Peşaver’deki camiinin bombalanması ‘terör hayaletini’ yeniden uyandırıyor 

Ekonomik ve siyasi krizin ortasında hükümetin yeni bir aşırılık dalgasıyla mücadele etme yeteneği hakkında sorular söz konusu

Dün Peşaver'de militanlara karşı düzenlenen protestoya cami bombalaması kurbanlarının yakınlarından bazıları (AFP)
Dün Peşaver'de militanlara karşı düzenlenen protestoya cami bombalaması kurbanlarının yakınlarından bazıları (AFP)
TT

Peşaver’deki camiinin bombalanması ‘terör hayaletini’ yeniden uyandırıyor 

Dün Peşaver'de militanlara karşı düzenlenen protestoya cami bombalaması kurbanlarının yakınlarından bazıları (AFP)
Dün Peşaver'de militanlara karşı düzenlenen protestoya cami bombalaması kurbanlarının yakınlarından bazıları (AFP)

Pakistan'ın kuzeybatısındaki Peşaver kentinde düzenlenen intihar saldırısında 100'den fazla kişi hayatını kaybetti. Geçtiğimiz Pazartesi günü şehrin güvenli olduğu varsayılan bir bölümünde meydana gelen patlamada bir cami yerle bir oldu. Bu saldırı, Peşaver’i yıllar öncesine, terörizmden muzdarip olduğu yıllara götürdü. Şehir o dönemde radikal saldırılarla birlikte anılıyordu.
Pakistan Talibanı ve diğer militanların bölgeden, çoğunlukla komşu Afganistan'a sürüldüğü 2015'ten sonraki yıllarda, Peşaver halkı, ayrım gözetmeyen terör saldırılarını sadece eski güzel günlerin acı hatıraları olduğunu düşündü.
Acil durum ekipleri geçtiğimiz Salı günü enkazdan birbiri ardına cesetler çıkarırken zor görünen bir ekonomik ve siyasi krizin ortasında, hükümetin yeni bir radikalizm dalgasıyla mücadele etme kabiliyeti hakkında sorular gündeme geldi. 
Hastane yetkilileri, saldırının Pakistan'ın yıllardır maruz kaldığı en ölümcül intihar saldırılarından biri olduğunu söyledi. Saldırının sonucunda, en az 101 kişi öldü, 217 kişi yaralandı. Kurbanların çoğu, önemli hükümet ve askeri binaların yakınındaki sıkı bir şekilde korunan bir mahallede, camiye namaz kılmak için giden polis memurları ve hükümet çalışanlarıydı.
Saldırıyı Taliban‘ın gerçekleştirdiğine dair birçok delil mevcut. Örgüt, yeni hükümet altında Afganistan'daki güvenli sığınakları sayesinde yeniden güç kazanıyor.
Brookings Enstitüsü'nden Madiha Afzal şunları söyledi: 
“Peşaver'in güvenli bir bölgesindeki bir camide polislere yönelik bu saldırının boyutu nostaljik bir duygu uyandırıyor. Pakistan'ı on yıl önce saran güvensizlik ve şiddetin canlı bir hatırlatıcısı oldu.” 
Peşaver'de o günlerin hatırası canlanıyor ve saldırının geride bıraktığı kayıp duygusu daha derinlere gidiyor. Şehir halkı cenazeleri defnetmek üzere toplandığında, kan ve korku günleri geri mi döndü? Bu gerçekleşirse ülke nereye sürüklenecek? Soruları yankılandı.
Şehirde bir çekçek sürücüsü olan 34 yaşındaki Akbar Mohmand, “Birkaç yıldır Peşaver'e sükûnet ve barış hakimdi. Ancak intihar saldırıları ve terörizm geri dönmüş gibi görünüyor” dedi.
Peşaver, son kırk yılın büyük bir bölümünde bölgedeki çatışmalarla boğuştu. 1980'lerde şehir, Sovyet destekli Afgan hükümetiyle savaşan militanlar için bir başlangıç noktası haline geldi. ABD'nin 2001'de Afganistan'daki Taliban rejimini devirmesinin ardından binlerce Taliban savaşçısı ve El Kaide üyesi sınır boyunca aşiret bölgeleri olarak adlandırılan alanlara sığındı.
Uzun yıllar boyunca Taliban liderleri, Afgan Taliban hareketiyle aynı etnik kökene sahip Pakistanlı Peştunları silah altına alırken Pakistanlı askeri yetkililer, militanları sınır dışı etmeye çalıştı.  
