Küresel piyasalar ABD'nin enflasyon verilerine odaklandı

AA
AA
TT

Küresel piyasalar ABD'nin enflasyon verilerine odaklandı

AA
AA

Küresel pay piyasaları, ABD'de artan resesyon endişeleri ve para politikalarına ilişkin belirsizliklerin öne çıktığı haftayı karışık seyirle kapatırken, gelecek hafta ABD'de enflasyon başta olmak üzere yoğun veri gündemi yatırımcıların odağına yerleşti.
Hafta boyunca ABD'de açıklanan iş gücü piyasası verileri varlık fiyatları üzerinde etkili olurken, geçen hafta OPEC+ ülkelerinin petrol arzında kesintiye gitme kararı alması da piyasalarda fiyatlamaları zorlaştırdı.
ABD'de dün açıklanan verilere göre tarım dışı istihdam martta 236 bin ile beklentilere paralel gerçekleşirken, işsizlik oranı yüzde 3,6'dan 3,5'e geriledi.
Ülkede perşembe günü açıklanan verilere göre ise ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı 1 Nisan ile biten haftada 228 bine çıkarak beklentileri aştı. Ülkede Mayıs 2021'den bu yana ilk kez 10 milyonun altına inen JOLTS Açık İş Sayısı verisinin ardından çarşamba günü de özel sektör istihdamı öngörüleri karşılayamamıştı.
Enflasyon ve resesyon endişesi arasında kalan yatırımcıların resesyon tehlikesinin öne çıkmaya başlamasının ardından güvenli liman arayışının tahvil talebini desteklediği görüldü.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi geçen hafta yüzde 3,26 ile Eylül 2022'den bu yana en düşük seviyeyi görmesinin ardından, haftayı yaklaşık 7 baz puan düşüşle yüzde 3,41'den tamamladı.
Analistler, ABD'nin tarım dışı istihdam verilerinin beklentilere paralel gerçekleşmesiyle, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) gelecek ay atacağa adımlara ilişkin belirsizliklerin güçlü kalmaya devam ettiğini söyledi.
ABD'de açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonun sınırlı şekilde yavaşladığına işaret ettiğini kaydeden analistler, çarşamba günü açıklanacak Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerinin yatırımcıların odağında olduğunu ifade etti.
Analistler, işgücü piyasasından alınan sinyallerin net olmadığını belirterek, enflasyondaki gidişatın varlık fiyatlarında oynaklığı artırmasının beklendiğini söyledi.
Artan belirsizliklerle, güvenli liman arayışı değerli metal fiyatlarını da desteklemeye devam ederken, 2.032 dolarla 9 Mart 2022'den bu yana en yüksek seviyesini test eden altının ons fiyatı, haftayı yüzde 1,93 artışla 2.007 dolardan tamamladı.
Brent petrolün varil fiyatı da geçen hafta yüzde 6 değer kazancıyla haftayı 84,7 dolardan tamamlayarak, yükseliş eğilimini üst üste üçüncü haftaya taşıdı.

New York borsası karışık seyretti
ABD'de pay piyasaları geçen hafta karışık bir seyir izlerken, gelecek hafta çarşamba günü enflasyon verilerinin yanı sıra Fed tutanaklarından alınacak olası sinyaller de yatırımcıların odağında bulunacak.
Bu hafta açıklanan verilere göre, Tedarik Yönetim Enstitüsü (ISM) imalat endeksi, martta 46,3 ile piyasa beklentilerinin altında kalırken, imalat sanayisindeki daralmanın devam etmesi resesyon endişesini artıran başka bir etken oldu. Fabrika siparişleri de şubatta yüzde 0,7 azalarak beklentilerin altında kalmıştı.
Bu gelişmelerle, geçen hafta New York borsasında, S&P 500 yüzde 0,1 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,9 düşerken, Dow Jones endeksi yüzde 0,63 yükseldi.
10 Nisan ile başlayan haftanın veri takviminde, çarşamba günü enflasyon ve FOMC toplantı tutanakları, perşembe günü Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve haftalık işsizlik başvuruları ve cuma günü de perakende satışlar, sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranı takip edilecek.

