Arap dünyasında fark edilmeyen gizli bir tehlike: Dijital uyuşturucular

Etkisi kimyasal değil psikolojik olan dijital uyuşturucular "geleceğin eroini" haline gelebilir.

Dijital uyuşturucular; belirli web siteleri üzerinden ulaşılabilen ses dosyaları / Görsel: Independent Arabia
Dijital uyuşturucular; belirli web siteleri üzerinden ulaşılabilen ses dosyaları / Görsel: Independent Arabia
TT

Arap dünyasında fark edilmeyen gizli bir tehlike: Dijital uyuşturucular

Dijital uyuşturucular; belirli web siteleri üzerinden ulaşılabilen ses dosyaları / Görsel: Independent Arabia
Dijital uyuşturucular; belirli web siteleri üzerinden ulaşılabilen ses dosyaları / Görsel: Independent Arabia

Gufran Yunus
Somut bir fiziksel varlığı olmadan vücuda alınan, solunan veya enjekte edilen hiçbir ilaç yok.
Ancak dijital uyuşturucular (digital drugs), çağdaş yaşamla ve insanların yaşamlarını ele geçiren ve onları dijital uyuşturucuların dünyanın her yerine pazarlandığı bir örümcek ağına bağlayan sanal dünyayla ilişkili bir kavram olarak fiziksel uyuşturucuların etkisini simüle ediyor.
Bir dijital uyuşturucu kullanıcısının eroin, kokain, kristal meth (metamfetamin) veya başka bir uyuşturucu maddeye ihtiyacı olmaz.
Farklı frekanslarda ses dalgaları yayımlayarak beyni aldatmak için programlanmış bir geometriye göre hareket eden değişen şekiller ve renkler, bazen görsel malzemelerle ilişkilendirilen ses dosyalarını kulaklıkla dinlediği internet hizmetine sahip olması yeterli.
Her bir seste, dinleyiciye geleneksel uyuşturucu türlerinden birinin hissini simüle eden belirli bir duygu iletir.

İşitsel uyuşturucular
Psikolojik danışmanlık uzmanı Abdullah Safir el-Gamidi, dijital uyuşturucuları "Sağlığı yok etmek, zaman almak ve aktiviteyi zayıflatmak için avını aramak üzere internet siteleri aracılığıyla evlerimize sızan bir tehlike" olarak tanımlıyor.
El-Gamidi, kimyasal uyuşturucu olarak nitelendirilen ve analizler yapılarak tespit edilen geleneksel uyuşturucuların aksine, işitsel uyuşturucular olarak sınıflandırdığı bu tür uyuşturucuların varlığını çoğu ülkenin henüz tanımadığını ifade etti.
Dijital uyuşturucuların, kişinin dinlediği tonları ve beyin elektriğini manipüle ederek kişiyi gerçek uyuşturucu kullanımına benzer bir uyuşukluk durumuna sokan dalgalar içeren ses dosyaları olduğunu belirten el-Gamidi, "İşitsel uyuşturucular, sahibine biraz neşe ve zevk vermek için mırıldanma ve tıklama ilkesine dayanan özel bir müzik türüdür" dedi.

Dijital uyuşturucular nasıl çalışır?
Dijital uyuşturucular, belirli internet sitelerinden sesler işitilerek ve her iki kulağa kulaklık takılarak alınan ses dosyaları.
Bu dosyalardan yayılan müzik ritimleri iki kulak arasında farklı ve işitsel olarak algılanan sinyaller işitme siniri aracılığıyla beyne iletilerek beyin ve sinir sistemi arasındaki nörotransmitterlerin elektrokimyasal etkileşim düzeyini etkiler.
Bu konuda psikoterapist Nasır bin Raşid el-Gadani, dijital uyuşturucu olarak dinlenen ses dalgalarının farklı frekanslarda olduğunu belirtti.
El-Gadani konuyla alakalı olarak, "Örneğin sağ kulak 325 Hz'lik bir dalgaya ve sol kulak 315 Hz'lik bir dalgaya maruz kalsaydı, o zaman beyin otomatik olarak iki kulak arasındaki frekansları birleştirerek bir seviyeye ulaşır. Beynin her iki kulakta yayınlanan iki frekansı birleştirerek tek bir ses seviyesi elde etmeye çalışması beyin fonksiyonlarında bozulmaya yol açar" ifadelerini kullandı.
Tek kişilik bir odaya çekilmek, rahatlamak ve gözleri kapatmak gibi istenen etkiyi ve coşkuyu elde etmek için kendilerine ait bir atmosfere ihtiyaç duyan dijital uyuşturucular, ağızdan alınan, enjekte edilen veya solunan geleneksel uyuşturucuları taklit eden bir etkiye sahip.
Dijital uyuşturucular, kullanıldığında gerçek uyuşturucuyla aynı etkiyi yaratacak belirli sinyalleri beyne getiren belirli frekansları ileterek, öfori ve psikolojik etki açısından kokain kullanımı ile aynı etkiyi üretebilir.

