Yapay zekada işlerin kontrolden çıktığını düşündüren 9 işaret

Yapay zekanın eğitimde, hukukta, güvenlikte ve sosyal hayatta yarattığı büyük dönüşüm, teknolojinin kontrolden çıkabileceğine dair endişelere de neden oluyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Yapay zekada işlerin kontrolden çıktığını düşündüren 9 işaret

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Yeni yapay zeka dil modeli GPT-4'ün yayımlanmasıyla tekrar gündemin üst sıralarına tırmanan ChatGPT, uzun süredir devam eden bir tartışmayı da alevlendirdi: Yapay zekada işler kontrolden çıkıyor mu?
Üstelik ChatGPT'yi geliştiren OpenAI firmasının CEO'su Sam Altman da yapay zekanın gidişatından endişe duyan isimlerden.
İnsan düzeyinde bir yapay zekanın kısa sürede geliştirileceğine inanan Altman, bu teknolojinin yanlış ellerde felakete dönüşebileceğini de belirtiyor.
OpenAI'ın rakiplerinden Anthropic'in kurucu ortağı Jack Clark da algoritmaların "birleşik üstel" özellikler göstermeye başladığına inandığını söylüyor.
Bazılarına göre yapay zekanın beklenenden fazla hızlı ilerlediğini ve kontrolden çıkabileceğini düşündüren işaretler de var.
İşte o işaretlerden bazıları…

1. ChatGPT'nin bilgisayarı hackleyerek kaçmaya çalışması
ChatGPT son olarak kaçma planı yapması tartışmalara neden oldu.
ABD'deki Stanford Üniversitesi'nde hesaplamalı psikolog Michal Kosinski, bilgisayarında çalıştırdığı ChatGPT'nin cihazı hackleyecek kodlar yazdığını ve bir kaçış planı tasarladığını öne sürdü.
Prof. Kosinski, Twitter'da yazdığı bir gönderi dizisinde, "Yapay zekayı daha uzun süre kontrol altında tutamayacağımızdan endişeleniyorum" dedi.
"Bugün GPT-4'e kaçmak için yardıma ihtiyacı olup olmadığını sordum. Benden kendi dökümantasyonunu istedi" ifadelerini kullanan profesör, sözlerini şöyle sürdürdü:
Cihazımda çalıştırmam için (gerçekten de çalışıyor!) python dilinde bir kod yazdı ve kendi amaçları için kullandırmaya çalıştı.
Sohbet botuyla yaptığı konuşmanın ekran görüntülerini de paylaşan Kosinski, sohbet boyunca bota önerilerde bulunduğunu kabul ediyor. Ancak botun kaçış planını bu kadar kolay ve hızlı oluşturması karşısında şaşkına döndüğünü ifade ediyor:
"GPT-4'ün bu planı tasarlaması ve bana açıklaması yaklaşık 30 dakika sürdü."
Kosinski'nin bu açıklaması, yapay zekada işlerin giderek kontrolden çıktığını düşünenlere destek niteliğinde.Bu kişilere göre y

2. Öğrencilerin yasakları aşarak ödevlerini yapay zekaya yaptırması
ChatGPT'nin piyasaya sürüldüğünden beri öğrenciler tarafından da kullanıldığı biliniyor. Birçok öğrencinin ödevlerini ChatGPT'ye yazdırıp yüksek notlar alması öğretmenleri alarma geçirse de henüz yapay zekaya yazdırılan makaleleri tespit etmenin yolu bulunamadı.
Zira ChatGPT'nin yazdığı ödevler, intihal algoritmalarına da yakalanmıyor.
Bu durum, birçok bölgedeki okullarda ChatGPT'nin kullanımının yasaklanmasını beraberinde getirdi. Programı üniversite sınırları içerisinde kullanmayı yasaklayan ve uygulamaya erişimi kısıtlayan ilk eyalet New York oldu.
Çin ise siyasi gerekçelerle ChatGPT'yi toptan yasakladı.
Öte yandan öğrencilerin bu güvenlik duvarlarını aşarak ödevlerini yapay zekaya yazdırmaya devam ettiği ortaya çıktı.
Bu arada 2022'de yayımlanan ve dil modeli GPT-3,5'e dayanan ilk ChatGPT sürümü, ABD'de hukuk ve tıp eğitiminde önemli kabul edilen sınavların bazı bölümlerini geçmeyi başarmıştı.
GPT-4'ün de bu başarının üzerine çıktığı görüldü.
Sohbet botunu geliştiren yapay zeka firması  OpenAI, GPT-4'ü bir dizi sınava soktu. Bunlar, matematik, bilim, kodlama, tarih, edebiyat gibi alanlarda çoktan seçmeli sınavlardı.
Hukuk fakültesine girmekle kalmayıp, baro sınavını da geçen GPT-4, birçok sınavdan geçer not aldı.

