Küresel piyasalar ABD'nin enflasyon verilerine odaklandı

AA
AA
TT

Küresel piyasalar ABD'nin enflasyon verilerine odaklandı

AA
AA

Küresel pay piyasaları, ABD'de artan resesyon endişeleri ve para politikalarına ilişkin belirsizliklerin öne çıktığı haftayı karışık seyirle kapatırken, gelecek hafta ABD'de enflasyon başta olmak üzere yoğun veri gündemi yatırımcıların odağına yerleşti.
Hafta boyunca ABD'de açıklanan iş gücü piyasası verileri varlık fiyatları üzerinde etkili olurken, geçen hafta OPEC+ ülkelerinin petrol arzında kesintiye gitme kararı alması da piyasalarda fiyatlamaları zorlaştırdı.
ABD'de dün açıklanan verilere göre tarım dışı istihdam martta 236 bin ile beklentilere paralel gerçekleşirken, işsizlik oranı yüzde 3,6'dan 3,5'e geriledi.
Ülkede perşembe günü açıklanan verilere göre ise ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı 1 Nisan ile biten haftada 228 bine çıkarak beklentileri aştı. Ülkede Mayıs 2021'den bu yana ilk kez 10 milyonun altına inen JOLTS Açık İş Sayısı verisinin ardından çarşamba günü de özel sektör istihdamı öngörüleri karşılayamamıştı.
Enflasyon ve resesyon endişesi arasında kalan yatırımcıların resesyon tehlikesinin öne çıkmaya başlamasının ardından güvenli liman arayışının tahvil talebini desteklediği görüldü.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi geçen hafta yüzde 3,26 ile Eylül 2022'den bu yana en düşük seviyeyi görmesinin ardından, haftayı yaklaşık 7 baz puan düşüşle yüzde 3,41'den tamamladı.
Analistler, ABD'nin tarım dışı istihdam verilerinin beklentilere paralel gerçekleşmesiyle, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) gelecek ay atacağa adımlara ilişkin belirsizliklerin güçlü kalmaya devam ettiğini söyledi.
ABD'de açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonun sınırlı şekilde yavaşladığına işaret ettiğini kaydeden analistler, çarşamba günü açıklanacak Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerinin yatırımcıların odağında olduğunu ifade etti.
Analistler, işgücü piyasasından alınan sinyallerin net olmadığını belirterek, enflasyondaki gidişatın varlık fiyatlarında oynaklığı artırmasının beklendiğini söyledi.
Artan belirsizliklerle, güvenli liman arayışı değerli metal fiyatlarını da desteklemeye devam ederken, 2.032 dolarla 9 Mart 2022'den bu yana en yüksek seviyesini test eden altının ons fiyatı, haftayı yüzde 1,93 artışla 2.007 dolardan tamamladı.
Brent petrolün varil fiyatı da geçen hafta yüzde 6 değer kazancıyla haftayı 84,7 dolardan tamamlayarak, yükseliş eğilimini üst üste üçüncü haftaya taşıdı.

New York borsası karışık seyretti
ABD'de pay piyasaları geçen hafta karışık bir seyir izlerken, gelecek hafta çarşamba günü enflasyon verilerinin yanı sıra Fed tutanaklarından alınacak olası sinyaller de yatırımcıların odağında bulunacak.
Bu hafta açıklanan verilere göre, Tedarik Yönetim Enstitüsü (ISM) imalat endeksi, martta 46,3 ile piyasa beklentilerinin altında kalırken, imalat sanayisindeki daralmanın devam etmesi resesyon endişesini artıran başka bir etken oldu. Fabrika siparişleri de şubatta yüzde 0,7 azalarak beklentilerin altında kalmıştı.
Bu gelişmelerle, geçen hafta New York borsasında, S&P 500 yüzde 0,1 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,9 düşerken, Dow Jones endeksi yüzde 0,63 yükseldi.
10 Nisan ile başlayan haftanın veri takviminde, çarşamba günü enflasyon ve FOMC toplantı tutanakları, perşembe günü Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve haftalık işsizlik başvuruları ve cuma günü de perakende satışlar, sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranı takip edilecek.

Avrupa'da ekonomik aktivite güçlü görünüyor
Avrupa borsaları geçen hafta karışık bir seyir izlerken, bölgede açıklanan makroekonomik veriler ekonomik aktivitenin beklentilere göre güçlü kaldığını işaret etti.
Ekonomik aktivitenin güçlenmesi, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) gelecek ay yapılacak toplantıda da şahin adımlarına devam edeceği yönündeki beklentileri desteklerken, para piyasalarındaki fiyatlamalarda 25 baz puanlık faiz artışına kesin gözüyle bakılıyor.
Bu hafta açıklanan verilere göre, Almanya'da fabrika siparişleri, aylık bazda yüzde 4,8 artarak yüzde 0,3'lük beklentileri oldukça geride bırakırken, ülkede sanayi üretimi de aylık bazda yüzde 2,0 artarak tahminleri aştı.
Almanya'da martta imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) 44,7 ve Avro Bölgesi'nde imalat sanayi PMI 47,3 ile beklentileri aşarken, İngiltere'de imalat sanayi PMI 47,9 ile tahminlerin altında kaldı.
İmalat sanayi PMI, bölge genelinde 50 seviyesinin altındaki seyrini sürdürerek daralmaya işaret etse de beklentilerin üzerinde gelmesi olumlu karşılanırken, bölge genelinde hizmet sektörü PMI 50 üzerindeki seyrini sürdürerek genişlemeye işaret etti.
Bu gelişmelerle, geçen hafta İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 1,44 ve İtalya'da MIB 30 endeksi yüzde 0,37 değer kazanırken, Almanya'da DAX endeksi yüzde 0,20 değer kaybetti. Fransa'da CAC 40 endeksi ise yatay seyretti.
Gelecek hafta salı Avro Bölgesi'nde perakende satışlar ve yatırımcı güven endeksi, perşembe Almanya'da enflasyon, İngiltere'de sanayi üretimi ve büyüme verileri takip edilecek. Pazartesi günü ise tatil nedeniyle bölgede piyasalar kapalı olacak.

