Putin hakkında yakalama kararı çıkarılması ne anlama geliyor?

UCM Başsavcısı Han, birkaç kez Ukrayna'yı ziyaret etti ve Devlet Başkanı Zelensky ile görüştü (AFP)
UCM Başsavcısı Han, birkaç kez Ukrayna'yı ziyaret etti ve Devlet Başkanı Zelensky ile görüştü (AFP)
TT

Putin hakkında yakalama kararı çıkarılması ne anlama geliyor?

UCM Başsavcısı Han, birkaç kez Ukrayna'yı ziyaret etti ve Devlet Başkanı Zelensky ile görüştü (AFP)
UCM Başsavcısı Han, birkaç kez Ukrayna'yı ziyaret etti ve Devlet Başkanı Zelensky ile görüştü (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) hakimleri birkaç gün önce, UCM Başsavcısı Kerim Han’ın talebi üzerine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya Çocuk Hakları Komiseri Mariya Lvova-Belova hakkında yakalama kararı çıkardılar. UCM, ilk kez bir devlet başkanı hakkında yakalama kararı çıkarmıyor olsa da Rusya Devlet Başkanı, mahkemenin 2002 yılında kurulmasından bu yana hakkında yakalama emri çıkarılan en önemli isim oldu.
Washington merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Çalışmalar ve Strateji Merkezi (CSIS) İnsan Hakları Girişimi Direktörü Marti Flacks, CSIS internet sitesinde yayınlanan makalesinde, Putin'in davasının UCM’nin önündeki en karmaşık davalardan biri olacağını yazdı. Flacks’a göre ayrıca bu durum, yakalama kararının nasıl verildiği, davanın nasıl ele alındığı ve Rus yetkilileri Ukrayna'daki eylemlerinden sorumlu tutma çabalarının ne anlama geldiği şeklindeki üç hayati soruyu da gündeme getiriyor.
Flaks, Ukrayna ve Rusya'nın UCM üyesi olmadığı cevabını vermek için UCM’nin Putin hakkında yakalama kararı çıkarma yetkisini nasıl kazandığını sorarak sorularına başlıyor. Üyeliğin, UCM’ye Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sırasındaki eylemlerini soruşturması yetkisini otomatik verdiğini söyleyen Flaks, Ukrayna’nın 2015 yılında Rusya’nın Kırım'ı işgalinden sonra, UCM’ye Rusya ordusunun Ukrayna topraklarında işlediği insanlık suçlarını ve savaş suçlarını soruşturma yetkisi verdiğinin altını çizdi.
Sonuç olarak UCM’ye üye 39 ülkenin Rusya’nın Ukrayna'yı işgaliyle ilgili suçları soruşturmasını istemesinin ardından UCM Başsavcısı Kerim Han, 2022 yılının şubat ayı sonlarında Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin başlamasından sonraki haftalar içinde soruşturmayı açabildi. Han, geçtiğimiz yıl içinde, Ukrayna'da daimi bulunan UCM müfettişleriyle UCM tarihindeki en büyük soruşturma ekibini kurdu. UCM Başsavcısı, Ukrayna'yı birkaç kez ziyaret etti. Bu kapsamlı soruşturma, Ukrayna hükümetinin daha önce eşi ve benzeri görülmemiş desteği ve birçok Avrupa hükümetinin iş birliği sayesinde, savaş devam ederken yürütülen az sayıdaki soruşturmadan biri oldu.
Flaks’ın cevaplamaya çalıştığı ve Putin'e yöneltilen suçlamalar ve sunulan gerekçelerin ne olduğuyla ilgili soruya gelince Flaks, Putin ve Lvova-Belova’nın, UCM’yi kuran Roma Statüsü uyarınca, Ukraynalı çocukların Ukrayna'nın doğusunda Rusya’nın işgali altındaki topraklardan Rusya'ya zorla götürülmesine suretiyle savaş suçu işlemekle suçlandıklarını söyledi. Herhangi bir uluslararası silahlı çatışma sırasında işgal altındaki topraklardan bölge sakinlerinin nakledilmesi ya da sınır dışı edilmesi, iç direnişi zayıflatmak ve işgal altındaki toprakların kontrolünü kolaylaştırmak için kullanılır. Bu eylem, uluslararası hukuka göre bir savaş suçu olarak kabul edilir.  Sürgünün boyutu ve hedefleri, onu bir savaş suçundan insanlığa karşı işlenen bir suça ve soykırıma dönüştürebilir. Ancak Putin'e henüz böyle bir suçlama yöneltilmedi.
Savaşın başından beri Ukrayna’nın doğusunda Rusya’nın işgali altında olan bölgelerden halkın zorla sınır dışı edilmesine ilişkin haberler basında yer alsa da bu eylemlerin ne boyutta olduğu ve bunlardan en çok hangi kesimlerin etkilendiğine dair detaylı bilgiler özellikle son aylarda ortaya çıktı. Associated Press (AP) Haber Ajansı, geçtiğimiz Kasım ayında, sınır dışı edilen ailelere dair çok sayıda korkunç hikayenin aktarıldığı bir araştırma haberi yayınladı. ABD merkezli Yale Halk Sağlığı Okulu (YSPH) ise 14 Şubat'ta, savaşın başlangıcından bu yana en az 6 bin çocuğun ebeveynleri olmadan Rusya'ya nakledildiğine dair belgelenmiş kanıtlar sunan bir rapor yayınladı. Yetim kalan ya da ailesinden ayrı düşen çocuklara odaklanılması bu programı gerçekten ürkütücü kılarken bu durum UCM’yi, bu suçlamalarla birlikte soruşturma açmaya itti.
