Bakan Dönmez Karadeniz gazının nisan sonunda karada yakılacağını söyledi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Karadeniz gazının devreye alınması tarihinin Kahramanmaraş merkezli depremlerle ötelendiğini belirterek, "Nisan sonunda Karadeniz gazını karada yakacağız." dedi.

AA
AA
TT

Bakan Dönmez Karadeniz gazının nisan sonunda karada yakılacağını söyledi

AA
AA

Dönmez, TRT Haber'de enerji sektöründeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Depremler sonrasında enerji sektöründe gündemin değiştiğini ancak çalışmaların hız kesmediğini ifade eden Dönmez, şöyle konuştu:
"Şubat ayında gerçekleştirilmesi planlanan Uluslararası Gaz Zirvesi ile ilgili tüm davetimizi yapmıştık ancak büyük felaketten dolayı programı ertelemek zorunda kaldık. Gaz merkezi olma hedefimiz bu zirve ile sınırlı değil. Hedefimizden vazgeçmiş değiliz. Türkiye sadece transit bir ülke olarak gözükmesin, doğal gaz ticaret merkezi hedefimizi bir yıl içinde hayata geçirmiş olacağız. Artık kendi gazımız da var. Türkiye olarak yıllık 55-60 milyar metreküp doğal gaz kullanıyoruz. Sisteme 100 milyar metreküp gaz getirme kabiliyetimiz var. Ayrıca 30-40 milyar metreküp gazı ihraç etme şansımız var. Komşu ve talep eden ülkelerle iyi bir diplomasi ortaya koyduk onlar da bu çalışmanın tamamlanmasını bekliyorlar."
Dönmez, Karadeniz gazı çalışmalarının kara işleme tesisinde yaklaşık 1200 ile 1300 işçinin deprem sürecinden etkilendiğini belirterek, şöyle devam etti:
"İkinci deprem ile o personelimize izin verdik. Bununla birlikte ağır iş makineleri ve vinçlerimizi de arama kurtarma çalışmalarına yardımcı olmak üzere deprem bölgesine gönderdik. Bundan dolayı bir takım gecikmeler yaşandı. Personelimiz işin başına yavaş yavaş dönmeye başladı. Hatta onların bir kısmının ailelerini Bartın'a getirip geçici barınma hizmeti sağladık. İnşallah verdiğimiz sözü tutacak şekilde nisan sonunda bu gazı karada yakacağız. Sadece tesisin montajını bitirmek yetmiyor, arkasından da işletmeye alma hazırlıkları başlıyor. Testler ve kontroller var. Bunların da sağlıklı bir şekilde tamamlanması gerekiyor. İnşallah milletimize verdiğimiz sözü yerine getireceğiz ve yerli gazımızı vatandaşlarımızla buluşturmak istiyoruz."

Türkiye'nin ilk bor karbür tesisi yarın faaliyete başlayacak
Bakan Dönmez, Türkiye'nin ilk bor karbür tesisinin yarın faaliyete başlayacağını belirterek, bu tesiste borik asitin grafit ve petrokok ile birleştirilmesiyle "bor karbür" oluşturulacağını söyledi.
Yer altından bor cevheri olarak çıkarılan madenin çeşitli fiziksel ve kimyasal işlemlere maruz bırakılmasıyla rafine bir ürün halinde borik asite dönüştürüldüğünü ifade eden Dönmez, bu ürünün ağırlıklı olarak yurt dışına satıldığını aktardı.
Dönmez, söz konusu tesiste, "sanayinin tuzu" olarak da tanımlanan bor karbürün başta savunma sanayi olmak üzere bir çok sektörde değerlendirildiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Dünyanın en sert malzemelerinden birini oluşturuyoruz. Malzeme biliminde buna ingot deniliyor. İngot malzemesini toz haline getiriyoruz. Sonuç olarak bor karbür nerelerde kullanılıyor? Savunma sanayinde, zırhlama işlemlerinde kullanılıyor. Nedeni ise çeliğe göre yoğunluğu dört kat daha az. Bunu daha hafif yapıyor. Hafif olmasına rağmen çelik kadar sağlam. Yüksek sıcaklıklara dayanabilmesinden dolayı roketlerde ateşleme ve yanıcı odalarında kullanılıyor. Ürün çeşitliliği ile birlikte fiyatlama da değişiyor. Roket nozulunun tanesi 1000 dolar. Tonu 4,1 milyon dolara gelmiş oluyor. Kumlama nozulu 47 gram, adeti 125 dolar. Tonu 2,7 milyon dolara geliyor. Aynı şekilde başka bir malzeme de helikopterlerde pilotları ateşli silahlara karşı korumak için kullanılıyor. 1400 gram bir adeti. Bir adedi 250 dolar. Aslında cevherden, ara mamul ve uç mamule kadar katma değeri artan bir üründen bahsediyoruz. Ağırlıklı olarak borik asit halinde satıyoruz. Bor karbürün tonu 35 bin ile 45 bin dolar arasında değişiyor. Cevherden son ürüne 300-400 kat artış var. Bu yolculuğumuzu cevherden mücevhere giden yol olarak tanımladık. İşlenmiş katma değerli ürünlere geçiş söz konusu."

