Eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir'in eşi mahkum edildi

Kararın açıklanmasının ardından "ağır sağlık sorunu" yaşayan Vidad Babiker'in savunması temyize gidecek

Eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir'in ikinci eşi Vidad Babiker /  Fotoğraf: Reuters
Eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir'in ikinci eşi Vidad Babiker / Fotoğraf: Reuters
TT

Eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir'in eşi mahkum edildi

Eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir'in ikinci eşi Vidad Babiker /  Fotoğraf: Reuters
Eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir'in ikinci eşi Vidad Babiker / Fotoğraf: Reuters

İşraka Ali Abdullah
Hartum'daki Yolsuzluk Suçları ve Kamu Fonu İhlalleri Mahkemesi'nin eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir'in eşi Vidad Babiker'in mülküne müsadere kararı vermesinin ardından çeşitli tartışmalar ortaya çıktı.
Mahkeme, Babiker'in altın ve değerli taşlarına ek olarak, sahip olduğu tarım ve yerleşim alanlarına ve Sudan bankalarında bulundurduğu paraya "yasadışı" mülkiyet gerekçesiyle el koydu.
Sanık, kendisine yöneltilen suçlamaları reddedemedi. Mahkeme ayrıca, kadının ve çocuklarının evlenmesi halinde emekli maaşının kesilmesini öngören Sudan Emeklilik Yasasına dayanarak, sanığın ilk kocası İbrahim Şemseddin'in Silahlı Kuvvetlerden gelen emekli maaşının ödemesinin durdurulmasına karar verdi. Bu nedenle 16 yıllık emekli maaşı ödemesi iptal edildi.
Beşir'in eşine yönelik karara tepkiler farklı oldu. Bazıları eski rejimin politikalarının kurbanı olarak gördüğü sanığı desteklerken, bazıları da bu serveti inşa etmek için ülke cumhurbaşkanının karısı olma nüfuzundan yararlandığı gerekçesiyle verilen karardan memnun oldu.

"Verilen kararlar yanlış ve hukuka aykırı birçok açık çelişki içeriyor"
Beşir'in eşinin avukatı Haşim el-Cali şu açıklamada bulundu:
"Müvekkilim hakkında verilen kararlar yanlıştır ve hukuka aykırı birçok açık çelişki içermektedir. Bu nedenle savunma temyize gidecektir. Karar açıklandıktan sonra, ben ve bazı avukatlar temyizin müvekkilin aleyhindeki kararı değiştirmeyeceği konusunda tartışmalar yaşadık. Çünkü savunma, elde edilen mülkiyetin kaynağını gösteremedi. Müvekkilim mali varlığını ister gayrimenkul ister menkul mallar olsun, ilk kocasının haklarından elde etmiştir. Ölen kocasının emekli maaşının devamına gelince, bundan tamamen silahlı kuvvetler sorumludur."
Ayrıca, karar oturumunu takip eden bir dizi avukat, Kasım 1958 darbesinden sonra bazı sivil siyasetçilerin yargılanmasına rağmen, Sudan'da böyle bir davanın emsali olmadığını ifade etti.
Nitekim, Ekim 1964 ve Nisan 1985'te, devrilen rejimlerin liderlerinin çoğunun aleyhlerindeki yolsuzluk suçlamaları kanıtlanamamıştı.
Avukatlar, savunma ekibinin bu kararları ele alması ve onları temize çıkaran delilleri toplaması durumunda temyizin kabul edilebileceğini ve yargının Vidad Babiker hakkında beraat kararı verebileceğini belirtti.
Ama savunma avukatının bu kararlara karşı gelmemesi durumunda el-Beşir'in eşinin akıbeti hapis, tüm mal varlığına el konulması ve 100 milyon Sudan poundu (yaklaşık 172 bin ABD doları) para cezası olacak.

"Kararın ardından kendisini yatağa bağlayan ağır bir sağlık sorunuyla yüzleşti"
Bu kararlar, Vidad Babiker'in yakınlarını, sanığa haksızlık edildiği gerekçesiyle kızdırdı.
Sanığın yakın akrabaları şunu söyledi:
"Ona yolsuzluk suçlaması yapılması yanlıştır. O, hem ailesi içindeki hem de dışarıdaki yoksulları ve muhtaçları destekledi. Kararın ardından kendisini yatağa bağlayan ağır bir sağlık sorunuyla yüzleşti."
15 Ocak Pazar günü Hartum'daki Yolsuzlukla Mücadele Ceza Mahkemesi, el-Beşir'in eşinin tarım ve yerleşim arazilerine, gayrimenkullerine ve altın takılarına el koyma kararı aldı.
Mahkemeye göre sanık, 2004 yılında eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir ile evlilik töreninin tamamlanmasının ardından eski kocası İbrahim Şemseddin'in emekli maaşını silahlı kuvvetlerden almaya devam ettiği için suçlu.  
Çünkü bu, kadının başka bir kişiyle evlenmesi halinde emekli maaşını kesen Silahlı Kuvvetler Emeklilik Kanunu'na aykırı.
Mahkeme ayrıca sanığın sahip olduğu değerli taşlar, gayrimenkuller ve paranın yasadışı ve şüpheli servet olduğunu doğruladı.
Çünkü sanık, mülklerinin kaynağını göstermeyi başaramadı ve bu da mahkemenin mal varlığına el koymasına neden oldu.
Beşir'in iktidarının son döneminde Sudanlılar, ülke cumhurbaşkanının ikinci eşine yönelik şüphelerin ve suçlamaların varlığına dair sosyal medyada çok sayıda paylaşım yaptı.
Bu, 11 Nisan 2019'da rejiminin devrilmesinin ardından onun gözden kaybolmasına neden oldu.
 
Independent Türkçe



Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.