Viyana Başpiskoposu Kardinal Christoph Schönborn, Şarku’l Avsat'a konuştu: İfade özgürlüğü, peygambere hakaret etmek ve Kur’an-ı Kerim’i yakmak değildir

Kardinal Christoph Schönborn, Şarku’l Avsat'a Mekke Belgesi’nin kültürel ve dini çatışma açısından önemli olduğunu vurguladı.

Viyana Başpiskoposu Kardinal Dr. Christoph Schönborn. (Abdulaziz el-Arifi)
Viyana Başpiskoposu Kardinal Dr. Christoph Schönborn. (Abdulaziz el-Arifi)
TT

Viyana Başpiskoposu Kardinal Christoph Schönborn, Şarku’l Avsat'a konuştu: İfade özgürlüğü, peygambere hakaret etmek ve Kur’an-ı Kerim’i yakmak değildir

Viyana Başpiskoposu Kardinal Dr. Christoph Schönborn. (Abdulaziz el-Arifi)
Viyana Başpiskoposu Kardinal Dr. Christoph Schönborn. (Abdulaziz el-Arifi)

Viyana Başpiskoposu Kardinal Dr. Christoph Schönborn, nefret ve aşırılık yanlısı fikirlere karşı koymak, hoşgörü ve bir arada yaşama kültürünü yaymak için Mekke Belgesi'nin önemine vurgu yaparken, semavî dinlerin değerlerini yüceltmek için ortak bir fikir ortaya koyma sözü verdi. İsveç'te bir Kur’an-ı Kerim nüshasının yakılmasını kınayarak bu fiili ifade özgürlüğü olarak tanımlamaya karşı çıktı. Christoph Schönborn ayrıca Hz. Muhammed’e ve Müslümanlara yönelik herhangi bir hakaretin kabul edilemeyeceğini vurguladı.
139 ülkeden İslam hukuku alimlerinin bir araya gelerek oluşturduğu, 27 mezhebi temsilen bin 200'den fazla müftü ve alim tarafından imzalanan Mekke Belgesi, ötekinin varlığına saygı duymanın ve onun onurunu tüm haklarıyla korumanın gerekliliğini vurgulayarak birlikte yaşama, ortaklık ve kardeşçe iş birliğine odaklanıyor.

Açılım
Dünya İslam Birliği (Rabıta) Genel Sekreteri Dr. Şeyh Muhammed el-İsa'nın davetlisi olarak Suudi Arabistan'a gelen Viyana Başpiskoposu Kardinal Dr. Christoph Schönborn ziyaretine ilişkin şu açıklamada bulundu:
“Suudi Arabistan topraklarına ilk kez ayak basıyorum. Bunun en önemli sonuçlardan biri, anavatanım Avusturya'ya yanımda götüreceğim karşılıklı saygı duygusu olacak. Bu ziyaretten dolayı şeref duydum. Her zaman Müslümanları ve onların her gün ibadetlerinde Mekke’ye nasıl yöneldiklerini düşünüyorum. Çünkü burası dünyadaki tüm Müslümanlar için kutsal bir toprak. Dolayısıyla ziyaretim, bu toprakları kutsal sayan ve onun izinden giden bu halklara bir takdir ve saygı ifadesidir. Bu, ziyaretin olumlu yanlarından biridir. Vatanımda toplumun neredeyse yarısı Kilise ve Katolik cemaatine bağlı. Yüzde 7'si de Müslüman. Bu nedenle Avusturya'da yaşayan bu büyük grup için İki Kutsal Camii (Haremeyn-i Şerifeyn) arazisinin kutsal bir bölge olduğu hissine kapılıyorum. Ancak birbirimize saygı duyarsak ve değer verirsek birlikte yaşarız. Aramızda barışı ve sevgiyi aşılarız.”
Viyana Başpiskoposu din ve inancın kişisel bir mesele olduğunu vurguladı. Kardinal Schönborn, başka bir inanca sahip olanlara saygı duymanın önemli olduğuna inanıyor. Ona göre bu, “Avusturya'ya dönüş yolculuğumda yanımda taşıyacağım” dediği çok önemli noktalardan biri.

Suudi Arabistan'ın İslam dininin imajına verdiği önem
Kardinal Schönborn, Dr. Şeyh Muhammed el-İsa ile gerçekleştirdiği görüşmede, İslam'ın yanlış konumlandırıldığı terörizm ve tecrit potasından çıkarmaya tam ve eksiksiz bir ilgi duyduğunu açıkça hissettiğini belirtti. Dünya İslam Birliği'nden İslam dininin gerçek düşüncesini açıklığa kavuşturmak için açık bir ilgi olduğunu ve incelediği Mekke Belgesi’nin hoşgörünün kaynağı olan İslam dinini temel ilkelerine yerleştirdiği için oldukça harika olduğunu vurguladı. Schönborn sözlerini şöyle sürdürdü:
“İsveç'te Kur'an-ı Kerim'in yakılması hadisesinde olduğu gibi dinimize isnat edilmeye çalışılan olumsuz eylemleri reddetmek için Hristiyanlar olarak çok çalışıyoruz. Bu tarz eylemleri reddediyor ve bunların Hıristiyanlığa ve Hıristiyanlara mal edilmemesi için oldukça gayret gösteriyoruz. Bu nedenle bu tür eylemlerin ne İslam'a ne de Hıristiyanlığa ait olmadığını kanıtlamak için birlikte çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.”
“Tanrı hepimizi insan olarak eşit yarattı” düşüncesine dönmenin gerekli olduğuna inanan Kardinal Schönborn bu fikir genelleştirilerek insanların kardeş olarak nitelendirmesi ve bunun esas alınması gerektiğini vurguladı. Bunun karşılıklı saygının, yardımlaşmanın, insanlar arasında sevgi ve şefkat alışverişinin temel kuralı olduğunu söyledi.

