Fransa’da 2022 Dünya Kupası finalini 24 milyon kişi izledi

Arjantin ile Fransa arasındaki rekabet ve heyecan nedeniyle Dünya Kupası finali yüksek izleyici kitlesine ulaştı (DPA)
Arjantin ile Fransa arasındaki rekabet ve heyecan nedeniyle Dünya Kupası finali yüksek izleyici kitlesine ulaştı (DPA)
TT

Fransa’da 2022 Dünya Kupası finalini 24 milyon kişi izledi

Arjantin ile Fransa arasındaki rekabet ve heyecan nedeniyle Dünya Kupası finali yüksek izleyici kitlesine ulaştı (DPA)
Arjantin ile Fransa arasındaki rekabet ve heyecan nedeniyle Dünya Kupası finali yüksek izleyici kitlesine ulaştı (DPA)

Fransız medyasında yer alan haberlere göre, Katar’da düzenlenen FIFA Dünya Kupası final maçını ülkede TF1’de kanalı üzerinden yaklaşık 24 milyon kişi izledi. Bu, Fransız televizyon tarihindeki en büyük izleyici kitlesi oldu.
Fransızların ‘tarihi izleme oranı’ ile, TF1 saat 16:00 ile 19:00 arasındaki maç yayınıyla yüzde 81’lik bir izleyici payı kazandı. 
Kanala göre, izleyici sayısı Fransa’nın penaltılarla şampiyonluğu kaybettiği an 29,4 milyon kişi ile zirve yaptı.
İzleyici sayısını hiçbir zaman yayınlamayan beIN Sports aboneliği üzerinden kanalda maçı izleyenler bu sayıya dahil değil.
Bir önceki izleyici rekoru, 22 milyon kişi ile 2006 Dünya Kupası yarı final maçında Fransa ile Portekiz arasındaki maç esnasında kaydedildi.
Almanya’da ise, Katar’daki final maçını ARD ağı üzerinden 13,86 milyon seyirci izledi ve bu turnuvanın en çok izlenen üçüncü maçı oldu.
Almanya'da en çok izlenen maç, Almanya milli takımının Kosta Rika’yı 4-2 yendiği maç oldu.
Dört yıl önce Rusya’da düzenlenen Dünya Kupası finalini 21.45 milyon kişi izledi.



Pakistan’dan "son şansı" değerlendirmek için acil bir adım

ABD Merkez Komutanlığı'nın salı günü X platformunda yayınladığı videodan alınan karede, bir helikopterin İran'a ait tankeri rota değiştirmeye zorladığı görülüyor. (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı'nın salı günü X platformunda yayınladığı videodan alınan karede, bir helikopterin İran'a ait tankeri rota değiştirmeye zorladığı görülüyor. (CENTCOM)
TT

Pakistan’dan "son şansı" değerlendirmek için acil bir adım

ABD Merkez Komutanlığı'nın salı günü X platformunda yayınladığı videodan alınan karede, bir helikopterin İran'a ait tankeri rota değiştirmeye zorladığı görülüyor. (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı'nın salı günü X platformunda yayınladığı videodan alınan karede, bir helikopterin İran'a ait tankeri rota değiştirmeye zorladığı görülüyor. (CENTCOM)

Pakistan, ABD ile İran’ı yeniden müzakere masasına döndürmek ve analistlerin savaşa dönüşü engellemek için "son şans" olarak nitelendirdiği fırsatı değerlendirmek amacıyla dün acil girişimlerini yoğunlaştırdı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşı sona erdirmek, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliği ve özgürlüğünü yeniden tesis etmek adına müzakerelere ek bir şans tanıma kararına krallığın takdirlerini sundu. Bin Ferhan, İran'ı barış çabalarına hızla yanıt vermeye ve gerilimi arırmaktan kaçınmaya çağırdı.

