Dünyayı hayrete düşüren ancak ülkesinde anlaşılmayan Iraklı mimar: Zaha Hadid

Bundan 7 yıl önce vefat eden Hadid, ülkesinin hükümetiyle olan tek projesinin hayata geçirildiğini göremedi. Zaha Hadid’in adını yaşatmak için Irak Merkez Bankası binasının inşası devam ediyor

Zaha Hadid'in aramızdan ayrılışının 7. yıl dönümünde ülkesinin hükümetiyle olan tek projesinin yapımı hala devam ediyor / Fotoğraf: Independent Arabia
Zaha Hadid'in aramızdan ayrılışının 7. yıl dönümünde ülkesinin hükümetiyle olan tek projesinin yapımı hala devam ediyor / Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Dünyayı hayrete düşüren ancak ülkesinde anlaşılmayan Iraklı mimar: Zaha Hadid

Zaha Hadid'in aramızdan ayrılışının 7. yıl dönümünde ülkesinin hükümetiyle olan tek projesinin yapımı hala devam ediyor / Fotoğraf: Independent Arabia
Zaha Hadid'in aramızdan ayrılışının 7. yıl dönümünde ülkesinin hükümetiyle olan tek projesinin yapımı hala devam ediyor / Fotoğraf: Independent Arabia

Sabah Nahi
Birkaç gün önce, dünyanın en ünlü mimarlarından Irak asıllı İngiltere vatandaşı Zaha Hadid'in ölümünün yedinci yıl dönümüydü.
Hadid, 31 Ekim 1950 tarihinde, Musul kökenli bir ailenin çocuğu olarak Bağdat'ta doğdu ve 31 Mart 2016 tarihinde Miami'de hayata veda etti.
Siyasetle ilgilenen bir ailede büyüyen Zaha Hadid, başkent Bağdat'daki bir Katolik kız okulunda lise eğitimini gördükten sonra Beyrut'a taşındı. Hadid, Beyrut'taki Amerikan Üniversitesi'nde matematik okudu. Ardından Londra'ya gitti. 

Mimariye olan ilgisi
Mimarlık, Hadid için bilgi edinme, algılama ve mistisizm için hayati bir alan haline gelmişti.
Dünyayı dayanak sütunlarından, iç içe geçmiş çizgilerden, demir ve çeliğin kıvrımlarından ve kıvrımlarından ibaret gören Hadid, metalin büyüsünden etkilenerek mimari dünyasını ve tasarımlarını, doğuda ve batıda tüm dünyayı hayrete düşüren güzelliğini metal üzerine inşa etti. Dünyanın dört bir yanında mimari eserleri yer aldı.
Bağdat halkı, ürettiklerini kucaklayan dünyanın Hadid'in eserleriyle dolduğunu görüyordu, ancak savaşlar, uzun abluka dönemi, işgal ve yolsuzlukların ardından projeler için yaşanan rekabet ve bu projelerin uygulanmasındaki ciddiyetsizlik nedeniyle ülkede yaşanan kaos, Hadid'i kendi ülkesine tek bir bina bile inşa etmekten alıkoydu.
Bağdat'ta uygulanmak üzere birçok proje sunmuş olan Hadid, hayal gücü geleneksel monotonluktan kurtulmayı kaldıramayan bir zihniyetin karanlığında bunları kucaklayacak yeterli anlayışı bulamamıştı.
Zaha Hadid'in ülkesinin hükümetiyle tek çalışması olan Irak Merkez Bankası (Sosyal medya siteleri).jpg
Zaha Hadid'in ülkesinin hükümetiyle tek çalışması olan Irak Merkez Bankası (Sosyal medya siteleri)
 
Mimarlık serüveni
Hadid'in 65 yıllık hayatı ve Londra'daki Architectural Association okulunda aldığı mimarlık eğitiminden sonra Avrupa'daki ve ABD'deki üniversitelerde misafir öğretim görevlisi olarak verdiği dersler, mimarlık sanatında mükemmelleşmeye olan ilgisini ortaya koyuyor.
Hadid'in hayatına baktığımızda, Harvard, Şikago, Hamburg, Kolombiya, New York ve Yale'de akademik ve pratik olarak mimarlık alanında seçkin bir serüven yaşadığını görüyoruz.
Hadid, mimarlık sanatını büyük ve gelişmiş şehirlerde geliştirse de Bağdat'ın göbeğinde, es-Sadun Caddesi'ndeki bir kavşakta duran ve Muhammed Gani Hikmet tarafından tasarlanan Kahramana Anıtı'nın Bağdat'ın altın çağını en iyi şekilde temsil ettiğini söylemekten çekinmemişti.
Kahramana Anıtı'ndan sadece bir kilometre uzaklıkta, el-Kasru'l-Ebyad semtinde yer alan evinde Binbir Gece Masalları ve Harun Reşid döneminden hikayetlerden, Irak'ı sonsuza dek terk etmeden önce duyduğu hikayelerden ve Iraklı seçkinlerin kızlarını Bağdat'ta aynı çatı altında toplayan, Dicle'ye bakan Katolik okulunda duyduğu hikayelerden tablolar asılıydı.
Fakat o, Irak hükümeti tarafından onaylanan tek tasarımı olan Bağdat'taki Merkez Bankası'nın yeni binası için çalışmaların başladığını, vefatının ardından 2017 yılının başlarında başlandığından görmedi.
Değerini ancak ölümünden sonra anlayan Iraklılar, Bağdat'ın merkezindeki Cadiriye'deki bankanın yeni yerine Hadid için bir anıt diktiler.