Avrupa'da ekonomik aktivite güçlü görünüyor
Avrupa borsaları geçen hafta karışık bir seyir izlerken, bölgede açıklanan makroekonomik veriler ekonomik aktivitenin beklentilere göre güçlü kaldığını işaret etti.
Ekonomik aktivitenin güçlenmesi, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) gelecek ay yapılacak toplantıda da şahin adımlarına devam edeceği yönündeki beklentileri desteklerken, para piyasalarındaki fiyatlamalarda 25 baz puanlık faiz artışına kesin gözüyle bakılıyor.
Bu hafta açıklanan verilere göre, Almanya'da fabrika siparişleri, aylık bazda yüzde 4,8 artarak yüzde 0,3'lük beklentileri oldukça geride bırakırken, ülkede sanayi üretimi de aylık bazda yüzde 2,0 artarak tahminleri aştı.
Almanya'da martta imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) 44,7 ve Avro Bölgesi'nde imalat sanayi PMI 47,3 ile beklentileri aşarken, İngiltere'de imalat sanayi PMI 47,9 ile tahminlerin altında kaldı.
İmalat sanayi PMI, bölge genelinde 50 seviyesinin altındaki seyrini sürdürerek daralmaya işaret etse de beklentilerin üzerinde gelmesi olumlu karşılanırken, bölge genelinde hizmet sektörü PMI 50 üzerindeki seyrini sürdürerek genişlemeye işaret etti.
Bu gelişmelerle, geçen hafta İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 1,44 ve İtalya'da MIB 30 endeksi yüzde 0,37 değer kazanırken, Almanya'da DAX endeksi yüzde 0,20 değer kaybetti. Fransa'da CAC 40 endeksi ise yatay seyretti.
Gelecek hafta salı Avro Bölgesi'nde perakende satışlar ve yatırımcı güven endeksi, perşembe Almanya'da enflasyon, İngiltere'de sanayi üretimi ve büyüme verileri takip edilecek. Pazartesi günü ise tatil nedeniyle bölgede piyasalar kapalı olacak.

Asya Bölgesi'ndeki ülkelerin merkez bankaları piyasaları şaşırttı
Asya borsalarında geçen hafta karışık bir seyir öne çıkarken, bölge ülkelerinin merkez bankaları piyasaları şaşırttı.
Hafta içinde, Yeni Zelanda Merkez Bankası, 25 baz puanlık piyasa beklentilerine karşın politika faizini 50 baz puan yükseltirken, Hindistan Merkez Bankası 25 baz puanlık faiz artışı beklentilerine karşın politika faizini yüzde 6,50'de sabit bıraktı.
Avustralya Merkez Bankası da politika faizini yüzde 3,60'ta sabit bırakırken, politika metninde "gerekmesi halinde ek sıkılaştırmanın yapılabileceğini" belirtti.
Hafta başında, Çin'in, ABD'li yarı iletken çip üreticisi Micron'a soruşturma başlatması, ABD ve Çin arasında tansiyonun tekrar yükselebileceği endişesini beraberinde getirirken, yarı iletken çip üreticisi şirketlerin hisse senetlerinde oynaklık arttı.
Bölgede açıklanan makroekonomik veriler ise karışık sinyaller vermeye devam ederken, Çin'de Caixin imalat sanayi PMI martta 50'ye gerileyerek ülkede yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemlerinin kaldırılmasının ardından ekonomide gözlenen toparlanmaya ilişkin soru işaretleri uyandırdı. Hizmet sektörü PMI martta 57,8'e ve aynı dönemde bileşik PMI da 54,5'e çıktı.
Öte yandan, Japonya'da hükümet, Ueda Kazuo'yu Merkez Bankası'nın (BoJ) yeni başkanı olarak resmen tayin etti. Japonya'da BoJ Başkanı Kuroda Haruhiko'nun 10 yıl süren 2 dönemlik görev süresi hafta sonu itibarıyla son buluyor.
Ueda döneminin merak edilenleri arasında BoJ'un izlediği ultra geniş parasal politikaların sürdürülebilirliği ile yüzde 2'lik enflasyon hedefi yer alırken, hükümet, BOJ'un, ekonomik büyümeyi ve fiyat istikrarını sağlamak için hükümet ile yakın çalışmaya devam etmesi gerektiğini vurguluyor.
Japonya'da imalat sanayi PMI martta 49,2'ye çıksa da imalat sektöründeki daralmanın devam ettiğini gösterirken, aynı dönemde hizmet sektörü PMI 55,2'ye ve bileşik PMI da 52,9'a çıktı. Ülkede öncü endeks şubatta 97,7'ye yükseldi.
Söz konusu gelişmelerle haftalık bazda Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,87 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 0,34 gerilerken, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,67 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 0,55 yükseldi.
10 Nisan ile başlayan haftanın veri takviminde, pazartesi Japonya'da ödemeler dengesi, salı Çin'de TÜFE ve ÜFE, perşembe Çin'de dış ticaret fazlası verileri takip edilecek.

