Jennifer Lopez'den Cristiano Ronaldo'ya ünlülerin sağlıklı yaşam sırları

Meditasyon ve doğa ile bütünleşmek 2023'ün en popüler yöntemleri arasında.

Futbol yıldızı Cristiano Ronaldo ve ABD’li oyuncu Jennifer Lopez. (Instagram)
Futbol yıldızı Cristiano Ronaldo ve ABD’li oyuncu Jennifer Lopez. (Instagram)
TT

Jennifer Lopez'den Cristiano Ronaldo'ya ünlülerin sağlıklı yaşam sırları

Futbol yıldızı Cristiano Ronaldo ve ABD’li oyuncu Jennifer Lopez. (Instagram)
Futbol yıldızı Cristiano Ronaldo ve ABD’li oyuncu Jennifer Lopez. (Instagram)

Uluslararası alanda sağlıklı yaşam tarzı başta sanatçılar ve oyuncular  olmak üzere insanların idol olarak gördükleri ünlü simlerin imajlarının önemli bir parçası haline geldi. Ünlülerin spor, yoga ve meditasyon yaparak geçirdikleri zamanları sosyal medyada takipçileriyle paylaştıkları, ruh sağlığı ve sağlıklı beslenmenin öneminden bahsettikleri videolar büyük ilgi görüyor.

Jennifer Lopez... İyi bir uyku ve çalışmak
Jennifer Lopez güne kendi kendine yüksek sesle okuduğu motive edici bir alıntıyla başlıyor. Günde iki litreden fazla su içiyor. Şeker, kafein ve alkolden uzak duruyor ve sigara kullanmıyor. ABD’li ünlü oyuncu ve şarkıcı, kayıt ve fotoğraf stüdyolarında ve dünya turlarında geçirdiği yorucu yılların ardından en zor dersi aldı. Bir gün vücudu onu hayal kırıklığına uğrattı ve Lopez, hareket edemedi. Yılların yorgunluğu üzerine çöken Lopez, hareket edemediği o an fiziksel ve psikolojik sağlığının önemini anladı. O andan itibaren geceleri 7 ila 9 saat arasında uyuyor. Yemeğine ve vücuduna dikkat ediyor. Spor için haftalık dört seans ayırıyor. Lopez’in kahvaltısı yoğurt, yabani meyveler, tarçın, bal, buz küpleri, limon suyu ve protein tozu karışımından oluşuyor. Öğle ve akşam yemeklerinde de taze salata tüketiyor.

Meghan Markle ve avokadolu tost
Sussex Düşesi ABD’li aktris Meghan Markle kondisyonuna öncelik veriyor. Markle geçtiğimiz son iki yıl birçok kriz yaşasa da bu süreçte sağlığından taviz vermedi. Her gün kendine sakince vakit geçireceği bir saat ayıran Meghan bu sürede televizyon seyrediyor veya köpekleriyle oynuyor. Ayrıca her gün nefes egzersizleri, yoga, pilates ve koşu yapıyor. Boks, Prens Harry'nin eşinin halen en sevdiği sporlardan biri.

Sussex Düşesi Meghan Markle. (AFP)
Meghan’ın beslenme programı vegan ve glutensiz. Sussex Düşesi, sabahları bir bardak ılık limonlu su, yulaf ezmesi, badem sütü, muz ve agave şurubu ile güne başlıyor. Öğle yemeğinde ise makarna veya saşimili salatalar tüketiyor. Enerjisini ise elma, lahana, ıspanak, misket limonu ve zencefilden oluşan yeşil meyve suları ile artırıyor. Meghan en sevdiği yemeğin avokadolu tost olduğunu söylüyor.

