Trablus’ta çatışmalar yeniden başlarken, ABD, Hafter ile temaslarını yoğunlaştırdı

Halife Hafter’in Bingazi’de ABD heyetiyle görüşmesinden bir görüntü (LUO)
Halife Hafter’in Bingazi’de ABD heyetiyle görüşmesinden bir görüntü (LUO)
TT

Trablus’ta çatışmalar yeniden başlarken, ABD, Hafter ile temaslarını yoğunlaştırdı

Halife Hafter’in Bingazi’de ABD heyetiyle görüşmesinden bir görüntü (LUO)
Halife Hafter’in Bingazi’de ABD heyetiyle görüşmesinden bir görüntü (LUO)

Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Libya Ulusal Birlik Hükümeti  (UBH), kendisine bağlı silahlı milisler arasında Trablus Havaalanı yakınında yeniden başlayan şiddetli çatışmaları görmezden geldi. Aynı şekilde ABD yönetimi, ülkenin doğusunda konuşlu Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter ile temaslarını yoğunlaştırdı.
Yıllardır kapalı olan Trablus Uluslararası Havalimanı’nın bakım sözleşmesiyle ilgili bir anlaşmazlık nedeniyle, 19 Ocak’ta erken saatlerde Trablus’un güneyindeki Kasr bin Gaşir bölgesinde Abdurrauf Kara liderliğindeki Caydırıcı Güç ile Abdusselam ez-Zobi liderliğindeki 111. Tugay arasında ağır ve orta silahlarla saatlerce süren ani çatışmalar yaşandı. Daha sonra Genelkurmay Başkanlığına bağlı Mahmud Hamza liderliğindeki 444. Tugay, devreye girerek, unsurlarını iki tarafın sınırlarına konuşlandırdı. Ardından ise çatışmalar duraksadı.
Görgü tanıklarının aktardığına göre çevre bölgelere de sıçrayan çatışmaların ardından bölgeye ihtiyatlı bir sükûnet hâkim. Yerel medya organlarına göre Özel Caydırıcı Güç’e mensup en az 1 kişi hayatını kaybederken, hasarın boyutu açıklanmadı.
UBH’den de herhangi bir açıklama yapılmadı. Ancak Kasr bin Gaşir Belediye Başkanı Muhammed Sakuh, yerel medya organlarına bölgede sükunetin geri döndüğünü söyledi. Sakuh, Dibeybe hükümetinde İçişleri Bakanlığı tarafından geçen hafta başkentin güvenliğini sağlamaya yönelik yeni bir planın ilan edilmesine rağmen bu yıl ilk kez yaşanan çatışmalar sonucunda insani veya maddi kayıpların meydana geldiğini yalanladı.
Halife Hafter ise ofisinden yayınlanan kısa bir açıklamada, geçen çarşamba akşamı ABD Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Leslie Ordman’ın da katılımıyla ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Komutan Yardımcısı General John D. Lamontagne ile ülkenin doğusunda bulunan Bingazi şehrindeki ofisinde bir araya geldiğini belirtti. Hafter, görüşmenin içeriğine dair bilgi vermedi. Ancak Büyükelçilik tarafından yapılan kısa bir açıklamada, ABD heyetinin Hafter ile ‘havacılık da dahil olmak üzere hava koordinasyonunu ve Libya ordusunu demokratik olarak seçilmiş bir sivil liderlik altında yeniden birleştirmenin önemini’ görüştüğü belirtildi.
Büyükelçilik, Twitter üzerinden yaptığı önceki bir açıklamada güvenlik koordinasyonunun ele alındığını belirtmişti, ancak daha sonra bu açıklamayı değiştirerek, havacılık konusunun görüşüldüğünü belirtti. Ayrıca önceki açıklamada, Lamontagne, ABD Hava Kuvvetleri’nin Avrupa ve Afrika’daki komutan yardımcısı olarak tanıtılmıştı.
Lamontagne, bir hafta içerisinde LUO Komutanın karargahında Hafter ile bir araya gelen ikinci ABD’li yetkili oldu. Hafter, geçen hafta da İstihbarat Teşkilatı Başkanı ile benzer bir görüşmede bulunmuştu.