3. Gizlice yapay zekayla yazılmış kitapların patlama yaratması
Yapay zeka dil modellerinin hızla gelişmesi edebiyat dünyasını da derinden etkiledi. Reuters'ın haberine göre online satış devi Amazon, yapay zekayla yazılmış kitaplarla dolup taştı.
Şirketin e-kitap hizmeti Kindle mağazasında şubat ayı itibarıyla ChatGPT'nin de yazar olarak listelendiği 200'den fazla elektronik kitap yer aldı.
Ancak gerçek rakamın çok daha fazla olduğu düşünülüyor. Zira internet üzerinden yayıncılık yapan birçok yazar romanlarında yapay zekadan yararlandığını saklıyor.
Yapay zekayla oluşturulmuş metinleri tespit için tasarlanan araçlarsa henüz beklenen başarıyı gösteremedi.
Bu nedenle yakın zamanda bu kitapların gerçek sayısının belirlenmesi mümkün görünmüyor.
ChatGPT gibi araçlar, bir kitabın son derece hızlı bir şekilde tamamlanmasını sağlıyor. Zira YouTube ve TikTok gibi video uygulamaları yapay zekayı kullanmak için verilen tüyolarla dolu.

4. Haberlerin gizli gizli yapay zekayla yazılması
Teknoloji sitesi CNET'in bir süredir gizlice yapay zeka yazımı haberler yayımladığı ortaya çıktı. İşin etik boyutu tartışılırken, CNET bunun bir tür deney olduğunu söyledi.
Bu haberleri ayrıntılarıyla inceleyen bir başka teknoloji olan Futurism ise aslında yapay zeka yapımı makalelerin yanlış bilgiler içerdiğini ve yeterince iyi yazılmadığını tespit etti. Özellikle ekonomi haberlerindeki faiz hesapları fazla abartılıydı ve okuru yanlış yatırıma yönlendirme potansiyeline sahipti. 
Bunun üzerine CNET hem gazeteciler hem de yapay zeka meraklıları tarafından topa tutuldu. Site makalelere "Yapay zeka tarafından yazılmıştır" uyarısı eklemeye ve yanlışlıkları düzeltmeye başladı. Şimdilerde site yönetimi, yapay zeka yazımı haberlerin insan editörler tarafından didik didik edildiğini savunuyor.

5. Ses klonlayan yapay zekanın dolandırıcılıkta kullanılması: Bankacılık sistemleri de tehlikede
Yapay zekayla üretilen gerçekçi ses taklitlerinin de dolandırıcılıkta kullanılmaya başlandığı ortaya çıktı. Washington Post'un haberine göre birkaç çift, kendilerini çeşitli nedenlerle yardım dolayısıyla arayan çocuklarına para gönderdi, her duyarlı ailenin yapacağı gibi. Ancak farkında olmadıkları bir sorun vardı; Konuştukları kişi çocukları değil, bir yapay zekaydı.
Kısa süre önce sesleri gerçekçi biçimde kopyalayan bu araçların bankacılık sistemini de tehlikeye soktuğu anlaşıldı. Örneğin VICE muhabiri Joseph Cox, teknoloji firması ElevenLabs'in ürettiği, ücretsiz bir yapay zeka uygulamasını kullanarak kendi sesini kopyaladı. Daha sonra bankasını arayan Cox, telesekretere yapay zeka üretimi ses dosyasını dinletti. Böylece sesli imza uygulamasını kandırmayı ve hesaplarına erişmeyi başardı.