Jennifer Aniston ve kendini sevmek
ABD’li aktris Jennifer Aniston tüm zarafetini koruyarak 50 yaşını geçti. Aniston meditasyon yapmak için zaman ayırıyor ve telefona dokunmuyor.
Aniston, kaygısının ve stresinin farkına vardığından bu yana kendine sevgiyle davranmaya başlamış. Yoga ve pilates yapan aktris, ağırlık kaldırarak kaslarını çalıştırıyor. İş gezisinde veya film çekiminde olsa bile egzersiz yapmayı atlamıyor. Yemek yeme alışkanlığını ise şöyle özetliyor:
“Benim felsefem sağlıklı beslenmeye dayanıyor. Mümkün olduğu kadar çok organik meyve ve sebze yiyorum. Şekerden uzak duruyorum ve bol su içiyorum.”
Aniston’ın kahvesi yağsız süt, stevia ve tarçından oluşuyor. Antrenman öncesi içeceği ise yağsız proteinler, muz, kızılcık, kiraz, stevia, kakao ve kolajen tozu ile hazırlanıyor. Öğlen ve akşam yemeklerinde sadece salata yiyor ve bu öğünlerin arasında badem ezmeli elma veya çiğ kuruyemiş gibi atıştırmalıklar tüketiyor. Aniston düzeninde o kadar katı ki canı cips isterse paketi açıp sadece bir tane yiyor!

Sanattan spora
Futbol yıldızı Cristiano Ronaldo, şeker içermeyen besinler, proteinler, kepekli tahıllar, sebzeler ve taze meyveler açısından zengin bir beslenme programını takip etmesini gerektiren günlük yorucu egzersizler yapıyor.
Ronaldo yemeğini günde altı küçük öğün olarak yiyor. Kahvaltısı peynir ve az yağlı yoğurdun ile meyve ve bir dilim avokadolu tosttan oluşuyor. Ronaldo, öğle yemeğinde sık sık balık yiyor ve en sevdiği balık geleneksel Portekiz usulü soğan, patates ve yumurta ile pişirilen morina balığı. Ronaldo bol miktarda su içiyor, alkol ve gazlı içeceklerden uzak duruyor.

Ronaldo’nun futbol dünyasındaki meslektaşı Arjantinli Lionel Messi ise pizza gibi en sevdiği yiyeceklerden vazgeçmek zorunda kaldı ve Arjantin'de geçirdiği çocukluk günlerinden beri sık tükettiği eti de azalttı. Messi’nin beslenme programı beş temel bileşenden oluşuyor: Su, zeytinyağı, kepekli tahıllar, taze meyve ve sebzeler ve çiğ fındık tketiyor. En sevdiği yemek sebzeli ızgara tavuk.
Messi, katı beslenme programı nedeniyle eti azaltmak zorunda kaldı.
Hollywood yıldızlarına geri dönecek olursak; Julia Roberts fitnessin en güzel özelliğinin gülümsemek olduğunu düşünüyor. Şimdiye kadarki en güzel gülümsemelerden birine sahip olduğu bilinen oyuncu dış görünüşe pek önem vermiyor ve kozmetikten kaçınıyor. Bu nedenle sadece yatmadan önce nemlendirici sürerek, yüzünü temizleyerek ve güneş kremi kullanarak cildine bakım yapıyor. Roberts’ın evindeki kural, yemek için şükretmek ve katı beslenme programlarından kaçınmak. Roberts, vücudun aç bırakılmasını bir ceza olarak görüyor. Bu nedenle herhangi bir diyet uygulamıyor. Ekmek ve pizzadan da kendisini mahrum bırakmıyor. Diğer yandan yediklerinin sağlıklı olmasına dikkat ediyor. Bu nedenle daha çok taze sebze, taze meyve ve salata ile balık yiyor.

2023'te kendi kendinizle olumlu konuşun
Sanatçılar ve ünlüler genellikle zindeliği korumaya yönelik en son trendleri benimseyen ilk kişiler olurlar. Ayrıca zindelik ve farkındalık gibi kavramları pazarlayan da onlardır. Kovid-19 salgınından bu yana zihinsel ve fiziksel sağlığı koruma alanında her yıl bir moda ortaya çıktı. 2023'ün bu alandaki modası ise derin uyku, meditasyon, nefes egzersizi, doğa ile bütünleşmek ve daha uzun yaşama yardımcı olan yiyecekler…
İçinde bulunduğumuz yıl için en popüler sağlıklı ve doğru yaşam biçimi, doğada mümkün olduğunca fazla zaman geçirmek. İskandinav ülkelerinden ilham alan bu kültür, hava sıcaklığı düşük olsa bile sizi evden çıkıp spor yapmak veya açık havada yürümek için motive ediyor.
2023'te ağır akşam yemeklerine alternatif olarak hafif akşam yemekleri giderek daha popüler hale gelecek. Uyumaya yardımcı olacak en önemli maddelerden biri, vücut tarafından salgılanan amino asitlerden biri olan ve aynı zamanda gıda takviyesi olarak kullanılan glisin. Buna paralel olarak uyumaya yardımcı olan uygulama ve cihazlar da popülerlik kazanıyor. Vunlar, özellikle nefes alma teknikleri yoluyla stres ve kaygıyı azaltmak için kullanılıyor.

