Dünyayı hayrete düşüren ancak ülkesinde anlaşılmayan Iraklı mimar: Zaha Hadid

Bundan 7 yıl önce vefat eden Hadid, ülkesinin hükümetiyle olan tek projesinin hayata geçirildiğini göremedi. Zaha Hadid’in adını yaşatmak için Irak Merkez Bankası binasının inşası devam ediyor

Zaha Hadid'in aramızdan ayrılışının 7. yıl dönümünde ülkesinin hükümetiyle olan tek projesinin yapımı hala devam ediyor / Fotoğraf: Independent Arabia
Zaha Hadid'in aramızdan ayrılışının 7. yıl dönümünde ülkesinin hükümetiyle olan tek projesinin yapımı hala devam ediyor / Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Dünyayı hayrete düşüren ancak ülkesinde anlaşılmayan Iraklı mimar: Zaha Hadid

Zaha Hadid'in aramızdan ayrılışının 7. yıl dönümünde ülkesinin hükümetiyle olan tek projesinin yapımı hala devam ediyor / Fotoğraf: Independent Arabia
Zaha Hadid'in aramızdan ayrılışının 7. yıl dönümünde ülkesinin hükümetiyle olan tek projesinin yapımı hala devam ediyor / Fotoğraf: Independent Arabia

Sabah Nahi
Birkaç gün önce, dünyanın en ünlü mimarlarından Irak asıllı İngiltere vatandaşı Zaha Hadid'in ölümünün yedinci yıl dönümüydü.
Hadid, 31 Ekim 1950 tarihinde, Musul kökenli bir ailenin çocuğu olarak Bağdat'ta doğdu ve 31 Mart 2016 tarihinde Miami'de hayata veda etti.
Siyasetle ilgilenen bir ailede büyüyen Zaha Hadid, başkent Bağdat'daki bir Katolik kız okulunda lise eğitimini gördükten sonra Beyrut'a taşındı. Hadid, Beyrut'taki Amerikan Üniversitesi'nde matematik okudu. Ardından Londra'ya gitti. 

Mimariye olan ilgisi
Mimarlık, Hadid için bilgi edinme, algılama ve mistisizm için hayati bir alan haline gelmişti.
Dünyayı dayanak sütunlarından, iç içe geçmiş çizgilerden, demir ve çeliğin kıvrımlarından ve kıvrımlarından ibaret gören Hadid, metalin büyüsünden etkilenerek mimari dünyasını ve tasarımlarını, doğuda ve batıda tüm dünyayı hayrete düşüren güzelliğini metal üzerine inşa etti. Dünyanın dört bir yanında mimari eserleri yer aldı.
Bağdat halkı, ürettiklerini kucaklayan dünyanın Hadid'in eserleriyle dolduğunu görüyordu, ancak savaşlar, uzun abluka dönemi, işgal ve yolsuzlukların ardından projeler için yaşanan rekabet ve bu projelerin uygulanmasındaki ciddiyetsizlik nedeniyle ülkede yaşanan kaos, Hadid'i kendi ülkesine tek bir bina bile inşa etmekten alıkoydu.
Bağdat'ta uygulanmak üzere birçok proje sunmuş olan Hadid, hayal gücü geleneksel monotonluktan kurtulmayı kaldıramayan bir zihniyetin karanlığında bunları kucaklayacak yeterli anlayışı bulamamıştı.
Zaha Hadid'in ülkesinin hükümetiyle tek çalışması olan Irak Merkez Bankası (Sosyal medya siteleri).jpg
Zaha Hadid'in ülkesinin hükümetiyle tek çalışması olan Irak Merkez Bankası (Sosyal medya siteleri)
 