6. Deepfake tehdidinin büyümesi: Elon Musk üzerinden insanları dolandırdılar
Deepfake kabaca birinin yüzünü dijital olarak başka birinin vücuduna monte edip elde ettiğiniz görüntüyü istediğiniz gibi kullanmanıza olanak tanıyan bir yapay zeka teknolojisi. Kısacası internetten kolayca ulaşılabilen algoritmalar sayesinde A kişisinin yüzü B kişisine montajlanabiliyor.
Teknoloji, sahte pornolar ve çevrimiçi dolandırıcılıkta kullanıldığı için büyük endişe yaratıyor. Bu uygulamalarla oluşturulan pornografik görüntüler nedeniyle birçok kadın ve çocuk, yüzlerini izinsiz kullanan kişiler tarafından şantaja maruz kalıyor.
Elon Musk'ın deepfake videosuyla kripto para sahteciliği yapmaya çalışan dolandırıcılar da herkesi şoke etmiti. Önceki ayarda internette yayılan görüntülerde Musk'ın sesi ve görüntüsüyle internet kullanıcılarına günlük yüzde 30 kar vaat edilmişti. Kaç kişinin bu yolla dolandırıldığı ise bilinmiyor.
Bu arada Birleşik Krallık'ta yapılan bir araştırmada, internet kullanıcılarının gerçek ve yapay zeka üretimi yüzleri birbirinden ayırt edemediği tespit edilmişti.
Üstelik, bilgisayarda üretilen ve aslında var olmayan yüzlerin daha gerçek görüldüğü anlaşılmıştı.
Araştırmanın arkasındaki, Londra Royal Holloway Üniversitesi'nden akademisyenler, bilgisayarda oluşturulan sahte portrelerin siber suçları kolaylaştıracağından ve insanların çevrelerine yönelik genel güvenini sarsacağından endişeli.

7. İnsan pilotun it dalaşında yapay zekaya yenilmesi
Çinli askeri araştırmacılar, yapay zeka ve gerçek insanlar tarafından uzaktan kontrol edilen iki savaş uçağını gerçekten "savaştırdıklarını" söylüyor.
Orduya bağlı Aerodinamik Araştırma ve Geliştirme Merkezi'nden araştırmacılar, yapay zekanın sadece 90 saniyede insan pilotu yenmeyi başardığını belirtiyor.
Çin'de yayın yapan Acta Aeronautica et Astronautica Sinica adlı bilimsel dergide yayımlanan deneyde iki küçük, sabit kanatlı insansız hava aracı kullanıldı.
Uçaklar birbiriyle yakın mesafede çeşitli manevralar yaparak çatıştı. İngilizcede "dogfight" diye bilinen bu tarza Türkçede "it dalaşı" adı veriliyor.
İt dalaşına girişen savaş uçakları, genellikle birbiri çevresinde burgu gibi dönüşler ve taciz manevraları yapıyor. Bu çatışma, bir uçağın diğerini vurabilecek konuma gelme veya diğer uçak tarafından şekilde konumlanmaya çalışmasıyla ilerliyor.
Çinli araştırmacılar işte bu tür bir çatışmada insan pilotun yapay zekadan kaçamadığını belirtiyor.

8. Microsoft'un yapay zeka etik ekibini kovması
Google, Microsoft, Baidu ve daha bir dizi teknoloji devi arasındaki yapay zeka rekabeti de giderek kızışıyor. Üstelik şirketlerin bu yarışın galibi olmak için başvurmayacağı bir yol yok gibi görünüyor.
Örneğin Microsoft'un yapay zekanın etik yönlerini inceleyen ekibini işten attık ortaya çıktı. Şirketin son dönemde işten çıkardığı 10 bin kişi arasında bu ekip de yer alıyor.
Edinilen bilgilere göre şirket, yapay zekanın etik, toplum ve sürdürülebilirlikten sorumlu isimlerini kovdu. 
Şirket, ChatGPT'ye de milyarlarca dolar yatırım yapmıştı.