Iraklı mimarların tasarımları
Iraklı Kürt mimar Hasro el-Caf, şunları söyledi:
"Zaha Hadid'in yaşadığı bir zamanda yaşadığım için gurur duyuyorum. Onun doğal algısının, ihtişamın ve yaratıcılığın dışında olan bazı eserlerinin ve tasarımlarının dünyaya yayıldığını görünce hem gurur hem de hayranlık duyuyorum. Ne yazık ki, bu insanlar onu anlayamadı, kutlayamadı ve onu yetiştiremediler. Belki biraz da haklılardı. Çünkü (ülkedeki) mevcut teknoloji bile tasarımları için ihtiyacı olanları sağlamak zor."
Irak'ın, insanların büyük bir hayranlık ve takdirle baktığı, dünyada başyapıt haline gelmiş yüzlerce eser üretmiş dünyanın en büyük mimarıyla çalışma fırsatını yakalayamadığını söyleyen Caf, "Ancak Irak, geri kalmış ve halkının yeteneklerini ortaya çıkaracak bir müfredattan yoksun bir ülke" dedi.
Iraklı mimar Talib el-Vail, meslektaşlarının çalışmalarıyla ilgili yorum yapmaktan kaçınarak, şu değerlendirmede bulundu:
"Irak ve hükümeti, 1980'li yılların başlarından itibaren sadece Zaha Hadid'in tasarımlarını değil, diğer Iraklı mimarların tasarımlarını da önemsiyordu. Yurtdışında eğitim alıp ülkelerine hizmet etmek için geri dönen mimarların çoğu, yurtdışındaki hükümetler tarafından sınır dışı edilmişti. Muhammed Mekkiyye, Rıfat el-Caderci, Hisam Münir, Kahtan el-Medfai ve diğerleri gibi birçok örnek var. Hepsi hapishanelere girdi, bazıları ölüm cezasına çarptırıldı ve çoğu Irak hasretiyle sürgünde öldü. Benim yaşıtlarım gibi ülke içinde eğitim görenlerin çoğu, ülkelerinde öğrendikleriyle yurtdışında başarılı olmak için birçok nedenden dolayı ülkeyi terk etti. Körfez ülkelerindeki prestijli mühendislik ofislerinin çoğu Iraklılara aittir."
Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) uzun süre çalışmış olan Vail, art arda göreve gelen Irak hükümetlerinin neden Zaha Hadid'in tasarımlarını önemsemedikleriyle ilgili soruya verdiği yanıtta şunları söyledi:
Bunun nedeni, iktidara gelen hükümetlerin mimarlığın önemi ya da mühendislik, mimari ve ekonomik fizibilite bilgisi konusunda yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır. Yalnızca Hadid'in eserleriyle değil, Iraklı mimarların çoğunun eseriyle de ilgilenmediler. Artık inşaatların müteahhit getirip komisyon karşılığı proje vermekle yapıldığını biliyorlar ve müteahhitler nasıl bir bina diktikleri de önemli değil.
Zaha Hadid'in mimarlık sanatındaki deneyimine değinen Vail, "Fikirlerini mimarlık alanında savunmak için ihtiyacı olan azme, hırsa ve mücadele ruhuna sahipti. Londra'da bulunması ona bu konuda yardımcı oldu. Varlıklı bir aileden gelmesi, uzun süre maddi kaygısı olmadan yaşamasını ve mücadele etmesini sağladı. Bence öne çıkmasının başlıca nedenlerinden biri de bu" ifadelerini kullandı.

Irak Merkez Bankası Binası
Zaha Hadid'in ölümünün üzerinden yedi yıl geçti, ama Ulusal Konsey (Irak parlamentosu) binası da dahil Iraklı yetkilileri, karmaşık sebepler, açıklanmayan spekülasyonlar ve en iyi alternatif için kıyasıya bir rekabet olması nedeniyle kabul etmeye ikna edemediği diğer projelerini sunduktan sonra ülkesindeki tek eseri olan Bağdat'taki Ebu Nuvas Caddesi'ne bakan Merkez Bankası binasının inşası halen devam ediyor. 
Merkez Bankası yetkilisi İhsan Şamran el-Yasiri'ye göre Merkez Bankası projesi Irak mimarisinde bir mihenk taşı olacak. Yasiri, binanın ülkedeki protesto gösterileri ve koronavirüs salgını nedeniyle bir yılı aşkın bir sürelik gecikmenin ardından önümüzdeki 2024 yılının başlarında tamamlanacağını belirtti. 
Bina ile ilgili bilgiler veren Yasiri, binanın 172 metre yüksekliğinde olduğunu ve 3'ü yer altında olmak üzere 38 kattan oluştuğunu anlattı.
Binanın ömrünün 100 yıl olduğunu belirten Yasiri, maliyetinin ise 772 milyon doları bulacağını kaydetti. Yasiri'nin aktardığı bilgilere göre bina, 573 metre kalınlığında ve 50 metre derinliğinde 270 sütunun yer aldığı bir sur duvarı ile tasarlandı.
İnşasına Fransa, Azerbeycan, Türkiye ve İngiltere'den firmaların katıldığı binanın bulunduğu bölge Dicle Nehri'ne hakim. Bina aynı zamanda Cumhuriyet Sarayı ve Yeşil Bölge'nin karşısında yer alıyor.

Independent Türkçe



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.