İsrail, Filistinlilerle barışı gerçekten istiyor mu?

Hak mahrumiyetleri ve hukuksuzluk, Ortadoğu’nun tamamını etkiliyor.

İsrail siyaset sahnesini takip edenler ülke siyasetinde aşırı sağa doğru bir eğilim olduğunu açıkça görüyor. (AFP)
İsrail siyaset sahnesini takip edenler ülke siyasetinde aşırı sağa doğru bir eğilim olduğunu açıkça görüyor. (AFP)
TT

İsrail, Filistinlilerle barışı gerçekten istiyor mu?

İsrail siyaset sahnesini takip edenler ülke siyasetinde aşırı sağa doğru bir eğilim olduğunu açıkça görüyor. (AFP)
İsrail siyaset sahnesini takip edenler ülke siyasetinde aşırı sağa doğru bir eğilim olduğunu açıkça görüyor. (AFP)

Nebil Fehmi
Ortadoğu, son dönemde çeşitli krizler ve çatışmalarla mücadele ederken birçok şiddet olayına sahne oluyor. Dikkatler ise başlıca birkaç konuya çevrilmiş durumda. Bu durum bazılarını, kasıtlı olsun ya da olmasın Filistin meselesinin artık bölgenin veya Arap ülkelerinin öncelikleri arasında olmadığı, bunun Arap liderlerin diğer sorunları örtbas etmek için kullandıkları suni bir mesele olduğunu öne sürmeye itti. Likud Partisi’ni ve aşırı sağcı İsrail'i temsil eden Binyamin Netanyahu, bu yanlış teorinin en önemli ve önde gelen destekçilerinden biri.
Bir yılın bitip diğerinin başlamasıyla birlikle Filistin meselesi ve İsrail'in bu konudaki tutumu hakkında yazmaya karar verdim. Çünkü bu gasp edilmiş haklar meselesidir ve tüm Ortadoğu'yu diğer meselelerden çok daha fazla etkiliyor. Bu yüzden her Arap, Filistin meselesiyle hakkını vererek ilgilenmeli, hatta Filistin meselesi hakkında ortada dolaşan söylemleri de düzeltmeli.
İşe, Filistin meselesinin kontrollü olduğu, çok az kayıp ve kurban verildiği iddiasını çürüterek başlayabilirim. Birleşmiş Milletler’in (BM) yakın tarihlerde yayınladığı raporları, İsrail güçlerinin geçtiğimiz kasım ayına kadar Batı Şeria'da en az 199 Filistinliyi öldürdüğünü doğruladı. Söz konusu raporlara göre öldürülen bu 199 Filistinliden 47’si çocuk. Bu, 2008 yılından bu yana kaydedilen en yüksek oran. Bu verilerin açıklaması üzerine BM Çocuklar ve Silahlı Çatışma Özel Temsilcisi bölgeyi ziyaret etti. BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland geçtiğimiz günlerde, şiddet döngüsünün ancak uluslararası hukuka göre 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını öngören siyasi bir çözüm ile son bulacağını açıkladı.
Filistinlilerin göz göre göre maruz kaldığı haksızlık ve zulmün Ortadoğu'ya yansımaları olmayacağını ya da bu meselenin sona erdiğini zannedenler yanılıyorlar.
Diplomatik ve siyasi kariyerim boyunca, Mısır'ın kapsamlı bir Arap-İsrail barışını sağlama ve Filistin topraklarına yönelik İsrail işgalini sona erdirme çabalarının bir parçası olarak Filistin davasıyla ilgilendim, etkileşimde bulundum ve büyük ölçüde bununla meşgul oldum. Filistinlilerin, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız devletlerini kurmaya yönelik çabalarının birkaç aşamasına, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 242 sayılı kararının kabulü, Oslo süreci ve İsrail'in Filistin topraklarındaki işgaline son vermesinin ardından İsrail ile tüm Arap ülkeleri arasında ilişkilerin normalleşmesini öngören 2002 tarihli Beyrut Zirvesi kararları gibi Filistin tarafının somut bir şekilde esneklik gösterildiği dönemlere tanık oldum.
Söz konusu süreçte İsrail ve ABD’nin, başta Ebu Ammar (Yaser Arafat) ve Ebu Mazen (Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas) olmak üzere Filistinli liderlere yönelik barış adına kararlı adımlar atmaktan çekindikleri iddialarına çok kızdım. Bu iddialar, barışı destekleyen ve zor kararlar alabilen Filistinli bir ortağın olmadığını ima ediyordu.
Buna kızdım çünkü asıl soru Filistinli bir ortak olup olmadığı değil, İsrail'in Filistinlilerle barış isteyip istemediğiydi. Aslında tüm kanıtlar ve göstergeler ister sağ ister sol eğilimde olsunlar İsraillilerin Filistinlilerle barış istemediğini ortaya koyuyor. En önemli olumsuz göstergelerden biri, İsrail yerleşim birimlerinin sayısının sol eğilimli İşçi Partisi'nin iktidarı sırasında bile artmaya devam etmesi ve büyümesidir. İşçi Partisi lideri İzak Rabin’in hükümeti ve sağcı bir cumhurbaşkanının görevde olduğu dönemde yerleşim birimleri inşa edilmeye devam etti. İsrail, işgalin 70 yılını geride bırakırken bağımsız Filistin devletinin kurulması gereken topraklarda genişlemeyi sürdürüyor.