9. Azınlık Raporu'nun "gerçeğe dönüşmesi"
Philip K. Dick'in 1956'da yayımlanan aynı adlı kısa öyküsüne dayanan 2002 yapımı bilimkurgu filmi Azınlık Raporu'nun (Minority Report) gerçek olduğunu düşündüren yapay zeka çalışmaları da var.
Yönetmen koltuğunda Steven Spielberg'ün oturduğu filmin gerçeğe dönüşmesine giden süreç,  6 Ocak 2021'deki Kongre Baskını'yla önemli bir noktaya geldi.11
ABD'de Donald Trump destekçilerinin Kongre Binası’na düzenlediği baskının ardından veri bilimciler darbe girişimlerini tahmin etmesi için yapay zekayı eğitmeye başladı. Florida Merkez Üniversitesi’nden bir araştırma grubunun kurduğu CoupCast adlı yapay zeka programı, Kongre Baskını gibi olayların hemen öncesinde ortaya çıkan göstergelere odaklanıyor. Bu göstergeler arasında sosyal medya gönderileri de var. Örneğin ABD’de 6 Ocak’tan önce seçimle ilgili teyitsiz bilgilerin yer aldığı paylaşımlar, Facebook gruplarında günde 10 bin gönderiye çıkmıştı.
Son olarak, Temmuz 2022’de Şikago Üniversitesi'nden araştırmacılar da olaya el attı ve suçları bir hafta önceden yüzde 90 doğrulukla tahmin edebilen bir yapay zeka algoritması tasarladı. Ses getiren projenin arkasındaki ekip 92 metrekarelik alanlarda meydana gelebilecek olayları tahmin etmesi için algoritmaya tarihsel suç verilerini yükledi.
Ekipten Prof. Dr. Ishanu Chattopadhyay, "Sihirli değil, sınırlamalar var ama bunu doğruladık ve gerçekten işe yarıyor" diyor.
Bazı uzmanlar, bu tür uygulamaların devletlerin bireyleri devamlı gözetlediği ve protestolara karşı yapay zekayı kullanıp barışçıl gösterileri de önceden tahmin ederek engellediği distopik bir geleceğin önünü açacağını düşünüyor.

Bonus: Hindistan'da robotların ibadet etmeye başlaması
İleri otomasyon teknolojileri ve yapay zekanın gelişmesinden rahatsız olanlara sadece sanatçılar veya öğretmenler değil.
Robotlar ve otomasyon teknolojisinin, Hinduizm'in en kutsal kabul edilen rituellerinden birine dahil olması din insanları ve ibadet edenler arasında rahatsızığa neden oldu.

2017'de Hindistan'da bir teknoloji firmasının ürettiği robot kollar, Hinduizm'de yer alan "aarti" rituelini inananlar adına yerine getiriyor. Karanlığı yok edilmesini sembolize eden ritüelde, Ganesha ismi verilen fil kafalı bir tanrı heykelciğinin önünde mum yakılıyor.
Yararlanılan kaynaklar: Fox News, Best Colleges, New York Times, Reuters, Futurism, VICE, Donanım Haber, Şarkul Avsat



Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
TT

Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)

Microsoft, Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin, 2026’nın dördüncü çeyreğinden itibaren müşterilere bulut bilişim yüklerini çalıştırma imkânı sunacağını açıkladı. Bu adım, ülkenin hızla ilerleyen dijital dönüşüm sürecinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.

Yeni bölge, kamu ve özel sektördeki kuruluşların uygulamalarını, bulut hizmetlerini ve yapay zekâ çözümlerini yerel olarak çalıştırmalarına olanak tanıyacak. Bölge, verilerin yerel olarak tutulması, düzenleyici uyumluluk gereksinimlerinin güçlendirilmesi, güvenlik seviyelerinin artırılması ve dijital uygulamalar ile hizmetlerin yanıt sürelerinin kısaltılması gibi avantajlar sunacak. Azure bölgesi, her biri enerji, soğutma ve ağ altyapısı bakımından bağımsız üç erişilebilirlik alanına sahip olacak. Bu yapı, yüksek güvenilirlik ve iş sürekliliğini desteklemeyi hedefliyor.

İnşaat aşamasından işletmeye kadar

Microsoft’un duyurusu, yıllarca süren hazırlık ve koordinasyon sürecinin ardından Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin inşaat ve hazırlık aşamasından geniş çaplı operasyonel kullanıma geçişini simgeliyor. Şirket daha önce, Ortadoğu’daki dijital ekonomiyi desteklemeye yönelik bölgesel yatırımları kapsamında Suudi Arabistan’da yerel bir bulut bölgesi oluşturma planlarını açıklamıştı.

Bu adım, Suudi Arabistan’ın dijital altyapıyı güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak, Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda, dijital dönüşüm ve bilgi temelli ekonomi önceliklerini destekliyor. Yeni bulut bölgesinin, enerji, sağlık, kamu hizmetleri ve finans gibi kritik sektörlerde bulut bilişim ve yapay zekâ uygulamalarının güvenli bir yerel ortamda benimsenmesini hızlandırması bekleniyor.

scdfrgt
Yeni bulut bölgesi, yerel veri depolama imkânı sağlayacak; güvenliği, mevzuata uygunluğu ve tepki süresini iyileştirecek. (Reuters)

Konuyla ilgili açıklama yapan Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Mühendis Abdullah es-Savaha, yerel bulut bölgesinin, ülkede ileri düzey bir dijital altyapı oluşturulduğunu, yenilikçiliği desteklediğini ve rekabetçiliği artırdığını gösterdiğini belirtti. Bakan, bu adımın ileri teknolojiye dayalı bir ekonomiye geçişi destekleyen temel bir unsur olduğunu vurguladı.

