Oval Ofis'in gizli hayatları: 'Başkanın kadınları'

ABD liderlerinin üçte biri cinsel skandallarla lekelendi. Bazılarının hükümet koltuğunda uzun romantik ilişkileri oldu

Ülkenin ilk başkanının, Venüs adında bir köleden çocuk sahibi olduğu söyleniyor / Fotoğraf: AFP
Ülkenin ilk başkanının, Venüs adında bir köleden çocuk sahibi olduğu söyleniyor / Fotoğraf: AFP
TT

Oval Ofis'in gizli hayatları: 'Başkanın kadınları'

Ülkenin ilk başkanının, Venüs adında bir köleden çocuk sahibi olduğu söyleniyor / Fotoğraf: AFP
Ülkenin ilk başkanının, Venüs adında bir köleden çocuk sahibi olduğu söyleniyor / Fotoğraf: AFP

Tarık eş-Şami 
Pornografik film oyuncusu Stormy Daniels ve eski 'Playboy' yıldızı Karen McDougal ile yaşadığı iddia edilen cinsel ilişkiyle ve 2016 seçimleri öncesinde sus payı olarak para ödendiğiyle bağlantılı olarak eski Başkan Donald Trump'a yönelik suçlamalar yenilendi.
Trump'a yöneltilen suçlamalar, Oval Ofis'teki bir başkana yönelik tek suçlama değil.
Beyaz Saray'da ikamet eden adamların üçte birinin adı (46 tanesi), çeşitli cinsel skandallara karıştı.
Öyle ki cinsel tacizle, ilişki iddiasıyla ya da cinsel maceralardan sonra evlilik dışı çocuk sahibi olmakla suçlandılar.
Peki, bu suçlamaların niteliği nedir? 
Mevcut Başkan Joe Biden, ABD başkanları listesindeki 46'ncı başkanken, ondan önceki 17 başkan iktidara gelmeden önce veya iktidara gelmeleri sırasında farklı cinsel ve romantik hikayeler ve ilişkilerin peşinden koştu.
Bazılarının yıllarca süren uzun ilişkileri vardı. Diğerleri ise durumları açığa çıkarsa maruz kalabilecekleri tüm tehlikelere ve potansiyel yansımalara rağmen, bu ilişkileri Beyaz Saray içinde kurma cüretine sahipti.
Aşağıda, bu başkanların karşılaştığı en önemli hikayeler ve suçlamalara, en yeniden en eskiye doğru kronolojik sırayla yer verildi.

Donald Trump
45. Başkan Donald Trump, tümü 2017'den 2021'e kadarki başkanlık döneminden önce, görevi kötüye kullanma ve iddia edilen ilişki veya cinsel skandallarla ilgili söylentiler hakkında medya tarafından en çok takip edilen kişi olabilir.
Bazı ilişkileri, Ivana Trump ile ilk evliliğinin daha sonra evleneceği model Marla Maples ile başladığı ilişkiyle sona ermesinden bu yana uzun yıllara dayanıyor.
Trump ve Maples'in 1997'de boşandıklarını açıklamasından kısa bir süre sonra, şu an Melania Trump olarak bilinen Melania Knauss ile ilişkisinin haberi geldi. İkili, 2005 yılında evlendi. 
Ancak porno yıldızı Stormy Daniels'in 2006'da Melania hamileyken Trump'la cinsel ilişkiye girdiğini iddia etmesi, 2018'de ülke ve dünya çapındaki haber kanallarında geniş yer buldu.
Trump, bu ilişkiyi reddetti ve avukatı, Daniels'a yapılan 130 bin dolarlık ödemelerin "Trump'ın ailesini meydana gelmeyen bir suçlamadan korumak" için yapıldığını iddia etti.
Daniels ve eski 'Playboy' dergisi yıldızı Karen McDougal'ın kendilerine sus payı olarak ödeme yapıldığı yönündeki iddiasının yanı sıra yazar Jean Carroll, Trump'a 1990'ların ortasında "lüks bir mağazanın deneme kabininde cinsel saldırıda bulunduğu" iddiasıyla ilgili iki ayrı dava açtı. Ancak Trump iddiaları yalanladı.
2016 başkanlık kampanyası sırasında 26 kadın daha, Trump'ı cinsel tacizle suçlayan ayrıntılı davalar açtı. Eski Başkan bu iddiaları reddediyor.