"Türkiye, dünya bor rezervinin yüzde 73'üne sahip"
Bakan Dönmez, Türkiye'nin yerlileştirme stratejisinin bir parçasının yer altı kaynaklarında sahip olunan malzemelerden uç ürünlere ulaşmak olduğunu söyledi.
Türkiye'nin bor açısından dünyanın en büyük rezervine sahip olduğunu anımsatan Dönmez, "Dünya rezervlerinin yüzde 73'ü Türkiye'de. Dünya pazarının yüzde 62'si bizde. Sadece miktar açısından liderliğimiz yok, en kaliteli bor madeni de bizde. Biz de yatırımcılara şunu diyoruz. Ürün sıkıntınız yok. Dünyanın en büyük rezervi bizde. En kaliteli bor cevheri bizde kalite sıkıntınız yok. Bora dayalı, borun kullanıldığı ara ve uç ürünler için gelin burada yardım yapın. Bora dayalı sanayileşme hedefimiz var. Kümeleşme sağlayacağız. Belki bor ihtisas bölgesi ilan edeceğiz." diye konuştu.
Dönmez, lityum ile ilgili olarak ise pilot üretim tesisinin geçen yıl devreye alındığını belirterek, şöyle konuştu:
"Bu yıl temelini atıyoruz yıllık 700 tonluk endüstriyel ölçekte bir lityum tesisimizin de temelini atıyoruz. İnşallah en kısa sürede hizmete alacağız. Özellikle e-mobilite ile birlikte cep telefonları, tabletler, bilgisayarlar ve buna en son elektrikli otomobiller de eklenince, enerjinin depolanabildiği alanlara ihtiyacı arttı. Küçük hacimlerde büyük depolama yapmak sizi rekabette öne geçirecek, lityum da bunlardan biri. Ar-Ge çalışmaları neticesinde yıllardır atık olarak depoladığımız lityumu artık ikincil bir ürün olarak elde etme yeteneğini geliştirmiş olduk. Başta kendi ihtiyacımız olmak üzere belki ileride yüksek miktarlarda ürüne ulaştırsak ihraç imkanlarımız da gelişmiş olacak. Lityuma ihtiyaç da artacak. Zamanında verdiğimiz stratejik kararla da önce kendi ihtiyacımızı karşılaşacağız."
Dönmez, bor karbür tesisinin yıllık üretim kapasitesinin 1000 ton olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Kütahya Emet'te de yıllık 5 bin tonluk üretim kapasitesine sahip bir bor karbür tesisi için planlamalar yapılıyor. ÇED başvurularını yapıyorlar. Pazar payımız daha da artmış olacak. İlk tesisle birlikte know-how ve teknoloji birikimi kazanmış olacak. Dünyada bor karbüre olan talep artıyor. Resmi kayıtlara göre dünyada yıllık tüketim 25 bin ton civarında. Biz ilk etapta 1000 tonla giriyoruz. 5 bin ton daha Kütahya Emet'teki tesisle ekleyeceğiz. Böylece pazar payımızı yüzde 20'lere çıkacağız. Uç ürünleri yapmak isteyen şirketleri de Türkiye'ye davet edeceğiz. Görüştüğümüz firmalar var. Bu alanda yatırım yapacaklar. En kaliteli bor ile en kaliteli bor karbürü biz üretince niçin buraya gelmesinler. Yan sanayimiz ve iş kollarımız açısından rekabetçi tesislerimiz var. Borla birlikte neden sanayimiz gelişmesin diyoruz."



