Bakan Nebati: Ülkeye 'kiralık konut üreticisi' kavramını getirerek, kiralık konut arzını artıracağız

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, "Ülkeye 'kiralık konut üreticisi' kavramını getirerek, kiralık konut arzını artıracağız. Kiralık konutlar, kentsel dönüşümde riskli yapı malik ve kiracılarına sunulacak." dedi.

AA
AA
TT

Bakan Nebati: Ülkeye 'kiralık konut üreticisi' kavramını getirerek, kiralık konut arzını artıracağız

AA
AA

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, kentsel dönüşüme yönelik yeni finansman modeliyle ilgili, "Konut üreticisi ile anlaşan bağımsız bölüm sahiplerine piyasaya göre çok uygun koşullarda kredi kullandırarak kentsel dönüşümü teşvik edeceğiz. Bu modelle, konut sahipleri hak kaybına uğramadan ve emsaller korunarak kentsel dönüşümü güçlü bir şekilde destekleyeceğiz." dedi.
Nebati, Şanlıurfa'da, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile kentsel dönüşümü desteklemek amacıyla hayata geçirilecek yeni finansman modellerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Afet bölgesinin yeniden imar ve ihyasını sağlamak için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile çalışmaları hızla sürdürdüklerini bildiren Nebati, bu kapsamda gereken her türlü finansmanı Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak sağlayacaklarını söyledi.
Nebati, kentsel dönüşüm probleminin çözümünde 3 ayrı yaklaşım üzerinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile eşgüdüm içinde çalışmayı sürdürdüklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Birinci modelde konut üreticisi ile anlaşan bağımsız bölüm sahiplerine piyasaya göre çok uygun koşullarda kredi kullandırarak kentsel dönüşümü teşvik edeceğiz. Bu modelle, konut sahipleri hak kaybına uğramadan ve emsaller korunarak kentsel dönüşümü güçlü bir şekilde destekleyeceğiz. İkinci modelimizdeyse ada bazlı kentsel dönüşüm kapsamında konut üreticilerini teşvik edeceğiz. Bu kapsamda konut üreticilerine düşük maliyetli finansman desteği sağlayarak depreme dayanıklı konut arzını hızla artıracağız. Bu iki durumda da KGF desteklerini devreye alarak hem konut üreticisinin hem de bağımsız bölüm maliklerinin krediye erişimlerini kolaylaştıracağız."

"Kira enflasyonunu dizginleyeceğiz"
Çalışmalarına Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaşandığı 6 Şubat'tan önce başlanan ve dünyada farklı örnekleri olan üçüncü modelin de özellikle kiralık konut arzını artırmaya yönelik olduğuna işaret eden Nebati, şu ifadeleri kullandı:
"Bu modelle ülkemize 'kiralık konut üreticisi' kavramını kazandırmayı ve kiralık konut arzını kısa sürede artırmayı hedefliyoruz. Model kapsamında üretilen kiralık konutlar, öncelikle kentsel dönüşümde riskli yapı malik ve kiracılarına hizmet sağlayacaktır. Kiralama tutarları ve kira artışları kamu otoritesi tarafından belirlenecek ve kira tavanı uygulaması yapılacaktır. Böylece, özellikle salgın sonrasından bu yana makul seviyelerin çok ötesinde artış gösteren kira enflasyonunu dizginleyeceğiz."
Nebati, depremler sonrası TOKİ projelerinde görev alan yüklenicilerin ilk etapta sözleşmelerini bağlamaları için ihtiyaç duydukları finansmana erişimi kolaylaştırabilmek adına yürürlükte olan Kredi Garanti Fonu (KGF) paketini revize edeceklerini dile getirerek, tüm modellerle ilgili diğer detayları gelecek günlerde kamuoyuyla paylaşacaklarını bildirdi.