George W. Bush
2001'den 2009'a kadar görev yapan George W. Bush'un başkanlığının başlamasından bir yıl sonra 2002 yılında, BuzzFeed'e göre Margie Schoedinger adlı Teksaslı bir kadın, 2000 yılında kendisine tecavüzde bulunduğu iddiasıyla bir dava açtı.
Ancak hukuk davasıyla ilgili çok az ayrıntı, medyanın ilgisini çekti. Schoedinger, 2003 yılında intihar ederek öldü. 
Aynı dönemlerde Tammy Phillips adlı bir kadın, 1977'de Laura ile evlenen Bush ile daha önce bir ilişkisi olduğunu söyledi. Ancak 'Texas Monthly' dergisi, bu hikâyenin güvenilir olmadığını savundu.

Bill Clinton
Bill Clinton'ın seks skandalı, doksanların sonunda, Beyaz Saray'daki heyecan verici hikayesinin patlak vermesine tanık olan Amerikalıların ve dünyanın dört bir yanındaki birçok kişinin zihninde hâlâ taze.
Öyle ki Başkan Clinton'un Beyaz Saray stajyeri Monica Lewinsky ile ilişkisi, başkanlığını tehdit eden ulusal ve uluslararası haberlere dönüşmüştü.
The New York Times'a göre, daha sonra davayla ilgili kanıtlar ortaya çıkmadan önce Clinton, başlangıçta iddiaları reddetti. Ancak iddialar, Clinton'ın olayı kabul etmesine yol açtı.
Ancak 1993'ten 2001'e kadar başkanlığı elinde tutan Clinton, kariyeri boyunca Juanita Broaddrick, Paula Jones, Kathleen Wylie ve Leslie Meloy'un da aralarında bulunduğu çok sayıda kadın tarafından cinsel saldırı ve tecavüzle suçlandı.
Diğer dört kadın da Başkan Clinton ile daha önce ilişkileri olduğunu söyledi.
Tüm bunlar, o zamanlar 21 yaşında olan Monica Lewinsky skandalı patlak verdikten sonra bile kararsızlığına rağmen Bill ile evliliğini sürdüren Hillary Clinton'ın 1975'te kendisiyle evlendikten sonra gündeme geldi. 
Clinton, evlilik dışı rızaya dayalı ilişkileri olduğunu söyleyen dört kadının yaptığı iddialar da dahil olmak üzere, kendisine yöneltilen tüm görevi kötüye kullanma iddialarını reddetmesine rağmen, suçlamalar ve skandallardan kurtulamadı.
1994 yılında Clinton, eyalet valisiyken Arkansas eyaletinde bu ilişkileri düzenlemesine yardımcı olan iki yardımcısı, onu onlarca farklı kadınla hassas pozisyonlarda gördüklerini söyledi.
Söz konusu yardımcılar, ilişkilerin çoğunun uzun vadeli, bazılarının yedi yıl kadar sürdüğünü belirtti.
Bu dönemde bu ilişkiler, Clinton'un ofisindeki bir çalışanı, Clinton tarafından bir eyalet yargıcı pozisyonuna atanan bir avukatı, önde gelen bir yargıcın karısını, bir muhabiri, Arkansas Enerji Şirketi'nin bir çalışanını ve Little Rock mağazasında bir satış görevlisini kapsadı. 
Daha sonra, 1983'te Clinton'la valiyken ilişki yaşayan Sally Perdue'nin hikayesi gündeme geldi.
Hikayesinin basında yer almasının hemen ardından, eyaletteki Demokrat Parti'yi temsil ettiğini iddia eden bir adam, sessiz kalması halinde ona ömür boyu federal bir iş teklif etti.
Ayrıca, iş birliği yapmayı reddetmesi halinde de onu fiziksel olarak zarar vermekle tehdit etti.