2007'ye gelindiğinde, geniş bir militan ağı Pakistan Talibanı’nı kurdu. Grup kısa sürede Pakistan'daki en ölümcül örgütlerden biri olarak ortaya çıktı ve ülke çapında saldırılar düzenledi. Bu süre zarfında Peşaver bir çatışma merkezi haline geldi. Hareketin Aralık 2014'teki en büyük saldırılarından birinde, Taliban militanları ordu tarafından yönetilen bir devlet okulunda 147 öğrenci ve öğretmeni öldürdü. Bu, Pakistan askeri saldırısına yeni bir ivme kazandırdı. ‘Pakistan Talibanı’savaşçılarının çoğu Afganistan'a kaçmak zorunda kaldı.
Afgan Taliban hareketi 2021 yılının Ağustos ayında Afganistan'ın başkenti Kabil'in kontrolünü ele geçirdiğinde Pakistanlı yetkililer, yıllarca kendilerini gizlice destekledikten sonra, hareketin yeni hükümetin Pakistan Talibanı’nı dizginlemesine yardımcı olacağını ummuştu.
Şimdiye kadar, bu beklenti herhangi bir sonuç vermedi. Analistler, Afgan Talibanı’nın Pakistan Talibanı’na baskı yapmayı reddettiğini, bunun yerine Pakistan'ın şikayetlerine yanıt vermesi konusunda ısrar ettiğini söylüyor. Afgan Talibanı geçen yıl Kabil'de müzakerelere ev sahipliği yaptı. Ancak arabuluculuk meyve vermedi ve Afgan ve Pakistan makamları arasındaki ilişkiler gerginleşti.
Analistler, bu görüşmelerin ortasında Pakistan Talibanı’nın Pakistan'da, pitoresk doğasıyla öne çıkan, ülkenin kuzeyinde bir vadi olan Swat Vadisi’nde yeniden toplanmayı başardığını söylüyor. Vadi aslında Pakistan Talibanı’nın kontrolü altında bulunuyordu. Geçtiğimiz Ağustos ayında bölge sakinleri, bir kez daha terörü de beraberinde getiren militanların akınına tanık oldu.
Zengin işletme sahipleri, seçilmiş temsilciler ve doktorlar, Afganistan'dan ve Pakistan'ın içinden, ya büyük ödemeler talep eden ya da başka şehirlere taşınmalarını talep eden isimsiz telefonlar almaya başladı. Artan haraç ve şiddet tehditleri, Ekim ayında binlerce protestocuyu Swat sokaklarına dökerek hükümeti barışı korumaya çağırdı.
Birçok protestoya tanık olan üniversite öğrencisi 26 yaşındaki Macid Ali “İnsanlar, Taliban şiddetinin yeniden başlaması nedeniyle vadide bir panik ve belirsizlik atmosferi içinde yaşadılar. Ama halk kimsenin bölgede Taliban adına barışı bozmasına izin vermeyecek” dedi.
Peşaver'deki saldırı, ülkenin büyük ekonomik ve siyasi kargaşa yaşadığı bir zamanda gerçekleşti. Eleştirmenler, bunun Pakistan liderlerini tükettiğini ve dikkatleri Pakistan Talibanı dahil olmak üzere güvenlik tehditlerinden uzaklaştırdığını söylüyor. 
Geçtiğimiz Salı günü, siyasi seçkinler suçlanırken, ordunun 2014'te olduğu gibi başka bir karşı saldırı başlatmayı düşündüğüne dair söylentiler yayıldı. Ancak bugün böyle bir saldırı, Pakistan makamlarının Afganistan'daki yeni hükümetle gergin ilişkisi nedeniyle karmaşık hale gelebilir.
Wilson Center'daki Güney Asya Enstitüsü müdürü Michael Kugelman, “Terörle mücadeleye verilecek en başarılı yanıt, muhtemelen Pakistan Talibanı'nın grubun liderliğinin dayandığı Afganistan'daki mevcut güç merkezine odaklanmak olacaktır. Ancak Pakistan, sınır ötesi terörle mücadele operasyonları yürütürse, Afganistan'da Taliban ile gerilimi artacaktır. Bu, Pakistan'ın ihtiyaç duyduğu en son şey” şeklinde konuştu.
İslamabad ve Lahor gibi nispeten daha güvenli şehirlere göç etme konusunda söylentiler söz konusu. Hristiyan bir sağlık çalışanı olan Muhtar Mesih, “Pakistan'da tek bir güvenli şehir yok. Ancak herhangi bir şehri Peşaver ile karşılaştırırsanız, orayı nispeten daha sakin ve huzurlu bulabilirsiniz” dedi. Mesih, 2013 yılında Peşaver'de bir kilisede 120'den fazla kişinin ölümüne yol açan intihar saldırısında bir arkadaşını kaybetmişti. Şiddetin yeniden gündeme gelmesinden korkan Mesih, “2009'dan 2013'e kadar terörün zirve yaptığı bir dönemde Peşaver'de yaşadım ve orada yaşamanın ne kadar zor olduğunun gayet iyi farkındayım” dedi.