Son zamanlarda, yeni küresel düzen ve bu düzenin içindeki Ortadoğu denklemi üzerine bir dizi seminere katıldım.  Bu seminerlere eski başbakanlar da dahil olmak üzere İsrail merkez solundan çok sayıda İsrailli politikacı da katıldı. Kendilerini İsrail’deki mevcut çoğunluğundan uzaklaştırmaya çalışsalar da Filistin-İsrail barış çabalarının başarısız olmasından Filistin tarafını sorumlu tutmaktan da çekinmediler. Bu beni oldukça öfkelendirdi. Çünkü geçmişte bu insanların hepsiyle çalıştım. Onların gerçeği ne kadar ihlal ya da ihmal ettiklerini biliyorum. Fakat hepsinden önemlisi, gerçeğin sadece yarısını söyleseler de asıl gerçek şu ki seçimleri kaybettiler ve İsrail solu zayıfladı.
Şunu merak ediyorum; İsrail, Filistinlilerle barışı gerçekten istiyor mu?
Tüm söylenenlere rağmen İsrail siyaset sahnesini takip eden herkes, İsrail'deki eğilimin Netanyahu'nun İsrail tarihinin en uzun süreli başbakanlığını yapmasının ardından, (Naftali) Bennett ve (Yair) Lapid ortaklığında kurulan aşırı sağ ve merkez sol arasındaki kısa ömürlü koalisyon hükümeti dışında yıldan yıla sağa, hatta aşırı ve ırkçı sağa doğru olduğunu görür. İki devletli çözüme inanmayan Netanyahu’yu şimdi yeniden faşist ve ırkçı Itamar Ben-Gvir'in de dahil olduğu aşırı sağcı bir koalisyonun başında buluyoruz. Bu durum, ABD merkezli New York Times (NYT) gazetesini, özellikle İsrail’in eski genelkurmay başkanlarından birinin Batı Şeria'daki geniş alanları ilhak etme eğiliminde olmasından dolayı bir milyon vatandaşı Netanyahu’ya karşı seferber etmekle tehdit etmesinin ardından İsrail’in eğilimleri konusunda uyarmaya itti.
Gazete, İsrail’in eski başbakanı Ehud Barak’ın, İsrail’deki mevcut siyasi koalisyonun ‘iğrenç’ durumda olduğunu ve Netanyahu'nun ırkçı bakanların parlatılması için baskı yapacağını, aşırılığı ve nefreti körükleyen eğilimlere izin vereceği ve İsrail ordusunun Batı Şeria'daki gücünü aşırılık yanlısı milisler lehine azaltacak önlemler alacağını söylediğini aktardı.
NYT ayrıca aralarında Daniel Kurtzer ve Aaron Miller gibi isimlerin de bulunduğu ABD’li bazı eski diplomatların, ABD'nin İsrailli bakanlara karşı insan haklarını ihlal etmeleri ve ırkçılık yapmaları halinde yaptırımlar uygulamak da dahil olmak üzere katı önlemler alacağı konusunda uyardıklarını yazdı.
Sonuç olarak İsrail toplumunun, Filistinlilerle barışı desteklemediğine ve bu yönde pozitif iş birliğine, hatta Filistinlilerle uluslararası insan hakları hukuku çerçevesinde ilgilenmeye bile hazır olmadıklarına inanıyorum.
Bu da herkesi söz konusu durumu dikkate almaya ve buna göre hareket etmeye zorluyor. Uluslararası toplum, İsrail’in işgal altındaki halka karşı sorumluluklarını üstlense bile diğer saldırganlar gibi İsrail'e uluslararası insan hakları hukuku ilkelerini uygulamakta isteksiz kalacak mı? İsrail'in azalan iki devletli çözüm şansını bile tamamen ortadan kaldırmasına izin verilecek mi?
Filistin Yönetimi ve halkı, bu acı ve insanlık dışı gerçekle yüzleşmek için birleşik ve çeşitlendirilmiş bir plan çerçevesinde hareket etmeli.
Arap ülkeleri, barış sürecinin temellerini korumak için durumu doğru bir şekilde değerlendirmeli ve İsrail'e yönelik taleplerini tanımlamalı. Şu anki koşullar müzakereler için uygun olmasa da İsrail'in Filistinlilere yönelik kabul edilemez provokasyonları açısından neyin kabul edileceği önceden belirlemeli ve İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Joe Biden liderliğindeki Uluslararası Dörtlü ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bunlar hakkında bilgilendirilmeli.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Washington, Abbas’ın Genel Kurul’a katılmasını ikinci kez engelledi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Eylül 2025’te BM Genel Kurulu’na video yoluyla hitap ediyor (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Eylül 2025’te BM Genel Kurulu’na video yoluyla hitap ediyor (EPA)
TT