George H. W. Bush
1989'dan 1993'e kadar sadece bir dönem başkanlık yapan George H. Bush, 1945'ten 2018'deki ölümüne kadar Barbara ile evli kaldı ve çiftin, 73 yıllık evlilikleriyle süren bir aşk hikayesi yaşadığı söylendi.
Ancak hikâyenin acı veren bölümleri bulunuyor. Öyle ki Barbara Bush'un ve nasıl bir Amerikan hanedanı kurduğunun biyografisini yazan Susan Page, Barbara'nın 1970'lerde kocasını asistanı Jennifer Fitzgerald ile ilişkisi olmakla suçladıktan sonra intihara meylettiğini söyledi.
Tüm taraflarca yalanlanan bu olayla ilgili yıllardır söylentiler dolaşıyor.
Ancak Barbara, yazar Susan Page'e kocası Bush'a ilişkisi yüzünden ne kadar boş hissettiğini açıklarken kocasının önünde gözyaşı döktüğünü söyledi.
Başka bir biyografi yazarı olan Randy Taraborrelli'ye göre Bush'un Fitzgerald ile ilişkisi 18 yıl sürdü.

Gerald Ford
Gerald Ford, 1974'ten 1977'ye kadar başkan olarak görev yaptı ve onlarca yıl Betty Ford ile evli kaldı.
Ancak Ellen Rometsch adlı bir Doğu Alman casusuyla cinsel ilişkiye girmekle suçlanan iki başkandan biri (diğeri John F. Kennedy) olduğu iddialarıyla karşılaştı.
The Washington Post'a göre suçlamalar, eski bir Senato çalışanı olan Bobby Baker'dan geldi.
Politico'ya bir röportaj veren Baker, Rometsch'i Kennedy ile tanıştırdığını söyledi. Ayrıca, Rometsch'in kongre üyesiyken Ford ile cinsel ilişkiye girdiğini iddia etti.
New York Daily News gazetesine göre Baker, FBI'ın elinde, Gerald Ford'un daha sonra Doğu Almanya'ya sınır dışı edilen Ellen Rometsch ile seks yaptığına dair bir kaset olduğunu açıkladı. 
Ancak 'Gerald Ford Başkanlık Kütüphanesi ve Müzesi' baş arşivcisi David Horrocks, Politico'ya suçlamalara inanmanın zor olduğunu ve iddialardaki ismin tanıdığı Ford karakterinden çok uzak olduğunu söyledi.

Lyndon B. Johnson
1963'ten 1969'a kadar Beyaz Saray'da iktidarda bulunan Johnson, 1934'ten itibaren Lady Bird Johnson ile evli kaldı.
Ancak Lady Bird'in eşinin bu yanını hiç görmediğini söylediğini iddia eden Texas Monthly'e göre birkaç yıl sonra Johnson, Alice Glass adında bir kadınla ilişkiye başladı.
Ancak gazete, Lady Bird Johnson'ın kocasından daha uzun süre ayrı kaldığına dikkat çekti.
Gazeteye göre kilo vermek ve kendini güzelleştirmek için çaba sarf etti ve Johnson'ın sevdiği daha iyi kıyafetleri tercih etti.
Ancak 'Oklahoma' gazetesine göre Johnson, Beyaz Saray çalışanı Helen Gahagan Douglas ile ilişkisi de dahil olmak üzere maceralarına devam etti.
Başkan ayrıca çocuğunun babası olduğunu söyleyen başka bir kadına birkaç yıl nafaka ödedi.