Küresel petrol piyasasında kritik gün: OPEC+ üretimi artıracak mı?

OPEC logosu ve petrol stoklarındaki düşüşü gösteren grafik (Reuters)
OPEC logosu ve petrol stoklarındaki düşüşü gösteren grafik (Reuters)
TT

Küresel petrol piyasasında kritik gün: OPEC+ üretimi artıracak mı?

OPEC logosu ve petrol stoklarındaki düşüşü gösteren grafik (Reuters)
OPEC logosu ve petrol stoklarındaki düşüşü gösteren grafik (Reuters)

OPEC+ ittifakına üye yedi ülkenin bugün (Pazar) gerçekleştireceği çevrim içi toplantıda, ağustos ayına yönelik petrol üretim kotalarında kademeli bir artışa onay vermesi bekleniyor. Bu adım, Körfez ülkelerinin Ortadoğu'daki savaşın yol açtığı ekonomik etkileri aşmaya çalıştığı bir dönemde geliyor.

Analistler, ittifakın önceki üretim kesintilerini son aylarda izlediği tempoyla kademeli olarak geri alma planını sürdürmesini bekliyor. İsviçre merkezli UBS Bankası emtia analisti Giovanni Staunovo, Reuters'a yaptığı değerlendirmede, günlük 188 bin varillik bir üretim artışının onaylanacağını öngördü. Staunovo, buna rağmen grubun fiili üretiminin hâlen hedeflenen seviyelerin altında bulunduğunu belirtti.

Hürmüz Boğazı yeniden canlanıyor

Körfez ülkeleri, çatışmalar sırasında İran'ın uyguladığı kısıtlamalar nedeniyle stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda yaşanan neredeyse tam durma sonucu petrol üretimlerini zorunlu olarak azaltmak zorunda kalmıştı. Bu durum, petrol ihracatının aylarca aksamasına neden oldu.

OPEC verilerine göre üretim artışından yararlanacak yedi ülke arasında yer alan Suudi Arabistan, Irak ve Kuveyt'in toplam petrol üretimi, yılın ilk çeyreği ile mayıs ayı arasında günlük yaklaşık 6 milyon varil azaldı.

Ancak 17 Haziran'da Tahran ile Washington arasında imzalanan mutabakat zaptıyla birlikte tablo olumlu yönde değişti. Taraflar, müzakereler süresince Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığının önündeki engelleri kaldırmayı taahhüt etti.

Bu gelişmeyle birlikte gemi trafiği yeniden canlanmaya başlarken, petrol fiyatları da sert şekilde gerileyerek savaş öncesindeki seviyelere yaklaştı. Piyasalar, arzın yeniden normale dönmesini bekliyor. Bloomberg'in bir ABD'li yetkiliye dayandırdığı habere göre Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol akışı halihazırda yeniden günlük 10 milyon varilin üzerine çıkmış olabilir.

Üretimde kademeli toparlanma

Saxo Bank emtia analisti Ole Hansen, şu anda boğazdan geçen petrolün önemli bölümünün tankerlerde veya depolama tesislerinde bekletilen stoklardan oluştuğunu belirtti. Hansen, üretimi durdurulan petrol sahalarının yeniden devreye alınmasının zaman aldığını vurguladı.

Temmuz ayında üretimde kademeli bir toparlanma beklediğini ifade eden Hansen, fiili üretim artışının ise ağustos ayında hız kazanacağını öngördü.

Irak Petrol Bakanlığı da haziran ayı sonunda, savaş nedeniyle yaşanan mali kayıpları telafi edebilmek amacıyla üretim kotasının artırılmasını talep etmişti.

Hansen, Irak'ın bu talebine ilişkin değerlendirmesinde, kısa vadede böyle bir karar alınmasının düşük ihtimal olduğunu söyledi. Talebin, OPEC+ ülkelerinin gerçek üretim kapasitelerinin yıl sonunda yeniden değerlendirileceği 2027 üretim kapasitesi gözden geçirme süreci kapsamında ele alınmasının daha olası olduğunu ifade etti.