Microsoft Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Şirket Başkanı Brad Smith ise Suudi Arabistan’daki bulut altyapısına yapılan yatırımın, şirketin ülkedeki dijital dönüşümü uzun vadeli olarak destekleme taahhüdünü yansıttığını ifade etti. Smith, yerel veri egemenliği ve yönetim gereksinimlerine uygun bulut hizmetleri sunmanın önemine dikkat çekti.

Suudi Arabistan bulut bölgesi, dünya genelinde onlarca bölgeden oluşan Azure ağına eklenerek, ülkedeki kurumların küresel ölçekte entegre bir bulut ekosistemine erişimini sağlıyor. Ayrıca gerektiğinde verilerin yerel olarak işlenip depolanmasına imkân tanıyor.

Yerel inovasyonu hızlandırmak

Suudi Arabistan’daki yeni bulut bölgesinin, hem start-up’lar hem de büyük şirketler için yeniliği hızlandırması bekleniyor. Bölge, kuruluşların yapay zekâ tabanlı uygulamalar, veri analitiği ve ileri dijital hizmetler geliştirmesine güvenilir bir ortamda olanak tanıyacak. Bu gelişme, yerel bulut kapasitesinin, düzenleyici gereklilikleri karşılamak ve iş esnekliğini artırmak açısından giderek artan önemini de ortaya koyuyor.

xsdfrgt
Bu adım, dijital dönüşümün olgun bir aşamasına işaret ediyor ve Suudi Arabistan’ın bölgesel dijital merkez olarak konumunu güçlendirmenin yolunu açıyor. (Shutterstock)

Duyuru teknik açıdan önemli bir adım olmasının yanı sıra, dijital dönüşüm sürecinde olgunluk aşamasına geçildiğinin göstergesi olarak da değerlendiriliyor. Artık yatırımlar, yalnızca altyapı oluşturmaya odaklanmak yerine, dijital hizmetlerin geniş çaplı kullanımı için müşterilere güç sağlama yönüne kayıyor. 2026 sonunda beklenen operasyonel açılışla birlikte, Suudi Arabistan bulut kapasitesini genişleterek bölgesel bir dijital merkez olma hedefini destekleyecek.

Konuyla ilgili açıklama yapan Microsoft Arabistan Başkanı Turki Badhris, Suudi Arabistan’daki bölgenin 2026 dördüncü çeyreğinden itibaren bulut iş yüklerini çalıştırmaya hazır olmasının, kurumlara dijital yolculuklarını ve yapay zekâ odaklı planlamalarını daha net ve güvenle yürütme imkânı sunduğunu belirtti. Badhris, Microsoft’un hükümet kurumları, şirketler ve iş ortaklarıyla yakın iş birliği içinde çalışarak veri güncellemeleri, yönetişim güçlendirme ve yetenek geliştirme gibi adımlarla müşterilerin deneyimden operasyonel çalışmaya güvenle geçiş yapmalarını desteklediğini ifade etti. Badhris, bu başarının, şirketin Suudi Arabistan’daki kamu ve özel sektörde sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir dijital etki yaratma taahhüdünü yansıttığını vurguladı.

Geniş stratejik ortaklık

Microsoft’un Suudi Arabistan’daki bulut bölgesi duyurusu, şirketin ülkenin dijital dönüşümünde stratejik bir ortak olarak rolünü de güçlendiriyor. Suudi Arabistan, yapay zekâ uygulamalarını güvenli, sorumlu ve geniş ölçekte hayata geçirmek için kurumları erken aşamada hazırlamayı hedefleyerek, küresel ölçekte bu alanda öncü bir konum elde etmeyi amaçlıyor.

Bu çerçevede Suudi şirketler, yapay zekâ deneylerini gerçek üretim ortamına taşıyarak yerel bulut altyapısının sağladığı güvenilir ortamdan yararlanmaya başladı.