Mimarlık serüveni
Hadid'in 65 yıllık hayatı ve Londra'daki Architectural Association okulunda aldığı mimarlık eğitiminden sonra Avrupa'daki ve ABD'deki üniversitelerde misafir öğretim görevlisi olarak verdiği dersler, mimarlık sanatında mükemmelleşmeye olan ilgisini ortaya koyuyor.
Hadid'in hayatına baktığımızda, Harvard, Şikago, Hamburg, Kolombiya, New York ve Yale'de akademik ve pratik olarak mimarlık alanında seçkin bir serüven yaşadığını görüyoruz.
Hadid, mimarlık sanatını büyük ve gelişmiş şehirlerde geliştirse de Bağdat'ın göbeğinde, es-Sadun Caddesi'ndeki bir kavşakta duran ve Muhammed Gani Hikmet tarafından tasarlanan Kahramana Anıtı'nın Bağdat'ın altın çağını en iyi şekilde temsil ettiğini söylemekten çekinmemişti.
Kahramana Anıtı'ndan sadece bir kilometre uzaklıkta, el-Kasru'l-Ebyad semtinde yer alan evinde Binbir Gece Masalları ve Harun Reşid döneminden hikayetlerden, Irak'ı sonsuza dek terk etmeden önce duyduğu hikayelerden ve Iraklı seçkinlerin kızlarını Bağdat'ta aynı çatı altında toplayan, Dicle'ye bakan Katolik okulunda duyduğu hikayelerden tablolar asılıydı.
Fakat o, Irak hükümeti tarafından onaylanan tek tasarımı olan Bağdat'taki Merkez Bankası'nın yeni binası için çalışmaların başladığını, vefatının ardından 2017 yılının başlarında başlandığından görmedi.
Değerini ancak ölümünden sonra anlayan Iraklılar, Bağdat'ın merkezindeki Cadiriye'deki bankanın yeni yerine Hadid için bir anıt diktiler.

Iraklı mimarların tasarımları
Iraklı Kürt mimar Hasro el-Caf, şunları söyledi:
"Zaha Hadid'in yaşadığı bir zamanda yaşadığım için gurur duyuyorum. Onun doğal algısının, ihtişamın ve yaratıcılığın dışında olan bazı eserlerinin ve tasarımlarının dünyaya yayıldığını görünce hem gurur hem de hayranlık duyuyorum. Ne yazık ki, bu insanlar onu anlayamadı, kutlayamadı ve onu yetiştiremediler. Belki biraz da haklılardı. Çünkü (ülkedeki) mevcut teknoloji bile tasarımları için ihtiyacı olanları sağlamak zor."
Irak'ın, insanların büyük bir hayranlık ve takdirle baktığı, dünyada başyapıt haline gelmiş yüzlerce eser üretmiş dünyanın en büyük mimarıyla çalışma fırsatını yakalayamadığını söyleyen Caf, "Ancak Irak, geri kalmış ve halkının yeteneklerini ortaya çıkaracak bir müfredattan yoksun bir ülke" dedi.
Iraklı mimar Talib el-Vail, meslektaşlarının çalışmalarıyla ilgili yorum yapmaktan kaçınarak, şu değerlendirmede bulundu:
"Irak ve hükümeti, 1980'li yılların başlarından itibaren sadece Zaha Hadid'in tasarımlarını değil, diğer Iraklı mimarların tasarımlarını da önemsiyordu. Yurtdışında eğitim alıp ülkelerine hizmet etmek için geri dönen mimarların çoğu, yurtdışındaki hükümetler tarafından sınır dışı edilmişti. Muhammed Mekkiyye, Rıfat el-Caderci, Hisam Münir, Kahtan el-Medfai ve diğerleri gibi birçok örnek var. Hepsi hapishanelere girdi, bazıları ölüm cezasına çarptırıldı ve çoğu Irak hasretiyle sürgünde öldü. Benim yaşıtlarım gibi ülke içinde eğitim görenlerin çoğu, ülkelerinde öğrendikleriyle yurtdışında başarılı olmak için birçok nedenden dolayı ülkeyi terk etti. Körfez ülkelerindeki prestijli mühendislik ofislerinin çoğu Iraklılara aittir."
Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) uzun süre çalışmış olan Vail, art arda göreve gelen Irak hükümetlerinin neden Zaha Hadid'in tasarımlarını önemsemedikleriyle ilgili soruya verdiği yanıtta şunları söyledi:
Bunun nedeni, iktidara gelen hükümetlerin mimarlığın önemi ya da mühendislik, mimari ve ekonomik fizibilite bilgisi konusunda yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır. Yalnızca Hadid'in eserleriyle değil, Iraklı mimarların çoğunun eseriyle de ilgilenmediler. Artık inşaatların müteahhit getirip komisyon karşılığı proje vermekle yapıldığını biliyorlar ve müteahhitler nasıl bir bina diktikleri de önemli değil.
Zaha Hadid'in mimarlık sanatındaki deneyimine değinen Vail, "Fikirlerini mimarlık alanında savunmak için ihtiyacı olan azme, hırsa ve mücadele ruhuna sahipti. Londra'da bulunması ona bu konuda yardımcı oldu. Varlıklı bir aileden gelmesi, uzun süre maddi kaygısı olmadan yaşamasını ve mücadele etmesini sağladı. Bence öne çıkmasının başlıca nedenlerinden biri de bu" ifadelerini kullandı.

