Arap dünyasında fark edilmeyen gizli bir tehlike: Dijital uyuşturucular

Etkisi kimyasal değil psikolojik olan dijital uyuşturucular "geleceğin eroini" haline gelebilir.

Dijital uyuşturucular; belirli web siteleri üzerinden ulaşılabilen ses dosyaları / Görsel: Independent Arabia
Dijital uyuşturucular; belirli web siteleri üzerinden ulaşılabilen ses dosyaları / Görsel: Independent Arabia
TT

Arap dünyasında fark edilmeyen gizli bir tehlike: Dijital uyuşturucular

Dijital uyuşturucular; belirli web siteleri üzerinden ulaşılabilen ses dosyaları / Görsel: Independent Arabia
Dijital uyuşturucular; belirli web siteleri üzerinden ulaşılabilen ses dosyaları / Görsel: Independent Arabia

Gufran Yunus
Somut bir fiziksel varlığı olmadan vücuda alınan, solunan veya enjekte edilen hiçbir ilaç yok.
Ancak dijital uyuşturucular (digital drugs), çağdaş yaşamla ve insanların yaşamlarını ele geçiren ve onları dijital uyuşturucuların dünyanın her yerine pazarlandığı bir örümcek ağına bağlayan sanal dünyayla ilişkili bir kavram olarak fiziksel uyuşturucuların etkisini simüle ediyor.
Bir dijital uyuşturucu kullanıcısının eroin, kokain, kristal meth (metamfetamin) veya başka bir uyuşturucu maddeye ihtiyacı olmaz.
Farklı frekanslarda ses dalgaları yayımlayarak beyni aldatmak için programlanmış bir geometriye göre hareket eden değişen şekiller ve renkler, bazen görsel malzemelerle ilişkilendirilen ses dosyalarını kulaklıkla dinlediği internet hizmetine sahip olması yeterli.
Her bir seste, dinleyiciye geleneksel uyuşturucu türlerinden birinin hissini simüle eden belirli bir duygu iletir.

İşitsel uyuşturucular
Psikolojik danışmanlık uzmanı Abdullah Safir el-Gamidi, dijital uyuşturucuları "Sağlığı yok etmek, zaman almak ve aktiviteyi zayıflatmak için avını aramak üzere internet siteleri aracılığıyla evlerimize sızan bir tehlike" olarak tanımlıyor.
El-Gamidi, kimyasal uyuşturucu olarak nitelendirilen ve analizler yapılarak tespit edilen geleneksel uyuşturucuların aksine, işitsel uyuşturucular olarak sınıflandırdığı bu tür uyuşturucuların varlığını çoğu ülkenin henüz tanımadığını ifade etti.
Dijital uyuşturucuların, kişinin dinlediği tonları ve beyin elektriğini manipüle ederek kişiyi gerçek uyuşturucu kullanımına benzer bir uyuşukluk durumuna sokan dalgalar içeren ses dosyaları olduğunu belirten el-Gamidi, "İşitsel uyuşturucular, sahibine biraz neşe ve zevk vermek için mırıldanma ve tıklama ilkesine dayanan özel bir müzik türüdür" dedi.

Dijital uyuşturucular nasıl çalışır?
Dijital uyuşturucular, belirli internet sitelerinden sesler işitilerek ve her iki kulağa kulaklık takılarak alınan ses dosyaları.
Bu dosyalardan yayılan müzik ritimleri iki kulak arasında farklı ve işitsel olarak algılanan sinyaller işitme siniri aracılığıyla beyne iletilerek beyin ve sinir sistemi arasındaki nörotransmitterlerin elektrokimyasal etkileşim düzeyini etkiler.
Bu konuda psikoterapist Nasır bin Raşid el-Gadani, dijital uyuşturucu olarak dinlenen ses dalgalarının farklı frekanslarda olduğunu belirtti.
El-Gadani konuyla alakalı olarak, "Örneğin sağ kulak 325 Hz'lik bir dalgaya ve sol kulak 315 Hz'lik bir dalgaya maruz kalsaydı, o zaman beyin otomatik olarak iki kulak arasındaki frekansları birleştirerek bir seviyeye ulaşır. Beynin her iki kulakta yayınlanan iki frekansı birleştirerek tek bir ses seviyesi elde etmeye çalışması beyin fonksiyonlarında bozulmaya yol açar" ifadelerini kullandı.
Tek kişilik bir odaya çekilmek, rahatlamak ve gözleri kapatmak gibi istenen etkiyi ve coşkuyu elde etmek için kendilerine ait bir atmosfere ihtiyaç duyan dijital uyuşturucular, ağızdan alınan, enjekte edilen veya solunan geleneksel uyuşturucuları taklit eden bir etkiye sahip.
Dijital uyuşturucular, kullanıldığında gerçek uyuşturucuyla aynı etkiyi yaratacak belirli sinyalleri beyne getiren belirli frekansları ileterek, öfori ve psikolojik etki açısından kokain kullanımı ile aynı etkiyi üretebilir.

