde. Yapılan eleştirilerde, benzer koşullarda ve belki de daha fazla ‘istismar ve ihlal’ söz konusu olduğunda, nüfuzlu ve politik olarak aktif kişilerin yargılanmadığı veya eylemlerinden sorumlu tutulmadığı belirtildi. Bunun aksine, Aktivist Haydar ez-Zeydi örneğinde de olduğu gibi henüz genç yaşta olan ve eleştirilerde bulunan aktivistler hakkında verilen kararlara dikkat çekildi. Kararı eleştirenlerin büyük bir çoğunluğu, temmuz ayında sızdırılan ve Kanun Devleti Koalisyonu’nun Başkanı Nuri el-Maliki’ye atfedilen ses kaydında Haşdi Şabi gruplarına karşı kullandığı ‘korkak millet’ tanımını hatırlattı. Zira yargı makamları, ses kaydının Maliki’ye ait olduğundan emin olunmaması bahanesiyle Maliki hakkında bir karar vermemişti. Aktiviste verilen hapis cezasını eleştiren birçok kişi, birkaç gün önce ‘Yüzyılın Hırsızlığı’ olarak anılan vergi hırsızlığı davasının baş zanlısı Nur Zuhair’in yaklaşık 2,5 milyar dolar çalmasına rağmen kefaletle serbest bırakıldığı davayı da hatırlattı.
Ekim Hareketi’nden doğan ve 10’dan fazla milletvekili bulunan İmtidad Hareketi şu açıklamayı yayınladı:
“Genç Haydar ez-Zeydi’nin sosyal medyadaki bir paylaşımı sebebiyle üç yıl ağır hapis cezasına çarptırıldığı yargı kararını büyük bir endişeyle takip ediyoruz. Askeri kurumlara dil uzatan ve onları suiistimal edenlere, onları ‘korkak bir millet’ gibi gerçeğe aykırı utanç verici bir sıfatlarla nitelendirenlere ise göz yumuyorlar.
Hareket, Maliki’ye aile olduğu iddia edilen ses kaydına atıfta bulunduğu açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Hareket ve parlameno bloğu olarak, konuyu adli olarak takip etmeyi taahhüt ediyoruz. Davacıya davadan vazgeçme çağrısında bulunuyoruz. Ayrıca Savcılığı ve Yüksek Yargı Kurulunu, kanunu istisnasız herkese uygulama rollerini yerine getirmeye davet ediyoruz. Zira kanunları bazı kişiler için uygulayıp bazılarına ise uygulamamak adil değil.”
Hareket, yargı kurumuna ‘tüm göstericiler ve aktivistler hakkında verilen kararları yeniden gözden geçirmesi’ çağrısında bulundu.  İmtidad Hareketi başta feshedilen Devrimci Komuta Konseyi’nin 1969 tarihli 111 sayılı Irak Ceza Yasası’nın maddeleri olmak üzere ifade özgürlüğünü sınırlayan yasalarının kaldırılması çağrısını yineledi. Haydar ez-Zeydi’ye, kapatılan Baas Partisi döneminden miras kalan Ceza Kanunu’nun 226’ıncı maddesine istinaden üç yıl hapis cezası verildi.
Bağımsız milletvekili Seccad Salim de Haydar ez-Zeydi davasının takipçisi olduğunu açıkladı. Salim yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:
“Haşdi Şabi’nin aktivistleri ve göstericileri hedef alma davranışını ‘keyfi’ olarak değerlendiriyoruz. Zira sadece sivilleri, göstericileri, kontrolsüz silah edinme yöntemini ve milis eğilimlerini eleştirenleri hedef alıyorlar. Bu nedenle Haydar ez-Zeydi’nin ailesi ve arkadaşları arasına sağ salim dönmesi için bu dosyayı takip etmekten çekinmiyoruz.”
İnsan Hakları Komisyonu’nun eski üyelerinden Ali el-Bayati de Twitter üzerinden şu açıklamayı yaptı:
“Devlet kurumlarının bireyle veya vatandaşla anlaşmazlık içine girmesi haksız bir denklemdir. 2003 öncesi kanunların ve devlet kurumlarının bireylere yaptırım uygulamak için kullanılması, devleti gözeten, kollayıcı ve koruyucu rolden, birey ve toplum karşı bir düşmana dönüştürür. Yargının öncelikle anlaşmazlık yaşanan taraflar arasında dengeyi kurması gerekir. Zira bir parti lideri, bir devlet görevlisi veya bir devlet kurumu ile savunmasız bir vatandaş arasında yaşanan anlaşmazlıkta adalet söz konusu değildir.”
Haydar ez-Zeydi’ye hakkındaki karara yöneltilen birçok eleştiriye ek olarak, sosyal medya, sivil eleştirmenler ve protesto hareketi grupları ile Haşdi Şabi’ye yakın sadık akımlar arasında bir çatışma arenasına dönüştü. Hareket grupları “Haydar ez-Zeydi için özgürlük” ve “Haşdi Şabi güçleri korkaktır” hashtaglerini kullanırken Haşdi Şabi’ye sadık gruplar “Azmettiricilere karşı kanunla mücadele” hashtagi ile yanıt verdi.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.