Irak Merkez Bankası Binası
Zaha Hadid'in ölümünün üzerinden yedi yıl geçti, ama Ulusal Konsey (Irak parlamentosu) binası da dahil Iraklı yetkilileri, karmaşık sebepler, açıklanmayan spekülasyonlar ve en iyi alternatif için kıyasıya bir rekabet olması nedeniyle kabul etmeye ikna edemediği diğer projelerini sunduktan sonra ülkesindeki tek eseri olan Bağdat'taki Ebu Nuvas Caddesi'ne bakan Merkez Bankası binasının inşası halen devam ediyor. 
Merkez Bankası yetkilisi İhsan Şamran el-Yasiri'ye göre Merkez Bankası projesi Irak mimarisinde bir mihenk taşı olacak. Yasiri, binanın ülkedeki protesto gösterileri ve koronavirüs salgını nedeniyle bir yılı aşkın bir sürelik gecikmenin ardından önümüzdeki 2024 yılının başlarında tamamlanacağını belirtti. 
Bina ile ilgili bilgiler veren Yasiri, binanın 172 metre yüksekliğinde olduğunu ve 3'ü yer altında olmak üzere 38 kattan oluştuğunu anlattı.
Binanın ömrünün 100 yıl olduğunu belirten Yasiri, maliyetinin ise 772 milyon doları bulacağını kaydetti. Yasiri'nin aktardığı bilgilere göre bina, 573 metre kalınlığında ve 50 metre derinliğinde 270 sütunun yer aldığı bir sur duvarı ile tasarlandı.
İnşasına Fransa, Azerbeycan, Türkiye ve İngiltere'den firmaların katıldığı binanın bulunduğu bölge Dicle Nehri'ne hakim. Bina aynı zamanda Cumhuriyet Sarayı ve Yeşil Bölge'nin karşısında yer alıyor.

Independent Türkçe



Gazze anlaşması... Kahire görüşmelerindeki çekincelerin ardından arabulucuların elinde ‘sınırlı fırsatlar’

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşması... Kahire görüşmelerindeki çekincelerin ardından arabulucuların elinde ‘sınırlı fırsatlar’

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Hamas’ın Kahire’de yapılan görüşmelerde silahsızlanma sürecine ilişkin çekinceler dile getirdiği, İsrail’in ise bu sürecin önce uygulanması şartıyla geri çekilme konusunda taviz vermeme tutumunu sürdürdüğü bildirildi. Taraflar arasındaki ateşkes anlaşmasının, geçtiğimiz şubat ayı sonunda İran savaşıyla birlikte sekteye uğradığı belirtiliyor.

Hamas’ın çekinceleri, Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar tarafından doğrulandı. Uzmanlara göre bu durum, hem Hamas’ın hem de İsrail’in zaman kazanmaya yöneldiğine ve anlaşma maddelerini uygulama ya da silahsızlanma ve geri çekilme süreçlerine başlama konusunda isteksiz olduklarına işaret ediyor. Bu değerlendirmelerde, İsrail’de seçim yılı olması ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun oy kazanma hedefinin etkili olduğu ifade ediliyor.

