Irak Merkez Bankası önünde bugün protestolar düzenlenmesi bekleniyor

Dolar krizi nedeniyle fiyatların yükseldiği Irak’ta başkent Bağdat'taki bir fırından ekmek alan Iraklılar (AFP)
Dolar krizi nedeniyle fiyatların yükseldiği Irak’ta başkent Bağdat'taki bir fırından ekmek alan Iraklılar (AFP)
TT

Irak Merkez Bankası önünde bugün protestolar düzenlenmesi bekleniyor

Dolar krizi nedeniyle fiyatların yükseldiği Irak’ta başkent Bağdat'taki bir fırından ekmek alan Iraklılar (AFP)
Dolar krizi nedeniyle fiyatların yükseldiği Irak’ta başkent Bağdat'taki bir fırından ekmek alan Iraklılar (AFP)

Irak’ta Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi’ne yakın isimler ve platformlar ile Tişrin Hareketi ile bağlantılı diğerleri, günlerdir halkı başkent Bağdat'ta bulunan Merkez Bankası binası önünde gösteriler düzenlemeye çağırıyorlar.
Bugün, yerel piyasalarda ciddi bir rahatsızlık oluşturan ve çoğu emtia ve gıda ürününün fiyatlarında artışa yol açan ABD dolarının Irak dinarı karşısındaki büyük yükselişi protesto edilecek. Bağdat'ta bulunan eş-Şurce çarşısındaki toptancıların çoğunun ve diğer tüccarların piyasaları olumsuz etkileyen ve haftalardır alışveriş işlemlerinde büyük bir düşüşe neden olan durgunluktan duydukları rahatsızlığı dile getirmesi protesto gösterilerine katılımı teşvik edebilir.
Başbakan Muhammed es-Sudani hükümetinin gösterilere karşı ne tür tedbirler alacağı ise henüz belli değil. Ancak önümüzdeki günlerde halkın hoşnutsuzluğunu artıracak ve şiddeti körükleyecek olaylarının yaşanmasının önüne geçmek için gösterilerin büyük bir dikkatle ele alması bekleniyor. Hükümet yetkililerinin göstericilerin toplanmasını engellemek için Merkez Bankası binasına giden yolların çoğunu kapatma yönünde bir tedbir alabileceği düşünülüyor. Bazı çevreler, göstericilerin ülkenin çeşitli illerinde toplanacağını, bir kısmının da ücret ödenerek otobüslerle getirileceğini söylüyorlar.
Döviz kurlarındaki ve gıda ürünlerindeki artışa öfkeli olan tarafların çoğu, Başbakan Sudani’yi Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki'ye yakınlığıyla bilinen ve 2014-2020 yılları arasında uzun yıllar Merkez Bankası Başkanlığı görevini yürüttükten Ali Muhsin el-Alak’ı vekaleten Merkez Bankası’nın başına atanmasından ötürü suçluyorlar.  Alak’ın atanması, gösterilere zemin hazırlayan faktörlerden biri olarak görüldü.
Sudani, 2020 yılında milletvekiliyken, eski Başbakan Mustafa el-Kazımi hükümetinin bir doların bin 460 dinardan işlem gördüğü dövizin değerini düşürmekten geri adım atmaması halinde ‘bir açlık devriminin’ patlak verebileceği uyarısında bulunmuştu. Planlama Bakanlığı verilerine göre Sudani’nin başbakanlığı döneminde ise bir dolar bin 650 dinar sınırını aşmış durumda.  Bu da Sudani hükümetini, vatandaşların dörtte birinin yoksulluk sınırının altında yaşadığı bir ülkede halk karşısında utanç verici bir duruma düşürdü.
(Şii) Koordinasyon Çerçevesi güçleri, Alak’ın Merkez Bankası Başkanlığı’na vekaleten atanmasını, hükümetin piyasadaki son dalgalanmaların ardından Merkez Bankası’nın yönetiminin değiştirilmesi, ticaretle uğraşanlara çeşitli ticari sektörlerdeki işlemler için resmi kurdan dolar sağlanması ve yeni Merkez Bankası Başkanı’nın döviz kurunu eski haline getirmek gibi taahhütleri dahil olmak üzere döviz kurunun kontrolünü yeniden kazanmak ve denge sağlamak amacıyla aldığı cesur kararlardan biri olarak değerlendirdi.
Ancak Merkez Bankası Müsteşarı İhsan eş- Şammari pazar günü yaptığı açıklamada, Irak resmi haber ajansına yaptığı açıklamada Merkez Bankası’nın para politikası ile ilgili tüm adımlarını atıp tükettiğini belirterek “Şu an mesele, ithalat ve ihracat işlemleriyle ilgili olarak tüccarlarla ilgilenen devlet kurumlarıyla alakalı” dedi.
Öte yandan Tişrin Hareketi’nden doğan ve Mecliste 10 sandalyesi bulunan İmtidad Hareketi, hükümetin ekonomik krizle mücadele ve doların yerel para birimi karşısındaki yükselişini önleme konusunda aldığı önlemlerini eleştirdi.
İmtidad Hareketi tarafından yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
“Halk, çıkarlarının hafife alınmasının yanı sıra hükümetin ekonomiyi koruma ve gıda güvenliğini sağlamada anayasal görevini yerine getirmemesi, gerçek bir ekonomik vizyondan yoksun olması ve ülkeyi, milli para biriminin dolar karşısında değer kaybetmesiyle kendini gösteren ekonomik krizden kurtarmada gerekli ciddiyeti göstermemesi karşısında iktidar partilerinin ülkeyi yönetememesinin bedelini ödemeye daha fazla devam edemez. Hükümetin, sınır kapılarında kontrolün sağlanamamasıyla ve yolsuzluğun usta isimlerinin serbest bırakılmasıyla başlayan, yozlaşmış taraflar ve onların Irak piyasasındaki ticari cepheleri tarafından komşu ülkelere para kaçırılmasıyla sonuçlanan krizle ilgili aldığı tedbirler, gerçek nedenlere yönelmek yerine pervasızlığı ve halkın çıkarlarını hafife aldığını gösteren sıra dışı önlemler olmaya devam ediyor.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.