Türkiye, 27 Temmuz tarihinden önce Kerkük-Ceyhan boru hattının tam kapasiteye çıkarılması için baskı yapıyor

(foto altı) Irak’tan Türkiye’ye petrol taşınması ve ardından yurt dışına ihraç edilmesi amacıyla kullanılan Kerkük-Ceyhan boru hattında bakım çalışmaları yürüten bir işçi (Reuters)
(foto altı) Irak’tan Türkiye’ye petrol taşınması ve ardından yurt dışına ihraç edilmesi amacıyla kullanılan Kerkük-Ceyhan boru hattında bakım çalışmaları yürüten bir işçi (Reuters)
TT

Türkiye, 27 Temmuz tarihinden önce Kerkük-Ceyhan boru hattının tam kapasiteye çıkarılması için baskı yapıyor

(foto altı) Irak’tan Türkiye’ye petrol taşınması ve ardından yurt dışına ihraç edilmesi amacıyla kullanılan Kerkük-Ceyhan boru hattında bakım çalışmaları yürüten bir işçi (Reuters)
(foto altı) Irak’tan Türkiye’ye petrol taşınması ve ardından yurt dışına ihraç edilmesi amacıyla kullanılan Kerkük-Ceyhan boru hattında bakım çalışmaları yürüten bir işçi (Reuters)

Bağdat ile Ankara, 27 Temmuz’da sona erecek 1973 tarihli petrol taşımacılığı anlaşmasının süresinin dolmasına kısa bir süre kala, yeni bir stratejik petrol taşımacılığı anlaşması hazırlamak için zamana karşı yarışıyor.

Bu kapsamda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın başkanlık ettiği üst düzey görüşmeler Ankara’da başladı. Irak heyetinde Dışişleri ve Petrol bakan yardımcılarının yer aldığı görüşmelerde, mevcut anlaşmanın yerine geçecek yeni bir formül ele alındı. Ankara, Bağdat’ın mevcut anlaşma hükümlerinin bir yıl daha uzatılması yönündeki talebini ise kesin bir dille reddetti.

Ankara, müzakerelerde Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın günlük 1,5 milyon varillik azami kapasitesine ulaştırılması için baskı yapıyor. Hâlihazırda günlük 180 bin varili aşmayan sevkiyatın artırılmasını isteyen Türkiye, anlaşmaya varılamaması halinde ay sonu itibarıyla petrol ihracatını derhal durdurabileceği uyarısında bulunurken, nihai kararın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verileceği belirtiliyor.

Tahkim krizi

Ankara, Paris’teki uluslararası tahkim sürecine konu olan bir anlaşmanın uzatılmasının anlamlı olmayacağını savunurken, 5 ila 10 yıl süreli, kapsamlı ve Irak’ın kullanılmayan boru hattı kapasitesi için tazminat niteliğinde ücret ödemesini zorunlu kılan hükümler içeren yeni bir anlaşma talep ediyor.

Söz konusu baskılar, Uluslararası Ticaret Odası’nın Mart 2023’te Türkiye’yi Bağdat’a 1,5 milyar dolar tazminat ödemeye mahkûm eden kararı sonrasında Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın durdurulmasının ardından geldi. Hattaki kesinti nedeniyle Irak’ın 23 milyar doları aşan zarara uğradığı, petrol akışının ise geçen yılın sonlarında kısmen yeniden başladığı belirtiliyor.

Bayraktar, X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, enerji alanındaki iş birliğini ele almak üzere çarşamba günü Ankara’da Irak Petrol ve Dışişleri bakanlıklarının üst düzey yetkilileriyle bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmelerde, Kerkük’ten Türkiye’nin güneyindeki Adana ilinde bulunan Ceyhan Limanı’na uzanan Irak–Türkiye Ham Petrol Boru Hattı da masaya yatırıldı.

Irak heyetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Bahr el-Ulum, Petrol Bakan Yardımcısı Nasır Aziz Cabbar ve Irak’ın Ankara Büyükelçisi Macid el-Lecmavi yer aldı.

Yeni iş birliği fırsatları

Bayraktar, görüşmelerde iki ülke arasındaki ham petrol boru hattının özel bir gündem maddesi olarak ele alındığını, ayrıca doğal gaz ve elektrik sektörlerinde daha kapsamlı iş birliği imkânlarının da değerlendirildiğini belirtti. Ankara’nın yeni Irak hükümetiyle yakın iş birliği içinde çalışmayı hedeflediğini ifade eden Bayraktar, mevcut enerji altyapısının verimliliğinin artırılması ve yeni iletim bağlantılarının kurulmasıyla bu altyapının güçlendirilmesini amaçladıklarını söyledi.

