ABD’nin Bağdat Büyükelçisi, Iraklılara Gertrude Bell’i hatırlatıyor

Eylemleriyle rekor kırdı ve aşiret büyükleriyle iftar sofrasını paylaştı.

ABD Büyükelçisi’nin aşiret büyükleriyle Ramazan iftarını yaparken Twitter'da paylaştığı bir fotoğraf
ABD Büyükelçisi’nin aşiret büyükleriyle Ramazan iftarını yaparken Twitter'da paylaştığı bir fotoğraf
TT

ABD’nin Bağdat Büyükelçisi, Iraklılara Gertrude Bell’i hatırlatıyor

ABD Büyükelçisi’nin aşiret büyükleriyle Ramazan iftarını yaparken Twitter'da paylaştığı bir fotoğraf
ABD Büyükelçisi’nin aşiret büyükleriyle Ramazan iftarını yaparken Twitter'da paylaştığı bir fotoğraf

Üç Batılı kadın, 1921 yılında İngilizler tarafından kurulan Irak devletinin son yüz yılı boyunca Irak'ın modern tarihinde en önemli rolleri oynamaya mahkûm edildi. Bu kadınların ilki, o zamanlar özellikle özel bir ilişkisi olduğu Kral I. Faysal (1933'te öldü) döneminde Irak hükümetlerinin kurulmasındaki büyük rolü nedeniyle kralcı olarak tanımlanan Irak'taki İngiliz Büyükelçiliği'nin Doğu Sekreteri olan Gertrude Bell’di.
İkinci isim, eski Irak rejimi dönemindeki ABD Büyükelçisi April Glaspie. Zira onun Kuveyt'in işgalinden önce Saddam Hüseyin'le yaptığı son görüşme, ima amacıyla yaratıcı diplomatik muğlaklıkla lekelenmiş bir konumu Saddam'a bildirdikten sonra, işgale geçiş izniydi. Öyle ki söz konusu görüşme Saddam'ın kısa bir süre sonra yapacaklarına göz yummak olarak anlaşılmıştır.
Üçüncüsü ise, şu anki ABD Büyükelçisi Alina Romanowski. O yaşlı bir kadın, ancak her düzeyde canlılık ve sürekli aktivite ile karakterize ediliyor. Üç kadının farklı rolleriyle, her birini bu ülkenin tarihinde oynadığı rolün bağlamına yerleştirmek, farklı koşullara sahip farklı durumların ve kaderlerin bir görüntüsünü verebilir. Bell, modern Irak'ın inşasında ve kurumlarının tamamlanmasında belirleyici bir role sahipti. Çünkü o, elçilikte bir sekreterden daha fazlasıydı. Daha ziyade keskin bir kültürel, entelektüel ve doğu vizyonuna sahipti. Böylece Iraklı ve yabancı yazar, araştırmacı ve tarihçilerin çalışmalarında kalıcı bir kaynak haline geldi.
Glaspie'ye gelince, Saddam Hüseyin döneminde (Bağdat ile Washington arasındaki diplomatik ilişkiler 1983 yılında yeniden kuruldu) Irak ile ABD arasında zaten muğlak olan ilişkiyi yöneten koşullar nedeniyle, politikaların çizilmesinde ve kaderin belirlenmesinde rol oynadı. Saddam döneminde hiçbir Arap veya yabancı büyükelçinin Irak'ta serbestçe dolaşmasına izin verilmedi. Herhangi bir Iraklının, herhangi bir düzeyde, herhangi bir Arap veya yabancı büyükelçi veya büyükelçilik ile rejimin bilgisi olmadan herhangi bir düzeyde ilişki kurmasına izin verilmedi. Böyle bir durum olduğunda diplomat ölüm cezasına çarptırılırdı. Bununla birlikte, Glaspie'nin Saddam Hüseyin'le görüşmesi sırasında yaptığı açıklama, Saddam'ın -ABD'nin yeşil ışık yaktığını düşündüğü- işgal kararı vermesinden sonraki yıllar boyunca Irak'ın kaderini belirledi.
Romanowski ise işgal öncesi Irak muhalefetinin dostu Zalmay Halilzad liderliğinde 2003 yılında başlayan yirmi yıllık değişim sürecinde yaklaşık 10 büyükelçinin ardından Kuveyt'teki görevi sona erdikten sonra Irak'a büyükelçi olarak geldi. General Jay Garner, Paul Bremer ve diğerleri görevlerini net bir iz veya ayak izi bırakmadan geçirdiler. İran'ın Irak'taki büyükelçileri ile bir dizi çatışma yoluyla Irak hükümetlerinin kurulmasında kendilerine verilen roller dışında, bazı ABD büyükelçilerinden daha fazla kayırılan ve etkili olan İran büyükelçisi neredeyse her zaman galip geldi.