Asya Bölgesi'ndeki ülkelerin merkez bankaları piyasaları şaşırttı
Asya borsalarında geçen hafta karışık bir seyir öne çıkarken, bölge ülkelerinin merkez bankaları piyasaları şaşırttı.
Hafta içinde, Yeni Zelanda Merkez Bankası, 25 baz puanlık piyasa beklentilerine karşın politika faizini 50 baz puan yükseltirken, Hindistan Merkez Bankası 25 baz puanlık faiz artışı beklentilerine karşın politika faizini yüzde 6,50'de sabit bıraktı.
Avustralya Merkez Bankası da politika faizini yüzde 3,60'ta sabit bırakırken, politika metninde "gerekmesi halinde ek sıkılaştırmanın yapılabileceğini" belirtti.
Hafta başında, Çin'in, ABD'li yarı iletken çip üreticisi Micron'a soruşturma başlatması, ABD ve Çin arasında tansiyonun tekrar yükselebileceği endişesini beraberinde getirirken, yarı iletken çip üreticisi şirketlerin hisse senetlerinde oynaklık arttı.
Bölgede açıklanan makroekonomik veriler ise karışık sinyaller vermeye devam ederken, Çin'de Caixin imalat sanayi PMI martta 50'ye gerileyerek ülkede yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemlerinin kaldırılmasının ardından ekonomide gözlenen toparlanmaya ilişkin soru işaretleri uyandırdı. Hizmet sektörü PMI martta 57,8'e ve aynı dönemde bileşik PMI da 54,5'e çıktı.
Öte yandan, Japonya'da hükümet, Ueda Kazuo'yu Merkez Bankası'nın (BoJ) yeni başkanı olarak resmen tayin etti. Japonya'da BoJ Başkanı Kuroda Haruhiko'nun 10 yıl süren 2 dönemlik görev süresi hafta sonu itibarıyla son buluyor.
Ueda döneminin merak edilenleri arasında BoJ'un izlediği ultra geniş parasal politikaların sürdürülebilirliği ile yüzde 2'lik enflasyon hedefi yer alırken, hükümet, BOJ'un, ekonomik büyümeyi ve fiyat istikrarını sağlamak için hükümet ile yakın çalışmaya devam etmesi gerektiğini vurguluyor.
Japonya'da imalat sanayi PMI martta 49,2'ye çıksa da imalat sektöründeki daralmanın devam ettiğini gösterirken, aynı dönemde hizmet sektörü PMI 55,2'ye ve bileşik PMI da 52,9'a çıktı. Ülkede öncü endeks şubatta 97,7'ye yükseldi.
Söz konusu gelişmelerle haftalık bazda Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,87 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 0,34 gerilerken, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,67 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 0,55 yükseldi.
10 Nisan ile başlayan haftanın veri takviminde, pazartesi Japonya'da ödemeler dengesi, salı Çin'de TÜFE ve ÜFE, perşembe Çin'de dış ticaret fazlası verileri takip edilecek.

BIST 100 endeksi üç haftalık düşüş eğilimine son verdi
Yurt içinde üst üste üç haftalık düşüş eğiliminde hareket eden BIST 100 endeksi, bu hafta yüzde 2,3 yükselişle 4.924,64 puandan kapanırken, gelecek hafta gözler pazartesi günkü ödemeler dengesi ile salı günkü sanayi üretimi verilerine çevrildi.
AA Finans'ın beklenti anketine katılan ekonomistler, cari işlemler hesabının şubatta 8,18 milyar dolar açık vermesini bekliyor. Cari işlemler hesabı, Ocak 2023'te 9 milyar 849 milyon dolar açık verirken, yıllıklandırılmış cari açık 51 milyar 686 milyar dolar olmuştu.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) bu hafta, Europower Enerji ve Otomasyon Teknolojileri Sanayi Ticaret AŞ'nin 40,60 liradan halka arz başvurusuna onay verdi.
Geçen hafta açıklanan verilere göre, TÜFE aylık yüzde 2,29 ve yıllık yüzde 50,51 artışla beklentilerin altında kalırken, Dünya Bankası, Türkiye'nin ekonomisine ilişkin büyüme tahminlerini bu yıl için yüzde 2,7'den yüzde 3,2'ye yükseltti.
Dolar/TL haftayı bir önceki haftalık kapanışın yüzde 0,39 üzerinde 19,2522'den tamamladı.
Analistler, BIST 100 endeksinde teknik açıdan 4.900 ve 4.850 seviyelerinin destek, 5.000 ve 5.100 puanın ise direnç olarak öne çıkabileceğini söyledi.
Gelecek hafta yurt içinde, ayrıca çarşamba perakende satışlar takip edilecek.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times