Ayrıca UCM'nin esasen en ciddi uluslararası suçlara karışan üst düzey yetkilileri hedef alması bu suçlamayla Putin hakkında yakalama kararının çıkarılmasının sebepleri arasında yer alıyor. Bunun yanında şüpheli hakkında kişisel cezai sorumluluk standartları son derece yüksek olduğundan soruşturma, yetkilinin söz konusu suçun işlenmesine kişisel olarak karıştığını, örneğin bizzat işlediğini, emrettiğini, kullandığını ya da doğrudan astları tarafından işlenmesini kasten görmezden geldiğini kanıtlaması gerekiyor. Putin Ukrayna'da işlenen savaş suçları için emir veriyor gibi görünse de UCM Başsavcılığının, dava sırasında, Putin'in hüküm giymesi için bu suçlarla doğrudan ilişkilendirilmesini sağlayacak şekilde çeşitli noktaları birbirine bağlaması gerekiyor.
Üçüncü ve son soru ise Putin hakkında iddianame ve tutuklama kararı çıktıktan sonra ne olacağı sorusu. Flaks, bu davanın sadece başlangıç ​​olduğunu ve UCM’nin hem Rusya’nın üst düzey sivil ve askeri yetkilileri hem de belki de Putin hakkında daha fazla iddianame hazırlayabileceğini söyledi. Basında yer alan haberlere göre UCM Başsavcısı Han, şu anda Rusya'nın Ukrayna'daki enerji santralleri de dahil olmak üzere altyapıyı hedef almasına yönelik bir soruşturma üzerinde çalışıyor.
Bu sırada Ukrayna’nın Cumhuriyet Savcısı, Rusya güçleri tarafından işlendiğini öne sürdüğü 65 binden fazla savaş suçu tespit etti. Bu suçlamaların çok azı UCM’ye ulaşırken, Ukrayna ve Avrupa mahkemeleri önümüzdeki yıllarda yüzlerce hatta binlerce davaya bakacak gibi görünüyor.
Putin hakkındaki yakalama kararı sadece bir başlangıç ve bir süre daha böyle kalabilir. UCM kimseyi gıyaben yargılamadığından davanın başlaması için Putin'in kendisine teslim olması ya da mahkemeyle iş birliği yapan herhangi bir hükümet tarafından yakalanması gerekiyor. Mahkemenin yasayı uygulamak için bir polis teşkilatı ya da gücü yok. Ancak kararlarını uygulamak için üye devletlerin yerel makamlarına güveniyor.
Dünya ülkeleri, 2009 yılında Sudan’ın eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir hakkında çıkarılan yakalama kararı gibi UCM kararlarıyla ilgili kötü bir sicile sahip olsa da Putin’in UCM üyesi ülkelerinden birini ziyaret etmesi halinde bu ülke, Putin hakkındaki yakalama kararını uygulaması için yasal ve siyasi baskıyla karşı karşıya kalacak. Fakat özellikle Putin’in UCM’nin kararını uygulamaya daha istekli olabilecek ülkeler olan ABD’yi ve ABD’nin Avrupa ve Asya'daki müttefiklerini ziyaret etmeyi düşünmeyeceğinden bu konuda iş birliği yapılması beklenmiyor.
Putin hakkında yakalama kararı çıkarılmasının belki de en önemli nedenlerinden biri, ABD'nin UCM’ye sağlayabileceği yardımı sınırlamasına yönelik artan baskı olabilir. ABD ile UCM arasındaki ilişkide ABD’nin eski UCM Başsavcısına yaptırımlar uygulanması ve UCM tarafından tutuklanan herhangi bir ABD vatandaşının serbest bırakılması için askeri güç kullanılmasına izin veren bir yasanın ABD Kongresi'nden geçirmesi gibi çeşitli gerginliklerle dolu olsa da Ukrayna'daki savaş, ABD Kongresi'nin UCM’ye yönelik tutumlarını değiştirdi. ABD Kongresi, 2022 yılının sonlarında, Ukrayna davasında ABD’nin mahkemeyle iş birliğini sınırlayan yasaları gevşetti. Hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar, UCM’nin Ukrayna'daki savaş suçlarına ilişkin soruşturmasını desteklediklerini açıkladılar.
Ancak Biden yönetiminin, dünyanın çeşitli ülkelerinden adalet bakanlarının, UCM’nin Ukrayna’da işlenen savaş suçlarıyla ilgili soruşturmalarına destek vermek üzere bu hafta Londra'da bir araya geldikleri sırada, ileride ABD vatandaşları hakkında açılacak herhangi bir davada emsal oluşturabileceği korkusuyla ABD Savunma Bakanlığı tarafından Rusya’nın Ukrayna'daki savaş suçları hakkında istihbarat bilgilerinin paylaşılmasını kabul etmeyerek iş birliğini engellemesi oldukça ironiktir. Bu da ABD'nin bu konuda nihai bir karar alması için baskı göreceği ve Putin hakkındaki yakalama kararının ABD'yi büyük bir ikilemin içine soktuğu anlamına geliyor.



Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
TT

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

İsrail ve Hamas arasında iki yıldan uzun süredir devam eden kanlı savaşın harap ettiği Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere destek olmak için dün Paris'te binlerce kişi gösteri düzenledi.

Organizatörlerin yaklaşık 50 bin, Paris polisinin ise yaklaşık 8 bin 400 kişi olduğunu tahmin ettiği kalabalık, "Gazze, Gazze, Paris seninle" ve "Paris'ten Gazze'ye direniş!" gibi sloganlar atarak yürüdü. Filistin bayrakları ve "Filistin, sessiz kalmayacağız" ve "Soykırımı durdurun" yazılı pankartlar taşıdılar.

Yürüyüşe, başta Boyun Eğmeyen Fransa Partisi lideri Jean-Luc Mélenchon olmak üzere birçok sol görüşlü siyasi isim katıldı.

Fransa-Filistin Dayanışma Derneği Başkanı Anne Tuyon, ateşkesin 10 Ekim'de yürürlüğe girmesinden yedi hafta sonra AFP'ye yaptığı açıklamada, "Henüz hiçbir şeyin yolunda olmadığını unutmamalıyız" dedi. Dernek, gösteriye çağrıda bulunan 80 STK, siyasi parti ve sendikadan biri.

frgt
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

"Ateşkes sadece bir sis perdesi... İsrail bunu her gün ihlal ediyor, Gazze'ye insani yardımların girmesini engellemeye devam ediyor ve Gazze'deki altyapıyı ve evleri yıkmaya devam ediyor. Kalıcı bir ateşkes ve soykırımın sona ermesini talep ediyoruz."

ABD'nin arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasının şartları uyarınca, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nden "sarı hat"ın gerisine çekildi ve bu hat, İsrail'e bölgenin yüzde 50'sinden fazlasının kontrolünü hâlâ sağlıyor.

Ancak, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e saldırmasının ardından patlak veren savaşta ateşkes son derece kırılgan olmaya devam ediyor.