Washington, Abbas’ın Genel Kurul’a katılmasını ikinci kez engelledi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Eylül 2025’te BM Genel Kurulu’na video yoluyla hitap ediyor (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Eylül 2025’te BM Genel Kurulu’na video yoluyla hitap ediyor (EPA)

ABD yönetimi, üst üste ikinci yıl Filistin Yönetimi ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yetkililerine gelecek hafta New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmaları için vize vermeyi reddetti. Bu karar, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Genel Kurul’a bizzat katılmasını engelliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı çarşamba akşamı yaptığı açıklamada, “ABD, verdikleri taahhütlere rağmen gerekli reformları gerçekleştirmemeleri ve barış perspektiflerini zayıflatan faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle, FKÖ üyeleri ve Filistin Yönetimi yetkililerine vize verilmesini engelleyen yaptırımları uzatacaktır” ifadelerini kullandı.

Filistin Yönetimi ise kararı reddederek, uygulamayı “haksız” olarak nitelendirdi.

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Genel Kurul’a video yoluyla hitap edecek.


Paris’te Lübnan’a destek için diplomatik ve askeri hareketlilik

Lübnan ve Fransa cumhurbaşkanları ile Ürdün Kralı, dün öğle saatleri öncesinde Lübnan konulu toplantının düzenlendiği Les Invalides Sarayı önünde (AP)
Lübnan ve Fransa cumhurbaşkanları ile Ürdün Kralı, dün öğle saatleri öncesinde Lübnan konulu toplantının düzenlendiği Les Invalides Sarayı önünde (AP)
TT

Paris’te Lübnan’a destek için diplomatik ve askeri hareketlilik

Lübnan ve Fransa cumhurbaşkanları ile Ürdün Kralı, dün öğle saatleri öncesinde Lübnan konulu toplantının düzenlendiği Les Invalides Sarayı önünde (AP)
Lübnan ve Fransa cumhurbaşkanları ile Ürdün Kralı, dün öğle saatleri öncesinde Lübnan konulu toplantının düzenlendiği Les Invalides Sarayı önünde (AP)

Paris’te Lübnan’a destek amacıyla diplomatik ve askeri hareketlilik yaşandı. 17 ülke ve kuruluşun liderleri, genelkurmay başkanları ve üst düzey askeri yetkililerinin katılımıyla Lübnan ordusu ve güvenlik güçlerine destek amacıyla uluslararası hazırlık toplantısı düzenlendi. Toplantı öncesinde Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bir araya geldi. Ardından Avn, Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah’ın katıldığı üçlü zirvede Lübnan ve bölgedeki gelişmeler ele alındı.

Macron, devletin egemenliğinin güçlendirilmesi amacıyla Lübnan ordusuna destek verdiğini vurgularken, Avn da askeri ve güvenlik kurumlarına yardım edilmesinin ve Fransa’nın Lübnan’la iş birliğini sürdürmesinin önemine dikkat çekti.

