Suriye'nin kuzeyindeki Huraseddin örgütü ABD’nin radarında

HTŞ ile çatışan örgüt, Rusya-Türkiye anlaşmalarına da karşı.

İdlib bölgesindeki Huraseddin unsurları. (SOHR)
İdlib bölgesindeki Huraseddin unsurları. (SOHR)
TT

Suriye'nin kuzeyindeki Huraseddin örgütü ABD’nin radarında

İdlib bölgesindeki Huraseddin unsurları. (SOHR)
İdlib bölgesindeki Huraseddin unsurları. (SOHR)

ABD Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Adalet İçin Ödül Dairesi resmi hesabından yapılan açıklamada, ABD’nin Sudiye’deki radikal Huraseddin örgütün lideri Sami Uraydi’nin yerine dair önemli bilgi verenlere beş milyon dolara kadar maddi ödül vermeye hazır olduğu bildirildi.
Adalet İçin Ödül Dairesi, 2020 yılının aralık ayında resmi Twitter hesabından Ureydi’nin yanı sıra Hurraseddin’in diğer önde gelen liderlerinden Ebu Abdulkerim el-Mısri ve Faruk es-Suri hakkında verilecek bilginin beş milyon dolarla ödüllendirileceğini duyurmuştu.
Daha önce de 2019 yılının eylül ayında, Ureydi ve diğer iki kişi hakkında bilgi verilmesi karşılığında beş milyon dolar ödül verileceği açıklanmıştı.
Para ödülleri haberleriyle birlikte Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), 2019 yılının haziran ayından bu yana ABD Hava Kuvvetleri'ne ait insansız hava araçları (İHA) ve mühimmatla İdlib’te, İdlib’in kırsal bölgelerinde ve Halep’in batı kırsalında radikal Hurraseddin örgütünün faaliyet gösterdiği bölgelere, örgütün karargahlarına ve önde gelen isimlerine yönelik 10 hava saldırısı düzenlediğini, 37 örgüt üyesinin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.
ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyona ait savaş uçakları, 30 Haziran 2019 tarihinde Halep'in batısındaki el-Muhendiseyn kırsalında Hurraseddin liderlerinin katıldığı bir toplantıyı hedef aldı. Hava saldırısında dokuz Hurrasseddin üyesi etkisiz hale getirildi. Aynı yıl 23 Aralık’ta İdlib'in kuzeyindeki Termanin beldesinde radikal örgütün üyesi Bilal Hureysat Ebu Hatice el-Urduni, eşi ve iki çocuğuyla birlikte hedef alındığı hava saldırısında öldürüldü.
Uluslararası Koalisyona ait bir İHA, 14 Haziran 2020'de içinde İdlib'de Şuayb Camii yakınlarında öldürülen Kassam el-Urduni adlı örgütün askeri yetkilisi ve örgüte bağlı el-Badiye Ordusu’nda görevli Yemenli bir yetkilinin olduğu bir aracı hedef aldı.
İdlib’in kuzeyinde İskenderun sınırında bulunan Sermada ilçesi yakınlarında mühimmat yüklü bir ABD uçağı Ebu Yahya adlı Özbek uyruklu Hurraseddin liderlerinden birini hedef aldı. Ebu Yahya, Hurrasseddin’e katılmadan önce radikal gruplar için bağımsız askeri eğitmen olarak çalıştı. Uluslararası Koalisyon tarafından İdlib şehrinde 15 Eylül 2020'degerçekleştirilen bir başka hava saldırısında Seyyaf el-Tunusi ve Sefine el-Tunusi adlı radikaller etkisiz hale getirildi. Aynı ay, Uluslararası Koalisyona ait bir savaş uçağı, Suriye-Türkiye sınırına yakın Selkin kırsalındaki Cekkara köyünde bir akşam yemeği sırasında örgüt üyelerini hedef aldı. Saldırı sonucunda Heyetu Tahriru'ş Şam’dan (HTŞ) kaçan beş sivilin yanı sıra Hurraseddin liderlerinden ve üyelerinden 17 kişi dahil toplam 22 kişi öldü.
Hurraseddin’in üst düzey liderlerinden Ebu Hamza el-Yemeni, 28 Haziran 2022'de İdlib’i Kumeynas beldesine bağlayan yolda motosikletiyle seyir halindeyken Uluslararası Koalisyon’a ait bir İHA’dan fırlatılan füzeyle hedef alınması sonucu yaşamını yitirdi.
Hurraseddin’in bir başka üst düzey lideri ise 20 Eylül 2021 tarihinde İdlib’in doğusundaki İdlib’i Binniş beldesine bağlayan yolda Uluslararası Koalisyon’a ait bir İHA ile hedef alınan aracında olmadığı için kurtuldu. Ancak şoförü öldü.
İdlib kırsalında, 24 Şubat 2023’te Suriye-Türkiye sınırına yakın bir yolda bir motosiklet hedef alınarak iki örgüt üyesi etkisiz hale getirildi. SOHR, etkisiz hale getirilen kişinin Irak uyruklu Ebi Sare el-Iraki lakaplı Abdurrauf el-Muhacir olduğunu bildirdi.
Abdurrauf el-Muhacir, Hurraseddin’in devlet genel idaresi emiri olduğu, örgütün beyni ve fiili lideri olarak kabul edildiği kaydedildi.
Hurraseddin, El Kaide bağlantılı radikal bir örgüt olarak biliniyor. HTŞ'den ayrılan muhalifler tarafından 2018 yılında kurulan örgütün Arap ve yabancı uyruklu yüzlerce üyesi bulunuyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Örgüt, HTŞ lideri Ebu Muhammed el-Cevlani’nin El Kaide'den ayrılan ve kamuoyu nezdinde ılımlı görünmeye çalışması sonrasında HTŞ ile uzun süredir anlaşmazlık yaşıyor. HTŞ, özellikle Rusya ile Türkiye arasında imzalanan Soçi Mutabakatı’na karşı olan ve Türkiye’nin İdlib ve çevresindeki askeri varlığına karşı çıkmaya devam eden Hurraseddin’i tasfiye etmeye çalıştı.
Hurraseddin örgütü, 2018 yılının eylül ayında yayınladığı bir bildiride şu ifadelere yer verdi:
“Soçi Mutabakatı, devrimin yok edilmesinin tamamlayıcısıdır. Rusya ve Türkiye’nin Soçi'de imzaladığı mutabakat, devrimle ilgili diğer süreçlerle birlikte uğursuz ve hedefli Astana Süreci’nin devamından ve doruk noktasından başka bir şey değildi. Amaç, sahadaki gerçeklikle teslimiyetçi bir çözüm ile devrimi ve devrimci halkın mücadelesini ve razı yok etmektir. Gerilimi azaltma bölgeleri, nüfuz ve çıkar alanlarının işgalci güçler ve onların maşaları arasında paylaşıldığı bir aldatmacadır. İşgalcilerin ve maşalarının eliyle anayasanın yazılması çerçevesinde Baas devletinin yeni bir versiyonunu ortaya çıkaran ve işgali meşrulaştıran seçimlerin önünü açan siyasi bir gerçekliktir.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.