Uzmanlar, arabulucuların anlaşmayı yeniden canlandırma konusunda sınırlı fırsata sahip olduğunu belirtiyor. Bu çerçevede üç olası senaryo öne çıkıyor: mevcut durumun devam etmesi, İsrail’in askeri tırmanışa gitmesi ya da uluslararası istikrar güçleri ve polis unsurlarının devreye sokulmasıyla Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin faaliyete başlaması ve sahada değişiklikler yapılarak tarafların anlaşma şartlarına uymaya zorlanması.

Sıkışmış müzakereler

Kahire’de yürütülen müzakerelerin de çıkmaza girdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre, Hamas ve diğer Filistinli gruplar, kendilerinden herhangi bir taahhüt talep edilmeden önce İsrail’in ateşkes anlaşmasının ilk aşamasındaki yükümlülüklerini (insani yardım faaliyetleri ve bölgeye yardım tırlarının girişini) yerine getirmesi gerektiğini savunuyor. Buna karşılık İsrail ve ABD, anlaşmanın ikinci aşamasının en kritik maddesi olan ‘silahsızlanma’ sürecine derhal geçilmesi yönünde baskı yapıyor.

Aynı kaynaklara göre, Hamas müzakere heyeti başkanı Halil el-Hayye ile ABD’li diplomat Aryeh Lightstone arasında Kahire’de gerçekleşen görüşmeden somut bir sonuç çıkmadı.

The Jerusalem Post gazetesinin perşembe günü yayımladığı habere göre Hamas, Kahire toplantılarında ABD öncülüğündeki Barış Kurulu tarafından sunulan silahsızlanma planını reddederek üzerinde değişiklik yapılmasını talep etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise kabine toplantısında yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın yabancı bir koalisyonun Hamas’ı silahsızlandırmada başarılı olamayacağını anladığını belirterek, “Bunu bizim yapmamız gerekecek” ifadesini kullandı. Söz konusu açıklamalar İsrail’in Kanal 14 ve i24NEWS kanalları tarafından da aktarıldı.

Gelişmeleri değerlendiren Filistinli siyaset analisti Abdulmehdi Mutava, Kahire görüşmelerinde özellikle Hamas tarafından dile getirilen çekincelerin, taraflar arasındaki güven eksikliğinden kaynaklandığını ifade etti. Mutava’ya göre, Hamas için silahsızlanma maddesinin uygulanması kolay değil. Ayrıca ABD’nin İran dosyasına odaklanması nedeniyle arabuluculuk sürecine yeterince yoğunlaşmadığı ve bu nedenle İsrail üzerinde henüz ciddi bir baskı oluşmadığı belirtiliyor.

Mutava, İsrail’de yaklaşan seçimler nedeniyle Netanyahu’nun Gazze konusunda herhangi bir taviz vermesinin zor olduğunu da vurguladı. Bu nedenle mevcut tıkanmış durumun Netanyahu açısından siyasi maliyetlerden kaçınma imkânı sunduğunu belirten analist, benzer şekilde Hamas’ın da silahsızlanma konusunda kesin kararlar almaktan kaçınması nedeniyle bu durumdan rahatsızlık duymadığını ifade etti.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)

Filistin ve İsrail konularında uzman siyaset bilimi profesörü Tarık Fehmi, Kahire’de gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında Mısırlı arabulucunun yoğun çabasına rağmen taraflar arasında hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirtti. Fehmi’ye göre temel sorun, İsrail’in sahadaki karşı hamlelerinden kaynaklanıyor. İsrail’in Gazze Şeridi’nin derinliklerinde yeni ‘stratejik dayanak noktaları’ oluşturma planı üzerinde çalıştığını ifade eden Fehmi, bu yaklaşımın müzakereleri doğrudan sekteye uğratabileceğini ve bunun bir geri çekilmeden ziyade yeniden konuşlanma anlamına geldiğini vurguladı.

Hamas’ın ise İran-İsrail-ABD hattındaki gelişmelerin sonuçlarını beklediğini belirten Fehmi, İsrail’in Gazze dosyasını daha sonraya bırakma eğiliminde olduğunu söyledi. İsrail’in tüm taraflarla aynı anda karşı karşıya gelmek istemediğini dile getiren Fehmi, sınır kapılarının açılması ve yardım tırlarının girişine izin verilmesini bunun göstergesi olarak değerlendirdi.