Trump'tan İran'a net uyarı: Ya Anlaşma ya da son

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ı "bu işi bitirmek" ile "bir anlaşma imzalamak" arasında seçim yapmaya zorladı. Müzakerelerin nihai aşamaya girdiğini belirten Trump, Tahran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı kabul etmemesi halinde yeni saldırılar düzenleme tehdidinde bulundu.

Pakistan medyasında yer alan haberlere göre, Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, bir haftadan kısa süre içinde İran’a gerçekleştirdiği ikinci ziyaret kapsamında Devrim Muhafızları Komutanı Ahmed Vahidi ile bir araya geldi.

İran'ın şartları ve tehditleri

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, mesaj trafiğinin İran’ın 14 maddelik önerisi temelinde sürdüğünü belirterek, Tahran’ın zenginleştirilmiş uranyumu başka bir ülkeye nakletmeyeceğini vurguladı.

Devrim Muhafızları Ordusu ise saldırıların yeniden başlaması halinde savaşı bölge dışına taşımakla tehdit ederken; Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, "düşmanın" yeni bir savaş dalgasına zemin hazırladığını öne sürdü.

Bağdat'ta ortak soruşturma komisyonu

Bölgedeki hareketlilik sürerken Bağdat yönetimi de harekete geçti. Irak Hükümeti, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) hedef alan saldırılarda Irak topraklarının kullanılmış olma ihtimalini araştırmak üzere bir soruşturma komisyonu kurulduğunu açıkladı.


Amerika, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Başkan Yardımcılığı görevi için yarışan Filistinli adayın çekilmesi için baskı yapıyor

Filistin'in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda konuşma yapıyor (BM)
Filistin'in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda konuşma yapıyor (BM)
TT

Amerika, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Başkan Yardımcılığı görevi için yarışan Filistinli adayın çekilmesi için baskı yapıyor

Filistin'in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda konuşma yapıyor (BM)
Filistin'in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda konuşma yapıyor (BM)

Reuters’ın incelediği ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait iç yazışmaya göre Başkan Donald Trump yönetimi, Filistinli temsilcinin BM Genel Kurulu Başkan Yardımcılığı adaylığından çekilmemesi halinde Birleşmiş Milletler nezdindeki Filistin heyetinin vizelerini iptal etmekle tehdit etti.

Çarşamba tarihli diplomatik yazışmada, ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği’nde görev yapan diplomatlara, Filistin’in BM Daimî Temsilcisi Riyad Mansur’un Genel Kurul Başkan Yardımcılığı adaylığının “gerilimi artırdığı” ve Trump’ın Gazze barış planını tehlikeye attığı mesajının iletilmesi talimatı verildi. Yazışmada, Mansur’un adaylıkta ısrar etmesi halinde Washington tarafından sonuçlarla karşılaşacağı belirtildi.

“Hassas ancak gizli değil” ibaresi taşıyan belgede, “Açık konuşmak gerekirse, Filistin heyeti adaylığını geri çekmezse Filistin Yönetimi’ni sorumlu tutacağız” ifadelerine yer verildi.

ABD’li diplomatlara gönderilen notta, Dışişleri Bakanlığı’nın Eylül 2025’te New York’taki Filistin BM misyonunda görev yapan yetkililere yönelik vize yaptırımlarını kaldırma kararına da atıfta bulunuldu. İlk olarak Amerikan kamu yayıncısı NPR tarafından duyurulan belgede, “Mevcut seçeneklerin yeniden değerlendirilmek zorunda kalınması üzücü olur” denildi.

Birleşmiş Milletler’deki Filistin misyonu konuya ilişkin yorum talebine henüz yanıt vermezken, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü yaptığı açıklamada, “BM Merkez Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerimizi ciddiyetle yerine getiriyoruz. Vize kayıtlarının gizliliği nedeniyle belirli vakalara ilişkin işlemler hakkında yorum yapmıyoruz” ifadelerini kullandı.