Anne Tuyon, "İsrail'in uluslararası hukuka uymasını sağlamanın tek yolu yaptırımlar uygulanmasıdır" diyerek, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin "eşi benzeri görülmemiş boyutlara" ulaştığı "yerleşim faaliyetlerindeki şaşırtıcı hızlanma"yı kınadı.

Tam adını vermek istemeyen 72 yaşındaki Saliha, Gazze'deki "soykırıma" karşı düzenlenen bir yürüyüşe katılmak için geldiğini söyledi.

"Tüm insanlık çaresizce izliyor. Bu tam bir dokunulmazlık," diyerek, "İnsanların bunu görüp de hiçbir şey yapamaması son derece şok edici. Yapabileceğimiz tek şey seferber olmak" ifadelerini kullandı.

İsminin açıklanmasını istemeyen 42 yaşındaki Bertrand ise perşembe günü işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Cenin'de İsrail polisi ve ordusunun ortak operasyonunda öldürülen iki adamın videolarının da kanıtladığı gibi, "katliam ve soykırımın devam ettiğini" söyledi. Birleşmiş Milletler, "bir başka yargısız infaz gibi görünen" olayın soruşturulması çağrısında bulundu.

Protestocular, ekonomik ve mali yaptırımların olmaması nedeniyle, "Sokaklarda ve seçilmiş yetkililer aracılığıyla baskı yapmaya devam etmeliyiz" diye düşünüyor.


İtalya Suudi Arabistan ile savunma alanında iş birliğini artırmaya hazır

Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
TT

İtalya Suudi Arabistan ile savunma alanında iş birliğini artırmaya hazır

Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)

İtalya'nın Riyad Büyükelçisi Carlo Baldocci, ülkesinin Suudi Arabistan ile savunma alanındaki iş birliğini derinleştirmeye hazır olduğunu ve bu hayati alanda yerelleştirme, endüstriyel kapasite geliştirme ve beceri geliştirme konularında Vizyon 2030 hedefleriyle tam uyum içinde olduğunu söyledi.

Büyükelçi Baldocci, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, şu an çeşitli İtalyan şirketlerin Suudi ortaklarıyla deniz platformları, helikopterler, elektronik savunma ve gelişmiş gözetleme teknolojileri dahil olmak üzere çok çeşitli sistemler üzerinde iş birliği yaptığını açıkladı.

Büyükelçi Baldocci, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin geçtiğimiz yıl el-Ula'da gerçekleştirdiği görüşme ve stratejik ortaklık anlaşmasının imzalanmasının enerji, altyapı, kültür, inovasyon ve savunma sektörlerinde iş birliğinin hızla genişlemesine yol açtığını açıkça ifade etti.

Büyükelçinin açıklamaları, Suudi Arabistan-İtalya Yatırım ve İş Forumu'nun salı günü başkent Riyad'da 500'den fazla İtalyan şirketin katılımıyla iki ülke arasında sürdürülebilir endüstriyel ortaklıklar kurmak amacıyla başlamasına eşlik etti.

El-Ula toplantısının meyveleri

İtalya’nın Riyad Büyükelçisi Baldocci, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin katılımıyla el-Ula'da imzalanan stratejik ortaklık anlaşmasının rekor sürede somut ilerlemeler sağladığını açıkladı.

Büyükelçi Baldocci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enerji, altyapı, kültür, inovasyon ve savunma alanlarında iş birliğinin hızla genişlediğini gördük. 10 milyar avronun üzerinde değere sahip anlaşmaların imzalanması, bu yeni aşamanın derinliğini ve ciddiyetini yansıtıyor. Daha da önemlisi, kurumlarımız arasındaki diyalog daha düzenli, yapılandırılmış ve ileriye dönük hale gelerek, uzun vadeli planlamaya imkan veren bir güven ortamı yarattı.”

cvf
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İtalya Başbakanı'nı geçtiğimiz yıl el-Ula'da ağırladı (SPA)

Savunma iş birliğinin derinleştirilmesi

Ülkesinin Suudi Arabistan ile savunma alanındaki iş birliğini, yerelleştirme, endüstriyel kapasite geliştirme ve beceri geliştirme konularında Vizyon 2030 hedeflerine tam olarak uygun şekilde artırmaya hazır olduğunu vurgulayan İtalya Büyükelçisi Baldocci, İtalyan şirketlerinin, İtalya'nın uluslararası alanda tanınan uzmanlığa sahip olduğu çok çeşitli sistemlerde Suudi Arabistan’dan muadilleriyle ortaklık kurduğunu belirtti. Söz konusu sistemler arasında deniz platformları, helikopterler, elektronik savunma ve ileri gözetleme teknolojileri yer alıyor.