"TOKİ'ye damga vergisi istisnası getirdik"
İçinde bulunulan zorlu dönemde vatandaşların konut ve barınma ihtiyaçlarına çözüm olmak ve finansmana erişimlerini kolaylaştırmak amacıyla konut kredilerinde uygulanan kredi değer oranlarını güncellediklerini anlatan Nebati, şunları kaydetti:
"Ayrıca, deprem nedeniyle özellikle orta ve alt gelir grubuna yönelik konutların daha uygun şartlarla üretilmesine imkan sağlamak amacıyla TOKİ tarafından konut ve konut ile ihale edilen yapım işlerine ilişkin olarak 2023 yılı sonuna kadar uygulanmak üzere damga vergisi istisnası getirdik. Bu süreçte, bir yandan da yıkılan veya kullanılamaz hale gelen iş yerleri için mobil çözümler de üretiyoruz. 6 bin geçici ticarethaneyi esnafımızın hizmetine verdik, 3 bin konteynerden oluşan çarşıları da kuruyoruz. Diğer taraftan, kurumlarımızla koordineli şekilde ilerleyerek OSB'lere yönelik de üzerimize düşen ne varsa hızlıca yerine getireceğiz."
Dünyada bugüne kadar gerçekleşen en büyük felaketlerden birinin yaşandığı süreçte devletin tüm kurumları ve imkanlarını seferber ettiğini anlatan Nebati, kendisinin de depremin ilk gününden bu yana bölgede vatandaşlarla dayanışma içinde çalıştığını söyledi.
Nebati, depremzede vatandaşlara seslenerek, "Yüreğinizi ferah tutun. Devletimiz tüm şefkatiyle, tüm imkanlarıyla sizlerin yanındadır. Sorunların her biri çözüme kavuşana kadar, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde sizlerle birlikte olmaya, beraberce yol almaya kesin kararlıyız. Altını çizmek isterim ki Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir. Tüm maddi kayıplarınızı inşallah çok daha iyileriyle ve en güzel şekilde, yine birlik içinde telafi edeceğiz." dedi.

"AFAD'a 27 milyar lira aktardık"
Deprem sonrası Bakanlığının sağladığı desteklere ilişkin bilgi veren Nebati, "Deprem felaketinin ilk anından itibaren tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın acil nakit taleplerini hızla karşılıyoruz. Bunun için ilk etapta 100 milyar liralık kaynak ayırdık ve bu kapsamda, şimdiye kadar, AFAD'a 27 milyar lira aktardık. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza ve hayatını kaybeden kardeşlerimizin yakınlarına nakdi yardımlarda bulunuyoruz." diye konuştu.
Nebati, depremin bütçeye ilave maliyet getirmesinin kaçınılmaz olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kimsenin içinde en ufak bir kaygı dahi olmasın. Yüksek büyüme performansımız ve taviz vermediğimiz mali disiplinle elde ettiğimiz güçlü mali alan sayesinde, bu büyük felaketin açtığı tüm yaraları hep birlikte saracağız. Hükümet olarak bugüne kadar verdiğimiz sözlerin nasıl ki hep arkasında durduysak, yine sözlerimizin arkasında dimdik durmaya devam edeceğiz. Bütçe imkanlarımıza ilave olarak, şehirlerimizi hızla ayağa kaldırmak amacıyla Afet Yeniden İmar Fonu'nu da kuruyoruz. Şeffaf bir şekilde yönetilecek olan bu Fon ile afetler için uzun vadeli kaynak sağlayarak bütçe üzerindeki yükü azaltacağız. Afet sonrasında, bu yılın ilk çeyreğinde büyümenin sınırlı olarak olumsuz etkilenme ihtimali olsa da yılın geri kalanında kademeli şekilde toparlanmasını bekliyoruz. Alacağımız ilave önlemlerle, depremin 2023 yılı büyümesindeki olumsuz etkisi de haliyle sınırlı kalacaktır."
Bu zorlu dönemde çiftçilerin yanında olmayı kesintisiz şekilde sürdürdüklerine dikkati çeken Nebati, "Deprem nedeniyle ürünleri, işleri veya işletmesi zarar gören 115 bin tarımsal üreticimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kullandığı Hazine faiz destekli 39 milyar lira tutarındaki kredi ödemesini 1 yıl süreyle vade farksız şekilde erteledik. Bu kapsamda, Şanlıurfa'daki 17 bin tarımsal üreticimizin Hazine faiz destekli kredi ödemelerini de erteledik." dedi.