John F. Kennedy
Çoğu zaman en çekici kişiliklerden biri olarak görülen ABD'nin 35. Başkanı Kennedy, 1953 yılında Jacqueline Onassis ile evlendi.
Ancak 'People' dergisine göre, 1963'teki trajik suikastından önce evlilik dışı ilişkileri olduğuna dair pek çok söylenti yayıldı.
Ölümünden sonra, üniversite öğrencilerinden Beyaz Saray çalışanlarına kadar birçok kadın, Başkan Kennedy ile bir ilişkisi olduğunu iddia etti.
John F. Kennedy'nin Beyaz Saray'daki kadın çalışanlar, arkadaşlar, muhabirler ve film yıldızlarıyla ilişkileri olduğunu ve bir grup genç kızın Kennedy'nin arzuları için Beyaz Saray'a gizlice kabul edildiğini anlatan pek çok hikâye mevcut.
First Lady Jacqueline, bu söylentilerden uzak değildi. The Atlantic gazetesinde 2012'de yayınlanan bir haber, Başkan Kennedy'nin Beyaz Saray havuzuna birlikte yüzmeye gittiği iki sekreter, Priscilla Weir ve Jill Quinn ile temas halinde olduğunu belirtti.
First Lady'nin bir Fransız muhabirle cumhurbaşkanlığı evini gezerken bir sekreterlik ofisinin önünden geçtiği ve Fransızca "Kocamla yatması gereken kız bu" dediği yaygın olarak biliniyor. 
45. doğum gününde Kennedy'nin ünlü yıldız Marilyn Monroe ile romantik bir ilişki içinde olduğu biliniyor.
Gilmore gazetesine göre doğum günü, ikisinin derin bir ilişki yaşadığına dair yaygın söylentileri ateşledi.
Ama Kennedy ve Monroe'nun ilişkisi hakkında kamuoyunda çılgın spekülasyonlar olsa da hikâye asla doğrulanmadı.
Monroe'nun biyografisini yazan Donald Spoto, Başkan Kennedy'nin Marilyn Monroe ile yalnızca dört kez görüştüğünü belirtiyor.

Dwight D. Eisenhower
1953'ten 1961'e kadar ülkeyi yöneten ABD'nin 34. Başkanı Dwight Eisenhower, 1916'dan 1969'daki ölümüne kadar Mamie ile evli kaldı.
Ancak İkinci Dünya Savaşı'nda henüz Tümgeneral iken kadın şoförü ve aynı zamanda eski bir İngiliz modeli olan Yüzbaşı Kay Summersby ile ilişkisi olduğuna dair yıllarca fısıltılar dolaştı.
The New York Times tarafından 1991'de aktarılana göre Başkan Harry S. Truman'ın, Eisenhower'ın General George Marshall'dan Summersby ile evlenebilmek amacıyla eşinden boşanmak üzere izin istediğini söylemesi üzerine iddialar tırmandı. 

Franklin D. Roosevelt
Franklin Roosevelt, 1933 Büyük Buhranı'ndan İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında 1945'teki ölümüne kadar uzanan uzun ve belirleyici bir dönemde Beyaz Saray'da iktidarda kaldı.
Ancak beşinci kuzeni Eleanor Roosevelt ile evlenen Roosevelt, evliliğinden kısa bir süre sonra, kalın sarı saçlı, uzun boylu, güzel bir genç kadın olan Lucy Mercer Rutherfurd ile bir ilişkiye başladı.
ABD Ulusal Parklar Dairesi tarafından tutulan tarihsel kayıtlara göre Lucy, 1914'te Eleanor'un sekreteriydi.
Eleanor, 1918'de kocasının eşyaları arasında Lucy Rutherfurd'dan gelen aşk mektuplarını bularak meseleyi öğrendiğinde kocasına boşanmayı teklif etti.
BBC'ye göre ancak Başkan'ın annesi, buna izin vermedi. Aynı şekilde Roosevelt, siyasi duruşunu veya kariyerini boşanarak feda etmek de istemedi. Bu yüzden Eleanor'a Lucy'i bir daha asla görmeyeceğine dair söz verdi. 
Çift, resmi nikahlarını sürdürdü. Ancak The New York Times'a göre Roosevelt'in Lucy Rutherfurd ile ilişkisinin başkanlığı sırasında da devam ettiğine dair bazı kanıtlar var.
Öyle ki Roosevelt, Lucy'i gizlice görmeye devam ederken, ilişki başladıktan yaklaşık 30 yıl sonra öldüğünde onunla birlikte olduğu söyleniyor.