Öte yandan, Roma’da İsrail’le yapılacak sekizinci tur müzakerelere hazırlık sürerken Lübnan, “pilot bölge” olarak belirlenen alanın Ali et-Tahir tepelerini ve çevredeki yerleşimleri kapsayacak şekilde genişletilmesini değerlendiriyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu kapsamda, ABD’nin desteğiyle uluslararası bir gözlem noktası kurulması ve aynı anda Lübnan ordusunun bölgede konuşlandırılması planlanıyor.

Bu düzenlemenin, ordunun bölgedeki kontrolünün ve bölgenin “Hizbullah” silahlarından arındırılmış olduğunun doğrulanmasına yönelik bir mekanizmanın parçası olması öngörülüyor. Lübnan ise ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve İsrail’in ihlallerine son verilmesi konusunda ısrarcı.


Şam’dan akaryakıt fiyatlarında geri adım: Sübvansiyonlu motorin 115 Suriye lirası

Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)
Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)
TT

Şam’dan akaryakıt fiyatlarında geri adım: Sübvansiyonlu motorin 115 Suriye lirası

Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)
Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)

Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, sübvansiyonlu motorinin litre fiyatının 115 Suriye lirası (0,94 dolar)  olarak belirleneceğini açıkladı. Beşir, bakanlığın vatandaşların üzerindeki ekonomik yükü hafifletirken akaryakıt arzının sürekliliğini güvence altına alacak alternatifler üzerinde çalıştığını söyledi.

Beşir, Suriye Petrol Şirketi Üst Yöneticisi Yusuf Kablaavi ile birlikte bugün (Perşembe) düzenlediği basın toplantısında, petrol sektöründeki son gelişmeler ve mevcut dönemde alınan tedbirler hakkında bilgi verdi. Beşir, vatandaşların geçim yükünü hafifletmek amacıyla farklı fiyat ve özelliklere sahip çeşitli motorin türlerinin piyasaya sunulacağını belirtti. Bakan ayrıca Suriye Petrol Şirketinin yönetim ve denetiminde, ham petrol işleme kapasitesi günlük 35 bin varile ulaşan bir dizi yerel elektrikli rafinerinin yeniden faaliyete geçirileceğini söyledi.

Petrol Ürünleri ve Maden Kaynakları Fiyatlarını Belirleme Daimi Komitesi, geçen pazar günü petrol ürünleri için yeni ve geçici bir fiyat listesi yayımlamıştı. Suriyeliler, bölgesel ve küresel gelişmelerden etkilenen karar kapsamında fiyatların yüzde 25 ila 40 arasında artırılmasına şaşırmıştı.

Karar, özellikle ekonomik, idari, güvenlik ve yaşam koşullarına ilişkin karmaşık sorunlarla karşı karşıya bulunan Suriye'nin doğu ve kuzey bölgelerinde geniş çaplı halk tepkisine yol açtı. Akaryakıt fiyatlarındaki artışın zaten ağır olan günlük yaşam maliyetlerine yansıması endişesi tepkileri daha da artırdı.

dfvbgh
Suriye'nin kuzeyindeki El Bab kentinde protestocular, artan yakıt fiyatlarını protesto etti. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın SANA'dan aktardığı habere göre  basın toplantısında konuşan Beşir, çarşamba günü Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldiğini ve vatandaşların üzerindeki yükü hafifletecek bir dizi uygulanabilir alternatifin ele alındığını söyledi. Beşir, kullanım alanına göre farklı özellik ve fiyatlara sahip çeşitli motorin türlerinin piyasaya sunulması yönündeki önerinin kabul edildiğini belirterek, böylece piyasadaki tek bir yüksek özellikli ve yüksek maliyetli ürüne olan bağımlılığın sona erdirileceğini ifade etti.

Enerji Bakanı, “Enerji fiyatlarındaki artışın vatandaşların yaşamına, tarım, üretim ve hizmet sektörlerine doğrudan yansıdığının farkındayız. Sorumluluğumuz yalnızca petrol ürünlerini temin etmekle sınırlı değil, aynı zamanda yükleri hafifletecek ve arzın sürekliliğini koruyacak çözümler aramayı da kapsıyor” dedi.

Beşir, bakanlığın başta ısınma, tarım ve destekten yararlanması gereken kesimler olmak üzere belirlenen alanlarda kullanılmak üzere sübvansiyonlu motorini litre başına 115 Suriye lirasından satışa sunacağını açıkladı. Bakan ayrıca ulaştırma ile üretim ve hizmet sektörlerindeki kullanımlar için uygun özelliklere sahip motorinin litre başına 150 liradan piyasaya sunulacağını bildirdi.