Uyumaya yardımcı uygulamalar ve cihazlar 2023 boyunca daha popüler hale gelecek (AFP)
Yemek söz konusu olduğunda diyetler ve kilo vermek artık moda değil. Konuya sağlıklı bir yaklaşım söz konusu. Bu konuda en popüler yöntem, bazı sakinlerinin 140 yaşına ulaştığı bir Himalaya köyünden ilham alan Hunza diyeti. Maddi açıdan da uygun olan Hunza diyetinin temel noktası çiğ fındık, tohumlar, taze organik sebze ve meyveler, nane yaprakları ve doğal yoğurt gibi doğal ürünler tüketmek. Bu diyette şekere, rafine nişastalara ve işlenmiş gıdalara yer yok.
Meditasyon ve şükür, daha iyi bir yaşamın en önemli anahtarları olarak ön plana çıkıyor. Bu yıl popüler olacak teknikler arasında; günde bir dakikanızı bir aynanın karşısında durmaya ayırmak, olumlu konuşmak, cesaretlendirmek ve özgüvenli ifadeler kullanmak yer alıyor. Bunu, her saat başı derin nefes almak için önerilen meditasyon dakikaları haricinde bir zamanda yapmak gerekiyor. Böyle bir meditasyon, ruh ve beden düzeyinde önemli bir olumlu bir fark yaratabiliyor.



Beynin hafıza merkezinin yeni bir özelliği keşfedildi

Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
TT

Beynin hafıza merkezinin yeni bir özelliği keşfedildi

Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)

Beynin hafızadan sorumlu bölümü hipokampusun, anıları yeniden düzenleyerek gelecekteki sonuçları öngördüğü bulundu.

Hipokampus, fiziksel alan ve geçmiş deneyimlerin haritalarını oluşturarak kişinin, etrafındaki dünyayı anlamasını sağlıyor. 

Beyin aktivitesi kalıplarının değişmesiyle bu haritaların da zaman içinde değiştiği biliniyor. Ancak sözkonusu değişimin rasgele gerçekleştiği düşünülüyordu.

McGill ve Harvard üniversitelerinden bilim insanları, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde bu sürecin rasgele değil, sistematik bir şekilde geliştiğini saptadı.

Araştırmacılar, nöronları yalnızca kısa süre izleyebilen yöntemler yerine, aktif nöronların parlamasını sağlayan yeni görüntüleme tekniklerine başvurdu. 

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmada, bir görevi öğrenen ve ödül alan farelerin nöron aktivitesi izlendi.

Bilim insanları farelerin nöron aktivitesinin önceleri ödül verildiği sırada zirveye ulaştığını gözlemledi. Ancak daha sonra bu zirve gittikçe erken bir zamana kaydı ve nihayetinde, fare henüz ödülü almadan görülmeye başladı.

Bulgular, hipokampusun anıları depolamakla kalmadığını, aynı zamanda sonuçları aktif olarak tahmin ettiğini gösteriyor.

Makalenin kıdemli yazarı Mark Brandon bu durumun "şaşırtıcı" olduğunu ifade ediyor.

Daha önce Ivan Pavlov'un deneylerinde, beynin ödülleri öğrenme becerisi olduğu ve hayvanların, zil gibi bir ipucunu yiyecekle ilişkilendirebildiği saptanmıştı. 

Ancak yeni çalışma, Pavlov'un deneylerindeki basit ipucu-ödül ilişkisinin ötesine geçiyor ve hipokampusun, hafıza ve bağlamı kullanarak sonuçları tahmin ettiğini ortaya koyuyor.

Brandon, "Hipokampus genellikle beynin dünyaya ilişkin içsel modeli olarak tanımlanır" diyerek ekliyor: 

Burada bu modelin statik olmadığını görüyoruz; beyin tahminlerdeki hatalarından ders çıkararak bu modeli her gün güncelliyor. Sonuçlar beklendiği gibi gelmeye başladığında, hipokampustaki nöronlar bundan sonra ne olacağını öğreniyor ve daha erken tepki vermeye başlıyor.