Beyin bozukluğunun sonuçları
Dijital uyuşturucuların beyinde yarattığı dengesizlik, duygusal belirtilere neden olur ve kullanıcının sosyal aktiviteleri de bundan etkilenir.
El-Gadani, "Ortaya çıkan duyusal müdahale nedeniyle, sinirlilik ve dışa dönüklükten zevk ve duygusal durumu kurcalamaya neden olan dereceye kadar değişen iki karşıt beyin tahrişi ile sonuçlanır. Bu da mutluluk hormonu olan dopaminin salgılanmasına neden olur. Aynı zamanda nevrotizm, kasılma, korku ve risk beklentisi hormonu olan adrenalin ve noradrenalin hormonunun salgılanmasını da sağlar" dedi.
El-Gadani, "İki hormonun aynı anda salınması, kan zehirlenmesine ve kişide kasılmalara yol açan sinir şokuna neden olabilir. Ayrıca depresyon, üzüntü, şiddetli depresyon, neşe, mutluluk ve canlılık arasındaki ikilik ve duygu çatışması, duygusal depresyon (bipolar) veya manik depresyon durumuna yol açar. Buna bağlı olarak zihin, iki frekans arasında bir denge bulmak için çok uğraşır ve yarımkürelerini sıfırlamak için beyni yorar" ifadelerini kullandı.
Kullanıcının genel davranışına gelince, sosyal izolasyonun yanı sıra hafızanın işlevsel performansı, duygusal ve bilişsel yetenekler, zayıf konsantrasyon, dikkat eksikliği, hiperaktivite, hareket, beceri, algılama, anlama ve özümseme eksikliği gibi duygusal ve bilişsel süreçlerde bir kusurdan mustarip olacaktır. 

Gizli bağımlılık
1981 yılında kurulan psikotrop maddelerin azaltılmasına yönelik ilk Arap derneği olan JAD Derneği'nin başkanı Joseph Charles Hawat, dijital uyuşturucu bağımlılığını 'gizli bir bağımlılık' olarak tanımlıyor.
Bu tür uyuşturucular, bir genç tarafından odasında ve iki arkadaşıyla birlikte, somut materyaller olmadan kullanılabilir. Bu nedenle tespit edilmesi zor.
Bir gencin ilgisini çekmenin bir yolu olarak, geleneksel uyuşturucularla (eroin ve kokain) aynı adlara sahip dijital uyuşturucuları tanıtan ücretsiz web siteleri var.
Aynı bağlamda el-Gadani, dijital uyuşturucuların bilgisine ilişkin araştırmacıların bu türlerin teşvikçilerinin hileleri ve aldatıcı yöntemleri karşısında her zaman büyük bir şaşkınlık içinde durduğuna dikkat çekti.
El-Gadani cümlelerinin devamında şunları söyledi:
"Her geçen gün gençleri baştan çıkarmak ve onları bu tehlikeli bağımlılığa düşürmek için yeni şeyler keşfediyoruz. Promotörler, gençleri, ergenleri ve genç yetişkinleri çekebilecek ve onları neşelendirmek ve endişelerini unutmak için bazı sosyal ağ siteleri aracılığıyla cezbedici etiketler sunuyor. Çilek veya portakal ve diğerleri gibi, tadın lezizliğinden ve manzaranın güzelliğinden ilham alan etiketler kullanıyorlar. Bunların bazıları güç, hareketlilik, canlılık ve bazıları da baştan çıkarmalarla ilişkilendiriliyor."

Arap dünyası
Hawat, bazı Arap ülkelerinin küresel olarak var olmasına rağmen bu tür uyuşturucuların varlığını kabul etmek istemediklerine ve şayet bunu görmezden gelmeye devam edersek, dijital uyuşturucuların 'geleceğin uyuşturucusu' olacağına inanıyor.
Arap dünyasında dijital uyuşturucuya bağımlıların yokluğuna atıfta bulunaan Hawat, "Ama ne var ki istismarcılar var ve bir süre sonra bağımlılık aşamasına geleceğiz" dedi.
Bazıları, bu bilgilerin geçerliliğini doğrulayan hiçbir bilimsel çalışma olmadığı için dijital uyuşturucuların beyin kimyasında yarattığı dengesizliğin abartılı bir konu olduğuna inanıyor.
Dijital uyuşturucular konusunun abartıldığına inanan ve her iki kulağa farklı frekanslarda müzik gönderen bu ses dosyalarının ne işe yaradığının gerçekliğini doğrulayan hiçbir çalışmanın bulunmadığına inanan psikolog ve terapist Faruk Cehlan'ın bulunduğu nokta da burası.
Cehlan, insanların bu dosyaların gerçek uyuşturucuların yerine geçen ilaçlar olduğu bilgisini aldıklarında, insanların dijital uyuşturucu olgusuna psikolojik olarak bağlandıklarına inanıyor.
Bu fikre olan psikolojik bağlılık, bu dosyaların kullanıcısını gerçek uyuşturucuların yerine geçen ilaçları kullandığını hayal etmeye sevk ediyor.
Bu insanlar genellikle önerme yeteneğine sahiptir, psikolojik sorunlar yaşar ve gerçeklikten ayrılmak isterler. Bu dosyaları alan kişiler genellikle yeni bir şey deneme arzusu duyan gençler.
Cehlan, "Bağımlılık eğilimi olmayan kişiler, bağımlılığa yatkınlığı olan kategorinin aksine bu ses dosyalarından etkilenmeyecekleri için bu dosyalarla sanki gerçek bir uyuşturucuymuş gibi psikolojik olarak etkileşime girmeye başlıyorlar" ifadelerini kullandı.