Bölgeye ilişkin jeopolitik vizyonu kapsamında konuşan Bayraktar, Türkiye’nin Irak ile ortak yürütülen Kalkınma Yolu Projesi’ni yalnızca ticari yük taşımacılığına yönelik bir koridor olarak görmediğini, aynı zamanda bölgesel enerji arz güvenliğini güçlendirecek ve bölge içi ticareti canlandıracak ‘entegre stratejik bir enerji güzergâhı’ olarak değerlendirdiğini ifade etti. Bayraktar, bu alandaki ortaklığın bölgedeki enerji piyasalarının istikrarının sağlanması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

rtbtrbgr
İstanbul’da Kalkınma Yolu Projesi kapsamında düzenlenen Türkiye-Irak toplantısına Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden bakanlar video konferans yoluyla katıldı. (Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı)

Kalkınma Yolu Projesi, Irak’tan Türkiye ve limanlarına uzanan kara yolu ile demir yolu hatlarını kapsıyor. Irak sınırları içindeki uzunluğu yaklaşık bin 200 kilometre olan proje, Körfez ülkeleri ile Avrupa arasında yük taşımacılığını hedefliyor.

Türk kaynaklar, Türkiye’nin Irak petrolünün Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı üzerinden ihracatını düzenleyen ve 27 Temmuz 1973’te imzalanan anlaşmanın mevcut hükümlerle uzatılmasına karşı çıktığını bildirdi.

Irak devletine bağlı Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) Genel Müdürü Ali Nizar ise hükümetin, boru hattının geleceğine ilişkin müzakerelerin kesintiye uğramadan sürdürülmesini sağlamak amacıyla Türkiye’ye anlaşmanın uzatılması yönünde teklifte bulunduğunu açıkladı.

Ankara, ‘uluslararası tahkim sürecine konu olmuş bir anlaşmanın uzatılmasının fayda sağlamayacağını’ savunurken, boru hattının tam kapasite kullanılmasını güvence altına alacak mekanizmalar içeren yeni bir anlaşma imzalanmasını talep ediyor. Türkiye ayrıca hattın Irak’ın güneyine kadar uzatılması gibi alternatif seçenekleri de gündeme getiriyor.

Ceyhan Limanı, Irak petrolünün ihracatı açısından hayati öneme sahip çıkış noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Irak’ın ana petrol ihracat terminali olan Basra Limanı ise, ABD ve İsrail’in geçtiğimiz şubat ayı sonunda İran’a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından etkilenirken, geçen yıl düzenlenen İsrail saldırılarından da zarar gördü.

Türkiye’den gelen baskılar

Türkiye, Mart 2023’te, Paris merkezli Uluslararası Ticaret Odası’nın, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) 2014-2018 döneminde Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı üzerinden Bağdat’ın onayı olmaksızın gerçekleştirdiği petrol ihracatı nedeniyle Ankara’yı Irak’a 1,5 milyar dolar tazminat ödemeye mahkûm etmesinin ardından petrol akışını durdurmuştu. Türkiye ise anlaşmayı ihlal etmediğini savunurken, Irak’tan 1,4 milyar dolar tutarında alacağı bulunduğunu öne sürmüştü.

Ankara, boru hattındaki bazı arızaların giderilmesinin ardından hattın 2023 yılının sonlarından itibaren yeniden petrol akışına hazır hale getirildiğini açıklamıştı.

2023’te faaliyetleri duran boru hattı, günlük yaklaşık 450 bin varil petrol taşırken, Türkiye’ye yönelik petrol ihracatının durmasının Irak ekonomisine 23 milyar doları aşan zarar verdiği tahmin ediliyor.

Boru hattı üzerinden petrol akışı geçen yılın sonlarında yeniden başlatıldı. Ancak 2018 sonrası dönemi kapsayan ikinci bir tahkim davası sürerken, tahkim kararının uygulanmasına ilişkin bir dava da ABD’de bir mahkemenin gündeminde bulunuyor.