"Kamu bankalarının destek tutarı 80 milyar lirayı buldu"
Nebati, esnafa sağlanan desteklere de değinerek, şunları kaydetti:
"Daha önce açıkladığımız 250 milyar liralık kredi hacmine sahip KGF paketlerine 100 milyar lira daha ekledik. Deprem bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerimiz için 2 yeni KGF paketini uygulamaya aldık. Bu kapsamda, onar milyar lira tutarında toplam 20 milyar lira kefalet limitini haiz Deprem Bölgesi İşletme Giderleri Destek Paketi ve Deprem Bölgesi Yatırım Destek Paketi ile işletmelerimize ek destekler de sunuyoruz. İş yerleri veya işletmeleri zarar gören 156 bin esnaf ve sanatkarımızın Halk Bankası tarafından kullandırılan 23,5 milyar liralık Hazine faiz destekli kredi ödemelerini 6 ay süreyle faizsiz şekilde erteledik. Bu kapsamda Şanlıurfa'da yaklaşık 23 bin esnaf ve sanatkarımızın 4,1 milyar lira tutarındaki Hazine faiz destekli kredi ödemesini ertelemiş durumdayız."
Nebati, sadece kamu bankalarının bölgeye sağladığı destek tutarının 80 milyar lirayı bulduğuna dikkati çekti.

"3 milyar liralık sigorta ödemesi gerçekleşti"
Afetin hemen ardından deprem sigortası kapsamındaki faaliyetleri hızlandırdıklarını bildiren Nebati, "Hasar tespitlerinin yapılmasıyla ödemelere ivedilikle başladık. Bugüne kadar 3 milyar liralık ödeme gerçekleştirdik ve ödemelerimiz hızla devam ediyor. İlk kez hasar ihbarından hasar inceleme sürecinin tamamlanmasına kadar olan süreçte, sigortalılara avans ödemesi alma imkanı da tanımaya başladık." dedi.
Nebati, bu süreçte birçok vergi düzenlemesini de hayata geçirdiklerini anlatarak, "Ayrıca, sahadan gelen talepleri dikkate alarak bugüne kadar yapılmış en kapsamlı matrah ve vergi artırımı ile borç yapılandırmasını içeren kanun teklifimiz Meclis Genel Kurulunda kabul edilmiş ve yakın zamanda uygulamaya geçecektir. Deprem tarihine kadar tahakkuk etmiş elektrik ve doğal gaz faturalarının silinmesi ile elektrik ve doğal gaz faturalarının ertelenmesi konusunda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz." ifadesini kullandı.
Konuşmasında sadece Bakanlığının bugüne kadar yaptıklarının özetini anlattığını belirten Nebati, diğer tüm bakan ve bakanlıkların da günün 24 saatinde çalışarak, daha sahada talep oluşmadan, gerekeni hızlı şekilde uygulamaya koyduklarını dile getirdi.
​​​​​​​AK Parti iktidarı olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, aşamayacakları hiçbir sorun olmadığını belirten Nebati, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bırakın birileri masaların etrafında ikbal hesapları yapıp dursunlar, birileri çadırların önünde fotoğraf versinler, birileri sosyal medya üzerinden söylemler geliştirsin. Onlar söylemeye, biz yapmaya devam edeceğiz. Biz uyumuyoruz, çalışmaya devam ediyoruz. Bizim bakanlarımız çadırlarda da yattılar, konteynerlerde de yattılar. Bürokrasimiz, belediye başkanlarımız, askerimiz, polisimiz aynı şekilde... Bizler, tüm enerjimizle, tüm inancımızla vatandaşlarımıza hızlı ve kalıcı çözümler üretmek için gece gündüz demeden mücadeleyi sürdüreceğiz. Şanlıurfa'mızın ve diğer tüm illerimizin bir an evvel yeniden imar ve ihya edilmesinde tüm gücümüzle çalışacak, milletimizle birlik içinde, yan yana, omuz omuza yol almaya devam edeceğiz. Geçmiş başarılarımız, yarınlarda elde edeceğimiz yeni zaferlerin en sağlam teminatıdır.​​​​"



Küresel piyasalar, yarınki açılışta ‘İslamabad çıkmazının’ yaratacağı etkiyi bekliyor

New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)
New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)
TT

Küresel piyasalar, yarınki açılışta ‘İslamabad çıkmazının’ yaratacağı etkiyi bekliyor

New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)
New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)

Küresel piyasalar, işlemlerin açılışını temkinli bir beklentiyle karşılamaya hazırlanıyor. Yatırımcılar, beklenmedik bir jeopolitik şok ile kritik bir bilanço sezonunun kesiştiği hassas bir döneme girerken, risk algısında belirgin bir artış gözleniyor. Geçtiğimiz çarşamba günü yaşanan yükselişin ateşkes beklentilerine dayanmasına karşın, İslamabad görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması risk iştahından ziyade korunma stratejilerinin yeniden öne çıkmasına neden oldu.