Psikolojik bağımlılık
Dijital ilaçlara bağımlılık vakalarının ilaç tedavisi veya hastaneye yatış gerektirmediği için bir psikiyatrist tarafından tedavi edilebileceğine inanan Hawat'ın açıkladığı gibi, bu ilaçlar fiziksel değil psikolojik bağımlılık yaratıyor.
Psikolog Nasır bin Raşid el-Gadani, dijital uyuşturuculardan kurtulmanın, tedavi görüşmesiyle sorunu netleşebilecek vakaların her biri için uygun bir tedavi planı geliştirilmesini gerektirdiğine inanıyor.
Terapist, dijital ilaçların tehlikelerinin açıklanmasında temsil edilen tedavi seanslarından önce hastaya farkındalık ve önleyici seanslardan geçmesi koşuluyla en az 14 seanslık bir tedavi programı kurabilir ve hasta ayrıca bilişsel-davranışçı terapi seanslarına tabi tutulabilir.
Sosyal ve politik psikoloji profesörü Haydar el-Cevrani, dijital uyuşturucuların kullanımı sonucunda ortaya çıkan ağrı kesici, kaygı ve gerilimi azaltma gibi olumlu etkileri olduğunu gösteren araştırmalar olduğuna inanıyor.
Ancak aynı zamanda yapılan diğer çalışmalar, bu türün uyuşturucu ve esrar gibi geleneksel uyuşturucuların kullanımını dijital uyuşturucularla karıştırarak, ikili kullanım deneyimini yenilemek amacıyla bir katalizör olabileceğine işaret etti. 

Dijital uyuşturucu türleri
El-Gadani'nin işaret ettiği ve geleneksel uyuşturucularda olduğu gibi, birçok dijital uyuşturucu türü bulunuyor.
Örneğin gevşemeye, halüsinasyonlara ve sükunete yol açan ve acı verici anıların akışıyla ruhta coşku ve zihinsel gezinme uyandıran bir tür sakin ton olan 'crystal myth' (metamfetamin) var.
Diğer bir tür ise, 'heavy metal' dalgası olarak bilinen, vücudun ve beynin tüm hücrelerinin uyarılmasına neden olan ve beyni inanılmaz bir şekilde uyarmak için çalışan bir tür yüksek tonlu sesler.
Bu şiddetli ses bireyin aktivitesini gerçek enerjisinden daha fazla artırır.
El-Gadani, Birleşmiş Milletler (BM) tıp komitesi danışmanı nörolog Raci el-Umde'nin dijital uyuşturucu kullanıcılarının titreşimlerin ve ses dalgalarının sadece alıcıyı neşeli hissettirmekle kalmadığını aynı zamanda beyin elektriği seviyesinde kötü bir etkiye yol açtığını söylediğine dikkat çekti. 
Titreşimler ve ses dalgaları, bireyi gerçeklikten uzaklaştırmaya, konsantrasyon seviyesi düşürmeye, beynin ulaşabileceği en tehlikeli anlardan biri olan zihinsel gezinme olarak bilinen duruma yönlendirir.
Tekrarlanan akıl tutulması sarsıcı seviyelere, artmış kalp atış hızına ve yüksek tansiyona yol açabilir.
Daha önce kullanan bazı vakalarda halüsinasyonlar, kasılmalar, titreme, hızlı nefes alıp verme ve hızlı kalp atışı görülebildiği için bu durum gözlemlenmiştir.

Ölüme neden olur mu?
Söz konusu olgunun yeniliği nedeniyle, dijital uyuşturucu kullanımının ölüme neden olma ilişkisini doğrulayan kesin bir araştırma yok.
Bu olgu hâlâ bazı uzmanlar tarafından tam olarak anlaşılamadı. Hawat, dijital uyuşturucu kullanımına bağlı ölümlerin kaydedilmediğini ifade etti.
Ayrıca bu tür, geleneksel uyuşturucularda olduğu gibi ölüme yol açabilecek doz aşımı içermez.
Bilim, geleneksel uyuşturucuların vücudun aktivitelerini tam olarak etkilediğini kanıtlarken, dijital uyuşturucuların beyin sağlığı üzerindeki etkilerine toplumları ikna etmek için daha fazla çalışma ve araştırmaya ihtiyaç var.

Independent Türkçe



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.