BIST 100 endeksi üç haftalık düşüş eğilimine son verdi
Yurt içinde üst üste üç haftalık düşüş eğiliminde hareket eden BIST 100 endeksi, bu hafta yüzde 2,3 yükselişle 4.924,64 puandan kapanırken, gelecek hafta gözler pazartesi günkü ödemeler dengesi ile salı günkü sanayi üretimi verilerine çevrildi.
AA Finans'ın beklenti anketine katılan ekonomistler, cari işlemler hesabının şubatta 8,18 milyar dolar açık vermesini bekliyor. Cari işlemler hesabı, Ocak 2023'te 9 milyar 849 milyon dolar açık verirken, yıllıklandırılmış cari açık 51 milyar 686 milyar dolar olmuştu.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) bu hafta, Europower Enerji ve Otomasyon Teknolojileri Sanayi Ticaret AŞ'nin 40,60 liradan halka arz başvurusuna onay verdi.
Geçen hafta açıklanan verilere göre, TÜFE aylık yüzde 2,29 ve yıllık yüzde 50,51 artışla beklentilerin altında kalırken, Dünya Bankası, Türkiye'nin ekonomisine ilişkin büyüme tahminlerini bu yıl için yüzde 2,7'den yüzde 3,2'ye yükseltti.
Dolar/TL haftayı bir önceki haftalık kapanışın yüzde 0,39 üzerinde 19,2522'den tamamladı.
Analistler, BIST 100 endeksinde teknik açıdan 4.900 ve 4.850 seviyelerinin destek, 5.000 ve 5.100 puanın ise direnç olarak öne çıkabileceğini söyledi.
Gelecek hafta yurt içinde, ayrıca çarşamba perakende satışlar takip edilecek.



Dünya Bankası baş ekonomistlerinden Roberta Gatti Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan enerji piyasalarının istikrarında merkezi rol oynuyor

Basra Körfezi’nden  Hürmüz Boğazı’na doğru yol alan yük gemisi (Reuters)
Basra Körfezi’nden  Hürmüz Boğazı’na doğru yol alan yük gemisi (Reuters)
TT

Dünya Bankası baş ekonomistlerinden Roberta Gatti Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan enerji piyasalarının istikrarında merkezi rol oynuyor

Basra Körfezi’nden  Hürmüz Boğazı’na doğru yol alan yük gemisi (Reuters)
Basra Körfezi’nden  Hürmüz Boğazı’na doğru yol alan yük gemisi (Reuters)

Jeopolitik gerilim dalgalarının hayati su yollarının istikrarını sarstığı bir dönemde, Körfez bölgesindeki büyük ekonomik hedeflerin, küresel ekonomi için “vazgeçilmez bir yaşam damarı” olan Hürmüz Boğazı sınavı karşısında dayanma kapasitesine ilişkin temel sorular öne çıkıyor. Dünya Bankası’nın Orta Doğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan (MENAAP) bölgesinin başekonomisti Roberta Gatti, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, mevcut jeopolitik gerilimlerin bölgedeki ekonomik çeşitlenme hedeflerini gerçek bir sınavla karşı karşıya bıraktığı uyarısında bulundu. Buna karşılık, Suudi Arabistan’ın küresel enerji piyasalarındaki merkezi rolüne dikkat çekerek, tedarik zincirlerinin güvenilirliğini artırmaya yönelik tedbirlerinin yalnızca ihracatçılara hizmet etmekle kalmayıp; enflasyon, ticaret ve küresel büyüme üzerinde de olumlu etkiler yarattığını vurguladı.