İslamabad’daki müzakerelerin anlaşma sağlanamadan sona ermesi, jeopolitik risk priminin işlemlerin ilk dakikalarından itibaren vadeli piyasalara yeniden yansımasına yol açacak. Geçtiğimiz hafta ‘takip günü’ olarak nitelenen yükselişi kutlayan ve S&P 500 endeksinde yüzde 2,5’lik artış gören piyasaların, hızlı kâr realizasyonları veya düzeltme hareketleriyle karşılaşabileceği değerlendiriliyor. Yatırımcılar, süregelen gerilimin son dönemde oluşan büyüme iyimserliğini zayıflatmasından endişe ediyor.

Petrol ve alüminyum mercek altında

Siyasi müzakerelerde yaşanan başarısızlık, emtia piyasalarını fiyat seviyeleri açısından gerçek bir sınavla karşı karşıya bırakırken, enerji ve endüstriyel metaller diplomatik çözümlerin yokluğuna en duyarlı sektörler olarak öne çıkıyor.

vffd
 Hürmüz Boğazı ve 3 boyutlu yazıcıyla üretilmiş petrol boru hattını gösteren harita (Reuters)

Petrol piyasasında analistler, jeopolitik risk priminin işlemlerin açılışıyla birlikte yeniden belirleyici olmasını bekliyor. Siyasi tıkanıklığın sürmesi, özellikle Hürmüz Boğazı başta olmak üzere uluslararası deniz ticaret yollarına yönelik tehditlerin devam ettiği anlamına geliyor. Bu durum, Brent petrol kontratlarının fiyat hareketlerinin talep dinamiklerinden ziyade arz kesintisi endişeleriyle şekillenmesine yol açabilir. Söz konusu tablo, küresel enflasyon üzerinde ilave baskı oluştururken, ham petrol akışının istikrarını yalnızca piyasa meselesi olmaktan çıkarıp uluslararası ekonomik güvenlik konusu haline getiriyor.

Metaller tarafında ise özellikle alüminyum, mevcut gerilim ortamında öne çıkan başlıca emtialardan biri olarak dikkat çekiyor. Ortadoğu’da küresel üretimin yaklaşık yüzde 9’unu sağlayan büyük eritme tesislerinin hedef alınması, arz tarafında belirsizlikleri artırıyor. Küresel üreticilerin olası arz daralmasına nasıl tepki vereceği yakından izlenirken, eritme süreçlerinde kullanılan enerjinin maliyetindeki artış da fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Bu durum, ağır sanayi ve otomotiv gibi sektörlere yayılabilecek maliyet artışlarıyla birlikte zincirleme bir etki yaratma potansiyeli taşıyor. Böylece söz konusu emtiaların performansı, küresel ekonominin jeopolitik gerilimlere karşı dayanıklılığına ilişkin önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.

Likidite baskısı ve jeopolitik riskler arasında ‘altın’

İslamabad müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına ve askeri gerilimin artmasına rağmen, altın piyasasında temkinli bir bekleyiş hâkim. Analistler, işlemlerin dalgalı bir seyirle açılmasını beklerken, piyasayı yönlendiren unsurlar arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor. Bir yandan diplomatik sürecin çökmesi, savaş dönemlerinde geleneksel ‘güvenli liman’ olarak görülen altına talebi artırıyor. Öte yandan bu yükseliş, bazı büyük yatırımcıların diğer varlık sınıflarındaki olası zararlarını karşılamak amacıyla altın pozisyonlarını satarak nakde dönmesiyle sınırlanabilir.

vfdb f
Seul’deki Hana Bank Genel Merkezi’nde bulunan döviz işlem odasında Asya piyasalarının endekslerini gösteren ekran (AP)