Bulgular, Alzheimer gibi hastalıklardan muzdarip kişilere de yardım etme potansiyeli taşıyor.

Alzheimer hastaları genellikle sadece geçmişi hatırlamakta değil, deneyimlerden ders çıkarma ve karar vermekte de zorluk çekiyor.

Hipokampusun anıları tahminlere dönüştürdüğünü gösteren bu çalışma, Alzheimer'ın erken evrelerinde öğrenme ve karar verme süreçlerinin neden etkilendiğini anlama yolunda yeni bir çerçeve sunuyor. 

Bilim insanları bu becerinin nasıl bozulduğunu anlamanın yeni tedavilere kapı aralayabileceğini düşünüyor.

Independent Türkçe, McGill Üniversitesi, Quantum Zeitgeist, Nature


Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
TT

Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)

Protez uzuvlar alanı, robotik, yapay zekâ ve hassas sensör teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerin etkisiyle son yıllarda dikkat çekici bir atılım yaşıyor. Buna karşın, en önemli zorluklardan biri, kullanıcının kavradığı nesnenin niteliğine uygun kavrama gücünün ayarlanması olmaya devam ediyor. Bir yumurtayı tutmak son derece hassas bir dokunuş gerektirirken, bir su şişesini açmak daha fazla güç ve daha ince bir kontrol gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ABD Hastalık ve Kontrol Önleme Merkezleri’den (CDC) aktardığı verilere göre ülkede her yıl yaklaşık 50 bin ampütasyon vakası kaydediliyor. Bu durum, el kaybının bireylerin günlük yaşam görevlerini doğal biçimde yerine getirme kapasitesi üzerinde ciddi bir etki yarattığını gösteriyor.

Daha duyarlı akıllı sistemler

Bu alandaki en yeni yenilikler, insan elinin doğal hissini taklit edebilen, daha akıllı ve daha duyarlı protez uzuvların geliştirilmesine odaklanıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılara daha yüksek düzeyde bağımsızlık sağlarken, günlük faaliyetleri daha kolay ve güvenle yerine getirmelerine yardımcı oluyor; kullanım sırasında konfor ve güvenliği de artırıyor.

fvdfv
Utah Üniversitesi’nde geliştirilen, insan düşüncesini taklit eden akıllı protez uzuv. (Utah Üniversitesi)

Bu kapsamda, Çin’de Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, makine öğrenimi, bilgisayarla görme ve gelişmiş sensörlere dayanan yenilikçi bir protez sistem geliştirdi. Sistem, her nesne için uygun kavrama gücünü gerçek zamanlı olarak belirlemeyi amaçlıyor. Çalışmanın sonuçları, 20 Ocak 2026 tarihli Nanotechnology and Precision Engineering dergisinde yayımlandı.

Araştırma, kalemler, şişeler, bardaklar, toplar ve anahtarlar gibi günlük hayatta yaygın kullanılan nesnelerin yanı sıra yumurta gibi hassas objeler de dâhil olmak üzere, nesnelerin yüzde 90’ından fazlasıyla etkileşim için gerekli kavrama gücünün ölçülmesine odaklandı. Amaç, kullanıcının her seferinde kavrama gücünü manuel olarak ayarlamasına gerek kalmadan çevresiyle doğal biçimde etkileşim kurabilmesini sağlamak.

Sistem; avuç içine yakın bir noktaya yerleştirilmiş küçük bir kamera, parmak uçlarındaki basınç sensörleri ve kullanıcının ön kolundaki kasların elektriksel aktivitesini ölçen bir elektromiyografi (EMG) cihazından oluşuyor. Bu sayede nesneyi kavrama niyeti belirleniyor ve kavrama gücü otomatik olarak ayarlanıyor.

Çalışmanın başyazarı, Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Hua Li, sistemin bilgisayarla görme ile kasların elektriksel sinyallerini birleştirerek nesnelerin akıllı biçimde tanınmasını ve kavrama gücünün uyarlanabilir şekilde kontrol edilmesini sağladığını belirtti. Dr. Li, bunun protez kullanıcılarının yaşamında somut bir fark yaratabileceğini söyledi.