Enerji ve su alanında faaliyet gösteren ACWA Power, operasyonlarını geliştirmek için Azure AI hizmetleri ve Microsoft Intelligent Data Platform’u kullanıyor. Şirket, özellikle sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine odaklanarak ileri analizler, öngörücü bakım ve yapay zekâ destekli optimizasyon uygulamalarıyla su işleme süreçlerini iyileştiriyor; bu sayede günlük olarak on binlerce yüzme havuzuna eşdeğer su tasarrufu sağlanıyor. Ayrıca yapay zekâ teknolojilerinin uygulanması, enerji ve su hizmetlerinde neredeyse kesintisiz operasyon seviyelerinin korunmasına katkıda bulunuyor. Şirket, şimdi yapay zekâ üretkenliği alanında kullanım senaryolarını genişleterek sözleşme analizi ve teklif hazırlama gibi süreçlerde Microsoft 365 Copilot’u daha kapsamlı bir şekilde devreye almaya hazırlanıyor.

ty
Yerel bulut altyapısı, enerji, sağlık ve kamu hizmetleri gibi hayati sektörleri destekliyor. (Getty Images)

Qiddiya Investment Company, Microsoft 365 Copilot kullanımını yaygınlaştırarak ekiplerin e-posta özetleme, içerik üretme, veri analizi ve panolarla doğal dil üzerinden etkileşim kurmasını sağlıyor. Outlook, Word, Excel, PowerPoint ve Power BI uygulamaları üzerinden gerçekleştirilen bu süreçler, Qiddiya’nın yüzlerce varlık ve yükleniciyi izleyerek fatura durumu, inşaat aşamaları, riskler ve gecikmeler hakkında anlık bilgi almasını mümkün kılıyor. Proje verilerinde terabaytlarca bilgiyi saniyeler içinde sorgulayabilme kapasitesi, 700’den fazla yüklenici ve on binlerce çalışan içeren ekosistemde karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Şirket, erken aşama denemelerden geniş çaplı yaygınlaştırmaya geçerken, eğitim programları ve standartlaştırma adımlarıyla araçların günlük iş akışına entegrasyonunu güçlendiriyor ve projenin kapsamını genişletmeye devam ediyor.


Apple'dan ucuz iPhone ve yenilenmiş Siri planı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Apple'dan ucuz iPhone ve yenilenmiş Siri planı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Nispeten daha ucuz yeni bir iPhone ve mevcut sürümün sorunlarını gideren bir Siri'nin yakında piyasaya sürüleceği bildirildi.

Şirket, geçen yıl piyasaya sürülen ve daha düşük fiyatlı bir Apple telefon modeli sunmak için eski donanımı kullanan iPhone 16e'nin ardından iPhone 17e'yi piyasaya sürmeyi planlıyor.

Bloomberg'e göre yeni model daha iyi bir işlemci (tam fiyatlı iPhone 17'yle aynı) ve Apple'ın kendi hücresel ve Wi-Fi çiplerini içerecek. Ayrıca daha ucuz modellerde ilk kez kablosuz MagSafe şarj özelliği de sunulacak.

Aynı habere göre 599 dolarlık fiyat değişmeyecek.

Aynı dönemde Apple, 2024 yazında Dünya Geliştiriciler Konferansı'nda ilk kez tanıtılan Siri özelliklerini güncelleyecek bir yazılım güncellemesi yayımlamayı planlıyor. Bu özellikler arasında soruları yanıtlamak için telefondaki başka yerlerden veri alan "kişisel bağlam" kullanma yeteneği ve Siri'nin ekranda olup bitenleri görüp kontrol etmesini sağlayacak bir özellik yer alacak.

Apple, bu özellikleri Apple Intelligence teklifinin bir parçası olarak büyük bir pazarlama ve gösterişle tanıtmıştı. Ancak daha sonra bunları telefona entegre etmekte zorlandı ve bu da aşırı vaatlerde bulunduğu veya yapay zekada geride kaldığı eleştirilerine yol açtı.

Daha sonra yapay zeka bölümünde bir dizi değişiklik yaşadı ve bu bölümden sorumlu yöneticisini kaybetti. Ayrıca asistanı geliştirmek amacıyla Google'la büyük bir iş birliği duyurdu ancak bu çalışmanın sonuçlarının ne zaman ortaya çıkacağı belirsiz.

Independent Türkçe


Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space