Bu bağlamda, iki ülkenin savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad'da düzenlenen İtalyan Sanayi Günleri, İtalyan yeteneklerini sergilemek ve pratik iş birliği biçimlerini tartışmak için önemli bir platform sağlayan Büyükelçi Baldocci, “Bu etkinlik, İtalyan şirketlerinin Krallık'taki kurumlar ve endüstri ile doğrudan iletişim kurmasına ve yerelleştirme, ortak eğitim ve endüstriyel gelişme gibi alanlarda fırsatları keşfetmesine olanak tanıdı. Temeller sağlam ve her iki taraf da bu iş birliğini zaman içinde güçlendirmeye kararlı” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu

İki ülke arasındaki ortaklığın güçlendirilmesinde bir sonraki adımın bu iş birliğinin sürekliliğini sağlamak olduğunu vurgulayan Büyükelçi Baldocci, her iki tarafın da şu anda bakanlıklar, kurumlar ve özel sektör arasındaki koordinasyonu güçlendirmek için çalıştığını ve böylece büyük projelerin net yol haritaları ve ortak öncelikler doğrultusunda ilerlemesini sağlamak için çaba gösterdiğini belirtti.

sdfgt
Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu, İtalya’dan 500'den fazla şirketin katılımıyla önümüzdeki salı günü başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)

İtalyan Büyükelçiye göre, Riyad'da 25 ve 26 Kasım tarihlerinde 500'den fazla İtalyan şirketini bir araya getirecek olan Suudi Arabistan-İtalya Yatırım ve İş Forumu, stratejik ortaklık hedefini sürdürülebilir endüstriyel ortaklıklara, ortak yatırımlara ve daha derin kurumsal diyaloga dönüştürmeye yardımcı olacak önemli bir dönüm noktası olacak. Büyükelçi Baldocci, Suudi Arabistan-İtalya Yatırım ve İş Forumu'nun özel oturumlar ve doğrudan iş toplantıları aracılığıyla bu sektörlerin çoğuna odaklanarak somut ortaklıkları keşfetmek için benzeri görülmemiş bir platform sağlayacağını belirtti.

Vizyon 2030 fırsatları

Suudi Arabistan Vizyon 2030 projesinin İtalya’nın endüstriyel güçleriyle son derece uyumlu bir yatırım ortamı yarattığını belirten Büyükelçi Baldocci, altyapı ve mobilitenin en cazip sektörler arasında yer almaya devam ettiğini, İtalyan şirketlerinin şu anda büyük ölçekli kentsel gelişim projelerine, sürdürülebilir ulaşım çözümlerine ve inşaat işlerine katkıda bulunduğunu ve Vizyon ile bağlantılı stratejik projelerde ek fırsatların ortaya çıkacağını ifade etti.

Büyükelçi Baldocci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enerji sektöründe, İtalyan grupların yenilenebilir enerji, hidrojen, şebeke modernizasyonu ve enerji verimliliği teknolojileri alanlarında faaliyet göstermesi ile iş birliği hızla genişliyor. Bu alanlar, Suudi Arabistan’ın temiz enerji gündemini hızlandırması açısından öncelikli. Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen konusunda küresel bir merkez olma hedefi, özellikle Avrupa pazarlarına tedarik sağlamak açısından ortak yatırımlar için en umut verici alanlardan birini oluşturuyor.”

xscdfrg
Suudi Arabistan ve İtalya hükümetleri arasında Stratejik Ortaklık Konseyi'nin kurulmasına ilişkin imza töreninden bir kare (SPA)

Suudi Arabistan’ın yapay zeka, siber güvenlik, yarı iletkenler, veri merkezleri ve akıllı şehir uygulamalarına yoğun yatırım yaptığı ileri teknolojilerden de bahseden İtalyan Büyükelçi, ülkesinin endüstriyel otomasyon, özel yazılım, ileri üretim ve dijital çözümler alanlarında bu öncelikleri tamamlayan rekabetçi yeteneklere sahip olduğunu belirtti.