Geçtiğimiz hafta, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu ile yapılacak bahar toplantıları öncesinde yayımladığı raporda, Suudi Arabistan ekonomisini 2026 yılı için yüzde 3,1 büyüme beklentisiyle ilk sırada sabit tuttu. Böylece ülke, bölgeye ilişkin tahminlerde yapılan sert aşağı yönlü revizyonlara rağmen, mevcut jeopolitik krizin etkileriyle başa çıkma kapasitesi en yüksek Körfez ekonomisi olarak öne çıktı. Rapordaki verilere göre kamu maliyesi açığının 2025’teki yüzde 6 seviyesinden 2026’da yarı yarıya azalarak yüzde 3’e düşmesi; cari işlemler dengesinin ise eksi yüzde 2,7’den artı yüzde 3,3’e geçerek belirgin bir fazla vermesi bekleniyor.

vd
Roberta Gatti, Dünya Bankası’nın Orta Doğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan bölgesi başekonomistidir.(Worldbank)

Geçtiğimiz pazartesi gününden itibaren Amerika Birleşik Devletleri, Pakistan’da hafta sonu çöken barış görüşmelerinin ardından, hayati petrol geçişinin yeniden açılması için baskıyı artırma amacıyla İran limanlarına deniz ablukası uygulamaya başladı. Bu müzakerelerin önümüzdeki günlerde yeniden başlaması bekleniyor.

Suudi Arabistan merkezi bir rol oynuyor; bugün bu rol özellikle küresel enerji piyasalarında öne çıkıyor” diyerek, krallığın dayanıklılığı artırmaya yönelik çabalarının, Hürmüz Boğazı çevresindeki belirsizliğin arttığı bir dönemde özel önem taşıdığını belirten Gatti, “İster altyapı yatırımları, ister alternatif ihracat yolları, isterse yedek kapasite yoluyla olsun, enerji tedarik zincirlerinin güvenilirliğini artıran tedbirler, bu tür şokların daha geniş çaplı küresel bir krize dönüşme riskini azaltabilir. Bu çabalar yalnızca ihracatçılar açısından dalgalanmaları sınırlamak için değil, aynı zamanda enflasyon, ticaret ve küresel büyüme açısından da önem taşır” ifadelerini kullandı.

Ekonomik çeşitlenme ve dayanıklılık testi

Gatti, mevcut çatışmanın, ulusal kalkınma planlarının ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin benimsediği temel hedef olan ekonomik çeşitlenmenin stratejik önemini doğrudan ortaya koyduğunu söyledi. 28 Şubat’tan bu yana kaydedilen verilerin bu farkı açıkça gösterdiğini belirten Gatti “Nispeten daha çeşitlenmiş ekonomiler, örneğin Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, büyüme beklentilerinde çok daha sınırlı düşüşler yaşadı. Buna karşılık, Katar ve Kuveyt gibi daha az çeşitlenmiş ekonomilerde düşüş çok daha sert oldu” dedi. Bu gerilemeyi, söz konusu ülkelerin ticaret ve enerji ihracatı için tek geçiş yolu olarak Hürmüz Boğazı’na yüksek bağımlılığına ve alternatif ihracat yollarının yokluğuna bağladı.

Dünya Bankası, Katar ekonomisinin sıvılaştırılmış gaz tedarikindeki aksaklıklar nedeniyle yüzde 5,7 daralmasını; Kuveyt ekonomisinin ise petrol ihracatı için yüzde 100 oranında Hürmüz’e bağımlı olması nedeniyle yüzde 6,4 küçülmesini bekliyor. Buna karşılık, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman için yüzde 2,4; Bahreyn için ise yüzde 3,1 büyüme öngörülüyor.

Gatti, ulusal “vizyon” stratejilerinin, hidrokarbonlara yapısal bağımlılığı azaltma ve özel sektörün büyümedeki rolünü güçlendirme hedefleriyle hâlâ doğru ve gerekli bir seçenek olduğunu vurguladı. Ancak son gelişmelerin, bu stratejilerin uygulanmasının dış şoklara karşı “hassas” olduğunu gösterdiğini, daha çeşitlenmiş ekonomilerin ise güçlü mali rezervler ve daha derin petrol dışı sektörler sayesinde daha dayanıklı olduğunu belirtti.