Warren G. Harding
1921'den 1923'e kadar görevde kalan Warren Harding, ABD tarihinin en beceriksiz başkanlarından biriydi.
Evlilik dışı ilişkileri konusunda o kadar dikkatsizdi ki, resmi kayıtlar kalp krizinden öldüğünü göstermesine rağmen bazı taraflar, karısının onu görevdeyken zehirlediğine inanıyor.
Harding, 1927'de yayınlanan bir kitapta biri kızı Elizabeth Ann'i doğurduğu iddia edilen Nan Britton olmak üzere iki farklı kadınla uzun süreli ilişkiler yaşadı.
Uzun süredir devam eden başka bir ilişkisi de Ohio'lu bir mağaza sahibinin karısı olan Carrie Fulton Phillips ile oldu.
Harding, Cumhuriyetçi Parti tarafından başkanlığa aday gösterildiğinde Phillips, sus payı olarak kendisine ödeme yapılmazsa ilişkiyi ifşa etmekle tehdit etti.
Seçimden önce büyük bir skandal çıkmasından korkan Cumhuriyetçi Ulusal Komite, kendisine o zamanlar çok büyük bir meblağ sayılan 50 bin dolar ödeme yaptı.
Kadın, ailesiyle birlikte Japonya'ya gönderildi ve ardından kendisine aylık ödemeler yapıldı. Bu durum, onu Cumhuriyetçi Parti'den başarılı bir şekilde zorla para alan ilk kişi yapıyor.

Grover Cleveland
1884'teki başkanlık kampanyası sırasında Buffalo Evening Telegraph, Cleveland'ın Maria Halpin adlı bir pazarlamacıyla iddia edilen ilişkisi hakkında sansasyonel bir hikaye yayımladı.
Gazeteye göre Cleveland'ın kadına tecavüz etmesi üzerine Halpin hamile kaldı.
Söylentiye göre Cleveland, daha sonra bebeğini bir yetimhaneye ve Halpin'i de bir psikiyatri merkezine yerleştirdi.
Tarihçiler, bu ayrıntılar hakkında şüphe duymasına rağmen Cleveland ise daha sonra Halpin'e nafaka ödediğini itiraf etti.

James A. Garfield
Bazı yazar ve tarihçiler, kısa bir süre görevde kalan Garfield'ın 1862'de İç Savaş'ta generalken evlilik dışı bir ilişki yaşadığını iddia ediyor.

John Tyler
Washington Post'a göre, Harrison'ın ölümünden sonra yerine geçen Tyler, Virginia'daki kölelerinden birinin babası olmakla suçlandı.

William Henry Harrison
Harrison, tarihin en kısa başkanlık dönemini geçirerek, sadece 32 gün görevde kaldı.
Bazı tarihçiler Harrison'un kölelerinden biri olan Dilsia ile ilişkisi olduğuna inanıyor. 
Eski başkanın, Dilsia'dan altı çocuğu olduğu iddia edildi.

Andrew Jackson
Jackson, önceki evliliğinden yasal olarak boşanmadan önce evlendiği için, Rachel Donelson Robards ile evliliği nedeniyle eleştirildi.

Thomas Jefferson
Pek çok kişi, ABD'nin 3. Başkanı Thomas Jefferson'ı görevdeki ilk döneminde bir köle olan Sally Hemings'ten çocuk sahibi olmakla suçladı.
Hemings, Jefferson başkan yardımcısıyken eşi öldüğü sırada köleleri arasındaydı. Jefferson, Virginia'da büyük bir çiftliğe sahipti.
1998'de yapılan bir DNA testi, Hemings'in iki torununu Jefferson ile ilişkilendirdi.

George Washington
Ülkenin ilk başkanı olan Washington'un, Virginia'da ailesi için çalışan Venüs adında bir köleden çocuk sahibi olduğu iddia edildi.
The New York Times gazetesinde 1999'da yer alan habere göre Venüs'ün torunları, Washington'ın soyundan geldiklerini kanıtlamak için DNA testi yaptırmak istedi.



ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.


Trump’ın kararları Suriye’nin çehresini nasıl değiştirdi?

Geçen 10 Kasım’da Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (AFP)
Geçen 10 Kasım’da Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (AFP)
TT

Trump’ın kararları Suriye’nin çehresini nasıl değiştirdi?

Geçen 10 Kasım’da Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (AFP)
Geçen 10 Kasım’da Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (AFP)

Bölgesel ve uluslararası düzeyde son derece karmaşık bir tabloda; güvenlik dosyalarının stratejik, ekonomik başlıkların ise siyasi alanla iç içe geçtiği bir ortamda, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Ocak 2025’te Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana Suriye dosyasına yaklaşımını yeniden şekillendiriyor. Barack Obama ve Joe Biden dönemlerinde tereddütler ve çelişkili gündemlerle karakterize edilen Amerikan politikalarının ardından Washington, bugün ideolojik kaygılardan ve uzun vadeli riskli bahislerden uzak, sahada sonuç üretmeyi ve hassas dengeleri kontrol etmeyi önceleyen daha doğrudan ve “pragmatik” bir çizgiye yönelmiş durumda.

Bu yeni yaklaşım; eski rejimin çöküşü, iç meşruiyetini pekiştirmeye ve uluslararası tanınma elde etmeye çalışan yeni bir hükümetin yükselişi, DEAŞ tehdidinin sürmesi, İran nüfuzunun gerilemesi ve Suudi Arabistan, Türkiye ile Katar’ın artan bölgesel rolleri gibi Suriye sahasındaki temel değişkenlere yanıt niteliği taşıyor. Bu çerçevede Washington, Orta Doğu’da istikrarı dayatma, doğrudan askerî angajmanın maliyetini azaltma ve kalkınma ile yatırım projelerinin önünü açma esasına dayanan “Trump doktrini” ile uyumlu bir yeniden konumlanmaya gidiyor.

İdeolojiden önce çıkarlar

Abaad Eğitim ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden Firas Fahham, Trump’ın Suriye politikasının “tam anlamıyla pragmatik” olduğunu, uluslararası ve ekonomik çıkarları merkeze alarak yeni Suriye hükümetinin ideolojik arka planını ikinci plana ittiğini belirtiyor. Fahham’a göre Washington ile Şam arasındaki yeni kesişimin temel dayanağı, “İran’ın Suriye’ye yeniden nüfuz etmesinin önlenmesi” hedefi ve bu başlık mevcut ABD yönetiminin öncelikleri arasında ilk sırada yer alıyor.

Bu yaklaşımın, ABD’nin bölgedeki Arap müttefiklerinin tutumlarından ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Fahham; başta Suudi Arabistan olmak üzere Türkiye ve Katar’ın yeni Suriye hükümetine açık destek verdiğini, Trump yönetiminin de bu tutumlara “bölgesel ittifakların yeniden inşasında temel bir sütun” olarak yanıt vermeye hazır olduğunu ifade ediyor.

fgthyu
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, 24 Mayıs’ta Türkiye’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (EPA)

Önceki yönetimlerle kıyaslandığında Fahham, Obama ve Biden dönemlerinin “İran’ın bölgede elinin serbest bırakıldığı, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile kurulan yakın ittifak üzerinden azınlık nüfuzunun desteklendiği bir çizgi izlediğini; bunun da sahayı daha karmaşık hâle getirdiğini ve güvenliği sağlayabilecek merkezi bir devletin kurulma ihtimalini zayıflattığını savunuyor.