İki ülke arasındaki ticaret hacminin büyümesi

İki ülke arasındaki ticarette görülen güçlü artışın, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 programı kapsamında geçirdiği dönüşüm ile İtalya’nın sanayisinin kapasiteleri arasındaki yapısal uyumu yansıttığını ifade eden Büyükelçi Baldocci, “İtalya'nın ihracatı, altyapı, enerji dönüşümü ve ileri teknolojiler alanındaki büyük yatırım döngüsünün etkisiyle, makine, ilaç, elektrikli ekipman ve özel endüstriyel bileşenler gibi neredeyse tüm başlıca kalemlerde büyüme kaydetti” dedi.

İtalyan Büyükelçi, ikinci faktörün İtalya'nın Ulusal İhracat Planı’nda Suudi Arabistan’ın öncelikli ülkeler arasında yer alması ve bu sayede İtalyan şirketlerinin Suudi pazarına daha verimli bir şekilde girmesine yardımcı olan tanıtım programları, kurumsal destek araçları ve ticari düzenlemeler başlatması olduğunu söyledi. Büyükelçi Baldocci, İtalyan ihracatının yüzde 28 gibi dikkat çekici bir artışla 6,2 milyar euroya ulaştığını hatırlattı.

Üçüncü faktörün ise iki ülke arasındaki iş ortamının iyileşmesi olduğunu ifade eden Büyükelçi Baldocci, “Kurumsal misyonların yoğunluğu, yatırımı kolaylaştırmak için yeni kanalların etkinleştirilmesi ve ekonomik kurumlar arasındaki yakın diyalog, engellerin azaltılmasına ve ticaret alışverişinin hızlanmasına katkıda bulundu” diye ekledi.


Muhammed bin Selman, Starmer ve Erdoğan ile son gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
TT

Muhammed bin Selman, Starmer ve Erdoğan ile son gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman bin Abdulaziz ile Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer arasında dün yapılan telefon görüşmesinde, bölgedeki anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesi gerektiği vurgulandı.

Görüşmede, bölgedeki son gelişmeler ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarının yansımaları ele alınırken, tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesi ve gerilimin azaltılması için her türlü çabanın sarf edilmesinin önemine değinildi.

Diğer yandan İsrail'in İran'a yönelik saldırısı bağlamında Suudi Arabistan ve Türkiye, gerilimin düşürülmesi ve itidalli davranılması için her türlü çabanın sarf edilmesi gerektiğini ve diyaloğa dönülerek tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’dan aktardığına göre, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki telefon görüşmesinde, İsrail'in İran'a yönelik saldırısının ardından bölgede yaşanan gelişmeler gözden geçirildi ve söz konusu gelişmelerin krizin çözümüne yönelik mevcut diyaloğun kesintiye uğramasına yol açtığı ifade edildi.

Türk devlet televizyonu TRT, iki tarafın bölgesel ve küresel konuları ele aldığını belirtti. Erdoğan'ın, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail'in ‘bölgenin istikrar ve güvenliğine en büyük tehdidi oluşturduğunu’ söylediği ve bu tehdidin İran'a yönelik saldırıyla bir kez daha ortaya çıktığını belirttiği aktarıldı.

Erdoğan, ABD ile İran arasında nükleer müzakereler yoluyla uzlaşma arayışlarının sürdüğü bir dönemde İsrail'in İran'a yönelik saldırısının barış çabalarını baltalamayı amaçladığını ve İsrail saldırılarının İsrail'in ‘bölgesel ve küresel güvenliği sorumsuzca tehdit ettiğini’ bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

Görüşme sırasında Erdoğan, ‘bölgenin yeni bir krizi kaldıramayacağı ve yıkıcı bir savaşın bölgedeki tüm ülkelere düzensiz göç dalgaları yaratabileceği’ uyarısında bulunarak, ‘nükleer anlaşmazlığın ancak devam eden müzakereler yoluyla çözülebileceğini’ vurguladı.