Buna ek olarak yatırımcılar, artan gerilimin enflasyon beklentileri üzerindeki etkisini yakından izliyor. Enerji fiyatlarının siyasi tıkanıklık nedeniyle yüksek seviyelerde kalması, büyük merkez bankalarının sıkı para politikalarını daha uzun süre sürdürmesine yol açabilir. Bu durum, yüksek tahvil getirileri karşısında elde tutma maliyetinin artması nedeniyle altın üzerinde teknik baskı oluşturuyor. Bununla birlikte, Goldman Sachs gibi uluslararası finans kuruluşlarındaki analistler, merkez bankalarının alımları ve yatırımcıların itibari para birimlerindeki dalgalanmalardan korunma arayışı sayesinde altının uzun vadeli yükseliş trendinin sürdüğü görüşünde birleşiyor. Bu çerçevede, haftanın ilk işlem günü, değerli metalin mevcut jeopolitik şoku ne ölçüde absorbe edebileceği açısından kritik bir test olarak görülüyor.

Bankacılık sektörü testi

Goldman Sachs ve JPMorgan Chase gibi büyük bankalar, birinci çeyrek finansal sonuçlarını pazartesi ve salı günleri açıklamaya başlıyor. Analistler, asıl odak noktasının geçmiş çeyrek kârlarından ziyade bankaların ileriye dönük beklentileri olduğunu vurguluyor. Bu çerçevede temel soru, banka yöneticilerinin savaşın kredi verme iştahı ve yılın ikinci yarısındaki sermaye yatırımları üzerindeki olası etkilerinden ne ölçüde endişe duyduğu olarak öne çıkıyor.

Çarşamba günkü ‘ralli’ sona mı erdi?

Teknik açıdan analistler, NASDAQ Composite endeksinin geçtiğimiz haftaki kazanımlarını koruyup koruyamayacağını yakından izliyor. Müzakerelerdeki başarısızlık, teknik destek seviyelerinin test edilmesine yol açabilir. Eğer piyasalar sert bir düşüşle açılır ve işlem hacimleri cuma günkü seviyeleri aşarsa, rallinin henüz ilk haftasında başarısızlığa uğraması ihtimali gündeme gelebilir.

fevfedv
 Tokyo’daki borsa ekranının önünden geçen bir yaya (EPA)

Genel olarak değerlendirildiğinde, yarınki açılış yalnızca diplomatik bir başarısızlığa tepki değil, aynı zamanda küresel ekonominin Ortadoğu’da uzun sürebilecek bir savaş senaryosuna ne ölçüde dayanabileceğine dair kapsamlı bir yeniden fiyatlama süreci olarak görülüyor. Yatırımcılar artık büyüme verilerinden çok, Washington’da Muhammed el-Cudan başkanlığında yapılacak toplantılardan gelebilecek ‘güven verici mesajlara’ odaklanmış durumda. Bu mesajların, dalgalı seyreden piyasalarda dengeyi yeniden kurmada belirleyici olabileceği değerlendiriliyor.


2025 yılında Suudi enerji şirketleri: Piyasadaki dalgalanmalara meydan okuyan milyarlarca dolarlık kâr

10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
TT

2025 yılında Suudi enerji şirketleri: Piyasadaki dalgalanmalara meydan okuyan milyarlarca dolarlık kâr

10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)

Suudi Arabistan enerji sektörünün, 2025 yılı boyunca finansal kazanımlarını koruma ve küresel piyasalardaki dalgalanmaları aşma konusunda güçlü bir performans sergilediği; 92,5 milyar doları (347,2 milyar riyal) aşan net kâr elde ettiği bildirildi. Küresel arz-talep dengesi ve tedarik zincirlerindeki aksamalardan kaynaklanan baskılara rağmen, borsada işlem gören şirketlerin finansal sonuçları sektörde stratejik bir dönüşüme işaret etti. Buna göre, petrol fiyatlarındaki hareketlilik artık tek belirleyici unsur olmaktan çıkarken, operasyonel verimlilik ve riskten korunma yöntemleri, 430 milyar doları aşan nakit akışlarının sürekliliğini sağlayan temel unsurlar haline geldi.