Pakistan’daki Şii camisine saldırıyı DEAŞ üstlendi

Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
TT

Pakistan’daki Şii camisine saldırıyı DEAŞ üstlendi

Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)

Pakistan'da en az 31 kişinin yaşamını yitirdiği cami saldırısını DEAŞ üstlendi.

Başkent İslamabad'daki İmam Bargah Camisi'nde cuma namazı sırasında meydana gelen patlamada 170'ten fazla kişi de yaralanmıştı. 

DEAŞ, Telegram kanalından yayımladığı açıklamada, Hatice-i Kübra Camii diye de bilinen Şii ibadethanesine düzenlenen saldırıyı üstlendi.

Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf, X'ten dün yaptığı açıklamada, silahlı saldırganın etrafa ateş açarak camiye girdiğini, güvenlik güçlerinin müdahalesi sonrası üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdiğini bildirmişti. 

Asıf, şüphelinin daha önce Afganistan'a gittiğini ve saldırının Hindistan'la Afganistan tarafından organize edildiğini öne sürmüştü.

Kabil ve Yeni Delhi yönetimleriyse iddiaları kınayarak reddetmişti.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, olayın "intihar saldırısı" olduğunu belirterek, "İbadethaneleri ve sivilleri hedef almak, insanlığa karşı işlenmiş iğrenç bir suçtur ve İslam ilkelerinin açık bir ihlalidir” demişti. 

Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari de patlamada hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilemişti. 

Şii camisindeki patlama, 2008'den bu yana İslamabad'da meydana gelen en ölümcül saldırı oldu. 2008'de başkentteki Marriott Hotel'e bomba dolu kamyonla düzenlenen saldırıda 60 kişi yaşamını yitirmiş, en az 266 kişi de yaralanmıştı. Saldırıyı üstlenen olmamıştı. 

Reuters'ın irtibata geçtiği Pakistanlı polis memuru Şahid Malik, camide 600 ila 700 kişinin olduğunu belirterek şunları söylüyor:  

Birçok olay yeri gördüm ama bu gerçekten çok korkunçtu.

Cami cemaatinden 46 yaşındaki Sarfraz Şah da saldırıda yaşanan kaosu şöyle anlatıyor: 

Silah seslerini duydum ve ne yaşandığını anlamaya çalışırken büyük bir patlama oldu. İnsanlar oraya buraya savruldu. Etraf dumanla doldu. Kimse ne olduğunu anlamadı. Sonra her yer kanla kaplandı.

Şah, saldırıda 39 yaşındaki kardeşi Manzar'ın yaşamını yitirdiğini söylüyor. 