Arabulucuların devam eden çabaları

Hamas ve Filistinli gruplardan kaynaklar daha önce Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, arabulucuların ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında kalan adımların derhal uygulanması için girişimlerde bulunduğunu belirtti. Bu çabaların, ikinci aşamaya ilişkin görüşmelerle eş zamanlı yürütülmesi, İsrail’in ilk aşamadaki yükümlülüklerini tamamlamadan ikinci aşamadan herhangi bir adımın uygulanmaması şartına bağlı olduğu ifade edildi.

Kaynaklardan biri, “Arabulucular, ikinci aşamada özellikle silahsızlanma konusunun kademeli ve ilk aşamanın tamamen uygulanmasına bağlı olacak şekilde ele alınmasını öngören bir formülle taraflar arasındaki farkı kapatmaya çalışıyor” dedi.

Fehmi, mevcut tabloda önemli bir değişiklik beklemediğini belirterek, İsrail’in kapsamlı bir askeri operasyon ya da Gazze Şeridi’ni tamamen işgal etmesinin öngörülmediğini, buna karşılık Hamas’ın kontrol ettiği alanlarda manevra yaparak rolünü yeniden şekillendirmeye çalışacağını ifade etti. Fehmi, özellikle idari yapı, silahlanma ve polis gibi çözümsüz kalan başlıklarda bu sürecin devam edeceğini vurguladı.

Fehmi’ye göre taraflar açısından belirleyici bir sonuç doğurmayan, uzaması muhtemel bir geçiş sürecine girilmiş durumda. Bu süreçte her taraf kendi düzenlemelerini gündeme getirecek, ancak somut bir çözüm ortaya konulamayacak. Bu nedenle Gazze’de mevcut durumun yönetimi, kısa vadede öne çıkan başlık olmaya devam edecek.

Mutava ise tarafların tutumu nedeniyle arabulucuların anlaşmayı yeniden canlandırma şansının sınırlı olduğunu belirtti. Mutava, ilk senaryo olarak mevcut durumun korunacağını, tarafların çekincelerini sürdürerek ciddi bir tırmanış olmadan zaman kazanmaya çalışacağını ifade etti. Buna karşılık, Netanyahu’nun seçim yılı dinamikleri nedeniyle İran ve Lübnan cephelerinden iç politik kazanç elde edememesi halinde çatışmaların yeniden başlayabileceği ihtimaline de dikkat çekti.

Mutava’ya göre üçüncü olası senaryo ise uluslararası güçler ile Filistin polisi unsurlarının sahaya konuşlandırılması ve Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin devreye girerek Hamas ile İsrail’i sahada somut adımlar atmaya zorlayacak yeni bir sürecin başlatılması.


Lübnan, "kırılgan bir ateşkes" ortamında kayıplarını telafi etmeye çalışıyor

 Güney Lübnan'dan yerinden edilmiş insanlar, Litani Nehri'nin güneyine ulaşmak için yıkılmış bir köprüden geçiyor (Reuters)
Güney Lübnan'dan yerinden edilmiş insanlar, Litani Nehri'nin güneyine ulaşmak için yıkılmış bir köprüden geçiyor (Reuters)
TT

Lübnan, "kırılgan bir ateşkes" ortamında kayıplarını telafi etmeye çalışıyor

 Güney Lübnan'dan yerinden edilmiş insanlar, Litani Nehri'nin güneyine ulaşmak için yıkılmış bir köprüden geçiyor (Reuters)
Güney Lübnan'dan yerinden edilmiş insanlar, Litani Nehri'nin güneyine ulaşmak için yıkılmış bir köprüden geçiyor (Reuters)