Ortak adım
Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında ortak bir adım atılması gerektiğini vurgulayan Schönborn “Hristiyanların İslam'ı, Kur’an-ı Kerim’i, Hz. Muhammed’i ister saldırgan görsellerle ister yakarak rencide ettikleri her şeye karşı koyma fikri üzerinde çalışmak ve bunun Hristiyanlıkla alakalı olmadığını söylemek iki tarafın da görevidir.”
Diğer yandan Müslüman olduklarını iddia eden bazı kişilerin Hıristiyanlara yönelik eylemlerine karşı çıkmak ve bu eylemlerin İslam'a ait olmadığını söylemek için Müslümanların da aynısını yapmaları gerektiğini vurguladı. “Çünkü fikir işin ortak olmasıdır. Birlikte çalışmamız, birbirimize saygı duymamız ve değerlerimizi savunmamız zorunludur. Ancak o zaman gerçekler ortaya çıkar” dedi.

Suç, ifade özgürlüğü değildir
Kardinal Schönborn Hz. Muhammed'e yönelik hakaret içeren karikatürlerin çizilmesinin ve Kur'an-ı Kerim'in yakılmasının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmediğini ve bu eylemlerin reddedildiğini vurguladı.
Kişisel özgürlüğün karşısındakine saygı duymaktan ve onu hiçbir şekilde kırmamaktan, başka kişi veya grupların duygu, his ve inançlarını incitme pahasına olmayacak şekilde fikrini beyan eden herkese saygı duymaktan geçtiğine inandığını söyleyen Schönborn, “Her gün Kudüs ve Kudüs'teki tüm insanlar adına barış için dua ediyorum. Çünkü Kudüs tüm dinlerin merkezidir” ifadesini kullandı.
Kardinal Schönborn sözlerini şöyle sürdürdü:
“Doksanlı yıllarda İsa Mesih'in çarpıtılmış bir karikatürünün olduğu koca bir kitap yayınlandı. Ben bu davranışa itiraz ettim ve şiddetle karşı çıktım. Ancak bazı gazeteciler itirazıma şaşırdılar ve iddia ettikleri şeye (düşünce özgürlüğüne) nasıl itiraz edebildiğimi sordular. Onlara cevabım, hiç kimsenin herhangi bir insanın annesini ve aynı şekilde Hz. Meryem’i çarpıtmasına izin verilmeyeceğiydi. Buna karşılık, Hz. Muhammed, dünyanın doğusundaki ve batısındaki tüm Müslümanlar için anlamlıdır. Müslümanların kalpleri ona karşı sevgi ve saygı doludur. Dünyada iki milyar Müslüman olduğu düşünülürse hiç kimsenin onu gücendirmesi, onunla alay etmesi veya ona saygı duyan ve iman eden birini alaya alması mümkün değildir.”

Bir rüya fikri mümkündür
Kardinal Schönborn sözlerinin devamında ortak eylemlerde bulunulacağını söyledi:
 “Avusturya'ya dönerken ilgilimi çeken birden fazla düşünce olduğunu söyleyebilirim. Tek bir düşünce değil. Benim için bunun yolu emek ve çabadan geçiyor.  Aslında bu ziyaretten ve Suudi Arabistan'da olumlu yönde gelişen olaylardan çok etkilendim. Dünya İslam Birliği ile aramda var olan ilişkiden çok memnun kaldım ve bu ilişkinin devam etmesiyle daha da mutlu olacağım. Dünya İslam Birliği ile aramızda ortak eylemler olacak. Benim bir hayalim var: Suudi gençleri Avusturyalı gençlerle tanıştırmak, onların birbirleriyle konuşmalarını ve tartışmalarını sağlamak. Çünkü onlar bizim geleceğimiz. Şu an barışı ve hoşgörüyü teşvik etmek için birlikte çalışmak üzere küçük bir proje yürütüyorum. Muhammed el-İsa'dan ödünç aldığım ‘sabır ve cesarete ihtiyacımız var’ ifadesini yüceltmemiz gerekiyor.”

Medeniyetler çatışması
Kardinal Schönborn, medeniyetler çatışmasını önleme konusunun, ‘bizim medeniyetimizi ve ötekinin medeniyetini’ tanıma merkezli çok önemli bir ilk adımı gerektirdiğine inanıyor. Schönborn, ‘bugün yaşadığımız büyük sorunun, kendi medeniyetini bilmeyen ve bu nedenle diğerinin medeniyeti hakkında bilgi sahibi olmayan birçok insan olduğuna ve bunun da eğitimin güçlendirilmesi ihtiyacını gerektirdiğine’ dikkat çekti.
Kardinal Schönborn sözlerini şöyle sürdürdü:
“Okullardaki gençlerin ve çocukların kendi medeniyetleri, dinleri ve diğerlerinin medeniyetleri ve dinleri hakkında çok şey öğrenmeleri önemlidir. Ne yazık ki ülkemde çok azımız İslam'ı biliyor. Bu nedenle onlara İslam hakkında olumlu ve doğru bilgiler vermek çok önemli. Suudi Arabistan’da da çocuklara ve gençlere diğer dinleri tanıtmak için bir eğitim programı başlattıklarını duydum. Bence ötekinin imajının onlar için netleşmesi için çok önemli. Avusturya'da uzun süredir ders kitaplarının müfredatında farklılıkları ortadan kaldırmaya ve Müslümanlara ötekini tanıtmaya yönelik bir ilgi var. Çünkü ötekini tanıtmak ve imajını netleştirmek için okullarla yakından ilgilenen, başta Avusturya olmak üzere Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasında pek çok olay yaşandı.”



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.