Ayrıca çeşitlenmenin kapsadığı sektörlerin niteliğinin belirleyici olduğunu ifade eden Gatti, bankacılık ve finans gibi alanların daha dayanıklı olduğunu; buna karşılık süregelen istikrarsızlığın turizm, havacılık ve lojistik gibi hızlı büyüyen sektörlerde yatırım iştahını zayıflatabileceğini söyledi.

Enerji yoksulluğu

Gatti, enerji piyasalarındaki dalgalanmaların en olumsuz yönüne dikkat çekerek, petrol fiyatlarındaki artışın ithalatçı gelişmekte olan ülkeler üzerinde çok yönlü baskı oluşturduğunu belirtti. Bu artışın elektrik ve toplu taşıma maliyetlerini yükselttiğini, gübre maliyetleri üzerinden gıda fiyatlarını artırdığını ve ticaret açıklarını büyüttüğünü ifade etti.

Bu durumun özellikle sınırlı rezervlere sahip yoksul ülkelerde kamu maliyesi üzerinde ciddi yük oluşturduğunu belirten Gatti, enerji fiyatlarını sübvanse etme girişimlerinin de ağır maliyetler doğurduğunu vurguladı.

Gatti, güvenilir ve uygun fiyatlı enerjinin sadece bir hizmet değil, hane halkı ve işletmeler için hayati bir unsur olduğunu belirterek, yakıt ve gaz piyasalarındaki dalgalanmaların bu ekonomilere “çifte darbe” vurduğunu söyledi. Hane halklarının temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, şirketlerin pahalı ve güvensiz enerjiyle karşı karşıya kaldığını, bunun da sanayi büyümesini daha yavaş, daha riskli ve daha az rekabetçi hâle getirdiğini ifade etti. Bu nedenle kısa vadeli fiyat artışlarının, uzun vadeli yapısal dönüşümü de sekteye uğratabileceğini kaydetti.

Alternatif enerji yollarının maliyeti

Gatti, dar deniz geçitlerini aşan kara yolları ve boru hatlarına yatırım yapılmasının, ekonomik verimlilik ile dayanıklılık arasında hassas bir denge gerektirdiğini belirtti. Coğrafi ve teknik açıdan petrol ve gazın Hürmüz Boğazı üzerinden taşınmasının hâlâ en düşük maliyetli seçenek olduğunu ifade etti. Ancak mevcut şokların, ticaret yollarının çeşitlendirilmesini kaçınılmaz kıldığını söyledi.

Bu kapsamda Suudi Arabistan’ın, Doğu-Batı boru hattı üzerinden Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na günlük 7 milyon varil kapasiteyle ihracat yönlendirebildiğini; BAE’nin ise Habşan-Fuceyre hattı ile yaklaşık 1,8 milyon varil kapasiteye sahip olduğunu belirtti. Buna karşılık Kerkük-Ceyhan Boru Hattı’nın, Irak’taki onarım gecikmeleri nedeniyle 1,5 milyon varillik kapasitesine rağmen yalnızca 0,4 milyon varil seviyesinde çalıştığını ifade etti.

Yalnızca verimlilik dönemi sona erdi

Gatti, küresel tedarik zincirlerinin Kovid-19 pandemisi ve bölgesel çatışmalarla ağır bir sınavdan geçtiğini belirterek, aşırı derecede coğrafi olarak yoğunlaşmış üretim ağlarına bağımlılığın kırılganlığını ortaya çıkardığını söyledi. “Artık yalnızca verimlilik yeterli değil” diyen Gatti, hükümetler ve şirketlerin stoklarını artırması, kaynaklarını çeşitlendirmesi ve daha esnek lojistik sistemler kurması gerektiğini vurguladı.

dfvdf
Suudi Arabistan önemli deniz limanlarından Yanbu

Dünya Bankası’nın bu dönüşümü desteklemek amacıyla kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü belirten Gatti, 2020 Dünya Kalkınma Raporu’na atıfta bulunarak, gelişmekte olan ülkelerin küresel değer zincirlerindeki zorluklarının ele alındığını hatırlattı. Gatti  yakında yayımlanacak “Kaynaklardan Dayanıklılığa: Petrol ve Gaz İhracatçıları İçin Ekonomik Çeşitlenme” başlıklı yeni raporun, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya-Pasifik’teki ihracatçılar için bir yol haritası sunacağını ifade etti.