Beyin bozukluğunun sonuçları
Dijital uyuşturucuların beyinde yarattığı dengesizlik, duygusal belirtilere neden olur ve kullanıcının sosyal aktiviteleri de bundan etkilenir.
El-Gadani, "Ortaya çıkan duyusal müdahale nedeniyle, sinirlilik ve dışa dönüklükten zevk ve duygusal durumu kurcalamaya neden olan dereceye kadar değişen iki karşıt beyin tahrişi ile sonuçlanır. Bu da mutluluk hormonu olan dopaminin salgılanmasına neden olur. Aynı zamanda nevrotizm, kasılma, korku ve risk beklentisi hormonu olan adrenalin ve noradrenalin hormonunun salgılanmasını da sağlar" dedi.
El-Gadani, "İki hormonun aynı anda salınması, kan zehirlenmesine ve kişide kasılmalara yol açan sinir şokuna neden olabilir. Ayrıca depresyon, üzüntü, şiddetli depresyon, neşe, mutluluk ve canlılık arasındaki ikilik ve duygu çatışması, duygusal depresyon (bipolar) veya manik depresyon durumuna yol açar. Buna bağlı olarak zihin, iki frekans arasında bir denge bulmak için çok uğraşır ve yarımkürelerini sıfırlamak için beyni yorar" ifadelerini kullandı.
Kullanıcının genel davranışına gelince, sosyal izolasyonun yanı sıra hafızanın işlevsel performansı, duygusal ve bilişsel yetenekler, zayıf konsantrasyon, dikkat eksikliği, hiperaktivite, hareket, beceri, algılama, anlama ve özümseme eksikliği gibi duygusal ve bilişsel süreçlerde bir kusurdan mustarip olacaktır. 

Gizli bağımlılık
1981 yılında kurulan psikotrop maddelerin azaltılmasına yönelik ilk Arap derneği olan JAD Derneği'nin başkanı Joseph Charles Hawat, dijital uyuşturucu bağımlılığını 'gizli bir bağımlılık' olarak tanımlıyor.
Bu tür uyuşturucular, bir genç tarafından odasında ve iki arkadaşıyla birlikte, somut materyaller olmadan kullanılabilir. Bu nedenle tespit edilmesi zor.
Bir gencin ilgisini çekmenin bir yolu olarak, geleneksel uyuşturucularla (eroin ve kokain) aynı adlara sahip dijital uyuşturucuları tanıtan ücretsiz web siteleri var.
Aynı bağlamda el-Gadani, dijital uyuşturucuların bilgisine ilişkin araştırmacıların bu türlerin teşvikçilerinin hileleri ve aldatıcı yöntemleri karşısında her zaman büyük bir şaşkınlık içinde durduğuna dikkat çekti.
El-Gadani cümlelerinin devamında şunları söyledi:
"Her geçen gün gençleri baştan çıkarmak ve onları bu tehlikeli bağımlılığa düşürmek için yeni şeyler keşfediyoruz. Promotörler, gençleri, ergenleri ve genç yetişkinleri çekebilecek ve onları neşelendirmek ve endişelerini unutmak için bazı sosyal ağ siteleri aracılığıyla cezbedici etiketler sunuyor. Çilek veya portakal ve diğerleri gibi, tadın lezizliğinden ve manzaranın güzelliğinden ilham alan etiketler kullanıyorlar. Bunların bazıları güç, hareketlilik, canlılık ve bazıları da baştan çıkarmalarla ilişkilendiriliyor."

Arap dünyası
Hawat, bazı Arap ülkelerinin küresel olarak var olmasına rağmen bu tür uyuşturucuların varlığını kabul etmek istemediklerine ve şayet bunu görmezden gelmeye devam edersek, dijital uyuşturucuların 'geleceğin uyuşturucusu' olacağına inanıyor.
Arap dünyasında dijital uyuşturucuya bağımlıların yokluğuna atıfta bulunaan Hawat, "Ama ne var ki istismarcılar var ve bir süre sonra bağımlılık aşamasına geleceğiz" dedi.
Bazıları, bu bilgilerin geçerliliğini doğrulayan hiçbir bilimsel çalışma olmadığı için dijital uyuşturucuların beyin kimyasında yarattığı dengesizliğin abartılı bir konu olduğuna inanıyor.
Dijital uyuşturucular konusunun abartıldığına inanan ve her iki kulağa farklı frekanslarda müzik gönderen bu ses dosyalarının ne işe yaradığının gerçekliğini doğrulayan hiçbir çalışmanın bulunmadığına inanan psikolog ve terapist Faruk Cehlan'ın bulunduğu nokta da burası.
Cehlan, insanların bu dosyaların gerçek uyuşturucuların yerine geçen ilaçlar olduğu bilgisini aldıklarında, insanların dijital uyuşturucu olgusuna psikolojik olarak bağlandıklarına inanıyor.
Bu fikre olan psikolojik bağlılık, bu dosyaların kullanıcısını gerçek uyuşturucuların yerine geçen ilaçları kullandığını hayal etmeye sevk ediyor.
Bu insanlar genellikle önerme yeteneğine sahiptir, psikolojik sorunlar yaşar ve gerçeklikten ayrılmak isterler. Bu dosyaları alan kişiler genellikle yeni bir şey deneme arzusu duyan gençler.
Cehlan, "Bağımlılık eğilimi olmayan kişiler, bağımlılığa yatkınlığı olan kategorinin aksine bu ses dosyalarından etkilenmeyecekleri için bu dosyalarla sanki gerçek bir uyuşturucuymuş gibi psikolojik olarak etkileşime girmeye başlıyorlar" ifadelerini kullandı.