Geçen Ağustos ayında LUO, Benina şehri üzerinde uçuş yapan kimliği belirsiz bir insansız hava aracını düşürdü. AFRICOM ise daha sonra uçağın ABD Hava Kuvvetleri’ne ait olduğu ve ABD Büyükelçisi Richard Norland’ın Libya’nın doğusuna yapılması planlanan, ancak daha sonra ertelenen bir ziyareti desteklemek için gönderildiğini açıkladı.
Öte yandan Ulusal Uzlaşı Komitesi Başkanı Hadi es-Sağir, ‘kapsamlı seçim öncesi aşamasını yönetmenin mihenk taşı olacak ve seçimleri en erken koşullarda gerçekleştirmenin başlangıcı olacak bir anayasal çerçeve oluşturmak’ amacıyla Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi’nin anayasal süreç komiteleri üyelerini anayasal süreç ile ilgili istişareleri yeniden başlatmaya çağırdı. Sağir, Temsilciler Meclisi Başkanı tarafından ‘yakın zamanda Kahire’de toplanan Anayasa İzleme Komitesi’nin uzlaşısını’ ve ‘Meclis ve Yüksek Konsey başkanları arasında bu ayın beşinde son şeklini alan ilkesel anlaşmayı’ somutlaştırmak ve çalışmalarının sonuçlarına ilişkin kapsamlı bir raporun hazırlanması için bu ortak komitenin toplanması çağrısında bulunmak üzere görevlendirildiğini açıkladı.
İki konseyin üyeleri yaklaşan seçimlerin anayasal temeli üzerine askıda kalan belirgin anlaşmazlık noktalarını çözmek için gelecek hafta Kahire’de veya Libya’nın el-Beyda şehrinde bir toplantı yapılabileceğini söylediler.
Diğer taraftan Birleşmiş Milletler (BM) ve İspanya, Libya’da duraksayan seçim sürecine teknik ve danışmanlık desteği sağlamak için bir anlaşma imzaladı. Libya Seçim Komisyonu’ndan yapılan açıklamaya göre Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile İspanya’nın Trablus Büyükelçiliği arasında, seçim süreci için teknik ve danışmanlık desteği sağlamak amacıyla BM misyonu tarafından denetlenen ‘People’ projesini desteklemek için anlaşma imzalandı. Görüşmede komisyon başkanı İmad es-Sayeh de hazır bulundu.
Aynı şekilde İtalya’nın Trablus Büyükelçisi Giuseppe Buccino Grimaldi, Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Lafi ile 19 Ocak akşamı yaptığı görüşmede ülkesinin Libya’da istikrarı destekleyen ve seçimlere giden tüm çabalara verdiği desteği dile getirdi.
Öte yandan Başbakan Abdulhamid Dibeybe, bakanlıklara ve hükümete bağlı kuruluşlarına, İletişim ve Siyasi İşlerden Sorumlu Devlet Bakanı ile koordineli olarak, en geç bu ayın sonuna kadar bütçenin tüm bölümlerinde geçen yılki hükümet harcamalarını yayınlama talimatı verdiğini söyledi. Dibeybe’nin talimatı, şeffaflık ilkesi üzerinde çalışma çerçevesinde gelişti.
Dibeybe hükümetinde İçişleri Bakanı İmad et-Trablisi ise Malta’dan İçişleri Bakanı ve istihbarat şefinin de dahil olduğu üst düzey bir heyet bir araya gelerek, ‘yasadışı göç ve sınıraşan organize suçlar, terör ve eğitim programları ile mücadele alanında ortak güvenlik iş birliğini güçlendirme, eğitim programları ve iki ülke arasındaki ortak güvenlik komitesinin çalışmalarının canlandırılması’ konularını ele aldı. Trablisi, Libya vatandaşlarına giriş vizesi verilmesini kolaylaştırma ve Trablus ile Valletta arasında bir hava trafiği hattı açma olasılığını görüştüklerini de söyledi.



Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi tarafından dört kişi öldürüldü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi tarafından dört kişi öldürüldü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.