Son olarak Gatti, bir ekonominin petrol ve gaz şoklarına karşı dayanıklılığının; ithal enerjiye bağımlılık düzeyi, üretim sektörlerinin enerji yoğunluğu ve tüketici ile hükümetlerin fiyat artışlarına verdiği tepkinin esnekliği gibi faktörlere doğrudan bağlı olduğunu vurguladı.


Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’nun 2026–2030 stratejisi Veliaht prens Muhammed bin Selman başkanlığında onaylandı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman
TT

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’nun 2026–2030 stratejisi Veliaht prens Muhammed bin Selman başkanlığında onaylandı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman

Suudi Arabistan’ın ekonomik geleceğine yön verecek önemli bir adım olarak, Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) yönetim kurulu, Veliaht Prens  Muhammed bin Selman başkanlığında 2026–2030 stratejisini onayladı. Yeni strateji, fonun “hızlı büyüme ve genişleme” aşamasından “sürdürülebilir değer yaratma ve etkiyi maksimize etme” aşamasına geçişini temsil eden köklü bir dönüşüm olarak değerlendiriliyor.

Strateji kapsamında yatırımlar üç ana portföy altında yeniden yapılandırılırken, hedef; rekabetçi yerel ekonomik ekosistemler oluşturmak ve Suudi Arabistan’ın küresel liderliğini güçlendirmek olarak belirlendi.

Vizyon 2030 ile uyum

Yeni beş yıllık plan, Suudi Arabistan Vizyon 2030’un üçüncü aşamasıyla uyumlu şekilde hazırlandı. PIF’in son yıllarda elde ettiği başarılar üzerine inşa edilen strateji, fonun yönetim altındaki varlıklarını 3,4 trilyon riyalin (906,6 milyar dolar) üzerine çıkarmasının ardından geliyor.

vbfe
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’nun 2021-2025 stratejisinin lansmanı sırasında daha önce bir toplantıya başkanlık etmişti (SPA)

Fon; yapay zekâ, yenilenebilir enerji ve ileri teknolojiler gibi kritik sektörlerde kaydettiği büyüme sayesinde, küresel ekonomide stratejik bir aktör konumunu pekiştirdi.

Üç ana yatırım portföyü

Yeni strateji kapsamında PIF yatırımları üç ana portföyde toplanacak:

1- Vizyon portföyü:
Ekonominin öncelikli sektörleri arasında entegrasyonu artırmayı, yerel büyümeyi desteklemeyi ve ulusal hedeflere katkı sağlamayı amaçlıyor. Bu portföy; turizm ve eğlence, kentsel gelişim, ileri sanayi ve inovasyon, lojistik ve sanayi, temiz enerji ve su altyapısı ile NEOM gibi mega projeleri kapsayan altı entegre ekonomik ekosistemi içeriyor. Ayrıca yerel özel sektörle iş birliklerini artırmayı ve uluslararası yatırımcıları çekmeyi hedefliyor.

2- Stratejik yatırımlar portföyü:
Stratejik varlıkların getirilerini artırmaya, PIF şirketlerinin küresel oyunculara dönüşmesini desteklemeye ve ekonomik etkiyi büyütmeye odaklanıyor. Uzun vadeli küresel eğilimler doğrultusunda yatırımlar sürdürülecek.

3- Finansal yatırımlar portföyü:
Fonun mali gücünü desteklemek ve gelecek nesiller için ulusal serveti büyütmek amacıyla sürdürülebilir finansal getiriler hedefleniyor. Küresel piyasalarda doğrudan ve dolaylı yatırımlarla portföy çeşitliliği ve esneklik artırılacak.

Rumiayan: Yeni fırsatlar doğacak

PIF Başkanı Yasir el-Rumayyan, stratejinin fonun yerel ve uluslararası büyümesini sürdüreceğini belirterek, son on yılda gerçekleştirilen mega projeler ve stratejik yatırımlar sayesinde önemli kazanımlar elde edildiğini vurguladı.

fbfdb
Yasir el-Rumayyan’ın daha önce katıldığı bir konferans sırasında (Şarku’l Avsat)

Rumayyan, fonun varlıklarının altı kat büyüdüğünü, uluslararası yatırımcıların Suudi ekonomisine çekildiğini ve önümüzdeki dönemde de Vizyon 2030 hedeflerine katkının süreceğini ifade etti.

