Rusya, Doğu Ukrayna’da sivilleri hedef aldığını inkar ediyor

Moskova, ‘Batı'nın tanklarını’ tehdit ederek Solidar'daki bir saldırının engellendiğini ve Kırım'da bazı SİHA’ların düşürüldüğünü açıkladı

Ukrayna'nın doğusundaki Dnipro'da bombardıman sonrası bir apartmanın molozları arasında çalışan kurtarma ekipleri (AFP)
Ukrayna'nın doğusundaki Dnipro'da bombardıman sonrası bir apartmanın molozları arasında çalışan kurtarma ekipleri (AFP)
TT

Rusya, Doğu Ukrayna’da sivilleri hedef aldığını inkar ediyor

Ukrayna'nın doğusundaki Dnipro'da bombardıman sonrası bir apartmanın molozları arasında çalışan kurtarma ekipleri (AFP)
Ukrayna'nın doğusundaki Dnipro'da bombardıman sonrası bir apartmanın molozları arasında çalışan kurtarma ekipleri (AFP)

Kremlin, Rus işgal güçlerinin Ukrayna’nın doğusundaki Dnipro’da cumartesi günü düzenlenen bombardımanda en az 36 kişinin öldüğü apartmanı hedef aldığını inkar etti. Kremlin yaptığı açıklamada Moskova'nın yalnızca askeri hedefleri bombaladığını öne sürdü.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, düzenlediği basın toplantısında, “Rusya ordusu konutları ve sivil tesisleri bombalamıyor, askeri hedefleri bombalıyor” ifadelerini kullandı. Peskov, Ukrayna hava savunma sisteminden ateşlenen bir füzenin apartmana düşmüş olabileceğini de iddia etti.
Buna karşın Avrupa Birliği (AB) dönem başkanı İsveç’ten yapılan açıklamada, Rusya’nın hafta sonu Dnipro'da sivil bir apartmanı hedef alan bombardımanının ‘savaş suçu’ teşkil ettiğinden bahsedildi. İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, düzenlediği basın toplantısında, “İsveç hükümeti, cumartesi günü Dnipro’daki bir konut binasına düzenlenen füze saldırısı da dahil olmak üzere, Rusların sivillere yönelik devam eden sistematik saldırısını en güçlü şekilde kınıyor. Sivillere yönelik kasıtlı saldırılar savaş suçudur” açıklamasında bulundu.
Öte yandan Kremlin, başta Birleşik Krallık ve Polonya olmak üzere Batı ülkelerinin Ukrayna'ya teslim etmeyi planladığı tankları ‘yakma’ sözü verdi. Kremlin Sözcüsü Peskov, dün basınla yaptığı günlük görüşmesinde, “Bu tanklar yanıyor ve diğerleri gibi yanacak” dedi. Almanya da Ukrayna'ya ağır tanklardan göndermeyi planladığını açıkladı. Londra ise Kiev’e ‘önümüzdeki haftalarda’ 14 Challenger 2 tankından oluşan bir filo göndereceği taahhüdünde bulundu.
Peskov, Kremlin'in, Rus paramiliter grup Wagner ile Rusya ordusu arasında büyük anlaşmazlıklar olduğuna ilişkin bilgiler hakkındaki ilk yorumunda, “Rusya Savunma Bakanlığı ile Wagner Grubu arasında anlaşmazlık olduğu iddiaları, Rusya'nın düşmanlarının bilgi manipülasyonunun ürünüdür” dedi.
Rusya Savunma Bakanlığı ile Wagner Grubu arasındaki anlaşmazlığın esasen yalnızca medyada öne sürülen bir iddiadan ibaret olduğunun altını çizen Peskov, “Halkımız kahramanlarının kim olduğunu bilmeli. Ordumuzda görev yapan ve bu kahramanlıkları gösterenleri tanımalı. Wagner Grubu’nun kahramanlarını bilmeli ki, onları sonsuza dek hatırlayacağız” şeklinde konuştu. Anlaşmazlık iddialarını yayanların Rusya karşıtları olduğunu söyleyen Peskov, Rusya ordusu ve Wagner Grubu'nun ortak görevler yürüttüğünü ve herkesin vatanı için savaştığını vurguladı.
Bunun yanında Moskova dün, Kırım’ın Sivastopol kentine büyük bir silahlı insansız hava aracı (SİHA) filosuyla düzenlenen saldırıyı püskürttüğünü açıkladı. Moskova, saldırı sırasında Rusya'nın kentteki Karadeniz’e bakan en büyük deniz üssünün hedef alındığını belirtti. Rusya yönetimindeki Kırım'ın Sivastopol kentinin valisi Mihail Razvozayev, Sivastopol üssünün ve Karadeniz Filosu’nun hava savunma sistemlerinin deniz üzerinde 7 adet SİHA’yı düşürmeyi başardığını duyurdu. Razvozayev, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, ‘kentte ve kıyı bölgesinde hiçbir tesisin zarar görmediğini ve tüm SİHA’ların deniz üzerindeyken düşürüldüğünü’ yazdı. Valiye göre Kiev, ‘bu başarısız saldırıyı’ başka bir başarı olarak sunmaya çalıştı.
Kiev tarafının Sivastopol’da patlamalar olduğunu yazıp teyit edilmesini istediklerini söyleyen Razvozayev, “Kimsenin size bir şey göndermeyeceğini garanti ediyoruz, kentin tüm köşeleri sessiz” ifadelerini kullandı. Hava sahasının kontrolünün devam ettiğini belirten Razvozayev, “Tüm operasyonel hizmetler hazır. Yalnızca resmi bilgilere güvenin” dedi. Ukrayna ordusu, geçtiğimiz aylarda SİHA’larla Kırım’a birkaç saldırı düzenlemişti.