Kârlar, olağanüstü geçen 2024 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 11,5 oranında gerileyerek 104,62 milyar dolardan 92,5 milyar dolara düşse de, Bahri ve ADES gibi lojistik ve sondaj hizmetleri şirketlerinde olumlu bir performans farklılaşması görüldü. Bu durum, sektörde operasyonel olgunluğun arttığı ve gelir kaynaklarının çeşitlenmeye başladığı yeni bir döneme işaret ediyor.

dfvefeb
Suudi Arabistan Borsası’nın (Tadawul) logosu önünden geçen bir adam (Reuters)

Söz konusu düşüşün, Suudi Arabistan Borsası’nın (Tadawul) en büyük ağırlığa sahip şirketi olan Saudi Aramco’nun kârlarındaki gerilemeden kaynaklandığı ifade edildi. Ayrıca sektördeki diğer şirketler de gelirlerdeki azalma, satışların düşmesi ve yatırım portföylerinden elde edilen temettü gelirlerindeki gerileme gibi çeşitli zorluklardan etkilendi.

Şirket kârlarında farklılık

Enerji sektörü şirketlerinin finansal sonuçlarının performans açısından farklılık gösterdiği, buna göre iki şirketin kârlarını artırdığı, bir şirketin kârında düşüş yaşandığı, bir şirketin zararını azalttığı, bir başka şirketin zarar etmeye devam ettiği ve bir şirketin ise 2024’te kâr açıklamasına rağmen bu yıl zarara geçtiği bildirildi.

Detaylara göre Saudi Aramco 2025 yılında sektörde en yüksek kârı elde eden şirket oldu. Şirketin kârı 92,75 milyar dolar (348,04 milyar riyal) olarak gerçekleşirken, bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 11,64’lük bir düşüşe işaret etti. Şirket, bu gerilemenin gelir ve satışlardan elde edilen gelirin azalmasından kaynaklandığını, buna karşın operasyonel maliyetlerdeki düşüş ile gelir vergisi ve zekât giderlerindeki azalışın bu etkiyi kısmen dengelediğini açıkladı.

Sektörde ikinci sırada ise Bahri yer aldı. Şirket, 2025 yılında 647,58 milyon dolar (2,43 milyar riyal) kâr elde ederek geçen yıla göre yüzde 0,12’lik bir artış kaydetti. Şirket, 2024 yılında 578,29 milyon dolar (2,17 milyar riyal) kâr açıklamıştı. Kâr artışı, özellikle petrol taşımacılığı segmentindeki brüt kârın yükselmesi, operasyonel performanstaki iyileşme ve küresel nakliye fiyatlarındaki artışa bağlandı.

erfreg
Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi’ne (Bahri) ait bir gemi (Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi)

Üçüncü sırada ise ADES yer aldı. Şirket, 218,13 milyon dolar (818,5 milyon riyal) kâr elde ederek bir önceki yıla göre yüzde 2’lik bir artış kaydetti. Şirket, net kârındaki artışın; gelirlerle karşılaştırıldığında amortisman ve faiz giderlerindeki yükselişi yansıttığını bildirdi. Ayrıca üçüncü çeyrekte, kâr-zarar tablosu üzerinden gerçeğe uygun değerle ölçülen özkaynak araçlarından elde edilen kârlar kaleminde kaydedilen kazançların da etkili olduğu ifade edildi. Bununla birlikte, söz konusu olumlu etkinin büyük ölçüde satın alma işlemine ilişkin maliyetler nedeniyle ortadan kalktığı belirtildi.

Sektör gelirleri

2025 yılında enerji sektörü gelirlerinin yaklaşık yüzde 4,74 oranında gerileyerek 430,12 milyar dolara (1,61 trilyon riyal) düştüğü bildirildi. Sektör, 2024 yılında 450,4 milyar dolar (1,69 trilyon riyal) gelir elde etmişti. Böylece gelirlerde 21,44 milyar dolarlık (80,45 milyar riyal) bir azalma yaşandı.

Bu sonuçlara ilişkin değerlendirmede bulunan piyasa analisti ve Suudi Arabistan Ekonomi Derneği üyesi Dr. Süleyman Al Hamid el-Halidi, enerji sektörünün Suudi ekonomisi açısından stratejik ve hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek, elde edilen sonuçların sektör şirketlerinde yüksek kârlılığın sürdüğünü, buna rağmen sınırlı bir gerileme yaşandığını ortaya koyduğunu söyledi.