Küresel ve yerel esneklik vurgusu

Yeni dönemde PIF, hem yerel hem de küresel yatırımlarda esnek bir yaklaşım benimseyecek. Hızla değişen küresel ekonomik koşullara uyum sağlanarak, yatırım verimliliği artırılacak; veri ve yapay zekâ teknolojilerinden yararlanılarak kurumsal mükemmeliyet hedeflenecek.

Stratejinin, fonun uzun vadeli yönünü belirleyerek onu hem yerel hem de küresel ölçekte etkili bir yatırımcı olarak konumlandırması bekleniyor.

Önceki başarıların üzerine inşa edilecek

Yeni strateji, önceki dönem kazanımlarını temel alıyor. Öne çıkan veriler şöyle:

Varlıklar 2015’te 500 milyar riyalden 2025’te 3,4 trilyon riyalin üzerine çıktı

2017’den bu yana yıllık ortalama Yüzde 7’nin üzerinde hissedar getirisi sağlandı

2021–2025 döneminde yaklaşık 750 milyar riyal yerel yatırım yapıldı

2021–2024 arasında petrol dışı GSYH’ye 910 milyar riyal katkı sağlandı

2024 itibarıyla petrol dışı GSYH’nin yaklaşık Yüzde 10’u PIF katkısıyla oluştu

2021–2024 döneminde 590 milyar riyal yerel içerik harcaması yapıldı

Asya, Avrupa ve Amerika’da yeni ofisler açılarak küresel varlık genişletildi

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından yüksek notlar alındı (Moody’s: Aa3, Fitch: A+)

PIF’in 2026–2030 stratejisi, Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm sürecinde belirleyici bir yol haritası olarak öne çıkıyor.


ABD, Rus petrol şirketi Lukoil'e yönelik yaptırım muafiyetini uzattı

ABD'nin New Jersey eyaletindeki Newark bir Lukoil benzin istasyonu (Arşiv-Reuters)
ABD'nin New Jersey eyaletindeki Newark bir Lukoil benzin istasyonu (Arşiv-Reuters)
TT

ABD, Rus petrol şirketi Lukoil'e yönelik yaptırım muafiyetini uzattı

ABD'nin New Jersey eyaletindeki Newark bir Lukoil benzin istasyonu (Arşiv-Reuters)
ABD'nin New Jersey eyaletindeki Newark bir Lukoil benzin istasyonu (Arşiv-Reuters)

ABD'li yetkililer dün, Trump yönetiminin ham petrol fiyatlarındaki yükselişi sınırlama çabaları kapsamında, Rus petrol devi “Lukoil”un yaptırım muafiyetinin, Rusya dışındaki akaryakıt istasyonlarını da kapsayacak şekilde uzatıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD Hazine Bakanlığı'na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından alınan bu karar, ABD gibi ülkelerdeki “Lukoil” istasyonlarının 29 Ekim'e kadar müşterilerine hizmet vermeye devam edebilmesine imkan sağlıyor.

Ofis, bu önlemin benzin istasyonlarının araç malzemeleri satın alma, sigorta primlerini ödeme ve çalışanların maaşlarını ödeme gibi «olağan iş akışı» kapsamındaki işlemleri gerçekleştirmelerine imkan tanıdığını açıkladı.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırı başlatmasıyla Ortadoğu'da savaşın fitili ateşlendi ve petrol fiyatları keskin bir artış gösterdi.

Ofis, bu muafiyetin «Lukoil’in Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi listesine alınmasının tüketiciler üzerindeki etkilerini hafifletmeye» yönelik bir girişim olduğunu ifade etti.

Lukoil için OFAC tarafından Aralık 2025'te verilen ve 29 Nisan'da sona erecek olan bir muafiyet kararı vardı.

Rusya, Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesinden bu yana ABD ve Avrupa'nın yaptırımlarına maruz kalıyor.

ABD'de benzin fiyatları galon başına 4 doları aşarak 2022'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı; bu durum Trump yönetimi üzerindeki siyasi baskıyı artırdı.

9 Mart'ta Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmelerin ardından petrol üzerindeki bazı yaptırımları kaldırma planlarını açıkladı ve bu adımın “fiyatları düşürmeyi” amaçladığını belirtti.