Mısırlılar paranın değer kaybına karşı altına yöneldi

Mısırlılar döviz kuru dalgalanması karşısında kendilerini ‘altın’ ile koruyorlar

Altın külçe (Reuters)
Altın külçe (Reuters)
TT

Mısırlılar paranın değer kaybına karşı altına yöneldi

Altın külçe (Reuters)
Altın külçe (Reuters)

Mısır’ın başkenti Kahire'nin doğusundaki Medineti Mahallesi’nde Feride’nin ikinci yaş günü münasebetiyle aile içinde yapılan bir kutlama sırasında gelenler, mühendis baba Mahmud’un (39) kızına verdiği hediye karşısında şaşkına döndüler. Baba Mahmud kızına mor kadife bir kutu hediye ederken, gelenler kutunun içinde altın bir yüzük ya da kolye olacağını düşünüyorlardı. Ancak kutunun içinden altın para çıkmasıyla baba herkesin beklentilerini tersine çıkardı. Bir çocuğa böyle bir hediye verilmesinin sebebini anlayamayan aile şaşakaldı. Ancak kısa bir süre sonra babanın ‘bunun zamana ihtiyacı olduğunu’ söylemesi aile bireylerini rahatlattı.
Baba Mahmud'un bu davranışı, resmi verilerle teyit edilen yerel para biriminin döviz kurundaki dalgalanmalar karşısında kendilerini korumak için artık ‘altını bir değer saklama aracı’ ve ‘güvenli bir sığınak’ olarak gören bazı Mısırlıların görüşlerini yansıtıyor.
Tedarik Bakanı'nın altın endüstrisi işlerinden sorumlu danışmanı Naci Ferec konuya ilişkin yaptığı açıklamada ‘küresel krizin, Mısırlıların altın satın almasını engellemediğini ve altının ticaret piyasasının önemli bir toparlanmaya tanık olduğunu’ söyledi. Ferec iki akşam önce bir televizyon röportajında ‘Mısırlıların geçen yıl 40 ton altın külçe, takı ve para satın aldığını’ belirterek ‘Mısır'ın altın rezervlerinin 75 tondan 125 tona çıktığına’ işaret etti. Ferec ‘bu rakamların Mısır'daki ekonomik duruma olumlu yansıyacağı’ görüşünde.
Elde edilen veriler, Mısırlıların altına olan yöneliminde dikkat çekici bir artışa işaret ediyor. Dünya Altın Konseyi'nin (WGC) geçen yıl şubat ayında yaptığı açıklamaya göre, 2020 yılında 19,7 ton olan altın takı talebi, 2021 yılında 27,9 tona ulaştı. Aynı kaynağa göre altın külçe ve para talebinin ‘daha fazla’ olduğu kaydedildi. Bu da altın satın alma amacının ‘süs değil, tasarruf’ olduğunu gösteriyor.
Mısır altın piyasası geçtiğimiz yıl boyunca art arda fiyat artışlarına tanık oldu. Ulusal para biriminin hareketleneceği yönündeki tahminlerin sonucunda altın fiyatlarının artmasıyla kuyumcular zaman zaman altın satışlarını durdurdu. Bunun son örneği geçtiğimiz aralık ayında yaşandı. Öte yandan ulusal para birimi ile ilgili tahminler doğru çıktı ve hızlı dalgalanmalar yaşandı. 11 Ocak’ta 1 doların karşılığı 32 Mısır pounduna çıkarken daha sonra 30 Mısır pounduna sabitlendi.
Şarku’l Avsat’ın Mısır basınından aktardığı gözlemlere göre altın haberleri yıl boyunca Mısırlıların en çok ilgi duyduğu konuların başında geldi. Sosyal medyada bile artık Mısır ekonomisinin durumunu tartmak için günlük altın ve dolar fiyatları konuşuluyor. Resmi düzeyden bakılacak olursa, Mısır Merkez Bankası, geçtiğimiz şubat ayında 44 ton altın satın aldıktan sonra, geçen yılın ilk çeyreğinde ‘en büyük’ altın alıcısı olarak sınıflandırıldı. Uzmanlara göre bu karar, Mısır Merkez Bankası tarafından yayınlanan son verilere göre Kahire'nin geçen aralık ayında 34 milyar dolara ulaşan döviz rezervlerini güvence altına almak amacıyla geldi.
Mısır Ekonomi, İstatistik ve Mevzuat Derneği üyesi ekonomist Dr. Velid Ceballah, Mısırlıların krizler sırasında altına yönelmesini ‘olağan ve haklı bir durum’ olarak değerlendirdi. Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda Ceballah “Bu davranış sadece Mısırlılarla sınırlı değil, küresel bir yönelimdir. Çünkü altın, tarih boyunca insanların ekonomik krizlerin yansımaları karşısında başvurdukları daha istikrarlı bir sığınaktır. Dolayısıyla bu küresel bir kültürdür” ifadelerini kullandı.
Ekonomist “Mısırlıların genelde imar faaliyetleri aracılığıyla birikimlerini korudukları şehirlerde ve köylerde inşaatları azaltmak için alınan kararlar da dahil olmak üzere, Mısır'daki bu yönelimi güçlendiren ekstra nedenler de var. Bu durum, Mısırlıları başta altın olmak üzere alternatif tasarruf araçları aramaya itti” dedi.
Pazarın büyüklüğüne kıyasla Mısır'da girişimcilik sektörünün hala sınırlı olduğunu belirten Ceballah “Mısırlıların çoğu birikimlerini projeler veya girişimcilik ile riske atmıyor ve altın almak daha ağır basıyor” dedi. Ekonomist, Mısırlılar için altının diğer birikim saklama araçlarına göre avantajlarını sayarak “Enflasyon banka mevduatlarını yiyor. Ayrıca gayrimenkulün tersine altının, tasarruf sertifikalarından farklı olarak sahibinin tasarrufunda olması satılmasını kolaylaştırıyor” dedi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.