Trump yönetiminin, iki yılı aşkın süredir savaşın yıkıma uğrattığı Gazze’ye ilişkin planı ise Hamas’ın silah bırakmayı reddetmesi ve ekim ayında sağlanan ateşkesi zayıflatan İsrail saldırılarının sürmesi nedeniyle çıkmaza girdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun hâlen Gazze Şeridi’nin yarısından fazlasını kontrol ettiği, bölgedeki yapıların büyük bölümünün yıkıldığı ve sivillere tahliye çağrılarının sürdüğü belirtildi.

Diplomatik yazışmada ayrıca, Riyad Mansur’un şubat ayında ABD baskısı sonucu BM Genel Kurulu Başkanlığı adaylığını geri çektiği, ancak daha düşük profilli Başkan Yardımcılığı görevine seçilmesi halinde yine de Genel Kurul oturumlarına başkanlık edebileceği kaydedildi.

Belgede, “Filistinliler yarıştan çekilmediği sürece, BM Genel Kurulu’nun 81. döneminde Genel Kurul oturumlarına başkanlık etme riski devam ediyor” ifadeleri kullanıldı. Bu kapsamda eylül ayında düzenlenecek üst düzey toplantılar özellikle vurgulandı.

Ayrıca “En kötü senaryoda, yeni Genel Kurul Başkanı Filistinlilerin Ortadoğu’ya ilişkin üst düzey oturumlara veya BM Genel Kurulu’nun 81. dönemindeki yüksek düzey haftaya başkanlık etmesine yardımcı olabilir” değerlendirmesine yer verildi.

BM Genel Kurulu Başkanlığı ve 16 Başkan Yardımcılığı için seçimlerin 2 Haziran’da yapılması planlanıyor.

Birleşmiş Milletler’de “Filistin Devleti Gözlemci Heyeti” adıyla temsil edilen Filistin Yönetimi, BM Genel Kurulu’nun 193 üyesi arasında tam üye statüsüne sahip bulunmuyor ve oy hakkı taşımıyor. Filistin, Vatikan gibi “üye olmayan gözlemci devlet” statüsünde yer alıyor.


Şi ve Putin "sağlam ilişkilerini" yeniden teyit ettiler

Çin ve Rusya başkanları, Pekin'de gerçekleştirdikleri görüşmede (EPA)
Çin ve Rusya başkanları, Pekin'de gerçekleştirdikleri görüşmede (EPA)
TT

Şi ve Putin "sağlam ilişkilerini" yeniden teyit ettiler

Çin ve Rusya başkanları, Pekin'de gerçekleştirdikleri görüşmede (EPA)
Çin ve Rusya başkanları, Pekin'de gerçekleştirdikleri görüşmede (EPA)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Pekin'de gerçekleştirdikleri görüşmede, dünyada yaşanan çalkantılı süreçlere rağmen ülkeleri arasındaki "sağlam bağı" güçlendirmenin önemini vurguladı.

Yeni Çin Haber Ajansı'nın (Şinhua) aktardığına göre Şi, Putin'e, "Karşılaştığımız sınamalara ve zorluklara rağmen karşılıklı siyasi güvenimizi ve stratejik koordinasyonumuzu sağlam bir kararlılıkla sürekli olarak derinleştirmeyi başardık" ifadelerini kullandı. Putin ise iki ülke arasındaki ilişkilerin, "olumsuz dış faktörlere" rağmen "eşi benzeri görülmemiş yüksek bir seviyeye" ulaştığını belirtti.

Trump'ın "Altın Kubbe" planına ortak tepki

Zirvede, ABD Başkanı Donald Trump’ın "Altın Kubbe" (Golden Dome) füze savunma sistemi kurma planları ile Washington'ın "sorumsuz" olarak nitelendirilen nükleer politikası sert bir dille kınandı.

Gaz anlaşmasında hayal kırıklığı

Şi ve Putin, küresel güvenlik konularında ortak bir duruş sergilese de ekonomik alanda beklenen büyük hamle gerçekleşmedi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre iki lider, Rusya’nın Çin’e ihraç ettiği doğal gaz miktarını iki katına çıkaracak yeni bir boru hattı inşası projesinde anlaşma sağlayamadı.