Moskova, Ukrayna ordusunun Donetsk’i güçlü bir füze saldırısıyla hedef aldığını duyurdu. Moskova’dan yapılan açıklamada, Ukrayna füzelerinin yerleşim yerlerine zarar verdiği bildirildi. Donetsk’in yerel yetkililerine göre Ukrayna ordusu, dün sabah Donetsk’in Kalininsky bölgesini toplam 57 füze ile hedef aldı. Yetkililer, Donetsk'in yanı sıra Makeyevka, Horlivka, Yasinovataya ve Cherokaya Balka kentlerinin de bombardımana maruz kaldığını eklediler.
Diğer taraftan Rusya'nın ilhak ettiği Zaporijya bölgesine atadığı yetkili Evgeniy Balitskiy, Zaporijya bölgesinde geriye kalan toprakların özgürleştirilmesi sürecinin önümüzdeki baharda başlayacağını öne sürdü.
Crimea 24 televizyonuna konuşan Balitskiy, “Zaporijya bölgesinin tamamen özgürleştirilmesine önümüzdeki baharda başlayabileceğimizden eminiz. Ancak bahardan önce başlanabileceğini sanmıyorum. Hangi güçlerle karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Tamamı Batı ülkelerinden oluşuyor” dedi. Zaporijya ‘nın ele geçirilmesinin kolay olmayacağına inandığını belirten Balitskiy, “Pek çok çalışmanın yapılması ve güvenli sokaklar için verilen mücadelede çok sayıda mayının temizlenmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
Moskova geçtiğimiz sonbaharda Ukrayna’nın Zaporijya dahil dört bölgesini ilhak etse de Rus güçleri Zaporijya’nın yaklaşık yüzde 65'ini fiilen kontrol ediyor.
Moskova’nın, son günlerde neredeyse tüm Ukrayna topraklarını hedef alan geniş çaplı bombardımanlarının bir parçası olarak bölgeye yönelik füze saldırılarını artırması dikkati çekti. Askeri verilere göre Rusya ordusu, cumartesi gününden bu yana Zaporijya'ya 8 kez füzeli saldırı düzenledi. Rusya ordusu, füze saldırılarının Ukrayna’ya ait askeri mühimmat depolarını ve Ukrayna ordusu tarafından saldırı için kullanılan altyapı tesislerini hedef aldığını açıkladı.
Öte yandan dün basında yer alan haberlere göre Solidar ve Bahmut şehirleri civarındaki Ukrayna ordusunun bazı birlikleri mühimmat yetersizliği nedeniyle bölgeyi terk etmeye başladı. Moskova, iki gün önce, Solidar’ın kontrolünü ele geçirdiğini ve Bahmut’a doğru ilerlediği duyurdu.
Ukrayna tarafından teyit edilmeyen verilere göre Ukrayna ordusunun iki birliği, ‘mühimmat yetersizliği’ nedeniyle Bahmut ve Solidar’daki cephe hattını terk etti. Ukrayna'dan bağımsızlığını tek taraflı ilan eden sözde Luhansk Halk Cumhuriyeti'nde (LHC) askeri analist olarak görev yapan Albay Vitaly Kiselyov, pazartesi günü Rusya ordusunun İngiltere’de eğitim almış seçkin Ukrayna güçlerinin Solidar’a onlarca araçla sızma girişimini engellediğini duyurdu.
Şarku’l Avsat’ın Rusya resmi haber ajansı TASS’tan aktardığı habere göre ajansa konuşan Albay Kiselyov, Ukrayna güçlerinin yaklaşık 300 ila 400 üyesinin Solidar’a saldırmaya ve Rusya ordusuna karşı savaşmaya devam etmeye çalıştığını söyledi. Albay Kiselyov, saldıran birliklerin, Ukrayna ordusunun seçkinlerinden 46. ve 77. çıkarma tugaylarından olduklarını belirtirken üyelerinin İngiltere'de eğitim aldıklarına dikkati çekti.
Öte yandan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Dönem Başkanı ve Kuzey Makedonya Dışişleri Bakanı Bujar Osmani, 9 saatlik tren yolculuğuyla geldiği Kiev'de Ukraynalı liderlerle ç çok sayıda görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor. Osmani Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “9 saatlik uzun bir tren yolculuğunun ardından Kiev'e ulaştık. Ukraynalı liderlerle bölgede güvenlik ve istikrarı artırmanın ve insanlara yardım etmenin yollarını tartışmak için verimli toplantılar yapmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” yazdı. Osmani'nin Kiev ziyareti, AGİT başkanı olarak yaptığı ilk resmi ziyaret oldu.
Ziyarette Rusya'nın AGİT üyeliği konusunun gündeme gelmesi bekleniyor. AGİT Genel Sekreteri Helga Schmid, Rusya'nın AGİT üyeliğinden çıkarılması çağrısında bulunan Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba’nın talebine cevaben ‘Rusya'nın AGİT dışında tutulamayacağı’ açıklamasında bulunmuştu. Kuleba, Moskova'nın AGİT üyesi olarak kalmasının AGİT’i sona erdireceğini ve baltalanacağını da sözlerine ekledi.
Buna karşın Schmid, Rusya’nın AGİT üyesi olarak kalması gerektiğini, çünkü aynı masada oturmanın karşılıklı diplomatik nezaket anlamına gelmediğini ve bir gün Moskova ile yeniden müzakere kanallarının kurulması gerekeceğini vurguladı. Schmid, AGİT’in, Avrupa’nın güvenliği için önemli tüm ülkeleri aynı çatı altında buluşturan tek güvenlik teşkilatı olduğuna dikkati çekti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.