El-Halidi, bu düşüşü 2024’teki olağanüstü yüksek seviyelerin ardından ‘doğal’ bir düzeltme olarak nitelendirdi. Petrol fiyatlarının geçen yıla kıyasla dengelenmesinin yanı sıra, arz-talep dengesini korumaya yönelik OPEC+ üretim kısıtlamalarının etkisine dikkat çekti. Gelirlerdeki azalmanın hem fiyat hem de üretim miktarındaki düşüşten kaynaklandığını, ancak seviyelerin hâlâ güçlü kaldığını ifade etti. Ayrıca bazı şirketlerde, özellikle genişleme projeleri ve yenilenebilir enerji yatırımları nedeniyle operasyonel ve yatırım maliyetlerinin arttığını belirtti. Buna karşılık Bahri ve ADES gibi şirketlerin, deniz taşımacılığı ve sondaj hizmetlerine olan talep artışı sayesinde olumlu performans sergilediğini ve bunun sektörde gelir kaynaklarının çeşitlendiğini gösterdiğini söyledi.

ffev
 ADES logosunu taşıyan bir vinç (ADES)

El-Halidi, kısa vadede sektörün istikrarlı ancak sınırlı bir büyüme eğilimiyle yoluna devam edeceğini öngördü. Bu görünümün, küresel petrol arzının yönetilmesinin fiyatları dengede tutması, Aramco’nun gaz, temiz enerji ve petrokimya alanlarına yönelerek ham petrole bağımlılığı azaltması ve sondaj ile taşımacılık gibi hizmet şirketlerinin bölgesel projelerle güçlenmesi gibi faktörlerle destekleneceğini ifade etti.

Orta ve uzun vadede ise sektörün hidrojen, yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu çözümler gibi alanlara yönelerek stratejik bir dönüşüm yaşayacağı tahmin edildi Ayrıca Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamında altyapı ve yatırım desteklerinin sektörü güçlendireceği belirtildi. El-Halidi’ye göre enerji sektörü halen güçlü ve kârlı bir yapıya sahip; mevcut gerileme ise tarihi zirvelerin ardından sağlıklı bir düzeltme niteliği taşıyor. Gelecekteki büyümenin ana sürücüsü ise çeşitlenme ve sürdürülebilirlik olacak.

İşletme faktörleri

G World CEO’su Muhammed Hamdi Ömer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu verilerin ekonomik okumasının Suudi enerji sektörünün gücünü kaybetmediğini, ancak artık yalnızca yüksek kâr elde etmeye dayalı basit bir aşamadan daha karmaşık bir sürece geçtiğini gösterdiğini söyledi. Ömer, “347 milyar riyali aşan devasa kârlılık seviyelerine hâlâ ulaşılıyor, ancak asıl tablo, büyümenin artık yalnızca fiyat hareketlerine dayalı olmadığıdır. Artık operasyonel koşullara, küresel talebe, rafineri marjlarına ve sektör içindeki şirket performans farklılıklarına daha duyarlı bir yapı söz konusu” ifadelerini kullandı.

Kâr düşüşünün temel nedeninin, sektör içinde ‘olağanüstü ağırlığa’ sahip olan Saudi Aramco’dan kaynaklandığını belirten Ömer, şirketin sektörde yalnızca bir oyuncu değil, finansal görünümü belirleyen ana motor olduğunu vurguladı. Aramco’nun gelir veya kârındaki herhangi bir gerilemenin doğrudan sektör endeksine yansıdığını ifade etti. Ayrıca sektörün tek bir bütün olarak hareket etmediğini, Bahri ve ADES gibi bazı şirketlerin operasyonel güç veya iş modeli avantajları sayesinde olumlu performans sergilerken, diğer bazı şirketlerin ise piyasa ve operasyon kaynaklı baskılarla karşılaştığını söyledi. Buna göre temel meselenin artık sektörün geneli değil, sektördeki konumlanma kalitesi olduğunu dile getirdi.

Ömer, sektör gelirlerindeki gerilemenin küresel enerji piyasasının daha dalgalı bir döneme girdiğine işaret ettiğini belirterek, yüksek petrol fiyatlarının artık tek başına dengeli sonuçlar için yeterli olmadığını ifade etti. Günümüzde operasyonel yönetim, riskten korunma kabiliyeti, gelir çeşitliliği ve tedarik zinciri verimliliğinin fiyat kadar önemli hale geldiğini söyledi. Bu nedenle sonuçların sadece yıllık kâr düşüşü olarak okunmasının eksik olacağını, aslında sektörün ‘kolay kazanç döneminden daha rekabetçi ve karmaşık bir operasyonel döneme geçişini’ yansıttığını belirtti.