Psikolojik bağımlılık
Dijital ilaçlara bağımlılık vakalarının ilaç tedavisi veya hastaneye yatış gerektirmediği için bir psikiyatrist tarafından tedavi edilebileceğine inanan Hawat'ın açıkladığı gibi, bu ilaçlar fiziksel değil psikolojik bağımlılık yaratıyor.
Psikolog Nasır bin Raşid el-Gadani, dijital uyuşturuculardan kurtulmanın, tedavi görüşmesiyle sorunu netleşebilecek vakaların her biri için uygun bir tedavi planı geliştirilmesini gerektirdiğine inanıyor.
Terapist, dijital ilaçların tehlikelerinin açıklanmasında temsil edilen tedavi seanslarından önce hastaya farkındalık ve önleyici seanslardan geçmesi koşuluyla en az 14 seanslık bir tedavi programı kurabilir ve hasta ayrıca bilişsel-davranışçı terapi seanslarına tabi tutulabilir.
Sosyal ve politik psikoloji profesörü Haydar el-Cevrani, dijital uyuşturucuların kullanımı sonucunda ortaya çıkan ağrı kesici, kaygı ve gerilimi azaltma gibi olumlu etkileri olduğunu gösteren araştırmalar olduğuna inanıyor.
Ancak aynı zamanda yapılan diğer çalışmalar, bu türün uyuşturucu ve esrar gibi geleneksel uyuşturucuların kullanımını dijital uyuşturucularla karıştırarak, ikili kullanım deneyimini yenilemek amacıyla bir katalizör olabileceğine işaret etti. 

Dijital uyuşturucu türleri
El-Gadani'nin işaret ettiği ve geleneksel uyuşturucularda olduğu gibi, birçok dijital uyuşturucu türü bulunuyor.
Örneğin gevşemeye, halüsinasyonlara ve sükunete yol açan ve acı verici anıların akışıyla ruhta coşku ve zihinsel gezinme uyandıran bir tür sakin ton olan 'crystal myth' (metamfetamin) var.
Diğer bir tür ise, 'heavy metal' dalgası olarak bilinen, vücudun ve beynin tüm hücrelerinin uyarılmasına neden olan ve beyni inanılmaz bir şekilde uyarmak için çalışan bir tür yüksek tonlu sesler.
Bu şiddetli ses bireyin aktivitesini gerçek enerjisinden daha fazla artırır.
El-Gadani, Birleşmiş Milletler (BM) tıp komitesi danışmanı nörolog Raci el-Umde'nin dijital uyuşturucu kullanıcılarının titreşimlerin ve ses dalgalarının sadece alıcıyı neşeli hissettirmekle kalmadığını aynı zamanda beyin elektriği seviyesinde kötü bir etkiye yol açtığını söylediğine dikkat çekti. 
Titreşimler ve ses dalgaları, bireyi gerçeklikten uzaklaştırmaya, konsantrasyon seviyesi düşürmeye, beynin ulaşabileceği en tehlikeli anlardan biri olan zihinsel gezinme olarak bilinen duruma yönlendirir.
Tekrarlanan akıl tutulması sarsıcı seviyelere, artmış kalp atış hızına ve yüksek tansiyona yol açabilir.
Daha önce kullanan bazı vakalarda halüsinasyonlar, kasılmalar, titreme, hızlı nefes alıp verme ve hızlı kalp atışı görülebildiği için bu durum gözlemlenmiştir.

Ölüme neden olur mu?
Söz konusu olgunun yeniliği nedeniyle, dijital uyuşturucu kullanımının ölüme neden olma ilişkisini doğrulayan kesin bir araştırma yok.
Bu olgu hâlâ bazı uzmanlar tarafından tam olarak anlaşılamadı. Hawat, dijital uyuşturucu kullanımına bağlı ölümlerin kaydedilmediğini ifade etti.
Ayrıca bu tür, geleneksel uyuşturucularda olduğu gibi ölüme yol açabilecek doz aşımı içermez.
Bilim, geleneksel uyuşturucuların vücudun aktivitelerini tam olarak etkilediğini kanıtlarken, dijital uyuşturucuların beyin sağlığı üzerindeki etkilerine toplumları ikna etmek için daha fazla çalışma ve araştırmaya ihtiyaç var.

Independent Türkçe



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.