Lübnan, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından kayıplarını telafi etmeye başlamıştı; ancak bu kırılgan ateşkes, İsrail'in dün bir kişinin ölümüne yol açan insansız hava aracı (İHA) saldırısıyla ihlal edilmesi ve İsrail ordusuna göre 41'i işgal altındaki 55 kasabayı kapsayan bir tampon bölge oluşturulmasıyla bozuldu. İsrail, sakinlerinin buralara geri dönmesine izin vermedi.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, anlaşmaya varılmasındaki katkılarından dolayı ABD Başkanı Donald Trump ve Suudi Arabistan Krallığı'na teşekkür ederek, "kalıcı anlaşmalar üzerinde çalışma" aşamasına geçildiğini duyurdu. Lübnan halkına hitaben yaptığı konuşmada Avn, "Bugün kendimiz için müzakere ediyor ve kendimiz karar veriyoruz. Artık kimsenin oyununda piyon değiliz, kimsenin savaş arenası da değiliz ve bir daha asla olmayacağız. Aksine, kendi karar alma gücüne sahip, bu gücü yücelten ve bunu halkının yaşamı ve çocuklarının refahı için başka hiçbir şey için değil, söz ve eylemle somutlaştıran bir millet olmaya geri döndük" ifadelerini kullandı.

"Topraklarımı özgürleştirmek, halkımı korumak ve ülkemi kurtarmak için nereye gitmem gerekiyorsa gitmeye hazırım," diyen Avn sözlerine şöyle devam etti: "Size tam bir dürüstlük ve güvenle söylüyorum, bu görüşmeler bir zayıflık işareti, geri çekilme veya taviz değil, aksine hakkımıza olan inancımızın ve halkımız için duyduğumuz endişenin gücünden kaynaklanan bir karardır."

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin Hizbullah'a karşı savaşındaki misyonunun henüz tamamlanmadığını belirterek, "Füze ve insansız hava araçlarının kalan tehditlerine ilişkin almayı planladığımız önlemler var ve bunlara burada değinmeyeceğim" dedi.

Buna karşılık Trump, Tel Aviv'in Lübnan'ı bombalamasını yasakladı ve ülkesinin "Hizbullah'la uygun şekilde ilgileneceğini" ve "İsrail'in Lübnan'ı tekrar bombalamasını engelleyeceğini" çünkü "artık yeter" dedi. Trump,"Lübnan'ı yeniden büyük yapacağına" söz verdi.


Irak başbakan adayı bekliyor

Irak'ta iktidardaki koalisyon yeni bir başbakan seçemiyor (Koordinasyon Çerçevesi web sitesi)
Irak'ta iktidardaki koalisyon yeni bir başbakan seçemiyor (Koordinasyon Çerçevesi web sitesi)
TT

Irak başbakan adayı bekliyor

Irak'ta iktidardaki koalisyon yeni bir başbakan seçemiyor (Koordinasyon Çerçevesi web sitesi)
Irak'ta iktidardaki koalisyon yeni bir başbakan seçemiyor (Koordinasyon Çerçevesi web sitesi)

Artan görüş ayrılıkları ve yeni başbakanın sınırlı bir süre içinde atanması yönündeki anayasal baskılar arasında, gözler bugün Bağdat'ta yapılacak olan "Koordinasyon Çerçevesi" güçlerinin kritik toplantısına çevrildi.

Toplantı, daha önce ertelenmesinin ardından, iktidar koalisyonunun liderlerinden Ammar el-Hekim'in evinde, üç seçenek arasında yaşanan rekabet ortamında gerçekleştiriliyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu seçenekler: Muhammed Şia el-Sudani'nin görev süresinin yenilenmesi, Nuri el-Maliki'nin veya temsilcisinin aday gösterilmesi ya da üçüncü bir isim üzerinde anlaşmaya varılması.

Kaynaklar, güç dengelerinin karmaşıklığına rağmen, bölünmeyi önlemek amacıyla koalisyon liderlerinin üçte ikisinin desteklediği bir adayın seçilmesi için bir formülün değerlendirildiğini belirtiyor. Kaynak, "Koordinasyon Çerçevesi" liderlerinin üçte ikisinin (12 liderden 8'inin) desteğini alan adayın seçilmesini ve geri kalan grupların da bölünmeyi önlemek amacıyla daha sonra karara katılmasını öngören ön bir anlaşmanın görüşüldüğünü ifade etti.