Beşir, bakanlığın günlük 35 bin varile kadar ham petrol işleme kapasitesine sahip bir grup elektrikli rafineriyi yeniden faaliyete geçirme kararı aldığını belirtti.

xcdfgh
Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Çarşamba akşamı Enerji Bakanı ile sektörün durumu ve yakıt dosyası hakkında görüştü (SANA)

Bakan, ham petrol ürünlerinin maliyetinin hazır petrol ürünlerine kıyasla daha düşük olduğunu ifade ederek elektrik üretiminde kullanılmak üzere aylık yaklaşık 140 milyon dolar tutarında gaz satın alındığını kaydetti.

Suriye'nin çeşitli ülkelerden günlük 5 milyon 300 bin metreküp gaz ithal ettiğini belirten Beşir, elektrik üretimi için gaz alımının aylık 140 milyon dolara mal olduğunu ve hazineye ilave yük getirilemeyeceğini söyledi.

Beşir, elektrik borçlarının birikmesi ve petrol ürünlerinden kaynaklanan zararların yatırım projeleri ile yatırım harcamalarını etkilediğini belirterek elektrik faturalarının ödenmemesi ve şebekeye yönelik usulsüz müdahalelerin Suriye Elektrik Şirketinin zararlarını artırdığını ifade etti.

Bakan, “Devlet, sosyalist ekonomi sisteminden serbest piyasa sistemine geçiş politikası benimsedi. Bunun beraberinde getirdiği zorlukların farkındayız” dedi.

Beşir, “Banyas Rafinerisinin yeniden faaliyete geçmesi ve yerli üretimin artırılması, petrol ürünleri fiyatlarına olumlu yansıyacak” ifadeleriyle açıklamalarını tamamladı.

Rafinerilerden çıkan ürünler belirli istasyonlarda satılacak

Suriye Petrol Şirketi Üst Yöneticisi Yusuf Kablaavi ise Enerji Bakanlığı ile uygulama mekanizmalarını görüştükten sonra söz konusu tedbirlerin hayata geçirilmesine yönelik uygulama planını hazırlamaya başladıklarını söyledi.

Kablaavi, geçen dönemde teknik ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların incelendiğini, sürecin sorunsuz şekilde yürütülmesi ve hedeflenen sonuca ulaşılması için karşılaşılabilecek engellerin aşılması üzerinde çalışıldığını belirtti.

bghju
Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir, Perşembe günü Suriye Petrol Şirketi CEO'su Yusuf Kablavi ile basın toplantısı düzenledi (Bakanlık hesabı)

Teknik ve idari hazırlıkların tamamlanma durumuna bağlı olarak uygulama adımlarının önümüzdeki günlerde başlamasını umduğunu ifade eden Kablaavi, uygulamanın ayrıntılarının aşamalı olarak açıklanacağını kaydetti.

Kablaavi, rafinerilerde işlenen petrol ürünlerinin illerde belirlenen akaryakıt istasyonları tarafından satılacağını doğruladı.

Yeni fiyat listesi 13 Eylül'de yayımlandı

Petrol Ürünleri ve Maden Kaynakları Fiyatlarını Belirleme Daimi Komitesi, 13 Eylül'de petrol ürünleri için yeni ve geçici bir fiyat listesi yayımlamıştı.

Enerji Bakanlığı daha sonra yaptığı açıklamada, Suriye'de petrol ürünleri fiyatlarının yükselmesinin, Banyas Rafinerisinin bakıma alınmasıyla eş zamanlı olarak bu ürünlerin küresel piyasalardan temin maliyetinde yaşanan olağanüstü artıştan kaynaklandığını bildirdi. Bakanlık, fiyat değişikliğinin geçici olduğunu ve arzın sürekliliğini sağlamakla birlikte ürünlerin iç piyasada bulunabilirliğini güvence altına almayı amaçladığını belirtti.

Bakanlık, Suriye piyasasının benzin, motorin ve fuel oilin küresel tedarik maliyetlerindeki artıştan etkilendiğini açıkladı. Banyas Rafinerisinin yaklaşık iki ay sürecek kapsamlı bakıma alınmasının ise hazır petrol ürünlerinin ithalatına olan ihtiyacı geçici olarak artırdığı kaydedildi.