Ancak Romanowski tamamen farklı bir hikâye. Gür beyaz saçlı bu hanımefendi, özellikle Ekim 2019 ayaklanmasından sonra Iraklıların tercihlerine müdahale etmekle suçlanan geniş bir varlığa sahip Birleşmiş Milletler (BM) Irak Özel Temsilcisi Jeannine Hennis-Plasschaert dışında, turlarında ve kalıcı varlığında onunla rekabet etmiyor ve kendisi de tartışma konusu. Romanowski 'ye göre, üst düzey Iraklı yetkililerle yaptığı görüşmeler aracılığıyla bugünkü mekik hareketlerindeki en önemli değişken açıkça, Muhammed Şiya es-Sudani liderliğindeki mevcut hükümet olan Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin oluşturulmasından sonra başladı.
Göreve başladığından bu yana Romanowski ile birkaç kez görüşen Sudani, henüz ABD’yi ziyaret etmemişken Arap ve Avrupa ülkelerine yaptığı sayısız ziyaretlerle ülkesi ve dünyanın çeşitli ülkeleri arasında dengeli ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ancak Romanowski'nin hamleleri siyasi gözlemcilerin dikkatini çekti. Gerçek şu ki, mevcut hükümet İran'a yakın en büyük siyasi güç tarafından destekleniyor. Bununla birlikte, Romanowski'nin sonuncusu iki gün önce Irak'taki bazı üst düzey aşiret büyükleriyle bir Ramazan iftarı sofrasına katıldığı sırada yaptığı şey, Iraklıların hafızasını geçen yüzyılın yirmili yıllarının başlarına kadar götürdü. Miss Bell, aşiret büyükleri ​​ve sivil toplum açısından benzer roller oynuyordu. Ayrıca pazarlarda ve halk arasında dolaşırdı. Bu çeşitli çevrelerde şüphesiz geniş bir etkiye sahip olan İran Büyükelçisi de dahil olmak üzere diğer büyükelçiler tarafından yapılmıyordu.
Romanowski, bir konuşma yapmak için ayakta göründüğü iftar masasında aşiret büyükleriyle buluştuktan sonra Twitter hesabı üzerinden şunları ifade etti: “Kutsal Ramazan ayında, bu iftar yemeğini Iraklı aşiret büyükleriyle paylaştığım için minnettarım. Onların vizyonu daha güçlü, istikrarlı ve müreffeh bir Irak inşa etmek için önemli. İftar sofrasında diplomat arkadaşlarımla bulunmaktan da keyif aldım.”
İftardan sonra meydana gelen ironi, Romanowski ile tanışan aşiret büyüklerinin ardından yapılan yaygın eleştiriydi. Bazı eleştirmenlerin bakış açısına göre Romanowski’nin ‘İşgalci ABD’nin büyükelçisi’ olması ve başka bir bakış açısına göre aşiret şeyhlerinin Iraklı kadınlarla aynı konseyde dahi olmamalarına rağmen yabancı bir kadınla oturup yemeğe katılmaları da dahil olmak üzere eleştirinin birçok nedeni var. Konu bu noktada da kalmamış ve büyüklerinden birinin bu büyük ziyafeti düzenlediği aşiret, yapılan eylemin aşireti temsil etmediğini, kişisel olduğunu açıklamıştır. Gerekçelerle ilgili komik olan şey, ziyafet organizatörlerinden bazılarının bunun hükümetin Aşiret İşleri Danışmanı tarafından düzenlendiğini ve davetlilerin Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin bir dizi büyükelçisi olduğunu açıklamasıydı. Ancak iftara davet edilmeyen Romanowski'nin varlığına şaşırdılar ve tüm ilgi odağını o çalmıştı.



Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.