Riyad’dan Washington’a: Dönüm noktaları

Trump’ın yeni Suriye politikasındaki kritik duraklara değinen Fahham, başlangıç noktasının Haziran ayında Riyad’da yapılan görüşmeler olduğunu söylüyor. Bu temaslar sırasında ABD Başkanı Trump, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın talebiyle Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırıldığını açıklamış; bu adım Washington’dan Şam’a gönderilen ilk olumlu mesaj olarak yorumlanmıştı. Ardından Trump, Suudi Veliaht Prensi ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’yı bir araya getiren üçlü bir görüşme gerçekleştirdi. Trump’ın Şara’ya yönelik dikkat çekici övgüleri, ABD’nin siyasi açılım arzusunu açık biçimde ortaya koydu.

d
10 Kasım’da Washington’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’daki görüşmesinin ardından, Suriye liderinin destekçileri Beyaz Saray önünde toplandı (EPA)

Fahham’a göre asıl dönüm noktası ise Kasım ayında düzenlenen Washington Zirvesi oldu. Trump’ın Beyaz Saray’da Cumhurbaşkanı eş-Şara’yı kabul ettiği bu görüşme, kritik bir kırılma anı olarak değerlendiriliyor. Zirvenin ardından ABD yönetimi, Kongre üzerinde Sezar Yasası’nın iptali için baskı kurmaya başladı; eş zamanlı olarak Suriye’nin DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyona dâhil edildiği açıklandı. Bu gelişmeler, iki ülke arasındaki ilişkinin sınırlı koordinasyondan ittifaka yakın bir düzeye taşındığını gösterdi.

SDG ve Fırat’ın doğusunun geleceği

SDG dosyasına ilişkin değerlendirmesinde Fahham, Trump yönetiminin konuya tamamen pratik bir pencereden yaklaştığını; yeni Suriye hükümetiyle ilişkiler ile Türkiye’nin çıkarları arasında denge gözettiğini belirtiyor. Biden dönemine kıyasla SDG’ye verilen desteğin belirgin biçimde azaldığını ifade eden Fahham, Washington’un DEAŞ’la mücadelede Şam’ı en etkili aktör olarak görmeye başladığını söylüyor.

Bu yaklaşımın, ABD’li düşünce kuruluşlarının raporlarına dayandığını belirten Fahham, geçmişte Kürt bileşene tek taraflı yaslanmanın ve Fırat’ın doğusundaki uygulamaların mağduriyet duygusu yarattığını ve DEAŞ’ın bunu istismar ederek eleman devşirdiğini hatırlatıyor. Bu nedenle ABD yönetimi, SDG’yi tamamen terk etmek yerine, Şam’la iş birliğinin daha verimli olacağına ikna olmuş durumda. Fahham'ın Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmeye göre hedef; SDG’nin Suriye devleti içine entegre edilmesi ve güvenlik statüsünün yeniden düzenlenmesi.

İsrail’in Suriye’nin güneyindeki operasyonlarına da değinen Fahham, Washington’un Başbakan Binyamin Netanyahu’nun politikalarından “memnuniyetsizlik” duyduğunu; bu adımların bölgesel istikrarı zedelediğini ve Trump’ın kalkınma vizyonuyla çeliştiğini vurguluyor. ABD’nin, Suriye hükümetinin zayıflatılmasının İran nüfuzunun ve DEAŞ faaliyetlerinin yeniden canlanmasına yol açabileceğinden endişe ettiği belirtiliyor.

Süveyda özelinde ise ABD yönetiminin, vilayetin devlet yapısına entegre edilmesi gerektiği görüşünü benimsediği aktarılıyor. Fahham, ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “Ortadoğu’da adem-i merkeziyetçilik başarısız oldu” yönündeki sözlerini hatırlatarak, Washington’un birleşik bir Suriye’yi destekleme eğilimini vurguluyor.

Askeri kurumun bakışı

Silahlı gruplar üzerine çalışan araştırmacı Raid el-Hamed ise ABD’nin tutumuna askerî perspektiften tamamlayıcı bir okuma sunuyor. Hamed, Trump’ın ilk döneminde asker çekme ve SDG ile ortaklığı sonlandırma eğiliminde olduğunu; ancak 2019 Mart’ında Baguz’daki çatışmaların ardından üst düzey askerî komutanların DEAŞ’ın geri dönebileceği yönündeki uyarıları nedeniyle yaklaşık 2 bin ABD askerinin bölgede kaldığını hatırlatıyor. ABD-SDG ortaklığının, 2015’te Kobani savaşlarına dayandığını ve Washington’un SDG’yi kara gücü olarak kullandığını da ekliyor.