Basına yansıyan haberlere göre Türkiye, müzakerelerde Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın günlük 1,5 milyon varillik tam kapasiteyle işletilmesi için baskı yapıyor. Hâlihazırda hattan geçen günlük petrol miktarı ise 180 bin varili aşmıyor.

Ankara, devam eden görüşmelerde 5 ila 10 yıl süreli stratejik bir anlaşma imzalanmasını hedefliyor. Türkiye, yeni anlaşmada Irak’ın sözleşme süresi boyunca boru hattında kullanılmayan kapasite için tazminat niteliğinde mali ödeme yapmasını zorunlu kılan bağlayıcı hükümlerin yer almasını talep ediyor.

Türk yetkililere göre, müzakerelerin çıkmaza girmesi ve tarafların ay sonuna kadar yeni anlaşma üzerinde uzlaşamaması halinde Ankara, Irak’tan boru hattı üzerinden petrol akışını derhal durdurmasını isteyebilir.

Kaynaklar, nihai kararın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verileceğini belirtti.


Kuraklık İran’ı vurdu: Ülkenin en önemli barajlarından biri elektrik üretimini durdurdu

İran'ın kuzeyindeki Elburz sıradağlarındaki Karkheh Nehri kıyısındaki barajın düşük su seviyelerini gösteren fotoğraf (AFP)
İran'ın kuzeyindeki Elburz sıradağlarındaki Karkheh Nehri kıyısındaki barajın düşük su seviyelerini gösteren fotoğraf (AFP)
TT

Kuraklık İran’ı vurdu: Ülkenin en önemli barajlarından biri elektrik üretimini durdurdu

İran'ın kuzeyindeki Elburz sıradağlarındaki Karkheh Nehri kıyısındaki barajın düşük su seviyelerini gösteren fotoğraf (AFP)
İran'ın kuzeyindeki Elburz sıradağlarındaki Karkheh Nehri kıyısındaki barajın düşük su seviyelerini gösteren fotoğraf (AFP)

İranlı yetkililer, ülkenin en büyük barajlarından birinde su seviyesinin önemli ölçüde düşmesi nedeniyle dün elektrik üretimini durdurdu.

İran'ın resmi haber ajansı IRNA'ya göre Karkheh Barajı ve ilgili santralinin müdürü Emir Mahmudi, "Karkheh Barajı rezervuarındaki düşük su seviyesi nedeniyle santralin üniteleri devre dışı bırakıldı" dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Mahmudi, halkın ihtiyaçlarını karşılamak için barajın alt vanalarından su verildiğini belirtti.

Mahmudi, barajın rezervuarında şu anda yaklaşık bir milyar metreküp su depolandığını belirterek, "Şu an su seviyesi 180 metre olup, elektrik üretimi için normal işletme seviyesinden 40 metre daha düşüktür" dedi.

IRNA'ya göre Karkheh Barajı, dünyanın en büyük toprak barajlarından biri ve İran ile Ortadoğu'nun en büyüğü. Baraj, İran'ın güneybatısındaki Huzistan eyaletinin Andimeşk şehrinin 22 kilometre kuzeybatısındaki Karkheh Nehri üzerine inşa edilmiş olup, suları İran ve Irak sınırında bulunan Hawizeh (El-Azim) bataklıklarına akmaktadır.

Baraj, ülkenin batısındaki nehirleri merkeze yönlendirmeyi amaçlayan birkaç projeden biri.

Bu gelişme, İran'ın altmış yıl önce kayıtları tutmaya başlamasından bu yana en kötü kuraklıklarından biriyle karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşanıyor.

İran medyası son haftalarda, yağış seviyelerinin bu yıl uzun vadeli ortalamaya kıyasla yaklaşık yüzde 90 oranında düştüğünü bildirdi.

Birçok ile su sağlayan barajlardaki su seviyeleri rekor seviyelerde düştü ve son birkaç haftadır birçok şehirde yağmur duası yapılıyor.

İranlı yetkililer ayrıca yağış sağlamak için bulut tohumlama operasyonları başlattı ve tüketimi azaltmak için periyodik su kesintilerine başvurdu. Büyük ölçüde kurak bir ülke olan İran, yıllardır kronik kuraklık ve sıcak hava dalgalarından muzdarip ve bu durumun iklim değişikliği nedeniyle daha da kötüleşmesi bekleniyor.