Dr. Li, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sistemin gelişmiş bir algoritma aracılığıyla hedef nesneyi otomatik olarak analiz ettiğini; türünü, dokusunu ve boyutunu belirledikten sonra uygun kavrama gücünü seçtiğini ifade etti. Buna göre yumurta gibi hassas nesneler için hafif bir güç, su dolu bardaklar için ise orta düzeyde bir güç uygulanıyor. Bu yaklaşım, nesnelerin zarar görmesi ya da elden kayması ihtimalini azaltıyor.

Kullanıcının niyetini tespit etmek için EMG sinyallerinden yararlanan sistem, “görsel tanıma, güç eşleştirme ve hareketin uygulanması” aşamalarını, insan kas hafızasını taklit eden bir biçimde otomatik olarak tamamlıyor. Bu da sürekli manuel ayarlama ihtiyacını azaltıyor ve günlük görevlerin daha doğal bir şekilde yerine getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak kullanıcıların yaşam kalitesi artıyor.

Geleceğin tasarımlarına etkisi

Bu teknolojinin gelecekteki protez tasarımlarına etkisine değinen Dr. Li, sistemin daha gelişmiş yapay el tasarımları için yeni ufuklar açtığını söyledi. Bilgisayarla görme ve kas sinyallerine dayalı çift kontrol yaklaşımının, “aktif algılama ve otomatik uygulama” temelli akıllı bir mantık sunduğunu belirten Li, bunun protez eli pasif bir tepki aracından çıkarıp, nesneleri kavramada insan davranışına daha yakın bir seviyeye taşıdığını vurguladı.

sfdef
İtalyan Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, doğal el hareketini taklit eden yenilikçi protez el. (İtalyan Teknoloji Enstitüsü)

Sistemin diğer protezler veya robotik uygulamalar için uyarlanabilirliğine ilişkin olarak ise Dr. Li, temel teknolojinin uzvun yapısına bağımlı olmadığını kaydetti. Görsel tanıma modellerinde yapılacak basit uyarlamalar ve uygun güç eşiklerinin ayarlanmasıyla, sistemin bacak veya kol protezlerine, hatta robot kollarına da uygulanabileceğini söyledi. Bu durumun, rehabilitasyon cihazları ve robotik teknolojiler için etkili ve düşük maliyetli çözümler sunarak, farklı alanlarda geniş uygulama imkânları yaratacağını ifade etti.

Paralel araştırma girişimleri

Bu gelişmeler, doğal hareketin daha hassas biçimde taklit edilmesini hedefleyen küresel araştırma çabalarıyla da örtüşüyor. Aralık 2025’te ABD’de Utah Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zekâya dayalı ve basınç ile görsel sensörlerle donatılmış, “öz-düşünme” yeteneğine sahip akıllı bir protez el geliştirmeyi başardı. Sinir ağı kullanılarak farklı kavrama pozisyonlarıyla eğitilen bu el, her parmağın bağımsız ve kullanıcıyla eşzamanlı hareket etmesine olanak tanıyarak, günlük görevlerde gerekli zihinsel çabayı azalttı.

Ayrıca İtalya Teknoloji Enstitüsü ile Imperial College London’dan araştırmacılar, nöromüsküler uyum ve yumuşak robotik teknolojilere dayalı protez uzuvlar üzerinde çalışıyor. Haziran 2025’te ekip, iki hareket derecesine sahip yumuşak bir protez el tasarladı. Bu tasarım, çok parmaklı ve hassas kontrol gerektiren, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan karmaşık görevlerde umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Temmuz 2024’te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacılar, protez bir bacak için gelişmiş bir sinirsel arayüz geliştirdi. Elektronik uzvun insan sinir sistemiyle doğrudan etkileşimini sağlayan bu arayüz, cerrahi olarak bağlanan kaslar ve sinir sinyallerini algılayan elektrotlara dayanıyor. Bu sayede kullanıcılar, motor ve duyusal kontrolü yeniden kazanarak yürüme hızında, kas gücünde ve farklı ortamlara uyumda kayda değer iyileşmeler elde etti.