Çoğunluğu Sünni Müslümanlardan oluşan Pakistan'da azınlık olan Şiiler, geçmişte de IŞİD ve Pakistan Talibanı'nın (Tehrik-i Taliban Pakistan/TTP) saldırılarında hedef alınmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Le Monde


Pakistan'da bir camide meydana gelen patlamada ölü ve yaralılar var

İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
TT

Pakistan'da bir camide meydana gelen patlamada ölü ve yaralılar var

İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)

Pakistan polisi, bugün başkent İslamabad'da bir Şii camisine düzenlenen patlamada ibadet eden çok sayıda kişinin öldüğünü bildirdi.

Yerel yetkililere göre, İslamabad'daki cami patlamasında yaralananların sayısı 80'i geçti.

Polis yetkilisi Zafer Ikbal, patlamanın Cuma namazı sırasında meydana geldiğini söyledi. "Birçok kişiyi hastanelere götürdük. Şu anda ölü sayısı veremem, ancak evet, ölüler var" ifadesini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre üst düzey bir güvenlik kaynağı, isminin açıklanmaması şartıyla "Şu ana kadar 11 kişi öldü ve 20 kişi yaralandı" dedi.

Polis sözcüsü, patlamanın niteliğinin henüz netleşmediğini belirtti.


Çin, Myanmar'da dolandırıcılık faaliyetleri yürütmekten suçlu bulunan 4 kişiyi idam ediyor

Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
TT

Çin, Myanmar'da dolandırıcılık faaliyetleri yürütmekten suçlu bulunan 4 kişiyi idam ediyor

Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).

Çinli yetkililer bugün, altı Çin vatandaşının ölümüne neden olmaktan ve Myanmar'da 4 milyar dolardan fazla değerde dolandırıcılık ve kumar operasyonu yürütmekten suçlu bulunan dört kişinin idam edileceğini duyurdu.

Güney Çin'deki Shenzhen Orta Halk Mahkemesi bu sabah yaptığı açıklamada idamların ne zaman gerçekleştirileceğine dair bilgi vermedi.

Geçtiğimiz hafta, Myanmar'da dolandırıcılık operasyonu yürütmekle suçlanan 11 kişinin daha idam cezasına çarptırıldığı açıklandı.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre, geçen kasım ayında Shenzhen'deki bir mahkeme, aralarında kötü şöhretli Bai ailesinin üyelerinin de bulunduğu beş kişiyi, dolandırıcılık merkezleri ve kumar kulüpleri ağı işletmekten dolayı ölüm cezasına çarptırdı.

Mahkeme, sanıklardan biri olan grubun lideri Bai Su Cheng'in mahkumiyetinden sonra bir hastalıktan öldüğünü bildirdi.

Grup, Myanmar'ın Çin sınırındaki Kokang bölgesinde sanayi parkları kurmuştu ve adam kaçırma, gasp, zorla fuhuş ve uyuşturucu üretimi ile ticareti de dahil olmak üzere dolandırıcılık amaçlı kumar ve telekomünikasyon faaliyetleri yürütmekle suçlanıyordu.

Mahkeme, sanıkların kurbanlarını 29 milyar yuan'dan (4,2 milyar dolar) fazla dolandırdığını, altı Çin vatandaşının ölümüne ve birçoğunun yaralanmasına neden olduğunu belirterek, suçlarının "son derece iğrenç, son derece ciddi koşullar ve sonuçlar doğuran ve topluma ciddi bir tehdit oluşturan" nitelikte olduğunu bildirdi.

Açıklamada, sanıkların başlangıçta karara itiraz ettikleri, ancak Guangdong Eyaleti Yüksek Halk Mahkemesi'nin itirazlarını reddettiği belirtildi.

Bu infazlar, Pekin'in Güneydoğu Asya'da, özellikle Myanmar, Kamboçya ve Laos'ta gelişen bir iş haline gelen "dolandırıcılık kümelenmeleri"ne karşı yürüttüğü geniş kapsamlı operasyonun bir parçası olarak gerçekleşti. Bu çeteler, aralarında binlerce Çin vatandaşının da bulunduğu dünya çapındaki kurbanlara karşı kaçakçılık, insan ticareti ve siber dolandırıcılık gibi çeşitli suçlar işliyor.

Bölgedeki yetkililer, özellikle Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerden gelen artan uluslararası baskıyla karşı karşıya kalıyor ve suç oranındaki artışla mücadele etmeleri bekleniyor.