Ancak Hamed’e göre, Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ve Suriye’nin uluslararası koalisyona katılmasının ardından şekillenen yeni politika, Fırat’ın doğusunda herhangi bir bağımsız yapının tanınmamasını ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne benzer federal modellerin reddedilmesini esas alıyor. Bu yeni yaklaşımın, SDG’ye Türkiye karşısında gerçek Amerikan güvenceleri içermediğini vurgulayan Hamed, örgütün Suriye ordusu ve güvenlik kurumlarına entegrasyonu yönünde baskı bulunduğunu belirtiyor. Şam yönetiminin devlet dışı silahlı varlığı reddeden bu vizyonuna SDG’nin hâlen karşı çıktığını, Mart ayında imzalanan anlaşma için belirlenen sürenin yıl sonunda dolacağını da sözlerine ekliyor.

Genel tabloya bakıldığında, Suriye sahasının geleneksel çatışma denklemlerini aşan, çıkarlar ve karşılıklı güvenlik düzenlemeleriyle şekillenen yeni bir evreye girdiği görülüyor. Washington ve özellikle Riyad ile Ankara gibi bölgesel müttefikleri, Şam’daki yeni liderliğin istikrarı tesis edip kaos dönemini kapatabileceğine oynarken, bu sürecin başarısının önümüzdeki aylarda sahadaki sınavlara bağlı olacağı ifade ediliyor. Gözlemcilere göre, “yeni cumhuriyetin” iç uzlaşı gereklilikleri ile dış ittifakların şartlarını dengeleme kapasitesi, bu dönüşümün ABD’nin bölgedeki yıllara yayılan tereddütlerini gerçekten sona erdirip erdirmeyeceğini belirleyecek temel ölçüt olacak.


Suudi Arabistan-ABD görüşmesinde Gazze, Sudan, Yemen ve Ukrayna'daki gelişmeler ele alındı

Prens Faysal bin Ferhan dün Washington'da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Ferhan dün Washington'da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan-ABD görüşmesinde Gazze, Sudan, Yemen ve Ukrayna'daki gelişmeler ele alındı

Prens Faysal bin Ferhan dün Washington'da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Ferhan dün Washington'da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve ABD'li mevkidaşı Marco Rubio, Gazze Şeridi, Sudan, Yemen ve Rusya-Ukrayna krizindeki gelişmeleri ele alarak bu konularda ve uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması için sarf edilen çabalar hakkında görüş alışverişinde bulundular.

Washington'da ABD Dışişleri Bakanlığı merkezindedün bir araya gelen ikili, iki ülkeyi ilgilendiren bölgesel ve uluslararası konularda koordinasyon ve ortak eylemleri yoğunlaştırmanın yollarını ele aldı.

Prens Faysal bin Ferhan ve Rubio iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri ve bu ilişkileri çeşitli alanlarda geliştirme ve iyileştirme fırsatlarını gözden geçirdiler.

sdfrgt
Bakan Rubio, dün Washington'daki bakanlık merkezinde Prens Faysal bin Ferhan'ı kabul etti (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre toplantıya Suudi Arabistan'ın ABD Büyükelçisi Prenses Rima bint Bendar bin Sultan, Siyasi İşlerden Sorumlu Bakan Danışmanı Prens Musab bin Muhammed el-Ferhan ve Bakan Danışmanı Muhammed el-Yahya da katıldı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesini ele almak ve en önemli bölgesel ve uluslararası meselelerle ilgili gelişmeleri ve bunlar üzerinde sarf edilen çabaları görüşmek üzere resmi bir ziyaret için salı günü Washington'a geldi.

Ziyaret, ABD Başkanı Donald Trump'ın mayıs ayında Suudi Arabistan'a yapmayı planladığı ve ikinci dönemindeki ilk dış gezisi olan ziyaretin öncesinde gerçekleşiyor.