Araştırmacılara göre, tüm bu gelişmeler, protez uzuvların geleceğinin; giderek daha akıllı, uyarlanabilir ve sinir sistemiyle bağlantılı sistemlere doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu sistemler, biyolojik uzuvların performansına her geçen gün daha fazla yaklaşarak, kullanıcılara hareketin sadeliğini ve günlük yaşamda özgüveni yeniden kazandırmayı hedefliyor.


"Sessiz katil"e karşı yeni umut: Mekanizma bozulunca tümörler küçüldü

(Unsplash)
(Unsplash)
TT

"Sessiz katil"e karşı yeni umut: Mekanizma bozulunca tümörler küçüldü

(Unsplash)
(Unsplash)

Harriette Boucher 

Bilim insanları, "sessiz katil" diye adlandırılan pankreas kanserinin bağışıklık sisteminden nasıl gizlendiğini ve bu süreci bozmanın tümörlerin küçülmesine nasıl yardımcı olabileceğini keşfetmiş olabilir.

Yakın zamanda yapılan çalışmada, Almanya'daki Würzburg Üniversitesi'nden araştırmacılar, kanser hücrelerinin büyümesine katkıda bulunan kanser geni MYC'nin, normalde bağışıklık sistemini harekete geçiren ve tümöre saldıran alarm sinyallerini bastırarak tümörleri kamufle ettiğini buldu.

Ancak araştırmacılar, hayvanlarda bu mekanizmayı bloke ederek tümörlerde çarpıcı bir küçülme tespit etti ve kanserin vücudun kendi savunmasına maruz kalabileceği yeni bir yol önerdi.

Çalışma, Cancer Grand Challenges KOODAC araştırma ekibinden Martin Eilers tarafından yönetildi. Eilers şunları söyledi:

Normal MYC'ye sahip pankreas tümörlerinin boyutu 28 günde 24 kat artarken, kusurlu MYC proteinine sahip tümörler aynı dönemde çöktü ve yüzde 94 oranında küçüldü. Ama bu durum yalnızca hayvanların bağışıklık sistemleri sağlam olduğunda görüldü.

Eilers, bulguların kanser tedavisi için umut verici yeni yollar açtığını çünkü gelecekteki ilaçların sağlıklı hücrelere zarar vermeden tümörleri vücudun bağışıklık sistemine karşı görünür ve savunmasız hale getirmek için kullanılabileceğini sözlerine ekledi.

Pankreas kanseri, Birleşik Krallık'ta her yıl yaklaşık 10 bin ölüme yol açarak en çok can alan 5. kanser türü. Tüm yaygın kanserler arasında en düşük sağkalım oranına sahip ve 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 7'nin altında.

Hastaların semptomları genellikle ancak hastalık tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu bir aşamaya ilerledikten sonra ortaya çıktığı için "sessiz katil" diye adlandırılıyor.

MYC kanserde önemli bir rol oynuyor ve önceki araştırmalara göre insanlarda  kanserlerin yüzde 70'ine kadarında aktive oluyor.

Cancer Grand Challenges KOODAC ekibi, çocukluk çağı solid tümörleriyle mücadele etmek üzere 2024'te finansman desteği aldı.

Ekip, tümör büyümesini sağlayan proteinleri hedef almak için yenilikçi yöntemler geliştiriyor ve çalışmanın bulguları, ekip tarafından çocuklarda MYC kaynaklı kanserler için potansiyel yeni tedaviler tasarlamak üzere kullanılacak.

Ekibin Direktörü Dr. David Scott şunları söyledi:

Cancer Grand Challenges, KOODAC gibi kanser hakkında bildiklerimizin sınırlarını zorlayan uluslararası ekipleri desteklemek için var.

Bunun gibi araştırmalar, tümörlerin bağışıklık sisteminden saklanmak için kullandıkları mekanizmaların ortaya çıkarılmasının, sadece yetişkin kanserleri için değil, KOODAC ekibinin odak noktası olan çocukluk çağı kanserleri için de nasıl yeni olanaklar yaratabileceğini gösteriyor.

Bu, uluslararası işbirliğinin ve farklı uzmanlıkların kanser araştırmalarındaki en zorlu zorluklardan bazılarının üstesinden gelmeye nasıl yardımcı olabileceğinin cesaret verici bir örneği.

 Independent Türkçe, independent.co.uk/news/health