Geleceğe ilişkin değerlendirmesinde ise enerji sektörünün Suudi ekonomisi ve finans piyasası için temel bir dayanak olmaya devam edeceğini ifade eden Ömer, asıl farkın küresel dalgalanmalara uyum sağlayabilen şirketler ile fiyat döngüsüne bağımlı kalanlar arasında ortaya çıkacağını söyledi. Ona göre geleceği belirleyecek unsur büyüklük değil, esneklik, finansal disiplin ve dalgalanmayı fırsata çevirebilme kapasitesi olacak.

Ömer, sektör görünümünün genel olarak ‘pozitif’ olduğunu, ancak şirket bazında daha seçici bir tablo oluşacağını belirterek, kazançların eşit dağılmayacağını; daha verimli, daha entegre ve risk yönetiminde daha güçlü şirketlerin öne çıkacağını ifade etti.


ABD’den Rus petrolüne muafiyeti uzatma sinyali

Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)
Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)
TT

ABD’den Rus petrolüne muafiyeti uzatma sinyali

Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)
Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)

ABD, İran savaşının yarattığı enerji krizini önlemek için Rus petrolüne getirdiği muafiyeti uzatabilir.

ABD Hazine Bakanlığı, mart ortasında yayımladığı açıklamada, halihazırda denizde taşınma aşamasındaki Rus petrolüne uyguladığı yaptırımı 11 Nisan'a kadar kaldırmıştı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan kaynaklar, bugün sona eren muafiyetin büyük ihtimalle uzatılacağını söylüyor.

Yetkililere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, muafiyet süresinin uzatılmasını görüşmek için perşembe günü Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump'la bir araya geldi. Kaynaklardan biri, Bessent ve Trump'ın "bunun iyi bir fikir olduğunda mutabık kaldığını" belirtiyor.

Ancak henüz Washington'dan bu yönde bir resmi karar açıklanmadı.  

Beyaz Saray ve Hazine Bakanlığı yetkilileri de Reuters'ın yorum talebini reddetti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in özel temsilcisi Kiril Dmitriyev, yaptırımların geçici olarak askıya alınmasıyla 100 milyon varil Rus ham petrolünün piyasaya sürüleceğini bildirmişti.

Semafor'un aktardığına göre, Rusya bazı işlemlerde petrol satışlarından günde 150 milyon dolar gelir elde etmiş.

Trump yönetimi, İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini durma noktasına getirmesi nedeniyle fırlayan petrol fiyatlarını kontrol altında tutmak için İran petrolüne yaptırımları da geçici olarak askıya almıştı.

Bessent, 20 Mart'taki açıklamasında denizde bekleyen İran petrolünün satışına izin veren, dar kapsamlı bir lisans yayımladıklarını, bu hamleyle yaklaşık 140 milyon varil petrolü hızla küresel piyasaya sunarak arz üzerindeki baskıyı hafifletmek istediklerini belirtmişti. Beyaz Saray'ın muafiyet kararı 30 günlüğüne geçerli.

Öte yandan Trump yönetiminin Rusya ve İran petrolüne yaptırımları askıya alma kararı hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçilerin tepkisini çekmişti.

Avrupa Birliği de Beyaz Saray'ın hamlesini eleştirmişti.

Semafor'un görüş aldığı analistlere göre Washington, Rus petrolüne uygulanan muafiyetin uzatılması halinde benzer bir adımın İran petrolü için de atılabileceğini savunuyor.  

Barack Obama döneminde Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı'nda yaptırımlarla ilgili çalışmış Edward Fishman, "En azından ara seçimlere kadar, Trump yönetiminin Rus petrolüne yeniden sert önlemler alacağı bir senaryo hayal etmekte zorlanıyorum" diyor.

Analist, Rusya ve İran'ın, "Amerika'nın politika taleplerine boyun eğmek ya da yaptırım baskısıyla karşı karşıya kalmak seçenekleriyle sınırlı olmadıklarını gösterdiğini" vurguluyor.

Independent Türkçe, Reuters, Semafor